<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999</id><updated>2012-01-27T07:19:50.385+02:00</updated><category term='&quot;Somali&apos;de Kariyet.net vardı da biz mi korsan olduk?&quot;'/><category term='Last.fm&apos;in sultanı Seda Sayan'/><category term='Fak yu 2009'/><category term='Dudu dudu ceketi kuzu kuzu pantalonu'/><category term='Çayniiz Fuud Steps'/><category term='El sallayan süper kahraman'/><category term='metrobüs bir özgecandır'/><category term='fuuliş kazanova'/><category term='hekır başbakan'/><category term='Yu Vil Nevır Tolk Elon'/><category term='Tepki huyu'/><category term='Sus Büyükşehir sus beni de ağlatıcaksın'/><category term='&quot;Yemekteyiz&quot; ölmedi ruhumuzda yaşıyor'/><category term='Hey...? Kel...? Traş... ?'/><category term='Nuh&apos;un spesyali'/><category term='Babası kaplumbağa terbiyecisi olan çocuğun dramı'/><category term='100 Büyük Türk Sürrealisti #12 : Ankaralı Turgut'/><category term='Madalyonun umut veren yüzü'/><category term='Tokat gibi gerçekler'/><category term='Kaptan mağara adamı ölmedi kafamda saç şeklinde yaşıyor'/><category term='lebi tobu 512 ram sahibiyim'/><category term='Rebeka Hol&apos;un yamuk dişine kurban'/><category term='Geçmize Nazi İsraile Farazi derim'/><category term='hendsfrii end maynd firik'/><category term='Yaş 25 yolun çeyreği çünkü ben Japonum'/><category term='Ih Libe Fusbalşipilen'/><category term='gelin hanım amuda kalksın sizde ayaklarına sarılıp gülümseyin çekiyorum'/><category term='kıyafetlerin kifayetsizliği'/><category term='Anti-Sosyal Sorumluluk'/><category term='Kozmo-tik'/><category term='sana Oviedo yolları bana kurşunlar'/><category term='Ben başlığı zor buluyorum sen benden etiket bekliyosun...'/><category term='There should be no (Wither)spoon'/><category term='Kredi Krugır : Bankalar Caddesi kabusu'/><category term='Yok artık Lebron Unakıtan'/><category term='İddaa Günlükleri'/><category term='sivit iskele alabanda'/><category term='100 Büyük Kademsiz Pezevenk #01 : Kevin Kostnır'/><category term='çarşambayı değil perşembeyi sel alsın'/><category term='testere testere destaney tuzağına maskene kurbanoy'/><category term='kestane versus pırlanta'/><category term='Kan ve gül-gül ve diken-mak3 ve ben'/><category term='Adında &quot;Ak&quot; geçen neyin hayrını gördük ki ?'/><category term='Peki Godzilli adında dansöz bi&apos; dinazor konulu film fikri nasıl ?'/><category term='Omen : Asgari Ücret'/><category term='&quot;oldboy&quot; sadece bir filmdi'/><category term='Şuur Fuhuşu strakys bek'/><category term='T-String'/><category term='100 Büyük Türk Tekerleme İsimli İnsanı #11 : Alinur Velidedeoğlu'/><category term='Peder yetiş...Diablo3 geliyor'/><category term='&quot;Karşıma bir daha çıkma sakın bence bu asrın hatası olur&quot;'/><category term='&quot;Özür diliyceksin Der Şipigel&quot; - Reha Muhtar'/><category term='Oy-nak'/><category term='Danny Boyle bizi de diskoya götür.'/><category term='Sinem A.(114) &apos;nın bize yaşattığı güzel anlar (Tövbeee)'/><category term='Kahrol esra al sana bombe'/><category term='Fifti Sent&apos;in cebindeki en küçük banknotun 100 $ olması nasıl bi&apos; ironidir?'/><category term='Neo-Metri ?'/><category term='O kadar zengin biriyim ki dubai&apos;de ıssız adam bile var'/><category term='Orman Çiftliği Çeynsav Mesakr'/><category term='Tilki tilki iQ&apos;un kaç ?'/><category term='Alman Patron / Alman Patron / Kuyruğun nerede ?'/><category term='100 Büyük Türk Medyumu #22 : Kamer Genç'/><category term='Çinli&apos;nin yaptığı herşey 1 milyonda yemeği niye 10 milyon ?'/><category term='Bana dünyadaki tüm vupırları getirin'/><category term='Engelleri Kaldırmak'/><category term='mani mani mani mast bi fani'/><category term='100 Büyük Türk İcadı #33 : Gidiş Yolundan Puan Vermek'/><category term='100 Büyük Zenci Pipisi #42 : Barak Obama'/><category term='Obamasyon'/><category term='Tivıtney Spiırs'/><category term='EtiCad bir çizim programı mı?'/><category term='100 Büyük Türk Gizemlisi #54 : Altın Çantalı Adam'/><category term='monopoli&apos;den değil monogami&apos;den yanayım'/><category term='kalplere vur bir zımba rumbada rumba rumba'/><category term='templeyt harekatı 6 : çöl kaplanı'/><category term='100 Büyük Türk Popstarı # 72 : Serdar Ortaç'/><category term='yul bin hit bek bay sumuut abazan'/><category term='Rap&apos;le saadet olmaz'/><category term='Reha Muhtar Bahçelievler Şampiyon'/><category term='telef-ol'/><category term='bokum espriler'/><category term='Absolut Pırasa'/><title type='text'>Hayat boş... eğlen, coş...</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>407</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-437945250975131805</id><published>2012-01-09T23:25:00.007+02:00</published><updated>2012-01-10T01:06:32.480+02:00</updated><title type='text'>Feysbuktaki bütün beğendiğim sayfaları beğenmekten vazgeçip bir tek Tvaylayt'ı beğenseydim, yine de sever miydin beni duman gözlüm?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="text-align: left; "&gt;Selamın Aleyküm canım,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Farkındasındır, artık uzun aralıklarla buraya yazabiliyorum. Çünkü bir şeyler yazma isteğimi ve gücümü ismi lazım değil bazı markaların Feysbuk sayfalarına ve Tivitır hesaplarına yazı yazmak için harcıyorum. Çünkü bunu yaptığım için bana para veriyorlar ve çünkü ben para kazanmak zorundayım. Yoksa boku yerim. Ve bence boku yemek için henüz erken. Aslında para adı verilmiş bir kaç kağıt parçası ne kadar da mühim görüyor musun? Fakat bir şey var ki benim &lt;a href="http://www.reklamazzi.com/m/200/126206.jpg"&gt;eti&lt;/a&gt;m belli &lt;a href="http://www.hispanicallyspeakingnews.com/uploads/images/article-images/Budlight.jpg"&gt;bud&lt;/a&gt;um(Bu link verme işi için de 25 lira aldım) belli. Yani böyle dünya çapında işler yapmıyorum, kaldı ki bilgi ile hiç işim yok. Varsa yoksa boş beleş işler benim ürettiklerim. Sana bunları neden anlattığımı anlamamış olabilirsin. Merak etme birazdan anlayacaksın. Benim adım Deyvid Linç değil. Bir şey anlatıyorsam elbet anlaşılır bir şekilde bağlarım olayları birbirine.  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hamdolsun 58 yaşımdan gün alacak kadar bu hayatı dolu dolu yaşadım (10950 gün alacak kadar), eh bunun iyi kötü 27 senesi İstanbul'da geçti (iyi kötü), bu yıllar dahilinde de bir çok kez yolumu tinerciler kesmiştir.(Bir çok kez) Hatta geçtiğimiz aylarda yolumu dişi tinerci bile kesti bunu da bu platformdan kamuoyu ile paylaşmıştım.(Bile)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu açıklamaların hiçbiri kesinlik içermiyor fakat ben şimdi sana kesinlik içeren bir şey söylüyorum: Bunca yılın İstanbullusu olarak, Jimmy Wales'in benden para istediği kadar bu şehrin ne tinercisi, ne balicisi ne de sinyalcisi benden para istemedi. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-8Wqvb_as6m4/Tu-rpnkFZeI/AAAAAAAAC8s/le0GaEknct4/s1600/vikipedi%25C4%25B1-1024x336.jpg" style="text-align: left; " onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-8Wqvb_as6m4/Tu-rpnkFZeI/AAAAAAAAC8s/le0GaEknct4/s400/vikipedi%25C4%25B1-1024x336.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5687953585875543522" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 131px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşimin büyük bir kısmı araştırma ile geçtiğinden mütevellit ekseriyetle Vikipedyaya bakıyorum. Oh diyorum ne de kolay erişiyorum bilgiye, hemen yanaklarıma pembe bir renk geliyor neşeden. Sonra karşıma yukarıdaki mesaj çıkıyor. "Hayır olsun" diyerek tıklıyorum. O da bana diyor ki "Para ver". İşte o anda bütün kanım çekiliyor. Bir anda bütün dünyam kararıyor. Beynim Jimmy Wales'in sesinin hayali ile yankılanıyor... "Tosunum bi' 20 lira ateşle de bünyemiz tazelensin" &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tıpkı yaşlı insanların bir yerlerden bahsederken o yerlerin bir zamanlar hep dutluk olması gibi, o aynı bir zaman diliminde Vikipedya yoktu ve ben kah Sabah kah Hürriyet gazetesinin verdiği Meydan Larus ya da Ana Britanika ansiklopedileri için kupon toplardım. Ailemde bu işlerden meshul kişi bendim. Meşakkatli bir iş olan kupon toplama sürecinin ardından kontrol aşamasında kimi zaman "Hassiktir 18 Ekimde kestiğim kupon yok burada" gibi şeyler dediğim oluyordu ve utana sıkıla babamın yanına gidiyor, durumu anlatıyordum. O da "Ya şimdi gazete son 10 kupon yerine geçen mega taşaklı kupon ya da istediğimiz gün için kullanabileceğimiz joker oğlu joker kupon vermezse?" diyerek başlıyor ve bu hatamın affedilemez olduğunu söylüyordu. Hayatın zorluklarını daha kolay öğrenmem için beni karanlık bir odaya kitliyor, gazete bahsettiğim türden bir avantaj kuponu verene kadar yemek vermiyordu. Bense hatamın farkında bir birey olarak gecelerce ağlıyordum, hatta göz pınarlarım kuruyordu ve bütün vücudum ile terliyormuş gibi ağlıyordum ama en nihayetinde ıslah olarak bu aydınlanma sürecini tamamlıyordum. "Yemin billah" diyordum aynaya bakarak, sonra diyordum ki "Billah ne demek?" Sonra da diyordum ki "Bir önemi yok billahın ne olduğunun, bir daha bir tane bile kupon sektirirsem Yıldız Tilbe'nin dirisini öpeyim."&lt;br /&gt;Şimdilerde hatırlayınca dudaklarımda bir tebessümün belirdiği o anlarda bile Jimmy Wales'in para isteyerek beni gerdiği kadar gerilmedim. En sonunda ben de kendisine kişisel ricamı mektup formatında bildiğim kadar gavurcamla yazdım ve yolladım. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Orjinal metin:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;Jimmy ,&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;I've read your personal appeal on Wikipedia. Suck me to you and your money request. You, whose money do you want from whom oh macaroni? There isn't money poney. Do not disturb me once again or I'll break your bones wherever I see you, antenna! &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://www.metin2.org/"&gt;Metin2&lt;/a&gt;(45 lira verdiler, hayır diyemedim)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;Jimmy Efendi,&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;Vikipedya'daki kişisel ricanı okudum. Sana ve senin para isteğine nalet gitsin.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(Burada bir virgül koyup, anlamayanlar için denklemi kuralım:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Lanet Olsun &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;Fuck You&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Nalet Gitsin &lt;span class="Apple-tab-span" style="white-space:pre"&gt;   &lt;/span&gt;      X &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;----------------------------------&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;X=? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İçler dışlar çarpımı yaptığımızda sonuç Suck Me çıkacak, göreceksin.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;Sen kimin parasını kimden istiyorsun düdük makarnası? Para mara yok! Beni bir daha rahatsız etme yoksa gördüğüm yerde senin kemiklerini kırarım, anten!&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çözüm oldu mu? Hayır, yine para isteyecek onu da biliyorum ama en azından içim rahatladı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;* &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Para konusunda canımı sıkan şeyler olduğu gibi benim mutlu eden şeyler de var bedelli askerlik gibi. "Uzun zaman oluyor" diyebileceğim bir süre kadar önce askere gittim, geldim. Bu da demektir ki 30 bin TL kardayım. Kısa dönemin karı. Belki de gitmemiş olsaydım her seferinde olmayı düşünsem de son anda vazgeçtiğim sivri burunlu ayakkabı ve uzun kaban giyen, alengirli işler çeviren o adamlardan biri olacaktım ben de para bulmak için... Niye bilmiyorum sivri burunlu ayakkabı ve uzun kaban giyen 10 kişiden 7'si alabildiğine ketenpere çeviriyormuş gibi gözüküyor gözüme. Belki de basit bir göz yanılmasıdır. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-cyxIs8Esc_0/TwtT2lSC3_I/AAAAAAAAC9E/2Yfq2R0lJng/s400/57302npadvhover.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5695738350925963250" style="color: rgb(0, 0, 238); text-decoration: underline; display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 299px; " /&gt;Hiç lafı dolandırmadan soruyorum: Garanti Bankası neden reklamlarını &lt;a href="http://www.sweetslyrics.com/images/img_gal/10191_nickelodeon+.png"&gt;Nickelodeon&lt;/a&gt;'a hazırlatıyor? Bir grup hayvanın "Garantisiz kimse kalmasın bizce" demesinin etkili olacağına inanan uyuşturucu müptelası kim? Eğer etkili oluyorsa bütün halkımız mı uyuşturucu müptelası? Zira hangimiz borsaya para gömeceği vakit tavuktan tüyo alıyor, hangimiz yatırım yapacakken gidip eşeğe soruyor. Eşek dediğine tecavüz ediyorlar, tavuğun da bir noktaya kadar yumurtasını alıp akabinde ise kendisini yiyorlar bu ülkede. O halde neden bu delice ısrar?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yine Milli Piyango bana çıkmadı. Dolayısıyla da yine yapmak istediğim bir takım sosyolojik deneyler ile vuslatım gecikti. Bana çıkaydı İstanbul'daki herhangi bir kalabalık mahalleye "Ermeni Soykırımı Gıda" adında bir market kurup her şeyi 50 kuruştan satarak olayların gelişimini, mahallelinin birbirine girmesini izleyecektim. Kısmet değilmiş. Tıpkı Hitler'e "kusursuz ırk"ı yaratmak kısmet olmadığı gibi... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hitler neden yapmaya çalıştı bunu? Çünkü Hitler ileri görüşlü bir liderdi. Çünkü Hitler Modern Talking'i ön gördü. Ve Modern Talking'in yapacağı müzikle dans eden, 80 döneminde yapılan darbe kadar gençler üzerinde büyük travmaya neden olan Banu Alkan'ı ve dans sahnelerinde belinden ayırmadığı en az 3-4 ayı büyüklüğündeki sarı kemerini ön gördü.(Yoksa  "Modernlik buysa yaşasın yobazlık" diyecek ve radikal islamcı olacak binlerce genci ve dolayısıyla radikal islamcı terör örgütlerini ön gördü...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-rRkOb2QdG9I/TwtVugFA1bI/AAAAAAAAC9Q/UiLYLzozSD8/s400/2.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5695740411113428402" style="color: rgb(0, 0, 238); text-decoration: underline; display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px; " /&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben bu ekran görüntüsünü aldıktan sonra bu sayfa kapanmış olsa da bu 1383 kişinin varlığını reddetmemize neden olmamalı. Bir an için refleksle "Amerikalılardır" dedim ama sonra sayfa adının Türkçe olduğunu gördüm dolayısıyla bunu beğenen 1383 kişi Türk demektir. "Şu Çılgın Türkler" adlı kitaba konuk olanlar bunlar mı yoksa?  Ülkede yeterince çılgın iş dönmüyormuş gibi bir de bunları görmek hançerliyor yüreğimi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-zImxq726Srw/TwtXa8_oasI/AAAAAAAAC9c/qE_4SRv-DbA/s1600/kimbu1383ki%25C5%259Fi.JPG" style="text-align: left; "&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-zImxq726Srw/TwtXa8_oasI/AAAAAAAAC9c/qE_4SRv-DbA/s400/kimbu1383ki%25C5%259Fi.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5695742274301356738" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 234px; " /&gt;&lt;/a&gt;Ben bu sayfayı nereden mi biliyorum? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;E dedim ya benim yeni işim bu uzun bir süredir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Saygılarımla.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-437945250975131805?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/437945250975131805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=437945250975131805&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/437945250975131805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/437945250975131805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2012/01/feysbuktaki-butun-begendigim-sayfalar.html' title='Feysbuktaki bütün beğendiğim sayfaları beğenmekten vazgeçip bir tek Tvaylayt&apos;ı beğenseydim, yine de sever miydin beni duman gözlüm?'