9 Ocak 2012 Pazartesi

Feysbuktaki bütün beğendiğim sayfaları beğenmekten vazgeçip bir tek Tvaylayt'ı beğenseydim, yine de sever miydin beni duman gözlüm?

Selamın Aleyküm canım,

Farkındasındır, artık uzun aralıklarla buraya yazabiliyorum. Çünkü bir şeyler yazma isteğimi ve gücümü ismi lazım değil bazı markaların Feysbuk sayfalarına ve Tivitır hesaplarına yazı yazmak için harcıyorum. Çünkü bunu yaptığım için bana para veriyorlar ve çünkü ben para kazanmak zorundayım. Yoksa boku yerim. Ve bence boku yemek için henüz erken. Aslında para adı verilmiş bir kaç kağıt parçası ne kadar da mühim görüyor musun? Fakat bir şey var ki benim etim belli budum(Bu link verme işi için de 25 lira aldım) belli. Yani böyle dünya çapında işler yapmıyorum, kaldı ki bilgi ile hiç işim yok. Varsa yoksa boş beleş işler benim ürettiklerim. Sana bunları neden anlattığımı anlamamış olabilirsin. Merak etme birazdan anlayacaksın. Benim adım Deyvid Linç değil. Bir şey anlatıyorsam elbet anlaşılır bir şekilde bağlarım olayları birbirine.
Hamdolsun 58 yaşımdan gün alacak kadar bu hayatı dolu dolu yaşadım (10950 gün alacak kadar), eh bunun iyi kötü 27 senesi İstanbul'da geçti (iyi kötü), bu yıllar dahilinde de bir çok kez yolumu tinerciler kesmiştir.(Bir çok kez) Hatta geçtiğimiz aylarda yolumu dişi tinerci bile kesti bunu da bu platformdan kamuoyu ile paylaşmıştım.(Bile)
Bu açıklamaların hiçbiri kesinlik içermiyor fakat ben şimdi sana kesinlik içeren bir şey söylüyorum: Bunca yılın İstanbullusu olarak, Jimmy Wales'in benden para istediği kadar bu şehrin ne tinercisi, ne balicisi ne de sinyalcisi benden para istemedi.
İşimin büyük bir kısmı araştırma ile geçtiğinden mütevellit ekseriyetle Vikipedyaya bakıyorum. Oh diyorum ne de kolay erişiyorum bilgiye, hemen yanaklarıma pembe bir renk geliyor neşeden. Sonra karşıma yukarıdaki mesaj çıkıyor. "Hayır olsun" diyerek tıklıyorum. O da bana diyor ki "Para ver". İşte o anda bütün kanım çekiliyor. Bir anda bütün dünyam kararıyor. Beynim Jimmy Wales'in sesinin hayali ile yankılanıyor... "Tosunum bi' 20 lira ateşle de bünyemiz tazelensin"
*
Tıpkı yaşlı insanların bir yerlerden bahsederken o yerlerin bir zamanlar hep dutluk olması gibi, o aynı bir zaman diliminde Vikipedya yoktu ve ben kah Sabah kah Hürriyet gazetesinin verdiği Meydan Larus ya da Ana Britanika ansiklopedileri için kupon toplardım. Ailemde bu işlerden meshul kişi bendim. Meşakkatli bir iş olan kupon toplama sürecinin ardından kontrol aşamasında kimi zaman "Hassiktir 18 Ekimde kestiğim kupon yok burada" gibi şeyler dediğim oluyordu ve utana sıkıla babamın yanına gidiyor, durumu anlatıyordum. O da "Ya şimdi gazete son 10 kupon yerine geçen mega taşaklı kupon ya da istediğimiz gün için kullanabileceğimiz joker oğlu joker kupon vermezse?" diyerek başlıyor ve bu hatamın affedilemez olduğunu söylüyordu. Hayatın zorluklarını daha kolay öğrenmem için beni karanlık bir odaya kitliyor, gazete bahsettiğim türden bir avantaj kuponu verene kadar yemek vermiyordu. Bense hatamın farkında bir birey olarak gecelerce ağlıyordum, hatta göz pınarlarım kuruyordu ve bütün vücudum ile terliyormuş gibi ağlıyordum ama en nihayetinde ıslah olarak bu aydınlanma sürecini tamamlıyordum. "Yemin billah" diyordum aynaya bakarak, sonra diyordum ki "Billah ne demek?" Sonra da diyordum ki "Bir önemi yok billahın ne olduğunun, bir daha bir tane bile kupon sektirirsem Yıldız Tilbe'nin dirisini öpeyim."
Şimdilerde hatırlayınca dudaklarımda bir tebessümün belirdiği o anlarda bile Jimmy Wales'in para isteyerek beni gerdiği kadar gerilmedim. En sonunda ben de kendisine kişisel ricamı mektup formatında bildiğim kadar gavurcamla yazdım ve yolladım.
Orjinal metin:

Jimmy ,

I've read your personal appeal on Wikipedia. Suck me to you and your money request. You, whose money do you want from whom oh macaroni? There isn't money poney. Do not disturb me once again or I'll break your bones wherever I see you, antenna!

