11 Kasım 2007 Pazar

Geri döndüler...!

Selamın aleyküm bebek ! (Doğu-batı sentezlerine doyamadım oldum olası.)
Başlıktan gördüğün üzere geri dönenleri konu edindik bu özel programda ve bende böyle bi' geri dönüş cümlesiyle seni selamlamak istedim.Rahatsız olduysan çıkıp kapıyı çalıp tekrar giriyim ? Güzel.Sevindim böyle küçük nüansları problem yapmadığın için.Akıllı birine benziyosun.Adın neydi senin ?
*
Sonbahar (Kış?) : Yağmur yağıyor,şimşek çakıyor,arap kızı ise çağımızın gereklerini yerine getirerek sniper tüfengiyle camdan süikast düzenlemek için pusuya çoktan yatmış vaziyette.Benim için iyi oldu,ben seviyorum bulutlu,hatta yağmurlu havayı.Yürüyüş yapmak daha zevkli,bulutları izlerken kahve yudumlamak daha manidar oldu benim için.
Tabi bu güzelliklerin yanı sıra bazı ufak tefek detaylarda var geri dönerek can sıkan.Misal çizme ya da bot giydikten sonra içine kotu tıkıştıranlar tekrar hortladı.Böyle kotun üzerine çizmeyi ya da botu çakan kızlara "Usta lüferin kilosunu kaçtan veriyosun?" (Allah'tan cart sarı olmuyor çizmeleri öyle olsaydı modelim yok haykırırdım bu şekil) diye seslenmemek için zor tutuyorum kendimi her seferinde.Nedir yani ? Seyis misin ? Atından yeni mi indin ?
*
İlkokul Arkadaşları : Oooo fena döndüler hemde.Kötü mü oldu ? Hayır gayet güzel oldu.Fakat tilt olduğum bi' kızın Amerika'ya gittiğini öğrendim bu görüşme vesilesiyle.Millet global yaşıyor.Amerika'nın neresinde olduğunu bilmeden bi' arkadaşa "Miami ya da Los Encılıs'a (Miami'yi aynen okunduğu gibi söylerim,öyle severim) gitti dersen içim parçalanır ama Nevada Çölünde yaşıyosa benim için problem değil" dedim...Kız hakkaten Nevada'daymış.Beklemiyodum açıkçası böyle bi' sonuç,süpriz at geldi,kuponum yandı ama umrumda olmadı,aksine rahatladım.
Bi' de insan 7'sinde neyse 70'inde odur sözünün doğruluğuna inanır gibi oldum ilk görüşmeye gelen bi' şahısın hal ve hareketlerinden yola çıkarak.Arkadaş 13 sene geçti aradan insan hala mı anten olur ? Bıraktığım yerde kalmış adam.Neyseki ekarte ettik sefili ikinci turda.Bi' diğer kuntik durumda ilkokul arkadaşlarımdan biri Edirne'de okumuş Üniversiteyi.4 sene denk gelmedik.Gün içinde hiç istemediğim bi' insanı 3 kere gördüğümü biliyorum ben o şehirde.Hakeza Bahçelievler'de sürekli iddaa oynadığım yerin karşı apartmanında oturan adamlada denk gelmedik bunca senedir ama sorsan "Dünya küçük"...Nah küçük ! Teşekkürler Feysbuk...Evet belki site sahibi katrilyonlarla danseden birisi oldu ve şu anda belkide varyemez amca misali bi' depoyu altın parayla doldurup içinde yüzüyodur hatta havaya tükürüyodur altın paraları ama olsun.Sayesinde Serap Ezgü programına katılıp bilmemkaç senedir görmediği yakını stüdyoya gelen insanların neler hissettiklerini az biraz anlama şansım oldu.
*Christian Bale : Aslında zincirleme bi' mevzu bu.Yaldır yaldır dvd izlemeye başlayınca Christian Bale'in dönüşüne tanık olmuş oldum.Christian denen herife burdan soruyorum...Senin oynadığın her film 10 numara mı olucak ? Prestij'den yediğim tokadın 5 parmak izi suratımdan yeni yeni silinirken dış kulvardan gelen 3:10 to Yuma bi' tokat daha patlattı.Açık konuşucam sana,yabancı değilsin.Dvd'yi alıp eve geldiğimde "Christian,tamam sana güveniyorum ama 2007 yılında Western mi çekilir lan...?" şüphesiyle oturdum filmin başına.Fakat olaylar bambaşka şekilde gelişti.Film bittiğinde sokaklara döküldüm,arabanın camından elimde oscar heykeliyle sarkarak Holivud sizinel gurur duyuyor diye bağırdım.
Eskilerden denk getirip bu aralar izlediğim ve beğendiğim film ise Volver oldu.Pedrocan'ın filmi.Bana bak ne diycem...Pedro Almodovar'ın tipi Uğur Yücel'in eski haline benzemiyo mu ? Utanmadan sıkılmadan şunuda belirterek bu konuyu kapatıyorum : Penelope Cruz'u ilk defa hayranlıkla izledim.Kadın bambaşka biri olmuş Volver'de.Düne kadar kapıyı çalıp "Dijitürkte film var elimi tut beraber izleyelim" dese "sapasağlam kadınsın git çalış" diyerek kafasını karıştırarak suratına kapıyı kapatıcağım biriyken bu filmle birlikte büyük takdirimi kazandı zira dağınık saç bi' kadında ancak bukadar güzel durabilirdi.Öpüyorum kendisini dudaklarından (Utanmam sıkılmam yok demiştim) ve bir Mardin türküsüyle sesleniyorum kendisine...