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-8Wqvb_as6m4/Tu-rpnkFZeI/AAAAAAAAC8s/le0GaEknct4/s72-c/vikipedi%25C4%25B1-1024x336.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-5385831222822772980</id><published>2011-10-28T17:33:00.001+03:00</published><updated>2011-10-28T17:35:41.566+03:00</updated><title type='text'>Tansu Çiller ve He-Man'in aynı saç modeline sahip olduğunu fark etmemdir aylardır sessiz kalmama sebep.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Q3IDvrXWsYY/TqpcwKDo0iI/AAAAAAAAC8U/Qthy2Stmx38/s1600/tansu_%25C3%25A7iller.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 159px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-Q3IDvrXWsYY/TqpcwKDo0iI/AAAAAAAAC8U/Qthy2Stmx38/s400/tansu_%25C3%25A7iller.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5668445063402279458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bundan daha kötü bir şey varsa o da&lt;a href="http://images.habervitrini.com/haber_resim/ismail_turut_sahnede.jpg"&gt; İsmail Türüt'ün şu anda bir yerlerde, 3 belki de 4 litre terlemiş olması.&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hayat gün geçtikçe... Ne günü ulan git gide çetinleşiyor. Öyle zamanlar yaşıyoruz ki az önce yazdığım git gide kelimesi bitişik mi yazılır ayrı mı oturup ona bakacak bile vaktim yok.("Git Gide, &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Andre_Gide"&gt;Andre Gide&lt;/a&gt;'in dayıoğluymuş" desem ve akabinde de aynı cümleyi yüksek sesle kendi kendime tekrar söylesem ve sonrasında da gülerek "Çok iyi yaaa" desem... Hayır dostum hayır, korkma. Bunu sadece aynı anda hem gerizekalı hem de yavşak olanlar yapar.)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Haliyle bu çetin mücadele içerisinde kaçamaklara, molalara (Mola-Molla benzerliği üzerinden kelime oyunlu şaka yapanın da Allah bin türlü belasını versin(Çok net)) ve hatta sığınacak limanlara (Bu son 2 kelimeyi bilerek kullandım kendimi bir Soner Arıca şarkısı söylüyor gibi hissetmek için) ihtiyaç duyuyor insan. Çok afbuyur kapitalizmin bize "Aynı çölden geçmişiz biz, aynı kutup ayısı ile seks yapmışız biz" türküsünü söylettiği şu günlerde ben de böyle bir mola aldım, sığınacak bir liman olarak hanımımla birlikte bir tatil kaçamağı yaptım yaklaşık 133 gün önce. (Tatile çıkalı aylar oluyor, 15 günler oluyor ama ben yine de gözlemlerimi paylaşmak istiyorum adeta bok varmışçasına. Aslında bu biraz da Magazin programlarının "Şimdi de sizi cıvıl cıvıl Ege sahillerine götürüyoruz" dedikten sonra bikinili kızların görüntülerini yayınlamasına benziyor. Ben de birazdan seni geçtiğimiz aylarda cıvıl cıvıl olan sahillere götürücem.(Yeri gelmişken magazincilere de şu soruyu soralım: Be götelekler, nereye götürüyorsun? Ben hala televizyon başındayım.))&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;* &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gittiğimiz yer cennet vatanımızın serhat şehirlerinden Marmaris’ti. ((Su serhatı) TDK ----- Serhat: is. Sınır “Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.” – Mehmet Akif Ersoy [İstiklal Marşı])&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Günün 28. Ve 29. Işıklarında Marmaris’e ulaşmış ve dahası bizi kalacağımız otele götüreceğine inandığımız minibüste yerimizi almıştık. Ben kulağımda mepeüç çalarımdan, Aydın Karamalkoçlar ya da halk arasında bilinen ismi ile "Kuşum Aydın"’ın internette seks kasedi olarak lanse edilen videosunun yalnızca seslerinin yer aldığı mepeüçü dinliyor, ilk gördüğüm bakkalın gazete standında yer alan Sabah gazetesinin arasından sinsice, adeta bir puşt misali çekip çaldığım “Emine S. Beder’den Ramazan’a özel tatlı tarifleri” adlı ücretsiz eki soluk soluğa okuyordum. Eğer bir gerizekalı olsaydım... Bakın burası çok önemli: Eğer bir gerizekalı olsaydım, “Bu Ramazan denen adam Emine’yi oldukça etkilemiş olmalı... Emine O’na özel tatlı tarifleri hazırlamış” gibi cümleler geçirirdim aklımın derinliklerinden ve belki de sanki bir kızım varmış ve onu dövmemişim gibi dizimi tokatlardım gülerken ama dediğim gibi: Ben gerizekalı değildim.(Hatırlarsan yavşak da değildim. Yavşak ve gerizekalı değilim. Peki ben neyim? Bunu yazının ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz. Sanma ki kendime toz kondurmayan biriyim. Bilakis doğruları savunmak adına kendime mal, spastik, anten gibi sıfatları kullandığım bir çok an oldu geçmişte. Gelecekte de olacak.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ramazan-ı Şerif ayında olduğumuzdan dolayı Marmaris’te yerli turistin azınlıkta olduğunu tahmin ediyorduk. Minibüste de bir İngiliz, bir Fransız, bir Alman ve bir de biz vardık. Her an başımızdan komik bir olay geçebilirdi. Paniğe kapıldım ve bir anlığına da olsa tereddüt yaşadım. Nüfüs(bu kelime bu haliyle daha sevimli) kağıdımı çıkarttım ve adımın Temel olup olmadığını kontrol ettim. Yetmedi. Hanımımın nüfus kağıdına baktım ve adının Fadime olmadığından bir kez daha emin oldum ve içime bir nebze su Serpil Çakmaklı.(Allah’ın kahrettiği anlara hoşgeldin)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dediğim gibi yerli turist pek yoktu mamafih yabancı turistler ucuz tatil bulunca süreyi uzattıkları için yerli turistlerin yerini alacak kadar bizden olmuşlardı. Bizim çocuklarımızdı onlar, bizim evlatlarımızdı. &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/_np/5259/8645259.jpg"&gt;Mehmet Aurelio&lt;/a&gt; gibi bişeylerdi. Minibüsteki İngilizin pencerenin dışında olan kolunun el kısmının ucunda yer alan sigarasının dumanı etrafa usulca salınırken, diğer elindeki Saray adlı bisküvi markasının &lt;a href="http://galeri.uludagsozluk.com/29/%C3%A7ikilop_41740.jpg"&gt;Çikilop&lt;/a&gt; isimli ürünü bu bizden olma durumunu kanıtlar nitelikteydi.(TDK ------- Çikilop: sft. Jölemsi bir titrekliğe sahip olma durumu ‘’İçeri giren Necip Efendi’nin göbeği çikiloptan halliceydi” – Orhan Pamuk [Cevdet Bey Ve Oğulları]) Bu manzara karşısında Tanrılar çıldırmış olmalı diye düşünmek üzereydim ki bir anda gözüm Çikilop’unu yiyip bitiren İngiliz’in çantasından çıkardığı ve şimdilik adını vermek istemediğim mısır cipsine takıldı. Üzerinde nal kadar “Trans Yağ İçermez” yazıyordu. "Bu da nesiydi Allah aşkına?" ve hatta akabinde her ortamda tezahürat yapan adam gazı ile "Mençıstır'ın piçleri dönsün şaşkına!" diyeceğim yerde ben piç gibi şaşkına dönmüştüm.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hadi adını vermek istemiyorum dedim ama tutamıyorum zamanı o cips şimdilerin Tombi’si. Hani şu bizim veletken yediğimiz. Yılların tombisi şimdi diyor ki Trans Yağ içermem. Bre totoş sen de trans yağ içermezsen,&lt;span&gt; kim içerecek? Pringles dese ki Trans yağ içermem anlarım kutusu 5 lira, belki de 10 lira olmuştur ne bileyim ben fakir adamım bilmem Pringles kaç para ama s&lt;/span&gt;en Tombisin. Biz birbirimizi yıllardır biliriz. Doymamış yağ da içersen, hatta domuz yağı da içersen seni alıp çatır çutur yiyecek, ağzının 3 gün üst üste giyilmiş çorap gibi kokmasını kabul edecek, hatta ve hatta yağlı eliyle kafasını kaşıyıp bitlenecek kadar gözü kara olan bir dünya Tombi fanatiği varken bu şovlar kime bre deyyus eks maşina?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu trans yağ mevzusu yeterince canımı sıkmamış gibi bir de mepeüç çalarımın şarjı bitti ve minibüste çalan şarkıya kulak misafiri oldum. Şarkıyı en baştan yakalasam "Açmayın Nineler!" diye bağırarak vatandaşlık görevimi de yerine getirmesini bilirdim ama artık çok geçti. Söyleyen Süperstar Ajda Pekkan'dı ve diyordu ki : “Senin yerinde olsam, ufak ufak uzarım durmam, pılımı pırtımı toplar, basar giderim”&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben diyeyim 65 sen de 66 yaşından gün alan birisi için oldukça cesur bir açıklamaydı bu. Yaş 70’ti ama atar bitmemişti. Durumun ciddiyetini halen kavrayamayanlar için daha net konuşayım: Ben bu satırları yazdığım sırada eceli ile, uykusunda FELAN ölmüş olabilecek birinden bahsediyoruz. Dünya gözüyle görüp görebileceği son manitaya böylesine bir atar yaparak benim gözümde “Risk nedir?” sorusuna karşılık boş kağıda Risk budur yazan ve sonra 100 alan o hayal mahsulü itoğlu it çocuktan bile daha cesurca bir harekete imza attı Pekkan kızı. Evet, rasyonel değil, ben de biliyorum. Yani adama dediği o “Senin yerinde olsam” falan hikayesi gülünç. Sen düşün ki 66 yaşındasın. Yerinde olacağın adam da yekten 71 yaşında olsa... Pıl pırt dediğin kefen mi tabut mu be Pekkan'ım? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hayır, kırıcı konuşmak istemiyorum ama beni buna mecbur bırakıyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Marmaris tatilini anlatmaya devam ederim, onu bana unutturma ama başka bir şey var sana söylemek istediğim. Kendi kendine sorular soran biri olarak kendime cevap veremediğim 3 soru kalmıştı. Ancak şimdi 2 soru var. Ve bu mutluluğumu paylaşmak istedim ki benim gibi dara düşenler olduysa bu konuda onlar da mutlu olsun. Soru şuydu: “Cennete mi gideceğim cehenneme mi?” (Hala cevap aradığım diğer 2 soru: 1) İnsan çocuğunun adını neden Satılmış koyar? 2) İnsan kakasını yaptıktan sonra neden gülümser?(Tek gülümseyen ben miyim? Hiç sanmıyorum))&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Büyük konuşmak da istemiyorum ama bir terslik olmazsa cennete giderim gibi gelmeye başladı bana çünkü olur olmaz herkeste dövme var. Böyle giderse de tüm abdestler geçersiz olduğundan cennet boş kalacağı için sırf dövmesizim diye cennete gitme ihtimalim olduğunu düşünüyorum. Evli ve 2 çocuk babası öğretmen Hilmi Bey sol koluna Kemal Atatürk imzası dövmesi yaptırıyor, Mimar Sinan Güzel Sanatlardaki Damla isimli genç kız koluna yıldız dövmesi yaptırıyor, manken İlayda Sinebeş ise sırtına latince “Sonsuz Olmak İçin Yaşa”&lt;span&gt;  &lt;/span&gt;anlamına gelen “Lavionne Freskento Pan Dulcinea” yazdırıyor, özel bir şirkette satış temsilcisi olarak çalışan Murat ise ensesine tribal desenli dövme yaptırıyor. Zaten gavurların alayı dövmeli... Neticede herkes dövme yaptırıyor ya da hali hazırda dövme sahibi. Ben ise yaptırmadığım gibi yaptırmaya niyetim de yok ve Vahşi Suudi Arabistan’da ne derler bilirsin: “Önemli olan niyet”.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(-Büyük Rusça Sözlük---- Niyet: Na – ‘’Doj dereveja niyet!” Fyodor Mihailovich Dostoyevksy [Svanet &amp;amp; Puhizev]) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;* &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;En son tatil diyordum oradan devam edeyim. Kaldığımız otelde gavur bolluğu yaşandığından kelli odadaki televizyondaki kanalların yarısı yabancı kanaldı. Bir gün oturdum Tv’ye bakıyorum. Bir kanalda Mehmet Öz’ü gördüm. Mehmet Öz “Yağ oranınızı arttıracak gıdalardan kaçının” diyor... Amerikalılar triplerde, Amerikalılar üzgün. Mehmet Öz “Her gün bir avuç fındık ceviz yemek şart” diyor... Amerikalılar “O ne la?” der gibi bakıyorlar. Neticede Mehmet Öz, hayat kurtaran tavsiyeler veren adam olarak Amerikalıların ilah doktoru oluyor. Hiç Amerika’ya gitmemiş olmasına karşın, kahvede batak oynarken “Amerikalılar aptal millet Yıldıray Abi” diyen ve okeye dönen Cezmi'ye hak vermemek elde değil. Yağ yemeyin, fındık yiyin FELAN bunları ben de biliyorum gel gelelim adam Türkiye'de herkesin bildiği fakat uygulamadığı şeylerle New York'un Soho mahallesinde muhtar olabilecek fiyakayı yakalamış durumda.&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-PRnHKyOIdXA/TjmmLy7pqZI/AAAAAAAAC8E/0IGQ5CVRlCk/s400/MarankiVersusDakt%25C4%25B1rOz.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636719130211625362" style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 400px; height: 228px; " /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; Diğer kanalı açtım. Prof. Dr. Ahmet Maranki çıktı karşıma. Maranki "yarasa kanadını düdüklü tencerede pişirip suyunu için, kolon kanserine birebir" gibi formüller veren bir arkadaşımız. Stüdyodakiler ise sakin. Adaletin batsın dünya kere diyebildim sadece. Her şey mi imajla ilgili arkadaş bu hayatta? Ahmet Maranki nasıl sessiz kalıyor bu çifte standart durum karşısında ve nasıl oluyor da "witch doctor" kariyerine son vermiyor akıl almaz bir durum bu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kariyer demişken bir diğer konu da benim kariyerim tabi. Sürekli yeni atılımlar, yeni girişimcilik örnekleri sergilediğim kariyerimde yeni hedefim Antikacı olmak. Az iş, çok para... Tam istediğim gibi. "Efendim bu sehpa 1800'lü yıllarda üretildi. Abdülhak Şinas Efendi'nin sehpanın üzerine ısırdığı böreği koyduğu bilinir." gibi bir açıklama yaparak o sehpadan 4 bin lira kazanmayı kim istemez? Şahsen ben isterim. Bu yüzden de antikacı olabilir miyim diye düşünmeye başladım fakat tek bir noktada tıkanıyorum dostlar. Antikacılar malları nereden buluyor? Semtlerindeki yaşlı insanların birebir kaydı mı var bunlarda? Sürekli evlerine ziyaret edip ölümlerini mi kolluyorlar? Antika simsarları sayesinde yakınlarda ölen yaşlıların tiyolarını alıp eve koşup talan mı ediyorlar ucuza kapatarak. Şu yeni mal bulma işini çözdüğüm anda ben de antikacıyım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şekilcilik, imaj ile ilgili bir şeylerden bahsetmişken aslında bahsetmek istediğim bir de şöyle bir olay var başımdan geçen: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Öğlen aralarında sıklıkla gittiğim bir esnaf lokantası var. Lezzetli ve ucuz yemeği kötü servisle buluşturan cinsten, en sevdiğimden. İlk günler her şey güzeldi fakat ilerleyen günlerde buraya gelen bir tayfa ile karşılaştım ki akıllara çılgınlık verecek cinsten. Büyük yazayım da durumun vahametini daha iyi kavra: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;ESNAF LOKANTASINDA FRANSIZCA KONUŞAN GENÇLER.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Düşün ki yan masada oturanlardan biri "Je Suis Nohut, " diyor. Öbürü de ona "Je Ne Veux Pas Travailler" diyerek cevap veriyor.  Bu esnada da biri çalakaşık Nohut yerken diğeri salatanın suyuna ekmek banıyor. Haliyle esnaf lokantasının sahibi de olaylardan etkilenmiş. Bir kaç gün sonrasında gittiğimde ve "Abi neyin var ne yiyelim bugün?" dediğimde bana mantarlı spagettiyi göstererek "Fettuçinim var çok güzel" dedi. "Abi ben o zaman kadınbudu köfte, az da makarna alayım" dedim. Ne diye servis etse beğenirsin? "Buyrun efendim bu kadınbudu köfteniz, bu da az Fetuçini". Ulan Fetuçini'nin azı mı olur? Sen hiç hayatında "Az profitrol" ya da "Az kaz ciğeri" diye bişey duydun mu? Fetuçini Fetuçinidir. Hadi özendin tamam bari az verme, de ki "Fetuçiniyi az vermiyoruz tam verebiliyoruz siz de amma cahilmişsiniz be". Dönüş yolunda şu kestirmeyi kullanalım dedim iş arkadaşlarıma ve dar bir sokağa girdik. Karşılaştığım sokak adı tabelası ile birlikte kafamda tüm parçalar yerine oturdu. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-WpgVlxIuX1M/TqpqKKIXTlI/AAAAAAAAC8g/7MJcIayL0kw/s1600/2011-10-13%2B13.15.53.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-WpgVlxIuX1M/TqpqKKIXTlI/AAAAAAAAC8g/7MJcIayL0kw/s400/2011-10-13%2B13.15.53.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5668459803749862994" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Küçük Çocuk Çıkmazı"... Burası David Lynch'in &lt;a href="http://www.onlinefilmler.com/wp-content/uploads/7c0888c12168fc13b7725b41be48a049.jpg"&gt;Mulholland Çıkmazı&lt;/a&gt;'nı yazarken ilham aldığı yerdi. Cizıs Faking Krayst! Diye bağırdım ama bir arkadaşım sakin olmam gerektiğini bu kavram karmaşasının sebebinin yakınımızda bulunan bir üniversitenin Fransızca eğitim veren bölümü olduğunu söyledi. Ben hala söylediklerine tam olarak inanmıyorum ama dravdan inanmış gibi yaptım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); "&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-V4K6nVY8fv4/TndNCX1exYI/AAAAAAAAC8M/t-sGfgNkrBc/s400/072311_IMAGE_Anders_Behring_Breivik.