Metin2(45 lira verdiler, hayır diyemedim)

Jimmy Efendi,

Vikipedya'daki kişisel ricanı okudum. Sana ve senin para isteğine nalet gitsin.
(Burada bir virgül koyup, anlamayanlar için denklemi kuralım:
Lanet Olsun Fuck You
Nalet Gitsin X
----------------------------------
X=?

İçler dışlar çarpımı yaptığımızda sonuç Suck Me çıkacak, göreceksin.)

Sen kimin parasını kimden istiyorsun düdük makarnası? Para mara yok! Beni bir daha rahatsız etme yoksa gördüğüm yerde senin kemiklerini kırarım, anten!

Çözüm oldu mu? Hayır, yine para isteyecek onu da biliyorum ama en azından içim rahatladı.
*
Para konusunda canımı sıkan şeyler olduğu gibi benim mutlu eden şeyler de var bedelli askerlik gibi. "Uzun zaman oluyor" diyebileceğim bir süre kadar önce askere gittim, geldim. Bu da demektir ki 30 bin TL kardayım. Kısa dönemin karı. Belki de gitmemiş olsaydım her seferinde olmayı düşünsem de son anda vazgeçtiğim sivri burunlu ayakkabı ve uzun kaban giyen, alengirli işler çeviren o adamlardan biri olacaktım ben de para bulmak için... Niye bilmiyorum sivri burunlu ayakkabı ve uzun kaban giyen 10 kişiden 7'si alabildiğine ketenpere çeviriyormuş gibi gözüküyor gözüme. Belki de basit bir göz yanılmasıdır.
*
Hiç lafı dolandırmadan soruyorum: Garanti Bankası neden reklamlarını Nickelodeon'a hazırlatıyor? Bir grup hayvanın "Garantisiz kimse kalmasın bizce" demesinin etkili olacağına inanan uyuşturucu müptelası kim? Eğer etkili oluyorsa bütün halkımız mı uyuşturucu müptelası? Zira hangimiz borsaya para gömeceği vakit tavuktan tüyo alıyor, hangimiz yatırım yapacakken gidip eşeğe soruyor. Eşek dediğine tecavüz ediyorlar, tavuğun da bir noktaya kadar yumurtasını alıp akabinde ise kendisini yiyorlar bu ülkede. O halde neden bu delice ısrar?
*
Yine Milli Piyango bana çıkmadı. Dolayısıyla da yine yapmak istediğim bir takım sosyolojik deneyler ile vuslatım gecikti. Bana çıkaydı İstanbul'daki herhangi bir kalabalık mahalleye "Ermeni Soykırımı Gıda" adında bir market kurup her şeyi 50 kuruştan satarak olayların gelişimini, mahallelinin birbirine girmesini izleyecektim. Kısmet değilmiş. Tıpkı Hitler'e "kusursuz ırk"ı yaratmak kısmet olmadığı gibi...
Hitler neden yapmaya çalıştı bunu? Çünkü Hitler ileri görüşlü bir liderdi. Çünkü Hitler Modern Talking'i ön gördü. Ve Modern Talking'in yapacağı müzikle dans eden, 80 döneminde yapılan darbe kadar gençler üzerinde büyük travmaya neden olan Banu Alkan'ı ve dans sahnelerinde belinden ayırmadığı en az 3-4 ayı büyüklüğündeki sarı kemerini ön gördü.(Yoksa "Modernlik buysa yaşasın yobazlık" diyecek ve radikal islamcı olacak binlerce genci ve dolayısıyla radikal islamcı terör örgütlerini ön gördü...
*
Ben bu ekran görüntüsünü aldıktan sonra bu sayfa kapanmış olsa da bu 1383 kişinin varlığını reddetmemize neden olmamalı. Bir an için refleksle "Amerikalılardır" dedim ama sonra sayfa adının Türkçe olduğunu gördüm dolayısıyla bunu beğenen 1383 kişi Türk demektir. "Şu Çılgın Türkler" adlı kitaba konuk olanlar bunlar mı yoksa? Ülkede yeterince çılgın iş dönmüyormuş gibi bir de bunları görmek hançerliyor yüreğimi.
Ben bu sayfayı nereden mi biliyorum?
E dedim ya benim yeni işim bu uzun bir süredir.
*
Saygılarımla.

3 yorumcu...sevsinler sizi.:

aylin dedi ki...

Çok güzel bir siteniz var, hazırlayanların ellerine sağlık. Benim internette dolaşırken bulduğum http://www.tabloal.com diye bir site var, sizlerle paylaşmak istedim :)

neval dedi ki...

o değil de ben buna koptum ;
'Kostarika'da yaşıyorum, Şimendifer biriktiriyorum, Lahmacun ruhun gıdasıdır, Lahmacuna bayılıyorum'

minikkus dedi ki...

ya sen ne komik insansın da benim bugün haberim olmuş bundan! reklam linki verip de reklam kokmayan, kalemi güzel araştırmacı insan, mizahına saglık tatlım :)
sen hergün yaz, okuma günleri yapar ofisçe okuruz allama ;)

http://minikkus.blogspot.com