Başı duman pare pare...Volver dağlar volver bana....
*
Hala burda mısın ? Kapamadın yani sayfayı ? O türkü zırvasına rağmen kapamadın ? Peki o zaman hiç bişey olmamış gibi devam ediyorum.
Radiohead : Bana böyle gel ! Bana böyle albümler lazım işte ! O "Hail To The Thief" kepazeliğinden sonra bunu beklemiyodum.Fakat Thomas Edward Yorke ve dadaşları beni penaltı atıldıktan sonra ters köşeye uçan ve havadayken diğer köşeye giden topu izleyen bi' kaleciymişim gibi anlar yaşattılar bana.Bu dönüş aynı zamanda bana eski Radiohead albümlerini dinlemem gerektiğini hatırlattı.Yana döne Radiohead dinledim bir hafta boyunca.Yürüyüşlerde hipnoz olmuş şekilde bu şarkıları dinleyerek ilerledim sokaklarda,benim karışık kasetim budur gün itibariyle :
Airbag / Just / My Iron Lung / In Limbo / Climbing Up The Walls /Packt Like Sardines In a Crushed Tin Box / Everything In It's Right Place / I Might Be Wrong / Jigsaw Falling Into Place / Lucky
Yeni albüm gayet başarılı ama sadece Jigsaw Falling Into Place'i listeye dahil ettim,o başka bişey çünkü,hani kral tv vj'i bi' şarkıyı sunarken "Tarzımızı biraz değiştirip duygusallaşıyoruz" der bu şarkının videosunu sunucak olsa "Birazda ölümle dansedelim diyoruz,Radiohead gelicek Jigsaw Falling Into Place diycek...Akabinde biz burdayız ama sizi bilemem tabi sevgili izleyenler,kendinizi ilk geçen arabanın altına atmazsanız sizde burda olursunuz muhtemelen" demesi gerekirdi...Ama böyle karmaşık cümleyi ne kral tv izleyeni çözer ne de vj'i kurabilir.Bu da bi' hayal ürünü monolog olarak tozlu raflara kaldırılsın o zaman.
Ok Computer'ın ezici bi' üstünlüğü olduğunu kabul ettiğim bu listeyi musikişinas olan her gence tavsiye ediyorum.Milli eğitim bakanlığına bi' dilekçe yazdım eğer kabul ederlerse 10 temel radiohead eseri olarak ilköğretim öğrencilerinede tavsiye edilicek bu şarkıları.
*
"Selamın Aleyküm...bi' şey sorabilir miyim?" adamları : Bi' süredir karşıma çıkmıyolardı.Yanıma gelip bişey sorabilir miyim birader ? Diyolar ama para istiyceklerini bildiğimden "soramazsın" diyip aynen ilerliyorum.Bi' gün bi' tanesi bu cevabı ağır bulup sırtımdan beni bıçaklar mı o kısmı muamma ama artık neyin peşinde olduklarını bildiğimi anlar hareket yapıyorum o yüzden iyi anlaşıyoruz.Geçenlerde yine böyle biri yoluma fırlayıp "Selamın aleyküm bişey sorucaktım..." diye önüme çıkınca elimi selamlarcasına kendisine doğru kaldırıp kellemi aşağı yukarı doğru sallayarak "neyin peşinde olduğunu biliyorum be aslan parçası" bakışı atınca "tamam abi görüşürüz" dedi adam.Bak işte böyle anlayışlı ol canımı ye.Dönüp para vermedim ama en azından küfretmedim kendisine ki bu da bi' kazanç olmalı onun için.
Bi' de her dışarı çıktığımda banko adres soran birine denk geliyorum.Yanımda 2berk varsa modeli yok birileri bize adres soruyor.Tek başımaysam %79 oranıyla adres sorulan birisiyim.Ulan görüyosun işte kulağımda kulaklık var.Mühim bi' iş yapıyorum,müzik dinliyorum.Yanıma yanaşıp "Öğretmen evi nerde?" diye sormanın manası nedir ? Başka insan mı yok sokakta geldin beni buldun bre armut ?
*
Nokia 6210 : Bozdum telefonu,açılmıyor resmen.Belki bozduğum telefonda Nokia'nın N Serisi değildi.N güzeli değildi.N artistliği değildi(yeter!) ama olsun telefondu işte.Konuşuyodum,saate bakıyodum yer yer bunala bunala mesaj attığım bile oluyodu,düzeyli bi' ilişkimiz vardı en nihayetinde.
Babamın alalım istersen bi' telefon ? cümlesini duymazdan gelip çekmecemde duran yıllar öncesinden kalma 6210'a davrandım...Garipsiyorum ama öte yandan saçma sapan yersiz şeylere para harcayan biri olarak telefona para vermem ilkesine sahip biriyim ki bu da aynı anda saçmalığın son noktası,çelişkinin daniskası...Kabul ediyorum tüm suçlamaları ama ben böyleyim Markus.Beni böyle sev.Hatta ya sev ya terket.Dur la' dur ...şakaydı terk etme.Zaten istesende edemezdin ya neyse...Yaaaa gel buraya şaka diyorum.Hemen alınıyosun...Çocuktan farkın yok....Ahah vallahi şaka dur hemen bozulma öyle...Sevmesem seni böyle takılmazdım.Sevdiğim için böyle konuşuyorum.