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5654072560340354434" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 330px; height: 400px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aylar oldu denebilecek bir mevzu ama bu Norveç'teki saldırgan ile ilgili bir detay var ki aklımdan çıkmıyor. Norveç'li oğlan saldırıyı yaptıktan sonra doğal olarak dünyanın ilgisini çekti ve adamla ilgili bilgi araştırmasına girdiler. Tabi başvurulan kaynaklardan biri de Feysbuktu. 2.Terör atağı da burada başladı zaten. Ne zaman televizyonu açsam bu mal herifin Zümrüt Foto'nun Oslo şubesinde çekilmiş 2 resmini görüyordum. İçim daraldı bu durumdan. Oysa ki aynı saldırıyı Türkiye'den biri Norveç'te yapmış olsaydı o adamın düğünde halay çekerken ki resmi, herhangi bir lükse otomobil yanındaki resmi, stadda çekilmiş bir resmi derken her ortamda türlü insanla çekilmiş envai çeşit resmini görecektik. Bu da bizim insanımızın teknoloji ile nasıl da içli dışlı olduğunun bir göstergesi olarak sevindiriyor beni.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-KLwKTYRFfIw/Tjmla6HhGtI/AAAAAAAAC78/oty-xr0AlZ4/s400/transformers-3.jpg" style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px; " border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5636718290326854354" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son olarak şunu söylemek istiyorum. Canlı kanlı 11-12 insan evladının oynadığı Transformers 3'de en iyi oyuncunun Optimist Prime olduğunu düşünürsek... Senin de Allah cezanı vermeli Holivud, Bevırlı Hils ve onun oralar.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***  Not:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Seferoğulları, &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Van Depremi konusunda duyarlı olalım, elimizden geleni yapalım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Başka da sözüm yoktur. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-5385831222822772980?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/5385831222822772980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=5385831222822772980&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/5385831222822772980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/5385831222822772980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2011/07/tansu-ciller-ve-he-manin-ayn-sac.html' title='Tansu Çiller ve He-Man&apos;in aynı saç modeline sahip olduğunu fark etmemdir aylardır sessiz kalmama sebep.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Q3IDvrXWsYY/TqpcwKDo0iI/AAAAAAAAC8U/Qthy2Stmx38/s72-c/tansu_%25C3%25A7iller.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-2266576486643213937</id><published>2011-06-30T22:36:00.009+03:00</published><updated>2011-06-30T23:06:41.572+03:00</updated><title type='text'>12 Dev Adam, Filenin Sultanları ve Potanın Perilerinden sonra her an adı "Coşkun Viledalar"a çıkabilecek Curling Milli Takımında oynamam beklenemezdi.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çok değil, 517 ya da yalan olmasın 518 saat önce mahallemizin muhtarı Macit Emmi(Emmi kendisinin soyadı) ile oturup &lt;a href="http://www.droetker.com.tr/Videolar/Dosya/kostebekpasta1137.jpg"&gt;Dr. Ötker - Hazır Köstebek Pasta&lt;/a&gt; yerken ve bir yandan da konuşurken (Merak etme babacığım, sandığının aksine hem yiyorum hem konuşuyorum) kendisi bana ne vakit yeni bir şeyler yazacağımı sordu. "Ben istemiyor muyum yeni bir şeyler yazayım?" dedim. Aslında istemiyorum. Keşke buraya bir şeyler yazamasam.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aslında Emmi'ye traş atarken içten içe seviniyordum. Zira olaylar tam da istediğim doğrultuda şekilleniyordu bu günlerde. Yazacak hiç bir şeyim yoktu. Yalan söylesem karnım ağrımaz, taş atsam kolum yorulmazdı... Dünyanın neresine gidersen git 2 kere 2 dörttü. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kendisine dedim ki: "Dağ kekiğim, yazacak bir şey varsa ve sırf üşengeçliğimden sana yalan söylüyorsam evcil bal porsuğum Yuucin'in ölüsünü öpeyim."&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kolay kolay Yuucin'i bu tip meselelere dahil etmediğimi bilen Macit Emmi oracıkta konuyu kapattı.("Oracık" aynı zamanda kadının mahrem yerini tanımlayan bir kelime olarak lehçemizde eş anlamlı argo sözdü, kimilerine göre ise bir küfürdü.) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;* &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ertesi sabah evden erken çıktım. Aklımdaki şey standart bir şekilde işe gitmek ve dönmekti. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir önceki yazıda da belirttiğim üzere artık işe gidiş yolum çok daha uzun eski zamanlara kıyasla. Kaldı ki bazı günler bu uzun yol bir Kemıl Trofi'den, bir Dakar Rallisi'nden daha çetin bir mücadeleye sahne olabiliyor toplu taşıma araçlarındaki yoğunluğa bağlı olarak. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu işe gitme sürecimin ilk ve en tombul halkası tabiki vazgeçilmez tutkum metrobüs. (Öyle bir tutku ki bu... İşe gitmem için Amerika bana en kral uzay mekiğini tahsis etse, elimin tersiyle iterim o mekiği) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sabah saatlerinde Mecidiyeköy istikametinde giden metrobüs bir başka oluyor. Daha önce de kalabalıktan bahsetmiştim ama Mecidiyeköy istikameti daha da eğlenceliymiş sabahları. Artık bilmeyen kalmadı,  metrobüsler ülkemizde grup seksin en özgürce yaşandığı ortamlar ve muhtemeldir, belediye büyüklerimiz bizden saklıyordur, o metrobüslerin hepsinde 2 Ferrari, 2 de Porş motoru var, aksi takdirde içerisinde o kadar insan varken hareket etmesi pek mantığa yatkın değil. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yine böyle bir sabahta metrobüse bindim ve kapı ile aramda tam 6 santim vardı. Penis büyütücü reklamlarındaki 3 ayda 5 santim orantılarının bir benzeri metrobüste olsa, birileri 3 durakta kapıdan 5 santim uzaklaşmayı vaad eden bir formül satsa acaba alır mıydım diye düşünürken kader yüzüme güldü, Allah "Arkalara doğru ilerleyelim ya kulum" dedi ve bir anda kendimi metrobüs körüğünde buldum. Mecidiyeköy'e az kalmıştı, Okmeydanı'na yaklaşmıştık ki metrobüs ansızın durdu. Bir süre bekledim ama nanay. Metrobüs hareketsizdi. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Metrobüsteki o kesif ter kokusu, yerini gergin bir bekleyişe bıraktı.(Kokusuz) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aradan 3-4 dakika geçmiş olmasına rağmen değişen bir şey yoktu. Sonra metrobüs şöferi kapıyı açtı. Aşağıya inenler oldu. Metrobüs gibi "İleri, ileri, baş ileri, dönmez geri, Türk'ün askeri" dizelerini hayat tarzı olarak belirlemiş bir araçta mal gibi durmayı kendime yediremedim ve bir süre sonra ben de indim... Ve yıllardır Holivud yapımı felaket filmlerinde gördüğümüz o tabloyla karşılaştım. Onlarca metrobüs arka arkaya durmuş, metrobüslerden inen türlü türlü insan yollarda sakin bir biçimde yürüyordu. İlk önce Okmeydanı'na yürüyeyim oradaki duraktan çıkar, minibüse, otobüse biner Mecidiyeköy yolunu tamamlarım dedim. Fakat o da ne?!?!? Okmeydanı otobüs durağında bekleyen güruh herhangi bir akaryakıt zammını protesto etse o zammı geri aldırabilecek güçte kalabalıktı. O esnada yanıma gelip dolmuş parası isteyen bir adama "Sapasağlam adamsın, git yürü" dedim ve yoluma devam ettim. Derken(Ne derken?) Okmeydanı'ndan bir sonraki durak Perpa'ya geldim. Perpa Mecidiyeköy'den 2 önceki durak. Her durağın arasında 111 kilometre ve 4 dakika var. Buna göre en batı ve en doğudaki durağın arasındaki zaman farkını sen daha sonra hesaplarsın. Burada asıl konu benim para vermiş olmama karşın gayet doğal bir şekilde metrobüs yolundan yüzlerce insan ile birlikte yürüyor oluşum. Binlerce insan ise metrobüslerin içerisinde bir umutla aracın hareket etmesini bekliyordu, yanımızdaki E-5'den geçen onbinlerce aracın içerisindeki yüzbinlerce insan bize gülüyor, o esnada Google Earth'ten İstanbul haritasına bakan dünyadaki milyonlarca insan haritanın orta yerindeki binlerce noktanın oluşturduğu hengameye bakıp "Kepazelik" diyor, henüz bizim keşfetmediğimiz uzak gezegenlerdeki on milyonlarca canlı ise "Tıpkı bizde de 28 bin yıl önce olduğu gibi Türkiye'de de metrobüs bozuldu" diyordu. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Perpa durağını geçtiğimide bulunduğum yere çöküp "Allah'ım kör et beni" şarkısını söylemem an meselesi olmuştu, susuzluktan öle yazmak üzereydim ki aklıma bir gece saat 03.08 sularında metorübüsün Perpa durağının 20 metre ilerisine kara günler için gömdüğüm 8 şişe küçük su geldi. Hemen yolu cebimde taşıdığım tığ ile kazdım ve 8 şişe küçük suya ulaştım. Suların markasının Akuafina oluşu beni bir nebze üzdü üzmesine ama önemli olan krizi kazanca dönüştürebilmekti. Metrobüs yolundan yürüyen insanlar bir bakıma bu yola hapsolmuştu. Ve tabi ki bazıları susamıştı. Ben de bir şişe içtim ve geri kalanları şişesi 3 liradan sattım, tanesini 50 kuruştan aldığım sulardan böylece 18 lira kar ettim.[(7x3)-(6X0,5)=18]&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Küçük hesapların adamı olan biri için takdir edersin ki 18 lira iyi bir para. Haliyle neşem yerine gelmişti... Ta ki o talihsiz üst geçit ilanını görene kadar. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Büyükşehir Belediyesinin ilanında şuna benzer bir şey yazıyordu: Bilmemkaç adet spor tesisi yaptık, gelin bedave spor yapın.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İnsan ister istemez kendini tutamıyor ve soruyor: Biz parasını verdiğimiz bir hizmetin karşılığını alamadığımız ve sizin bunu bırak çok seri şekilde halletmenizi, halledemediğiniz için de Okmeydanı'ndan Mecidiyeköy'e yürüyoruz... Hala ne sporundan bahsediyorsun bre Deyyus? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Derken karşıma yine o çıktı. 18 metreye 22 metre boyundaki dev posteri ile Recep Tayyip Erdoğan bana varlığı da yokluğu da yetmeyen bıyığının altında gülümsüyor, hedef 2023 diyordu. İşte bu canımı sıkmıştı. Oysa ki "Haydi bi' daha bi' daha bi' daha" türküsünü söyleyen ve reklam filminde oynayan amca ve teyzelerin "Amaaan siktiret sanki herşey çok düzgün de bi' Akp dandik" havasında ellerini sallayışlarındaki samimiyeti gördüğüm andan beri A.K. Partisi'ne oy vermeye karar vermiştim ama bu metrobüs olayındaki ironi beni farklı arayışlara itti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Eve geldim, bir bira açtım ve YouTube'dan diğer partilerin seçim videolarını izledim. Önceliği de tabi ki A.K. Partisi'nin pembesi olan Saadet'e verdim. Bu reklamı gösteren bir VTR'miz var onu izleyelim sonra buradayız,&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;iframe src="http://www.youtube.com/embed/9DeNVuAr0kw" allowfullscreen="" frameborder="0" height="349" width="425"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Evet, VTR'mizi izledik. İzler izlemez de eminim ki sizler de benimle aynı soruya bir cevap aramaya başladınız.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Saadet Partisi reklamında &lt;a href="http://www.tarihtekiler.com/resimler/adam-sandler.jpg"&gt;Adam Sandler&lt;/a&gt;'ın oynaması ve makyajla Saadet Partisi seçmenine benzetilmesi neden bizim medyamızda hiç yer bulmadı? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir diğer konu da kamera arkası görüntülerde rastladığım Adam Sandler'ın kucağındaki bebeğin başındaki bandanada yer alan "Mücahit Erbakan" yazısının reklamda hiç gözükmüyor oluşu. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşin magazin yanı bir yana bir de siyasi içeriği var. Fakat ya gerçekler?  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-d5DG7OcW8cI/Tf-qFXrDZuI/AAAAAAAAC7k/cgAJuILPy4E/s400/3.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5620397869212329698" style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 352px; color: rgb(0, 0, 238);" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238);"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Keşke inanmak yetseydi be tosuncuk... &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238);"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;*&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sonuç olarak baktım Saadet'le de olacak gibi değil, gene gittim ismini vermek istemediğim bir siyasi partiye verdim oyumu. Eve geldim vurdum kafayı yattım. Akşam sonuçları görmek için Tv'yi açtığımda "Başbakanın balkon konuşması birazdan" yazısını gördüm muhtelif kanallarda. Anladım ki hiç kimse, hiç kimse benim oy verdiğim parti değil. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Tabi konu başbakan olunca helecanlanıyorum. Her seferinde farklı beklentiler içerisine giriyorum ama her seferinde de hayal kırıklığı oluyor bu beklentilerin karşılığı. Ben bekliyorum ki ıssız bir yerde çıkacak, 3.kez seçimlerden zaferle ayrılışını Dünya çapında salgına dönüşmüş bir eylem ile gösterecek. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238);"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-xg_Z2P_-p3E/Tf_HDqZpskI/AAAAAAAAC7s/jYpf8B1IZJ8/s400/Planking-balcony-1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5620429725717082690" style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Başbakanın Balkon Plaking'i&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Fakat o gidiyor gene bir yerlerden okuya okuya konuşma yapıyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Aha şuraya yazıyorum(gerçek anlamda)... Yalanım varsa beni vursunlar... Recep Tayyip Erdoğan seçimden sonra balkon konuşması yerine planking yapaydı bir sonraki seçimde reyimi tartışmasız A.K. Partisi'ne verirdim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;*&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238);"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/-IRBz0IyA2xY/TgOTbv--sZI/AAAAAAAAC70/-yPSk9vTNk4/s400/thronelar_duymasin.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5621498864834883986" style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 237px;" border="0" /&gt;Throne'lar Duymasın Hüseyin&lt;br /&gt;(Bu yazı ile uzaktan yakından alakası yok, sadece böyle bir ibişliğin yazının bir köşesinde durmasını istedim)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Madem kafa yapıştırmalı görseller kullanıyorum... Susam sokağı karakterlerinin topluca bulunduğu bir resime Arif Susam'ın çeşitli fotoğraflarında yer alan kellesini kesip yapıştırayım altına da Arif Susam Sokağı yazarım..." demek ve bunu uygulamak çok mu zordu? Şüphesiz ki değildi ama ya kendime olan saygım? Şanslı günündesin evlat, bugün kendime saygım sonsuz. Bu arada bir saniye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberler çok iyi!&lt;br /&gt;Resmen kafamı bir anlığına halıya çevirdim ve yerde 5 lira buldum!&lt;br /&gt;Babam düşürmüş olmalı. Şimdi gider 2 lahmacun alırım. Üzerine bi' de vanilyalı max. Bi' de HappyDent sakız çakarım üstüne... [(2x2)+(0,75)+(0,25)=5]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne de güzel şey yaşamak...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-2266576486643213937?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/2266576486643213937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=2266576486643213937&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/2266576486643213937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/2266576486643213937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2011/06/12-dev-adam-filenin-sultanlar-ve-potann.html' title='12 Dev Adam, Filenin Sultanları ve Potanın Perilerinden sonra her an adı &quot;Coşkun Viledalar&quot;a çıkabilecek Curling Milli Takımında oynamam beklenemezdi.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/9DeNVuAr0kw/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-4107039652181644008</id><published>2011-05-14T13:33:00.018+03:00</published><updated>2011-05-14T14:08:36.124+03:00</updated><title type='text'>Gizli Gay Haydar, Yetişkin Sarışın Adrianne ve 31 Şişman Hayvanın Hikayesi</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://www.ibomax24.com/wp-content/uploads/2011/01/sir.alex_.ferguson.jpg"&gt;Sir Alex Ferguson&lt;/a&gt;'un hem küresel ısınma hem de aşk meşk içerikli çok sevdiğim bir sözü var. Der ki üstad:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div&gt;&lt;i&gt;Hani bizim sevdamız? Eritirdi buzulları.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bu sözü ne kadar çok sevdiğimi bilen patronum işten ayrılacağımı söylediğim anda bana bu dizeyi hatırlattı ve ekledi: &lt;b&gt;Senin bu yaptığını Seher Dilovan yapmaz.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;*&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Pezevenk onca ismin içinden Seher Dilovan'ı seçmiş ve beni kitlemişti. Oysa ki işi bırakacağımı söylemek için odadan içeri girerken kafamda ihtimalleri tartıp, olabilecek tüm senaryoları beynimin derinliklerinde canlandırıp, yetmeyip günlerce ayna karşısında provalar yaptığım için ne kadar da rahattım. Bu "Senin yaptığını..." kalıbı üzerinde de saatlerce çalışmıştım ve ihtimalleri hesaplamıştım.  &lt;b&gt;Nalan Altınörs&lt;/b&gt;(Bold yazılmayı hakeden bir isim)&lt;b&gt; &lt;/b&gt;ya da Nuray Hafiftaş kuvvetle muhtemel söyleyeceği isimler olarak gözüküyordu. Bir ihtimal toy oluşuma kanıp Rıza Silahlıpoda da diyebilirdi. Tüm bu ibişliklere karşı hazırlıklıydım ancak Seher Dilovan... İlk anda hatırlanması zor biriydi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;He dersen ki bu ilk andaki kitlenme kötü mü oldu? Hayır. Çünkü yazılıdan 20 aldıktan sonra "Hep çalışmadığım yerden geldi" diyen fakat asla inandırıcı bulunmayan bir orta okul öğrencisinin hislerine ortak olmuştum. (%0.00782'lik bir kesiminin dahi olsa halkın nabzını tutmak hoşuma gidiyor)&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-XZ5gyzN_-LU/Tbc2B6h_LXI/AAAAAAAAC6w/mZn4KL_xHp0/s400/thum_9094cd0e8cab263d.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5600004068178079090" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 315px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); "&gt;&lt;i&gt;Fotoşop'un olmadığı hain yıllar ve Seher Dilovan &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); "&gt;&lt;i&gt;("Güm Güm" derken?)&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sayın Dilovan'ı net olarak hatırlayamadığım aradan geçen 11.3 saniyeyi patronum oldukça iyi değerlendirdi ve benim bu kilitlenme halinden normale döneceğim sürenin fazla uzun olmayacağını bildiğinden nefes almadan 11.3 saniye boyunca bana küfür etti.(Basketbolda 11.3 saniye çok uzun bir süre derlerdi de inanmazdım. Basketbol dışında da 11.3 saniyenin gayet de uzun bir süre olduğunu anladım sevgili Kristofır.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aradan kısa bir süre geçti ve bu sefer patron yerine benim üstüm olan yarı-patronlar üzerime geldi.(Mantıken patronun oyun sonu canavarı olarak en sonda çıkması lazım ama burada "Memento" vari bir kurgu vardı. ) Bana uzun uzun buradaki ortamı başka bir yerde bulamayacağımı, sıkıntılarımla en kısa zamanda ilgileneceklerini, bizim bir aile olduğumuzu FELAN anlatıyorlardı. Bense o esnada Acun Ilıcalı'nın tipinin yunuslara(Yunus hayvanı, motorpisikletli polisler değil.) benzemesinin onun bu -maddi anlamda- elde ettiği başarıdaki payında ne derecede etkili olabileceğini (ve hatta olduğunu) düşünüyordum. Her fırsatta Sörvayvırıydı, Yetenek yarışmasıydı derken bu adamı izlememin ardındaki yegane neden bir gün "KIKIKI" diyerek sudan çıkmasını umuyor oluşumdu.(Tıpkı Kutsi bir bölüm olur da elinde akustik gitarla ameliyathanede "Ex-insan sana neler ettim?" gibi bir şarkı söyler ve duygu seline kapılır umuduyla 183 bölüm "Doktorlar" izlemiş olmam gibi)&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-DPLFU0Wayv8/Tbcpi6TEyKI/AAAAAAAAC6o/I8MyTzGBREI/s1600/200912394533737_DSC0035.JPG" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 245px;" src="http://1.bp.blogspot.com/-DPLFU0Wayv8/Tbcpi6TEyKI/AAAAAAAAC6o/I8MyTzGBREI/s400/200912394533737_DSC0035.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599990341400053922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;15 saniye boyunca iki resmin arasındaki çizgiye bak... &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;"Ben ne yapıyorum?" yazısını göreceksin.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Ve bence yazı haklı.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;(Yalnız delikanlı gibi söyle lütfen, benzemiyorlar mı?)&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tabi ben alakasız şeyler düşündüğüm için birden gelen "Kalıyorsun değil mi?" sorusu akabinde bana bu soruyu soran ve benden sıfatlı olan 2 iş arkadaşıma yaklaşık 4.61 saniye boyunca boş gözlerle baktım. Onlar da benim yaşadığım bu boşluğu fark ettiler ve hemen nefes almaksızın bana küfür etmeye başladılar. Bu anı daha önce yaşamış gibi oldum. Derken kendime geldim ve "Teklifiniz için teşekkür ediyorum ama ben kutuma gitmek istiyorum" dedim. Bunu duyan iş arkadaşlarım Çılgın'a döndü ve bu olaylar esnasında bir köşede oturan Çılgın da onlara döndü. "Çılgın" kod adlı sanayi casusu yaklaşık 2 yıldır bu şirkette çalışıyor, verdiği ekmek kavgası sonucunda kazandığı 3 kuruşluk maaşı ile hayata tutunmaya çalışıyor, zor da olsa yaşama savaşını sürdürüyordu. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İlk bir kaç saniye istifini hiç bozmayan Çılgın daha sonra bu kakafoniye daha fazla tahammül edemedi ve oradan uzaklaştı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-NZsMmk8ln8Y/TbciOTpWyaI/AAAAAAAAC6g/qdZrQ85uyNA/s400/Puskin-3RIA-069408-Preview.jpg" style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 233px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5599982290845747618" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben ise bu esnada ben iş arkadaşlarımın yüzüne tıpkı yukarıdaki gibi &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pu%C5%9Fkin"&gt;Puşkin Puşkin&lt;/a&gt; gülüyordum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(Böyle tam bir gülmüyorsun da çok afedersin bakışlarında bir taşak geçme havası oluyor)&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Zira artık onlarla ilişiğim kesilmişti. Ne zamandır istediğim bir değişiklik olduğundan dolayı güzel oldu, bünyem tazelendi. Bu hengame nedeniyle nisan ayını boş geçtim, internetle ilgili bir işe girmeme karşın internete ilgi gösteremiyordum. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tabi böyle olunca aynı zamanda 20 senedir cemiyet hayatının önde gelen isimlerinden biri olan O.Ç(49) kısaltmalı dostum beni genellikle cebimde duran telefondan aradı ve beni işe koşar adımlarla giderken gördüğünü, yazıklar olacağını zira benim de modern hayatın çarkları arasında sıkışmış bir kent insanı misali işkolik olduğumu söyledi. Ah benim akılsız kızım dedim, ben bu yeni iş yerime ortalama 1 saat 15 dakikada gidiyorum. Üstelik bu seyahatlerim esnasında zaman zaman kısa yürüyüşler yapmam gerekiyor, zaman zamansa sabah yağlı açma yiyorum, ne bileyim kayısı nektarı içiyorum FELAN dedim. Anlayacağın ben işe koşarak gidiyorsam bil ki yaldır yaldır kakam gelmiştir dedim. Bu vesileyle beni aynı şekilde işe giderken görenlere de bu dolaylı açıklamayı borç biliyorum ve gündemden öne gelen başlıkları (Bu kalıbı hep kullanmak istemiştim) sizinde anti-interaktif(full-pasifize) şekilde katılımınızla, hep birlikte değerlendirelim istiyorum. Eski iş yerimde çalışan sanayi casusu Çılgın'dan bahsetmiştim. İlk tartışacağımız konuyu da ona ithaf edelim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-dq9IXT4C5Z0/Tb8cYDqpjNI/AAAAAAAAC7I/Lb-KIVznVYk/s400/tayyip_erdogan_amblem.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602227661098814674" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 250px; height: 250px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;("Angel Of Craziness" [Yuhanna 33:2])&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;b&gt;Yetmez Ama Çılgın.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tarih: Geçtiğimiz günler. Yeni iş yerimde hakikaten yeni olduğum zamanlar.(Hala yeniyim ama nispeten eskiyim) Yaptığım zibidiliklerle değil işimle gündeme gelmek istediğim bir süreçteyim. Haliyle de sürekli bilgisayarımın başındayım. Gel gelelim yan odada belki de Dünya kaderini etkileyecek bir mevzudan bahsedilmek üzere. Çılgın Proje açıklanıyor. Haliyle tutamadım kendimi ve geçtim televizyanın (%2 Azeriyim) karşısına. Ben bekledim, o konuştu. Ben bekledim, o konuştu. Ben bekl... Aslında burada benim ne kadar bekleyip onun ne kadar konuştuğunu daha iyi anlatabilmek için bu cümleyi 26 kez daha yazmam gerekiyor ama bize ayrılan süreyi ekonomik kullanmamız gerektiği için bunu yapamıyorum. En nihayetinde derdini öksürdü ve Silivri ve Karandeniz kıyısı arasındaki kısmı Satisfekşın klibi eşliğinde &lt;a href="http://galeri.milliyet.com.tr/2007/3/14En_seksi_klipler/3.jpg"&gt;hiltiyle &lt;/a&gt;delip İstanbul'u böleceklerini açıkladı. Bir süre daha bu söylediklerinin değil de başka bir projesinin olduğunu söylemesini bekledim. En başta da bu projenin sıfatı "çılgın" değil orada bir yanlış anlaşılma olmuş demesini bekledim ama nanay. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dizlerimin üzerine çöküp ismini vermek istemediğim bir &lt;a href="http://img.webme.com/pic/e/endamar/ibrahimerkallll.jpg"&gt;İbrahim Erkal&lt;/a&gt; şarkısını "Bunun için mi bekledim günlerce insafsız?" şeklinde sözlerle söyledim, kederim tsunamilerden bile yalçındı. Kısa bir durum değerlendirmesi yapmak gerekirse ilk akla gelen sorular: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Bir ülkenin başbakanı tarafından açıklanacak bir proje için "çılgın" ne biçim bir sıfat? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Tam o kanalın geçeceği hat üzerinde duran yazlık evimi satmalı mıyım? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- Tekirdağ il merkezindeki binek otomobili ile yola çıkıp Anadolu yakasında bir yere gitmek isteyenlere 2 kez köprü parası mı girecek? OGS ya da KGS sistemleri Kanal İstanbul üzerindeki köprüden geçtiğinizi algılayıp boğaz köprülerinden birinden geçtiğinizde bunu "Aktarma" sayacak ve yarı ücret mi alacak? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;- "Hedef 2023" sloganını duyunca uzaya adam gönderme gibi şeyler bekleyen tek kişi ben miyim? Eğer değilsem de benimle aynı düşünceyi paylaşanlar arasında uzaya gönderilecek bu adamın imam hatip mezunu olacağını düşünen tek kişi ben miyim? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şüphesiz ki bu sorular içinde benim için en kritiği ilk soru. Yani neden bu proje tanıtılırken "çılgın" kelimesinin seçildiği. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Düşün ki biz bir ülkeyiz. Başbakanımız var. Ve bir proje açıklıyor. Projenin sıfatı ne? "ÇILGIN"&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bekledim "Sofistike" desin, "Elegant" desin, hatta "İnovatif"* desin, biraz özenti olsun...Ama o gitti "Çılgın" dedi ve o anda ülke olarak bizi bitirdiğinin farkında değildi. Alemlerde adımızı kıroya çıkartmak için özel bir çaba içinde sanki. Daha kanalı delmeden, toprağı çıkartmadan beni diri diri kara topraklara koydu zalim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir diğer mühim konu da ÖSYM'nin "Her Gün 1 Yeni Skandal" adlı bir Feysbuk grubu kurmuş ve buna içerik sağlamak için türlü aksiyona giriyormuş gibi hareket etmesi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yıllar önce bu blogdaki bir yazıda açtığı okulun kapısına "Geometri bilmeyen giremez" yazan Platon'a "Götoş" hariç olmak üzere demediğimi bırakmamıştım. Şimdi aynı şeyi ülkemizde görüyorum. "Badem bıyığı olmayan giremez" yazısını aleni olarak asmasalar da dolaylı olarak karşımıza çıkarmaya çalışır gibi bir halleri var. Aynı şeyi ben yapsam? ÖSYM başkanı olsam ve sınavın bazı yerlerine sadece Rakı(benim için çok özel o yüzden büyük harf) sevenlerin bilebileceği sorular sorsaydım hoş olur muydu? Al hatta örnek de vereyim: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Geometri - Soru 32) &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Yağmur vururken cama, dalarken gece ..." cümlesindeki noktalı boşluğa aşağıdakilerden hangisi gelmelidir? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;a) Alfa&lt;/div&gt;&lt;div&gt;b) Beta&lt;/div&gt;&lt;div&gt;c) Gama&lt;/div&gt;&lt;div&gt;d) Teta&lt;/div&gt;&lt;div&gt;e) Hiçbiri&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Zeki Müren sevenler -ki bu kişilerin büyük bir kısmı Rakı dostudur, bira severdir- bu cümlenin "Hiç bir şeyde gözüm yok" adlı şarkıya ait olduğunu ve cevabın c) Gama olduğunu görür görmez anladılar. Peki ya musiki deyince aklında "Sordum sarı çiçeğe"den başka bir şey belirmeyenler? Taş olup kalacak bu soru karşısında. Sıç. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;O yüzden lütfen bu durumlardan sorumlu kişiler empaaaati(A harfi baya uzun) yaparak bu gibi işlerden vazgeçsin. Ayıp oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="margin-right: auto; margin-left: auto;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-dqb4VLQOgsE/Tb8YApeF_bI/AAAAAAAAC64/HvyksM3QXDw/s400/Prince_William_Kate_Middleton_April29_5508.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5602222860883328434" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Hep eleştiren, hep yargılayan adam olmamak için özel bir çaba sarf ediyorum ama olmuyor pehlivan. Bir öğlen arası, yemeğe çıktım ve hiç bir art niyetim olmadan Prens Vilyım'ın düğününü izleyeyim dedim. Prens Vilyım sevdiğimiz bir kardeşimiz. Etliye, sütlüye karışmayan, güler yüzlü, kendi halinde bir adam. Gelini de ilk kez gördüm düğünde fakat belli ki helal süt emmiş, temiz bir aile kızı. Bir yandan "İngiltere'de olsam konvoy yolu keser iyi zarf toplardım" gibi düşüncelerin esiri olmuş bir şekilde televizyona bakarken bir yandan da ayıptır söylemesi önümdeki fırın makarnaya çatal atıyordum. Derken Prens Vilyım evlilik yeminine başladı: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;"Zenginlikte, fakirlikte"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;İlk baş şaka yapıyor sandım("Çılgın Proje"nin açıklanması ardındaki hislerime benzer anlardı) ama devam etti: &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;"Hastalık, sağlıkta" &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;Gözlerim şaşkınlıktan felsefe taşı gibi açılmıştı:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;"Ölüm bizi ayırıncaya dek"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;Yeter artık bitsin bu kara komedi dedim ve sinirle masadan kalktım. Mekan sahibi yanıma gelip makarnayı beğenmediğimi sandı ve bir problem olup olmadığını sordu. Yemeğin çok güzel olduğunu ancak "adam gibi adam" dediğimiz kişilerin bile gözümüzün içine baka baka yalan söylemesine dayanamadığımı söyledim. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;Prens Vilyım bilmem kaç milyar adamın izlediği düğünde kaçak güreşmişti. Sen ki Prens Vilyım'sın. İngiltere Prensi. Bir eli havyarda bir eli kaz ciğerinde hala yaptığı şova bak: "Zenginlikte, fakirlikte". Sen şuna desene "Zenginlikte ve daha zenginlikte, hatta ve hatta hayvan gibi zenginlikte" diye. Desene "Hastalıkta demiyorum çünkü katrilyonlarımız varken böyle bir kavram bizim için gerçek değil o yüzden sadece sağlıkta". Desene "Ölüm bizi ayırana kadar diyorum ama bizde bu gamsız hayat varken 150 yaşına kadar yaşarız rahat ol". &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;Bir daha da ne düğünle ilgili konuşmalara dahil oldum, ne de genç çifte mutluluklar diledim. Çünkü benim için Prens Vilyım bitmiştir. Hatta İngiltere Kraliyet ailesini tamamen çıkartıyorum hayatımdan. Buna da şimdi karar verdim. Bu da böyle bilinsin.