4 yorumcu...sevsinler sizi.:

Onur dedi ki...

christian bale iyi güzel, severek izlyoruz kendisini, biz ailecek hayranıyız, her kasedini aldık var arabamızda, 3 yaşındaki çocuğumuz da pek seviyor, hemen oynamaya başlıyor onu duyunca ancak Rasıl Krow'un o resimdeki hali ne öyle? Gladiator'deki karizmayı, John Nash'deki gizemi arar olduk vallahi. "Abi resme ben de giriim mi?" adamı olmuş sanki.
Selamın aleyküm bi şey sorabilir miyim adamlarını sabırla dinleyip "onlar için üzülüyo ayagı yapıp tatlıdan uzamak" da benim pek hoşuma gidiyor, tavsiye ederim.

cornelius dedi ki...

christian bale bugün arayıp sizinkiler dizisinin sinema versiyonunu çekiyorum yavrum gel galaya dese tereddütsüz penaltı noktasını gösteren hakemden daha tereddütsüz şekilde o galaya giderim.
rasıl krov'a(isminin orjinalini yazmak yoruyor insanı) gelince bu filmde iyi.cidden iyi.bakma resimde "christian abi büyük hayranınım bi' resim çekinelim lan" pozunda yandan sırıttığına,aldanma bu sefil hallerine onun.
Bendende sana bi' tavsiye,kulağındaki kulaklığı göstererek uzaklaş.Henüz kulağımdan kulaklığı çıkarıp benle konuşmaya çalışan birine rastlamadım.Görürsem şaşırmam o ayrı.

cornelius dedi ki...

Bi' anlık hafıza cümbüşü sonucu efsane dizi lost'dan daha bi' efsane dizi olan "bizimkiler" oldu sana "sizinkiler"...Gerçi o da bi' çizgi dizi en nihayetinde ama Zeytin'i Christian Bale Limon'u Scarlett Johansson oynasa gene kurtarır yanı yok mevzunun.

justine_therese dedi ki...

şu yukarıdaki resim daha bi anlam kazandı gözümde. bu iki adamı kucaklayasım var.