&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yeter, gene çok konuştuk. Gene bir fırsat bulduğumuzda görüşürüz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kapanışı bir Peru Türküsü ile yapıyorum: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; font-style: normal; "&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/-uxj42-3Mf6s/TcmdZm2rQcI/AAAAAAAAC7Y/GXaE3iUI0fw/s400/salsa.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5605184274491457986" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 330px; height: 332px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;"Beni alsalar, ipe koysalar, dayanamam yine, kadere &lt;b&gt;Salsalar&lt;/b&gt;..."&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;(Bu resimle birlikte uzun süredir aramın iyi olmadığı zencilere zeytin dalı uzatmayı hedefledim (Umarım onlar da bana dal uzatmaz(Bizi biz yapan değerlerden biri de müstehcen şakalarımız değil mi?)))&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-4107039652181644008?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/4107039652181644008/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=4107039652181644008&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/4107039652181644008'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/4107039652181644008'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2011/05/gizli-gay-haydar-yetiskin-sarsn.html' title='Gizli Gay Haydar, Yetişkin Sarışın Adrianne ve 31 Şişman Hayvanın Hikayesi'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-XZ5gyzN_-LU/Tbc2B6h_LXI/AAAAAAAAC6w/mZn4KL_xHp0/s72-c/thum_9094cd0e8cab263d.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-1573531015013307954</id><published>2011-03-29T14:05:00.002+03:00</published><updated>2011-03-29T14:44:56.244+03:00</updated><title type='text'>Hay o "Feys" diyen dilleriniz dert görmesin emi.(Niyet ettim, niyet eyledim son anda çelişkili hale gelen beyanatlar vermeye)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Her fırsatta zengin olmak için türlü takla attığımı burada dile getirdim. Envai çeşit yolu denediysem de başarıyı yakalayamadığım için artık son kozumu oynamam gerekiyordu: &lt;b&gt;Ancelina Coli'ye kendimi evlat edindirtmek.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Hemen Sayın Coli'ye isteğimi belirten bir e-mail attım. Elektronik mektubumda öncelikle kendisinin Brad Pitt'in eşi olduğunu ve bu nedenle çok meşgul olduğunu ve hatta ben bu satırları yazdığım sırada muhtemelen seks yapıyor olduğunu tahmin ettiğimi belirttim ve fazla zamanını almayacağımın nazik bir şekilde ama bir o kadar da dev puntolarla yazdıktan sonra mesajımı Bayan Coli'ye yolladım.(Gelişmekte olan ülkelerde bu hitap şekli bir çeşit hakaret sayıldığı için bir sonraki seferde "bayan" dememeye karar verdim.) Daha sonrasında da Saygıdeğer Coli'nin dünyanın çeşitli bölgelerinden evlat edindiği çocuklardan oluşan bir ordu yaratıp sonrasında bu ordu ile dünyayı ele geçirmeye çalıştığını fark ettiğimi anlattım. (Muhtemelen benim de dünya üzerindeki diğer 932482903489203 saf insan gibi onun bu madrabazca hazırlanmış planınından haberi olmayan biri olduğumu düşünüyordu ama bu gerçeği keşfetmiş olduğumu görünce tüm hesapları alt üst olmuş olmalı. Olmalı diyorum. Olmuştur demiyorum. Ben onun yerinde olsam şaşırırdım çünkü... Empati FELAN) &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Tek isteğimin bana her ay 2500 $(+KDV) göndermesi olduğunu, bu parayı sağlaması durumunda ilk para transferi elime ulaşır ulaşmaz kendime güdümlü bir bumerang, bir adet ahşap gürz ve ve bir miktar konvansiyonel mınçıka gibi bazı modern savaş silahlarını - ki bu silahlar henüz kimsede yok- geliştireceğimi ve silahların kullanımında ustalaşacağımı okunaksız bir şekilde mail'imde yazdım.(Yazı Tipi: Courier, italik ve kalın, Ebat: 6) &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Aradan 37 dakika geçmişti ki Coli Kadının(Bayan yok! Sensin bayan!) yanıtı elektronik posta kutuma geldi. Önerimi son derece olumlu karşıladığını, ayda 2500 $'ın kendisinin başının gözünün sadakası olacağını ancak buna karşın her isteyene ayda 2500 $ verdiği duyulursa kapısında binlerce insanın yatacağını, kapı önünde kalabalık istemediğini, herkesin kapısının önünü süpürse Los Encılıs'ın daha temiz bir yer olacağını ve bu kişi X 2500 $ hesaplaması sonucunda ocağının sönebileceğini, en nihayetinde de bir takım şartları olduğunu, bunlara uymadığım takdirde bu işin yatacağını tüm açık yürekliliği, samimiyeti ve dobralığı ile (Çok insan bilmez, alemlerde Kadırgalı Tifani olarak tanınır kendisi) belirtmişti. (Belki inanmayacaksın bu yazdıkları arasında hiç nokta yoktu. Ben de birebir çeviriyorum. Kimseye yalan borcum yok.)&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;İlk olarak ismimi, içinde hem X hem de Q geçen bir isim olarak değiştirmeliydim çünkü onlar ünlü ve zengin insanlardı ve kuntik isimli çocuklara sahip olmalıydılar&lt;/b&gt;. Hatta sağ olsunlar eğer ben bulamazsam diye bir öneride de bulunmuşlardı: Hindu inanışına göre bahar dallarındaki güneş ışıklarını toprağa savuran 2 başlı meleğin sol kanadı anlamına gelen "Qaxopa".(Bir diğer şartları da ismin mutlaka bir anlamı olması.)&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/-uBHYz9pRAxU/TZDXVGVZlhI/AAAAAAAAC6I/KntAf0gJsro/s400/angelina-jolie-maddox.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589203895044380178" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 360px; height: 377px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(255, 0, 0); "&gt;Resim 1.0 "Herşeyin küçüğü güzel" teorisini derinden sarsan kavram: Apaçilik&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Açıkçası bu zor bir karardı. Evet isim havalıydı havalı olmasına emme... (Emme deyişimden de anlaşılacağı üzere) Ben bu ismi kaldırabilecek kadar havalı değildim. Ne diyordu şair( aynı zamanda manken/sunucu/oyuncu)?&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;"Birlikte olduğum erkek girdiğim ortamlarda benitaşıyabilmeli." &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Halkımız bu cümleyi okuyunca şairin her girdiği ortamda 2 büyük rakı içtiğini, hafızayı resetlediğini, ayakta duramadığını, böyle nasıl desem... Aşağılık birine dönüştüğünü sanabilir fakat alakası yok. Şair diyor ki bi' ağırlığı olsun, öküzün, hayvanazorun, baltazarın önde geleni olmasın benim sevdiceğim. Şimdi de diyeceksin ki "Hiç kadın şair olmadığına göre bu şair gay."&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Ne önemi var? Konumuz bu değil.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Aynen şairin dediği gibi benim de bu ismi taşımam mümkün değildi. Yoksa mümkün müydü?(İçinden "Mümkünlü" içerikli espri yapanlar için tanrıdan dileğim: ANSIZIN ALEV ALARAK FECİ ŞEKİLDE CAN VERİN) Ben zihnimdeki bu tartışmayı henüz sonlandırmamıştım ki Coli Hatun'un ikinci isteği beni daha da zora soktu:&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Belirtilen şu ülkelerden birinin pasaportuna sahip olmanız gerekmektedir: &lt;b&gt;Vietnam, Sierra Leone, Laos, Tacikistan, Fiji, Barbados, Gabon. &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Kadın gerçekten oyunu kuralına göre oynuyordu. Bu saydığı ülkelerin hiç birinin pasaportu bende yoktu. Evet, bir dönem 3 kafadar(arkadaş dersen aynı havayı yaratmıyor) bir girişimcilik örneği olarak İstanbul'da Fahri Gabon Konsolosluğu açmış ve Gabon'a gidecek insanlara vize hizmeti vererek zengin olmayı düşünmüştük ancak 3. ayın sonunda ofisimize uğrayan sadece 4 kişi olduğu için sabit giderler(Az elektrik yakan ampül kullanmamak büyük bir hataydı) yüzünden batmıştık. Bahsi geçen 4 kişinin adres sormak için uğramış olması da önemli bir etkendi ama elimizden geleni yapmıştık. Son çare olarak konsolosluğumuzun camına "BİTİRİYORUZ", "TASFİYE NEDENİYLE ZARARINA GABON VİZESİ","%90'A VARAN İNDİRİMLERLE GABON VİZESİ" gibi şeyler de yazdık ama yemedi. Ne bereketsiz memleketse bu çırpınışlar da sonuçsuz kaldı, kapadık dükkanı. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Tüm bunlar yetmezmiş gibi Coli bacının üçüncü ve belki de kapitülasyonlardan bile daha tehlikeli bir hale gelebilecek şartıyla yüzleştim: &lt;b&gt;Kıyafetlerine ve dış görünüşüne tamamen biz karışırız, yanımızda öyle mal gibi gezemezsin.&lt;/b&gt; Bir gün çerçevelerinde cam yerine macar salam olan bir gözlük takmamı, bir başka gün ise saçımı kenarlarda kıvırcık saçı olan ama tepesi dökülmüş yaşlı erkek saçı gibi kestirmemi isteyebileceklerini, her an bu gibi durumlara karşı tetikte olmam gerektiğini belirtmişlerdi ve paragraf şu cümleyle bitiyordu: &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Çünkü girdiğimiz ortamlarda çocuğumuz bizi taşıyabilmeli.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;İşte bu bardağı taşıran son damla oldu. Para için bu kadar da küçülemezdim. Hemen elektronik postanın bir çıktısını alıp yırtıp attım ve 129 desibel gücüyle "Tanrılar çıldırmış olmalı" diye çığlık attım. Fakat hala sinirim geçmemişti. Köfte Dudak Coli'ye bir mail daha attım ve neden doğurmak yerine evlat edinmeyi seçtiğini sordum. O sırada bilgisayar başında olsa gerek 4,5 dakika sonra cevap geldi. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bakınız, tek bir kelimesine bile dokanmadan Coli Avratın yazdığı cevabı aynen Türkçe olarak yayınlıyorum: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sayın Selahattin Kokakola*,&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Ben neden çocuk doğurmak yerine evlat ediniyorum? Bunu sormuşsunuz. Açıklıyayım. Çocuk nerede yaşıyor? Anne karnında. Peki nasıl besleniyor? Anne karnından kendisine gelen bir kordon vasıtasıyla. Peki şimdi size soruyorum: Ben farz-ı misal yarım ekmek ciğer yedim bi' de ayran içtim. O ciğer ekmek ağzımda bulamaç haline geldi. Ayran o bulamacı ıslattı... Allah günah yazmasın nimete de böyle denmez ama başka tarifi yok... O yediklerim pislik, iğrenç, hani ilkokul çocukları "BÖAK!" der ya, işte öyle bir şey oldu. Sonra ne olacak? Kordondan o bebeğe ciğer-ekmek-ayranlı bulamaç gidecek. Fetüsün seçme şansı da yok. "Allah ne verdiyse" diyecek ve kordondan alacak o besinleri. Bence bu bebeklere, yani insanoğluna yapılan bir saygısızlık. Doktoruma bu konuda danıştım ve sordum: Bütün olarak elma yesem ya da arada Mekdanıldsdan çocuk menü alsam ve hiç çiğnemeden yutsam bu bir çözüm olur mu? Fakat doktorum üzülerek "Ancelina hanım çocukla sizin aranızdaki incecik bir kordon, pimaş boru değil. O darlıkta bir yerden ancak ve ancak iyice çiğnenmiş gıdalar geçer. Onda da hassas olun, lokum FELAN yemeyin yapışır mapışır al başına iş" dedi. Ben insana saygı duyuyorum. Yapamam çocuk. Hem yapılmışları var.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;*Camiadan insanlarla yaptığım görüşmelerde daima takma isimler kullanırım. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Daha önce hiç bu kadar sürreal ama bir o kadar da gerçekçi bir açıklamaya şahit olmadım. Bu isteklerden en çok aklıma yatan ve benimsediğim öneri isimle ilgili olandı ama diğer konulardaki pürüzler nedeniyle son zengin olma çabam da başarısızlıkla sonuçlandı. İsimle ilgili olanı garipsemedim zira ben de Ancelina Coli'yle aynı fikirdeyim bu konuda. Hakeza, bugün bir &lt;a href="http://www.algoafm.co.za/assets/images/gwynethwi0908_468x446.jpg"&gt;Gywnebişeybişey Paltrow(Ki daha buradan belli çocuğun isminin sıradan olmayacağı) ve Chris Martin &lt;/a&gt; çocukları olduğunda ismini ne koyuyor? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Apple. Yani elma.   &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ya ne olacaktı ? Stefani mi ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yıllardır cemiyet hayatını takip ediyorum. Her hafta Alem dergisi alırım. Bir kez de "İstanbul Jet Sosyetesinin önde gelen isimlerinden Kader ve Vakkas Yılmaz..." gibi bir haber okumadım. Böyle bir şeyi ne cemiyet ne de cemiyet dışındakiler kabul edebilir. Tek tük böyle hatalar yapıldıysa ya da sonradan zengin olma durumları olunca da tıpkı estetik operasyon gibi bu insanlar tabi ki isimlerini değiştiriyorlar. Bu çok bariz. He arada çıkıyor bazı densizler hem zengin oluyor hem de çocuğunun adını Numan koyuyor, Meryem koyuyor ama onlar da 18'i doldurduğu gibi koşuyor mahkemeye hemen oluyor bir Berke, hemen oluyor bir İlayda. Kaldı ki bu bile doğru değil, "hali vakti yerinde" ailelerin evlatları Berke ya da İlayda olabilir ama kelimenin tam anlamıyla hayvan gibi zengin olan ailelerin evlatlarına Besberke, İpilayda... Ne bileyim işte Kıskıvaç ya da Mesmelissa gibi pekiştirmelerle isim vermeli. Umuyorum bu şekilde düşünen tek kişinin ben olmadığıma ilerleyen yıllarda şahit olurum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ancelina Coli'ye mektup yazmama sebeb olan asıl olay katılım formu doldurduğum Canlı Para'dan aylar geçmesine rağmen ses çıkmaması. Oysa ki &lt;a href="http://www.canlipara.com/basvuru.asp"&gt;başvuru formu sayfası&lt;/a&gt; benim için adeta bir rüya gibiydi. "&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Times New Roman'; font-size: medium; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span&gt;Bu yarışmaya neden katılmak istiyorsunuz?" &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;gibi iş görüşmesi soruları vardı ve ben bu sorulara cevap verirken çizgimi korumayı tercih ettim ama her zaman olduğu gibi "olur da bu blogu okursanız" feryadıyla Canlı Para yarışmasını düzenleyenlere tekrar sesleniyorum:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;O yarışmaya katılmak istiyorum çünkü şanslı sayım 1 milyon. Ayrıca özel zevklerim arasında paralarla temas halinde olmak var ve bugüne kadar böyle bir şansım pek olmadı. Ayrıca yarışmacılar kaybettiğinde çaldığınız hüzünlü-piyanolu bir müzik var. Onu internette çok aradım ama mp3'ünü bulamadım ve gelip yerinde dinlemek istiyorum. Rica ediyorum ben para kazansam da o şarkıyı çalın.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(&lt;i&gt;Melodisini anımsayamayanlar için solfeji: Dın dın dın dın dın dın dın dın dın... Dı dı dı... Dın Dın Dın .. Dı Dı Dı... Dı Dı... Dı... Dı.)&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; font-style: normal; "&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/-hDJuT5lDkAU/TZDasTVnKmI/AAAAAAAAC6Q/dD_OWAW_JvY/s400/nik_kafes.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5589207592206805602" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 317px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;Biz size resimdeki ünlülerden hangisi... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gel gelelim her türlü enteresanlık zenginlere mahsus. Bu sadece isimlerle sınırlı değil. Misal geçenlerde birine adres sordum. Verdiği cevap şöyleydi: &lt;b&gt;Sağdan devam et, 400-500 metre ileride tatlı bir rampa var...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hey Ya Rabbim Ya Resullallah Ya...(Bu tepki aynı zamanda en sevdiğim İslami Hip Hap şarkılarından birinin adı, daha önce de söylemiş olabilirim, monitörünü yeni açanlar için tekrar etmiş olayım.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Açıklamaya gel hele: Tatlı bir rampa varmış. Böyle deyince tepeden tırnağa inceledim adamı. Baktım ki senin benim gibi fasfakir biri. Dayanamadım ve "Sanırım daha önce o rampayı yaladın" dedim. Bozuldu tabi. Fakat kollarımdaki dev pazuları gördüğü için hamle de yapamadı. Büyük ihtimal hala gözyaşları içinde duvarları yumrukluyordur. Tatlı rampaymış... Yavşak. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bak misal bir Cem Boyner'e ne bileyim bir Mustafa Koç'a adres sorsam ve onlar da bana "Hani Venedik'te St. Antoninoni kilisesine çıkarken tatlı bir rampa var aynen öyle bir yol göreceksin" dese "Haklısın abi" derim. Evet belki tepkim alakasız olur ama adam zengin. Vardır bi' bildiği.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben o adamın &lt;a href="http://www.stressyado.com/wp-content/uploads/2009/06/bob-ross-tv.jpg"&gt;Bob Ross&lt;/a&gt; kafasında olmadığını da biliyorum. Zaten öyle biri olsaydı "İleride neşeli çalılar göreceksin, onların 400 metre kadar ilerisinde tatlı bir rampa var... Bugün hava ne kadar da güzel, bulutlar nasıl da gülümsüyor öyle değil mi?" derdi. O halde bana adres tarif ederken söz konusu bir rampaysa "Ayı bağırtan yokuşu" demeli insanlar. Çünkü biz birbirimizi biliriz. Hadi onu da geçtim Seda Sayan'ın da dediği gibi "O kendini biliyor". Diyelim ki bahsi geçecek rampa o kadar iddialı değil o halde "tilki inleten" desin, "manda zorlayan" desin... Yaratıcılığını kullansın. Yanlış mı düşünüyorum? Yanlışsam yanlışsın de ama bence böyle ucuz artistliklere lüzum yok.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Her zaman olduğu gibi son paragrafı toplumsal bir konuya ayırdım. Ergenekon davasının geldiği nokta, Libya üzerinde oynanan oyunlar, Japonya depreminin etkileri... Şüphesiz ki bunlar da çok önemli konular ama ben bunları sıradan bir Türk vatandaşı olarak sadece kahvede ya da rakı masasında tartışabiliyorum. O yüzden daha yüzeysel ama bir o kadar da gizemli bir başka konuda tüm kamuoyuyla bir görüşümü paylaşmak istiyorum. En iyisi hikayeyi baştan kısaca özetliyeyim. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben 15 milyon nufüslu İstanbul'da yaşıyorum. Henüz Ankara, İzmir, Bursa, Adana gibi diğer büyük kentlerimizi bu akım ele geçirdi mi bilmiyorum ama İstanbul büyük bir kumpasın odağında. Sanıyorum &lt;a href="http://hosaf.org/files/images/joker.jpg"&gt;Joker&lt;/a&gt; zihniyetindeki çılgın bir tekstilci 6,5 milyon kadına bedava tayt dağıttı. Yanlış duymadın, TAYT. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Taytın en belirgin özelliği ne? Giyen insanı sarıp sarmalıyor. Heeeee! Peki tam burada duralım. Ne dedim ben? Hesaplamalarıma göre yaklaşık bir sayı verdim: 6,5 milyon kadın. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;5 parmağın 5'i de bir olamazken 6,5 milyon kadından aynı olmalarını beklemek saçma olur. Yanlış anlaşılmasın ben hep aynı şeyi söylüyorum: Kadınlarımız toplumda daha aktif rollerde yer almalı. Hatta geçenlerde bir sosyal paylaşım sitesinde de paylaştım bunu.(Yeni triplerimden biri de televizyon haberlerinde yaptıkları gibi sitenin adını vermeyip sosyal paylaşım sitesi demek.(Sanki 150 tane var)) Şimdi hikaye içinde hikaye olacak ama kısaca onu da anlatayım. Eve yürürken yolumu iki kız kesti. Samimiyetimle söylüyorum ben gerek çok sevdiğim bir yarim olduğundan, gerekse yapım gereği asla &lt;a href="http://www.resimlerx.com/galeri/Cicek_Resimleri/menekse.jpg"&gt;hercai bir menekşe&lt;/a&gt; olmadım, olmam. Gel gelelim ki yıllarca böyle bir şey olmadığı halde bir anda yolumu iki kız birden kesince ilk anda oldukça şaşırdım. O sırada da kulağımda kulaklık var çok af buyur bangır bangır bağırıyor herifçioğlunun biri. Kızların ne istediğini de anlamadım tabi. Bir yandan da içimden diyorum ki "herhalde berber saçımı çok fiyakalı kesti", "herhalde kirli sakal bana yakıştı", "herhalde bu ceketim yollarıma gül döktürecek kadar klas"... Kafamdan 8000 tane olasılık geçiyor. Biraz daha dikkatlice baktım ki iki kızın da elinde bir bez parçası var. Daha da dikkatlice baktım, tabi daha da dikkatlice bakmak için beze yaklaştığım için bezle bütünleşen tinerin kokusu yaldır yaldır burnumdan girerek beynime hücum etti. Kızlar tinere sağlam asılmış. Olayı yakın bir mesafeden izleyen bir esnafın anlattığına göre 10 saniye sonra kızlardan birine "1 lira versene" demeye başlamışım. Sonrasında da birbirimize 1 lira verip olay yerinden ayrılmışız. Yani diyeceğim o ki kadınlarımız hayatın her alanında aktif olmasını tabi ki destekliyorum ama bu kadarı fazla. Mor çatı kusuruma bakmasın... Kadın kısmısı elinin hamuruyla tiner çekmesin!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Neyse ne diyorduk. Heh... Bu aktiflikten kastım iş hayatına atılmak, girişimci olmak, söz sahibi olmak gibi konulardaydı. Fakat bazı 50 yaş civarı teyzeler bu aktifliği yanlış anlamış olacak ki "Biz hala aktifiz" düşüncesiyle midir artık nedendir bilinmez çaktılar bedava dağıtılan taytı, attılar kendilerini sokaklara. Saatli bomba misali geziyorlar. O taytlar patladı patlayacak ve bırak sahalarımızı, dünya üzerinde görmek istemediğimi görüntüler çıkacak ortaya. Hakeza yaşla da bitmiyor iş. İlaç kullandığı için kilolu olan kızlarımız var, olabilir, ben de ilaç kullandığım için kilo aldım. Rakıyla birayla, fest fudla FELAN alakası yok o yüzden anlayışla karşılıyorum ama bak mesela ben tayt giymiyorum. Olmaz çünkü. Yakışık almaz. Siz de giymeyin. Üstelik belli ki o taytı giymek ayrı dert çıkarmak ayrı dert hatta belki bazılarınız çıkaramıyor ve lazerli ameliyatla kestiriyor taytı. Buna rağmen sokağa bir çıkıyorum 10 kadından 5'i çekmiş taytı, yürüyüşler bile değişmiş, herkeste bir Kara Kuğu tripleri. O kaos tutkunu pezevenk tekstilci yüzünden oldu tüm bunlar biliyorum ama bunu değiştirmek bizim elimizde. www.pantolonlukadin.com adresine girerek lütfen başlattığım bu sosyal sorunsuzluk projemi destekleyin. Şimdiden teşekkürler. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Not: Bir zamanlar aynı evde yaşayan 2 devlet memuruyken "Babanın hayrına şu çatıya çık da anteni dönder hele, Yurosportta maç var birazdan" derdik birbirimize. Sonrasında çatı tepelerinde bir çanağı çevirirken bir diğer çanağı yarma riskinden kurtulduk çünkü Yurosport (Belki Sahra çölünün ortasında televizyona saplanan bir çatalla cam gibi çeken Samanyolu TV kadar olmasa da) standart bir kanal haline geldi ama bu artık maç yayınlamayı bırakmıştı ve yayın hayatını Snukır, Körling, Kay-kay-kay-tüfenkle 5 kere ateş et-kay-kay-kay-tüfenkle 5 kere ateş et gibi değişik sporlara adadı. Biz de gel zaman git zaman bu sporların kurallarını öğrendik. Bir gün olsun Yurosport Çağrı Merkezi'ni arayıp da "Oğlum, kalp spazmına sebep olacak maçlar var Uefa kupası maçı var... Bana ne be Yeni Zellanda- Pakistan Kriket maçından Kitapsızlar!" gibi bir mesaj göndermedik. Yani kabullendik bu durumu. Şimdi de o çanak anteni oynatan adamlardan DNS ayarlarımızı değiştiren adamlara dönüştük. Sanırım bağlatıyı tam kuramayabilirim, vaziyet öyle gösteriyor, ben de fark ettim bunu ama şimdi bu kadar yazdığım şeyi silmek de istemiyorum... Ne zor şeymiş ulan mesaj kaygılı yazı yazmak. Levent Kırca gel kurtar beni...! Neyse dur son bir deneme yapayım: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;DNS ayarını değiştirelim, efendime söyliyeyim Tumblr'a geçelim Wordpress'e geçelim FELAN bunlar iş değil. Blogger'ı bulan adam benim babamın oğlu değil(Keşke olaydı da böyle Canlı Para başvuru formuyla helak etmiyeydik kendimizi... Ah baba ah!), Blogger'dan komisyon da almıyorum.(Aslında bu da fena fikir değil. Yazıdan sonra Blogger'a bir mail atayım. Akmasa da damlar.) Ama ben burayı bırakmam aga! Böyle allem kullem işler çevirmekten de sıkıldım. Kendi evime giren hırsız gibi hissediyorum kendimi ve dikkat ediyorum konu kapandı gitti. DNS ayarıyla bloglara girmek sıradan bir eyleme dönüştü. Benim pek çevrem yok(Bakma Ancelina Coli'ye mektup yazdığıma, onlar hep resmi yazışmalar) ama olanlarınız vardır. Biraz hatırım varsa (Ki genellikle olmaz) bu konunun basında yer almasını sağlayın. Sürekli haberler görüyorum "yasak kalkacak" içerikli ama hala durum aynı. Diğer yandan eğer bu yasak kalkarsa diğerleri için de bir ön ayak olur belki. Gecekondu sahipleri haksız olduklarını bilseler dahi kendini dozerin önüne atarken biz kalkıp haksızlığa uğrayan tarafken blogu başka yere taşıyalım, DNS'le girelim gibi şeyleri kabullenirsek yazıklar olsun. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Demek bi' de haklı olduğumuz halde üstümüze dozer gelse...? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Düşünmek bile istemiyorum bunu.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-1573531015013307954?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/1573531015013307954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=1573531015013307954&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/1573531015013307954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/1573531015013307954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2011/03/hay-o-feys-diyen-dilleriniz-dert.html' title='Hay o &quot;Feys&quot; diyen dilleriniz dert görmesin emi.(Niyet ettim, niyet eyledim son anda çelişkili hale gelen beyanatlar vermeye)'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-uBHYz9pRAxU/TZDXVGVZlhI/AAAAAAAAC6I/KntAf0gJsro/s72-c/angelina-jolie-maddox.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-700836581683872112</id><published>2011-02-19T09:37:00.001+02:00</published><updated>2011-02-19T09:40:29.298+02:00</updated><title type='text'>"Halide Edip Adıvar, Esmerin Tadı Var"*</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Playstation 3 oyun konsolu için yazılımını tamamladığım "Halay Hero" adlı oyunun karşısına geçmiş, "Le Le Le Sakine" adlı, Le fazlalığı nedeniyle bir Edith Piaf, bir Serge Gainsbourg şarkısı sanılabilecek iken gel gelelim ki İzzet Yıldızhan'a ait olan -O İzzet Yıldızhan ki kılıç ustası ve Japon olmamasına rağmen gerçek ismi Hattori Hanzo olması gereken biri- türkü çalarken, üzerinde 4 farklı renkte düğme olan -yine bizzati benim geliştirdiğim bir ekipman olan- elektronik halay mendilinin üzerindeki doğru düğmeye ekranda gözüken renkte basıyor, "Halay Hero" olmak için varımı yoğumu(Yoğum ben) ortaya koyuyordum.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Konsantrasyonumun doruğundaydım ve türküye sürreal bir hava katan "Bak gidiyor makine"("&lt;i&gt;Deus Ex-Machina" / Kaynak; Büyük Latince Sözlük&lt;/i&gt;) dizesine kadar hatasız gelmiştim ki telefonum çalmaya başladı. Arayan yaklaşık 15 yıldır hayali arkadaşım olan Yaban Porsuğu Mortimır'dan başkası değildi. Sinirlendim. Hatta öylesine sinirlendim ki sinirden nöbet geçirdim.(Ve tabi ki bir gelenek olarak her zamanki gibi ruhsatlı tüfeğime sarılıp geçirdim 1 saatlik nöbeti).&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bu ne cürretti? Yoksa cüret miydi? Tek R miydi 2 R miydi? &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Hadi onu da geçtim... "Cüretti" aynı zamanda Annesi Tunuslu Babası İtalyan bir futbolcu olabilir miydi? &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bu sorularla daha fazla vakit kaybetmeden sordum: Böylesine önemli bir anda neden aradın?&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Cevabı oldukça netti: Star'ı aç Star'ı.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Burnumdan soluyordum: Ne var Star'da?&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Sesi heyecanlıydı: Behzat Ç. var bak izle onu.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Telefonu kapattım. Zaten ne telefonlar kapattım aslında hiç çalmadılar. Kapattım çünkü lanet olasıca aşağılık Mortimır lanet bir kez daha bana lanet olasıca cevabını bulamadığım o lanet olası aşağılık soruyu lanet olasıca bir şekilde hatırlatmıştı(Aslen dublajlıyım.): Bu adamın soyadı neden Ç. ?&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Diziyi izlemedim. Belki de orada cevabı saklıdır bu sorunun fakat izlemediğim için çevremdeki insanlara akıl danıştım.(Eğer merak ettiysen söyliyeyim, o görüşmeden sonra Mortımır'la küstük.) İlk önce "Bir Ankara Polisiyesi" lafını duyunca dedim ki herhal' Behzat Ç. yüz kızartıcı suçları olan bir suçlu ve onu kovalıyolar. Tecavüzcü herhal' dedim. Sonra öğrendim ki Behzat Ç. polismiş.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Sonra içimden dedim ki "Franz Kafka'nın Jozef K. karakterine bi' saygı duruşudur, varoluş bunalımında olan bir polistir belki de bu adam" mamafih tekrar sordum soruşturdum ve "Yok kirve, bildiğin kütür kütür polisiye" cevabını aldım. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bu sonuçların ardından en kötü ihtimalleri kafamda tarttım. Yine de net bir cevap yoktu... Çünkü Ç ile başlayan soyadlarının en "saklanası" olan Çaçan'ın bile gizlenmediği &lt;b&gt;vahşi bir dünya&lt;/b&gt;da yaşıyorduk. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(0,0,238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline" class="Apple-style-span"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 191px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574612500448683986" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-bPxwze18W-A/TV0AiJmyJ9I/AAAAAAAAC4Y/5dDnmuziaRs/s400/insallahmasallah_wildworld.Jpeg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: left"&gt;*&lt;br /&gt;Behzat Ç. ile ilgili araştırma yaparken aşağıdaki resimle karşılaştım.(Sana hiç olmadı mı? Bir seferinde de Google ornitorenk resmi aradığımda Fatih Altaylı'yı çıkarmıştı karşıma. Google tesadüfleri sever.)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(0,0,238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline" class="Apple-style-span"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 267px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5574782146204381074" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/-BTl1J4lqAOI/TV2a01Szr5I/AAAAAAAAC4g/nHx12YseKHI/s400/Barack_Obama_on_the_phone_in_his_private_study.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Benim bu görüntüyü de aklım almıyor. Amerika Birleşik Devletlerinin Başkanı olacaksın... Elimin altında Nasa ve Pentagon gibi çağın ötesinde teknolojiyi üreten kurumlar olacak, dünyanın en kral bilim adamları senin için çalışacak ama sen gene de gidip milleti "kablolu" telefonla arayacaksın. Bari telsiz kullan... Olmadı Webcam al görüntülü chat yap MSN'den. Kablolu telefon ne la? &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Nostalji tutkusu mu? Yoksa bu blogda daha önce 923840920349238042 kez bahsettiğim "vizyon eksikliği" mi? Bunu bilmiyorum. Tek bildiğim şey ben A.B.D. başkanı olsam Masaşuses İnstitüut of Tekniks üniversitesine çay bardağı şeklinde telefon yaptırır, bi' yandan çayımı içer bi' yandan da eşimle dostumla konuşurdum. "Öyle saçmalık mı olur" demeyin dadaşlar. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bugün ÖSYM'nin kopya döndü diye ikinci kez KPSS'ye girme mecburiyetinde bıraktığı insanlara kopyayı önlemek için "Alyans takmadan gelin" demişliği var. Haliyle insanın aklına şu soru takılıyor: &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Diyelim ki ben alyansın içine yerleştirdiğim bir mikroçip aracılığı ile bir şekilde kopya çekebiliyorum, ne bokuma KPSS'ye girip öğretmen olmaya çalışıyorum o halde? Bunu yaptığımı gidip Sony'e anlatsam en kötü ihtimal 10-12 öğretmenin maaşına denk bir ücretle işe girerim.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bu sorunun cevabı açık dostlar: Hayal gücünün dışa vurumu. Yıllarca "Bu ülkeden neden bir Philip K. Dick çıkmıyor da Şahin K. Dick çıkıyor" diye hayıflandım durdum. Ne beyhudeymiş. Tek sıkıntı insanların yanlış yönlendirilmesi. Oysa ki bu gibi insanlar ÖSYM'de çalışmak yerine bilim-kurgu yazarı olarak kariyer hedefleseler Türkiye bu alanda dünya devi olur. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Benim de hayallerim var keşiflere dair. Sadece "Obama'nın konumunda olsaydım "Çayfon" yaptırtırdım kendime" değil konu... Ama benim hayal ve isteklerim lüks değil, insanlık namına. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bu vesileyle bu platformdan TÜBİTAK'a açık bir mektup yazmak istiyorum. Olur da bir gün okurlar ve belki de bu proje listelerine alırlar bu isteklerini ve içimde bir ümit filizlenir, "ben yandım ama benden sonraki nesiller rahat eder" diyebilirim kendime. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Neyse, bu kadar traş yeter:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Sayın TÜBİTAK çalışanları,&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bizler çocukluk yıllarımız boyunca "Oğlum 2007'de uçan araba çıkacakmış zaten", "Abi Japonlar resmen bulmuş ya ışınlanmayı, 2010'u bekliyorlarmış piyasaya sürmek için" gibi goy goyların esiri olduk. 2011 itibariyle elde avuçta teknoloji namına Ayfon 4'den başka bi' bok yok. O da tam çekmiyor falan bi' garip. Diğer yandan biliyoruz ki bizlerin gündelik yaşamını etkilemeyen, daha ziyade silah sanayi için yapılan Ar-Ge çalışmaları sonuçlarını fazlasıyla veriyor. Örneğin, çok değil belki de 5-6 seneden bu yana "İnsansız Hava Aracı" diye bir nanenin varlığından haberdarız. (&lt;i&gt;"Daha önceleri atılan bomba, bombayı uçaktan bırakan pilotla birlikte ~500001 kişi üzerinde fiziksel ve psikolojik bir etki(!) yapıyordu, oysa İnsansız Hava Araçlarını geliştirmek için harcanan 3920849023840234 milyon $'ın ardından bu sayı artık ~500000." -İnsansız Hava Aracı Tanıtım Bülteninden&lt;/i&gt;)&lt;br /&gt;"İnsansız Hava Aracı" iyi güzel ama dediğim gibi bana faydası yok. ( www.banafaydasiolmayankiliseninpapazina.com adresli sitede bu konuyla ilgili görüşlerimi daha derinlemesine dile getirdim.) Benim sizden ricam bu "insansız" modelini başka hizmetlere uygulamanız ve pilot uygulama olarak da "İnsansız Taksi" ve "İnsansız Berber"i seçmeniz. (Daha sonrasında "İnsansız Kebap Salonu" gibi daha komplike olabilecek projelerin hangilerinin insanlığa faydalı olacağını hep birlikte oturur düşünürüz.)&lt;br /&gt;Zira benim bu iki meslek grubu yüzünden bir yıl içinde almak zorunda kaldığım psikolojik yardıma harcadığım paraları göstermeye 13 haneli hesap makinesinin gücü yetmez. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Yardımlarınızı bekliyor, iyi çalışmalar diliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;br /&gt;Saygılarımla.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Yeri gelmemiş olsa da belirtmek istediğim bir diğer konu da geçtiğimiz günlerde yapılan ve anlam veremediğim şekilde tepki çeken bir açıklama: "Hayat içkiden ibaret değil, seksten de ibaret değil."&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Birazdan söyleyeceğim kalıbı kullanınca kendimi Şov Tv Ana Haber bülteninde doğalgaz zammı haberini seslendiren adam gibi hissediceğimi biliyorum ama en gerçekçi tanım bu: Rakı artık "vatandaşın cebini yakıyor." Hatta rakısı kusur kalsın, 4-5 tane birayı aynı masada görenler göz yaşlarını tutamaz hale geldi, alemcilerin pazar filesi 100 liradan aşağıya dolmuyor artık. Diğer yandan seksin bu ülkede tabu oğlu tabu olduğunu da biliyoruz. Üzülerek söylüyorum ama ülkemizin abazanı çok afedersiniz halk tabiriyle "31" denen eylemi "bitirdi", 32'ye geçti. Hatta 33'ü yarılayıp 34'ü zorlayanlar bile var aramızda ve bu insanlar ellerini kollarını sallayarak aramızda geziyor. Tablo bu denli ürkütücü.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Şimdi bu çerçeveden bakacak olursak hayat seks ve içkiden ibaret değil... Doğru... Ne var bunda bu kadar dellenecek? Hatta bu gidişle de o ikisi dışında herşeyden ibaret olabilir hayat. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Gel gelelim benim takıldığım konu bunu söylemeye ne gerek vardı. Ben Devlet bakanı olsam, çıksam ve &lt;i style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;"Bazılarının felaket filmlerini izledikten sonra ''Yaaaa o meteor... Koskoca dünyada gitti Nev(Niv değil nev) York'a çarptı... Ne kadar saçma bi' film" gibi yorumlar yaptığını görüyorum. Elinizi vicdanınıza koyun, siz meteor olsanız Tacikistan'ın başkenti Duşanbe'ye mi çarparsınız yoksa New York'a mı? Meteor da can taşımıyor mu? Dünyaya kuş bakışı bakabilmenin de avantajını kullanıyor ve gidip en civcivli yerlerden biri olan New York'a çarpıyor. O da istiyor ki iz bıraksın. Yaptığı işlerl hatırlansın. Ayrıca Duşanbe'ye çarpsa hanginiz ipleyecek bu senaryoyu ? Hadi diyelim ki Moğolistan'ın başkenti Ulan-Bator'a çarptı meteor... 20-30 saniyede yıkılacak bir şehirle ilgili olayları beyazperdeye aktarmak akıl mantık işi mi? O yüzden eleştirilerimizi biraz düşünerek yapmalıyız." &lt;/i&gt;dersem bu açıklamam bi' nebze anlaşılır zira toplumsal bir yanlışı aydınlatma durumu söz konusu ama yine aynı ben, devlet bakanı olsam ve çıkıp &lt;b&gt;&lt;i&gt;"Vietnam A Milli Futbol Takımı Dünya Kupasını alamaz."&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; dersem herkesin kafasında şöyle bir düşünce oluşur "İyi de bunu hepimiz biliyoruz. Niye söyledi ki bunu?"&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;İşte benim de takıldığım hepimizin bildiği bir gerçeğin tekrar dillendirilmesiydi. Diğer yandan bir devlet büyüğü Ebru Şallı'yı karşısına alsa ve "Hayat brokoliden ibaret değil... Hayat pilatesten de ibaret değil." dese, ben de bir saniye bile düşünmeden Feysbuka girer ve o sözün sahibi politikacıyı sörç'ten arattırıp sayfasını bulur ve layk'ı basarım. Doğru kitlelere doğru mesajı verenlerin her zaman yanındayım.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Yazımın "Giriş-Gene Giriş-Bu Sefer Hakikaten Giriş... Vallahi de billahi de bu son" şeklindeki 3 bölümünden sonra 4. ve son bölümü olan Çelişme bölümünde ise sizlere 2 farklı konuyla ilgili manasız ve bir o kadar da uzun görüşlerimi belirtmeye karar verdim.(2-3 gün oluyor bu kararı vereli) &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Öncelikle keşfetmek dedik, buluş dedik, bilim-adamlarına seslendik ama "Hazıra dağ dayanmaz" sözünü ve ne demek istediğini de bilirim. İmkanların kısıtlı olduğu için evde kendi genetik çalışmalar ya da "Sadece Hintlileri öldüren güdümlü füze" gibi İnsanlığa faydalı olacak buluşlar yapamıyorum ama iletişim üzerine önemli çıkarımlarım oluyor sizlerle paylaşmak istediğim.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Geçtiğimiz günlerde neydi nasıldı hatırlamıyorum ama iş yerindeyken güncel bir konuyla ilgili bir tartışma esnasında bana fikrim soruldu. Dikkatli dinlemediğim için ortamın hararetinden yola çıkarak "Herhalde ülkemizin mantara bağladığı mevzulardan biri hakkında çıldırdı bu insanlar" düşüncesiyle dedim: &lt;b&gt;"Osmanlı'ya matbaa geç geldi ya... Hep ondan"&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Durdular... Düşündüler... "E tabi elin Avrupalısı okumaya başlarken biz de matbaa yoktu" dediler. Konu kapandı. Yalan olmasın, 1 ya da 2 gün sonra metrobüsteyim, metrobüsün biletleri yine tükenmiş, "kapalı gişe" kaosun başkenti Mecidiyeköy'e gidiyoruz. Ben de akciğerlerimin üzerinde önümdeki dayı oturduğu için trake solunumu yaparak hayatta kalmaya çalışıyorum. Derken dayı bana doğru döndü (Mantıken Exorcist'te kafası dönen kız gibi dönebilirdi ancak ama nasıl olduysa yılan gibi kıvrıldı pezevenk) ve oturan gençleri göstererek ağzıyla "Cık cık cık" sesleri çıkardı. Ben de nefes alabiliyor olmanın rahatlığıyla &lt;b&gt;"Osmanlı'ya matbaa geç geldi ya... Hep ondan." &lt;/b&gt;dedim. Bir anda herkes bana dönüp baktı ve akabinde "Doğru söylüyor","Vallahi haklı" gibi tepkiler aracın dört bir yanında duyulmaya başlandı. Yalan konuşmayı sevmiyorum, bu açıklama bir "maymuncuk" değil. Karın/Kocan seni yatakta başka biriyle basarsa gözlerinin içine bakarak &lt;b&gt;"Osmanlı'ya matbaa geç geldi ya... Hep ondan." &lt;/b&gt;dersen orada yemez. "BEN BULDUM... OOOO!!!! HAYVAN GİBİ İYİ TAKTİK GELİŞTİRDİM!!!" gibi şuursuzlaşacak halim yok. %78 çalışıyor ama hiç yoktan iyidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;*&lt;br /&gt;Kaosun başkenti Mecidiyeköy demişken... Her seferinde mistik bir komploya kurban gidiyorum ve ağlama duvarı olarak bu son paragrafı seçtim. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Nasıl oluyor da her seferinde Metroya giden koridorda neden karşı istikametten gelenler benim tarafımdakilere karşı ezici üstünlük kuruyor ve ben o koridoru karşıdan gelen koşan zombik kalabalığına çarparak geçmek zorunda kalıyorum? &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bilsem ki peşimden 300 kişi gelecek "This is Sparta" çığlığını basıp ölümüne dalmak istiyorum size... Ama ucuz kahramanlığa da gerek yok.(Dayak yemenin derdinde değilim, satışa gelmek çok koyar bana.)&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;O yüzden... Karşıdan metroya inen koridorda karşı yönden gelenlere bu çağrım: orantısız güç kullanmayın lan Allahsızlar... :'( &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;*Yunan General Kostas Papadapulos, Hicri: 1911&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-700836581683872112?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/700836581683872112/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=700836581683872112&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/700836581683872112'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/700836581683872112'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2011/02/halide-edip-advar.html' title='&quot;Halide Edip Adıvar, Esmerin Tadı Var&quot;*'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-bPxwze18W-A/TV0AiJmyJ9I/AAAAAAAAC4Y/5dDnmuziaRs/s72-c/insallahmasallah_wildworld.Jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-7500798204893451154</id><published>2011-01-27T13:54:00.014+02:00</published><updated>2011-01-27T14:25:00.543+02:00</updated><title type='text'>Şimdi eşim dostum beni uzun don giydim sanıyor... Jartiyer giydim... Hiç kimse bilmiyor.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;Not: İlk olarak "Şimdi eşim dostum beni Kars'tayım sanıyor... Mars'tayım hiç kimse bilmiyor." olarak atmıştım başlığı fakat bu daha önce söylenmiş. Haliyle, B planımı uygulamak durumunda kaldım. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Buradan ayrı kaldığım zaman zarfında kendi geliştirdiğim bir diyet metodu sayesinde kısa sürede 17 kilo vermeyi başarmakla meşguldum. Seda Sayan yılda 85 kere "Hanımlar müjde! Artık kilo vermek çok kolay!" sloganlı VTR'yi yayınladığı için ilk başta insanlar benim formülüme de kolpa gözüyle bakıyor ama unutmayın ki benim böyle izlenme kaygılarım yok. En basit anlatımla:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kahvaltıya oturduğumda önüme bir tabak kapuska koyuyordum. 4-5 dakika o kapuskayla kesiştikten sonra iştahım koşarak kaçıyordu ve ben de masadan kalkıyordum. Evden çıkmadan önce küçük bir kaseye kapuska koyup streç filmle kapatıp onu yanıma alıyor, acıktıkça da o kapuskaya bakıyordum. Bir yerden döner kokusu mu geldi? Canım lahmacun mu istedi? Babam bu kadar güzel pasta yapmayı nereden öğrendi? Hemen montumun cebinden çıkarmadan kapuska dolu küçük kaseye bakıyordum gizli gizli. Tek sıkıntım bu diyeti bir daha asla yapmayacak olmamdı. Çünkü lanet olasıca bir düşünce şeklinde sevdalıydım. Bu düşünce beni kendisine öylesine hapsetmişti ki ona olan aşkım dağlarda geziyordu. Evet, tahmin etmesi zor değil. Antin Yunan Filozoflarından Heraklitos'un bir sözü aslında saplantılı olduğum bu düşünceyi izah ediyor:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TTQKJ63-k0I/AAAAAAAAC3E/4H2ZFBkEOYE/s400/zwo00022.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563082605248549698" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 332px; height: 400px; " /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aranızda Heraklitos kelimesini görünce "AAA!!! Çitos'un hamsilisi çıkmış" diye düşünecek ya da "Her Hakkı Saklıdır"ın Yunanca karşılığı olduğunu sanacak kadar andavallı birinin olması ihtimal çok düşük ama ben gene de işimi şansa bırakmadım ve üstadın resmini yukarı kodum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kısacası Heraklitos Dayı sürekli değişime inanıyor. Yani diyor ki " 'Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir' sözünün kendisidir  çünkü daha antik çağdayız, ona rağmen ben bu cümleyi 50 kişiden duydum, lanet olsun böyle insanlığa da felsefeye de...".&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Peki buna karşın resmini araştırma gereği görmediğim bir diğer antik çağ filozofu, yani Mikrokozmoz ne demişti? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Değişim yalnızca gelecekle ilişkilidir. Geçmişte yaşananlar bizlerle yaşamaya mahkumdur." &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Keşke Mikrokozmos yaşasaydı da onu karşımıza alıp "BÜYÜK LAF ETTİN BE ANTEN! BİZİM HİÇ AKLIMIZA GELMEMİŞTİ... Hemen git Tivitıra yaz bunu..." diyebilseydik. (Yoksa yaşlı kadınlar birine "Gebermiyesice" derken böyle hesaplar mı yapıyor?)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;Yazarın Notu: "Bu ne gavur merakıdır arkadaş" çıkışını yapan koçyiğitler de bu ülkenin yetiştirdiği çağdaş ozanlardan Burak Kut'un, Heraklitos'un bu söylemini çağdaş döneme taşıdığı "Yaşandı Bitti, Saygısızca" adlı güzellemesini referans alabilirler. Benzer kafalar...&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fakat gel gelelim Muhteşem Yüzyıl'ın aldığı 70 binden fazla şikayet ve Rtük uyarısı gösterdi ki hepimizin bildiği fakat ilk olarak Mikrokozmoz söylediği için ona mal edilen bu gerçeği yani geçmişin değiştirilemeyeceğini kabul edemiyoruz. Beni asıl darlayan konu ise bu şikayetlere, uyarı değil. Kabullenemediğim durum katrilyonluk dizi yapanların, reytinglerde zirveye oynayanların basit bir katakulliyle olayları kendi lehine çevirememiş olmaları.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TTQIZEcj7SI/AAAAAAAAC28/5a1FE_WaZqY/s1600/HenriTudorBizideDiskoyaG%25C3%25B6t%25C3%25BCr.jpg"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TTQIZEcj7SI/AAAAAAAAC28/5a1FE_WaZqY/s400/HenriTudorBizideDiskoyaG%25C3%25B6t%25C3%25BCr.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5563080666492693794" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 291px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;The Tudors S02E04 - Aman Sabahlar Olmasın&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir İngiliz Tarih Profesörüne rüşvet vermek ve o profesöre "Duyduğuma göre Türkiye'de Kanuni Sultan Süleyman'ın hayatını anlatan dizi uyarı almış. O kadar büyütmeyin çünkü Henry Tudor imparatorluğu yönettiği dönemde 30 bin kadınla beraber oldu." benzeri bir açıklama yaptırtmak çok da zor olmasa gerek. Bu ortamı sağladığı anda otoritenin zayıf noktalarından olan "bizim padişah sizin padişahı döver" refleksi devreye gireceği için Show Tv devlet teşvikli soft porno yayını yapan ilk kanal olma ünvanını kazanacaktı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonrasında bazı fanatik tarihçilerin "Dizi eksik bilgi veriyor, haremde 83 bin kadın vardı" gibi açıklamaları(&lt;i&gt;Harem değil Nou Camp&lt;/i&gt;), "1 yılda 30 bin kadın değil mi? Çünkü bizde öyleydi" gibi fütursuz meydan okumaları da işin yeşilliği olurdu. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kendi adıma tarihe olan saygım azalmıyor böyle diziler yüzünden. Bilakis sevgim kor alevlerle harlanıyor. Zira her daim zihnimi kurcalayan bir soru var ki Osmanlı Tarihine olan sevgimi arttırmıştır: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;200 yıl sonra tarih kitaplarında 1990 ve sonrasını nasıl anlatacaklar?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Düşün ki yıl 2250. Yer Türkiye. Ve öyle uçan arabalar, matrix'teki gibi beyine bilgi yüklemeler FELAN bırak onları hiç bi' yeni nane yok. Her şey aynı. Cumhuriyet Tarihi diye de yeni bi' ders koydu Milli Eğitim.... NE ANLATACAK O DERS KİTABI?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"1996 yılında dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in yaptığı bir anlaşmayla Türkiye gümrük birli... Bu çok tatsız bir konu. Bundan bahsetmesek olmaz mı? Dur ben sana 2003'de Eurovision'u kazandıydık onu anlatayım." &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;BÖYLE TARİH KİTABI MI OLUR? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fakat vaziyet öyle gösteriyor ki olabilir. Bu tehlike kapımızda.(240 yıl dediğin ne ki göz açıp kap...)  Tarih kitabını basanlar ne yapsın? "2004 yılında benzine 15 kere zam geldi"den başka ne var ki adamın elinde? O yüzden Osmanlı Tarihi'nin değerini iyi bilin. Sürekli bir savaş, aksiyon, kelleler havada uçuşuyor, devletler birbirine gider yapıyor, yok efendim isyan çıkıyor, anlaşmalar yapılıyor, hiç bi' şey olmasa en durağan zamanlarda bile sırf iç işlerine karışalım sonra da mevzu çıksın zihniyetiyle kurulmuş bir Eflak-Boğdan devleti var kenarda. Kaldı ki bunun saray entirikası var, taht kavgaları var. Geyiğin boynuzu uzuyor da uzuyor. Peki geçen yılı anlatmaya kalksalar bir tarih kitabında ne yazacaklar?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Fakat domatese ne biçim zam geldi ya öyle."... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tekerrürden bile ibaret değil. Düpedüz kepazelik. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Başka Osmanlı yok. Bırakın da keyfini çıkaralım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Burada sık sık dile getiriyorum ama bir kez daha söyliyeyim: Zengin değilim ama hep zengin olacağım günün hayaliyle yaşıyorum ve tabi ki bu konuda tedbirli davranıyorum. Zengin olursam sıra dışı hareketler yapıyor gibi, aklımı oynatmış gibi gözükmemek için dikkatlice takip ediyorum zenginleri. Bırak zenginleri Dolgun Maaş+Prim+Yol+SSK+Yemek Fişi toplamı kadar geliri olanları da takip ediyorum.(Çünkü ansızın trilyoner olacağıma dair inancım daha az ikinci saydığım özelliklere sahip kişilere kıyasla.(Yine de inancım var aniden trilyoner olacağıma ama daha düşük.)) Daha ziyade doğal olarak zengin erkekleri takip ediyorum ve ünlü ya da ünsüz bir çoğunun yaptığı bir açıklama dikkatimi çekiyor:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Hayatım boyunca para karşılığında hiç seks yapmadım." ya da "Seks için para vermem".&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ne güzel... Spor arabayı aldın, en son çıkan telefonu aldın, üstüne başına kamyon damperiyle para harcayıp kıyafet aldın... E ebenin götü... Sekse de para verirsen zaten senden büyük gerizekalı yok bu alemde. Bu sahip oldukların yüzünden biriyle yatacak milyon tane kız var. Kaldı ki bu saydıklarıma verdiği parayla 4 kişilik Kamerun'lu bir ailenin 17 yıllık mutfak masrafına denk.(+/- 1 yıl oynayabilir.) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hani evsiz biri gelse... Önündeki "Çok Açım" yazan kartonun arkasına "Seks için para vermem" yazsa ve bilsem ki doğru söylüyor, saatlerce alkışlarım onu ama çok canı sıkılsa helikopter alacak parası olan adam bana "Seks için para vermem." türevi açıklama yapmasın.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aşığınım zengin olamasam da... Aşığınım sodexho fişi alamasam da... Desem de bir yandan mevcut iş yerinden ayrılıp başka bir yerlere zıplama amaçlı iş görüşmelerim sürüyor. Bunların sonuncusu da ismini vermek istemediğim ama isminin baş harfleri çok sevdiğim bir sanatçının soyadıyla aynı olan bir bankanın mülakatıydı.(O sanatçının da ismini vermek istemiyorum ama derinlemesine düşünenler hemen kim olduğunu anlayabilir.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sınava girdim. Önce bir genel yetenek testine tabi tutuldum. 3 soru. Daha önce de bu genel yetenek testleriyle ilgili görüşlerimi belirtmiştim neyse ki işverenler sözlerimi dikkate almış ve bu genel yetenek testinde "1-1-2-3-5-8-? dizisinde ? yerine hangi sayı gelmelidir?" gibi sorulardan vazgeçmişler.(Düşünme hiç... 13 gelecek, Fibonacchi dizilimi.) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İlk aşamada adaylardan dişlerini kullanmadan çok küçük bir aralığı olan 20 adet antep fıstığını açmaları, sınavın ikinci kısmında Prodigy'nin bir şarkısıyla(Smack My Bitch Up) dans etmeleri ve son olarak da Feysbuktan paylaştıkları en komik 3 videoyu anlatmaları istendi. Daha sonra da gavurca sınavı yapıldı ve adaylara "Orta Çağ'ın Karanlık Yüzü; Engizisyon Mahkemeleri" konusundan 4 soru soruldu. Şansımın da yardımıyla bu zorlu sınavı geçtim ve mülakata çağrıldım. Mülakat gittiğimde zerre tedirginliğim yoktu. Çok rahattım. O kadar rahattım ki kendimi evimde gibi hissediyordum. Mülakat için çağrıldığımda bir tüy gibi hafiftim. Ta ki karşıma oturan 4 kişiden masa başında oturan yöneticiyi görene kadar..&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TUAhelH_xeI/AAAAAAAAC3k/WAhhfCYfoKE/s400/HASK%25C4%25B0VEDONDRAPERKIRMASIADAMIG%25C3%2596STERENRES%25C4%25B0M.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566485948675376610" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 219px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tam olarak böyle bir kombinasyondu. Madmen'deki başrol adam ve benim ASİL PİÇ olarak adlandırdığım fakat bir çok insana göre Haski gibi komik bir isimle çağrılan köpeklerin karışımı biri vardı karşımda. Özellikle de renkli gözleri çok keskin ve sert bir ifadeye sahipti. Bir anda gerildim çünkü mülakattaki en karizmatik kişinin ben olmayacağım kısmı planlarımda yoktu. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Derken "Hadi anlat bakalım, hadi hadi durma anlat" diye şarkı söylemeye başladılar. Bu şaka beni bir nebze olsun tekrar rahatlatmıştı. DERKEN TEKRAR O SERT BAKIŞLARI GÖRDÜM. Yeniden gerilmiştim. Sonra birden bir kahkaha tufanı koptu. Meğer mülakatı yapanlardan biri gaz çıkarmış. Bastım kahkahayı. Beynimden yaldır yaldır endorfin salgılanıyordu. FAKAT O DA NE? YİNE KARŞIMDA O DELİCİ BAKIŞLAR. Yine çökmüştüm. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Hoyratça yaşadığım bu duygusal gel-gitler arasında mülakatçı arkadaşlara biraz kendimden bahsettikten sonra soru cevap kısmına geçtik. Tüm sertliğiyle bana şöyle sordu: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Ekonomiyi ve Finans Dünyasını Takip Eder Misin?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Aklımdan geçen tek cevap "Twitter'dan mı?" gibi gerizekalı ötesi bir cevaptı -ki aynı zamanda da kontra soruydu- fakat bir an için gözlerim görmedi, aklım şaştı ve "Evet takip ederim." dedim. Ve ikinci ölümcül sorusunu sordu: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Altın fiyatları % olarak ne kadar arttı biliyor musun?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Altın fiyatlarının eşek gibi arttığının bilincindeydim ama tam sayı verecek kadar da net bilgim yoktu. Fütursuzca %30-40 arası dedim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Daha fazla arttı ama en azından çok arttığını biliyorsun, dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;EN AZINDAN... İşte şifre buydu. Demek istediği şey çok netti: Eğer senden sonraki adaylar senden daha hıyar çıkarsa seni alırız. Ama yok içlerinden sana kıyasla daha bilgili biri çıkarsa da sana bundan sonraki hayatında başarılar dileriz. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Peki bu artışın nedenleri ne olabilir? Dedi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben de vakt-i zamanında bir yerde okuduğum "Çin altın rezervini arttırmak için piyasada ne var ne yoksa topladı" temalı yazıdan bahsettim. Hafifçe kafasını yana eğdi ve:&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-O da sebeblerden biri tabi ki..., Dedi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;O DA SEBEBLERDEN BİRİ TABİ Kİ... İşte bir yeni şifre daha. Yani aslında verdiği mesaj çok açıktı: Ben başka bişey söylemeni bekliyodum ama bu da eh işte... EH YANİ EH! Eğer senden sonraki adaylar bundan daha az hıyar bi' cevaplar verirse seni alırız...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diye düşünceler aklımda cereyan ediyordu ki söylediğim şeyi onaylayan bir soru sordu ansızın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Neden Çin bu kadar çok altın almış olabilir?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İşte bu soru beni benden almıştı. İlk olarak aklıma "1,5 milyar nüfus var, bunlarda düğün bitmez, tabi ki dünyadaki tüm altını bitirmeleri doğal" cevabı geçti fakat bir an göz bebeklerinin içinde çakan şimşekleri gördüm... BU CEVABI VERECEĞİMİ DÜŞÜNEREK TUZAKLI SORU SORMUŞTU. Ben de ekonomik olarak Çin'in neden daha fazla altını elinde tutmak isteyebileceğini izah ettim ona ve tekrar o ölümcül yanıtı verdi: O DA SEBEBLERDEN BİRİ TABİ Kİ...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Asla renk vermiyor, bıraktığım itibarla ilgili zerre ipucu vermiyordu. Adeta "Ya bırak şimdi Çin Min... Bırak şu gavatları ya... Altın da stoklasalar, hepsi yastık altına dolar da istiflese ne değişir.. Adam değil onlar. " desem vereceği cevap belliydi: O DA SEBEBLERDEN BİRİ TABİ Kİ...   &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kısacası umutsuz bir mülakattı ve "zenginimsi" olma hayallerim bir başka zamana kaldı. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yine de durmak yok, mücadeleye devam. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaşasın onurlu mücadelem.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TUAe6QSjX2I/AAAAAAAAC3c/WiFoi9cK5Mc/s400/FF%2BTonight%2BFirst%2BImage%2BSoren.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566483125583961954" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;Tüm bu anlattıklarımdan tamamen bağımsız olarak sıradaki uzun hava Vatani Görevini halen Teksas 12. Jandarma Sınır Komutanlığında yapan mektup arkadaşım Yuucin Filips için Franz Ferdinand'dan geliyor:&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;Dis fart iz aud of kontrol... Vi' gona börn dis siti... Börn dis siti.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-7500798204893451154?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/7500798204893451154/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=7500798204893451154&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/7500798204893451154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/7500798204893451154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2011/01/simdi-esim-dostum-beni-karstaym-sanyor.html' title='Şimdi eşim dostum beni uzun don giydim sanıyor... Jartiyer giydim... Hiç kimse bilmiyor.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TTQKJ63-k0I/AAAAAAAAC3E/4H2ZFBkEOYE/s72-c/zwo00022.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-1330704451817101124</id><published>2010-12-31T11:12:00.005+02:00</published><updated>2011-01-04T15:55:39.298+02:00</updated><title type='text'>Norveç'te 5 Kinaye*</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TRzjEOgIZCI/AAAAAAAAC1U/R3z-SdI4IFc/s1600/sik-giyinen-adnan-oktar.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Acısıyla, tatlısıyla bir 2010'un daha sonuna geldik.(Ben paralel evrenlerde de 2-3 kere gelmiştim ondan böyle diyorum.) Güzel günlerimiz oldu, seni anmadık yola bakmadık hala. Dile gelmeden düşlerim yalnızlığa... FELAN fıstık...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Buna karşın zor zamanlar da yaşadık. Yeri geldi çetin mücadelelere girdik. Yeri geldi göt büyütüp oturduk. Bazı hayallerimizle vuslatımız başka baharlara kaldı. Kendi açımdan bakıyorum da 2010 da ne dünyayı ele geçirebildim ne milletvekili olabildim ne de havadan gelen bir parayla zengin olabildim. Yani kafamdaki projelerin hiçbirini gerçekleştiremedim. Bunları neden istiyordum? Dünyayı ele geçirmek neticede her erkeğin hayalidir. Milletvekili olmayı istememin nedeni, milletvekili olduğum takdirde başka hiç bir işte olmadığı kadar işime 4 elle sarılacağımı biliyor olmam. Sistem eleştirisi yapmak için söylemiyorum, hakikaten bi' bok yapmayacağımı bildiğim için milletvekilliği hayalimdeki meslek. Bakınız bütün milletvekilleri boş boş oturuyor demiyorum. Ben boş otururdum diyorum. Devam zorunluluğu var mı bilmiyorum ama ne kadar gitmememe hakkım varsa sonuna kadar kullanırım. Çok nadir giderim meclise. Onda da arka sıralarda oturur Nokyada yılan oynar eve dönerim. Blekberi de Ayfon da gözüm yoktur. Vallahi yoktur. Arkamdan milletvekili olunca götü başı oynadı densin istemem. Gururlu ve hassasım bu konularda.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çok zengin olmayı istememin nedeni de açık. Açıkçası buraya gelip müşteriyle, elin gavuruyla telefonda konuşmaktan, mailleşmektense(Böyle bir kelime kullanmakla Türk Dil Kurumu Binasını kundaklamak arasında bir fark yok bana göre) bir gazetenin insan kaynakları ekine "Henüz 6 aydır faaliyette olmasına karşın sektörde lider olan ve damızlık sincap ticareti yapan firmamızın satış ve pazarlama ekibimizde çalışmak üzere; Estonya ve Nikaragua pazarlarında müşteri portföyü olan, 18 yaşından büyük ama 75 yaşından da küçük, gözlüklü, Ofis Programlarından Solitaire ve Freecell'e son derece hakim(Mülakata katılacak adayların Solitaire'i ilk seferde açması tercih sebebidir), seyahat engeli olsa da olur ama bakkala markete gönderdiğimizde buna kırılmayacak adaylar arıyoruz. Şartlarımız; Asgari ücretin 3 aşağısı 5 yukarısı + Dolgun yemek fişi + İşe geliş gidişlerde kolaylık olması açısından çalışanlara tahsis edilen Skutır" içerikli bir ilan verip beni arayanlarla konuşmayı tercih ederim. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"İşsiz adamların umuduyla oynamaya utanmıyor musun?" diyenler olacaktır, hatırlatmak isterim ki çok param olacağı için gayet de Damızlık Sincap Üretimi yapan bir tesis kurabilirim. Sonrasında da bu sincapları yurtdışına satmaya çalışabilirim. Kimsenin umutlarıyla oynadığım FELAN yok. Sadece farklı bir çalışana ihtiyacım olabilir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Para demişken son günlerdeki yaşanan bir vesvese var dikkatimi çeken. Bir panik ortamı yaratılıyor. Bu paniğin sebebini açıklayan cümle şu: "Dolar 1,55'i gördü!"&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Diğer yandan kafamdaki asıl soru: Bu panik ortamı yaratanların cebi kaç kere dolar gördü? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Birbirimizi kandırmanın gereği yok. Yabancı değiliz. Ben artık az çok halkımızı tanıyorum.Ben dahil büyük bir çoğunluğumuz fakir. Cepteki para belli. Dolar 1,45 olsa ne olur, 1,65'e çıksa ne olur? 10 $ değil de 9 $ alırız ya da 11 $ alırız olur biter. Yeter ki Rabbim başka dert vermesin.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Doların değer kazandığı ya da kaybettiği günlerin akabinde herkesin sanki bir Corç Soros'muş gibi, bir Bill Geyts'miş gibi darlanmasına ya da sevinç çığlıkları atmasına lüzum yok. Bilmesem o panik yapanların büyük kısmı Marlboro içmek istediği halde Winston içiyor, inanayım ama bu şartlarda zor be kirve. Bak "Çeyrek altının fiyatı artıyor!" diye tribe girene sözüm yok. Neticede Türk örf-adetlerinde "düğün" denen şeytani bir organizasyon var. Aksi gibi insanlar artık şansa da bırakmıyor işi. Kamerayla çekim yapacak adam tutuyor, kim altın taktı kim takmadı mobese stayla anında yakalıyor. Daha sonrasında da o altın takmayanın düğünü olduğunda da düğüne gidiyor, öküzüm gibi yiyor içiyor ama takı törenine gelince, nah işareti yaptığı elini damadın göğsüne hafifçe vurarak ve dudaklarındaki intikam gülümsemesiyle "Mutluluklar" diyor. Bunlar hep çevremizde gördüğümüz şeyler. Hayatın gerçekleri. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu vesileyle de bu yazıyı okuyan ve kariyer patikalarını hangi yoldan takip etmesi konusunda kafası karışık olan genç fidanlara bir tavsiyede bulunalım. Her sene gazeteler, internet siteleri "Geleceğin meslekleri" başlıklı bir liste yayınlar. Genellikle Öss'den sonra yayınlarlar ama belli de olmaz bunların işi. Haber bülteni 10 dakika kısa kalır, internette 2 sayfaları boş kalır ve eğer o ara gündemde olan, 15-20 tane erotik pozu olan ünlü bi' kadın da yoksa hemen yapıştırırlar "Geleceğin meslekleri" haberini. İnternet siteleri bi' de resimli yapar bunu. Oraya da bi' tane labaratuarda elinde tüple yardıran bilim adamı kor. Al sana genetik mühendisi der, geleceğin mesleği der. Gençler! Geleceğimizin teminatları! Böyle boş hurafelere inanmayın. Genetiğiyle sabaha kadar oynasan yerinde sayacak kamyon damperi dolusu adam var benim çevremde. Benim çevrem, senin çevren derken milyonlarca adam var bu model. Oysa ki geleceğin meslekleri çeyrek altın kalpazanlığı, otoparkçılık ve tabi ki metrobüs şoförlüğü. Bu alanlarda uzmanlaşmak refah bir geleceğe açılan en doğru kapı olacak sizler için.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Uzun bir girizgah yapılabilirdi ama ben soru-cevap şeklinde bir beyin tsunamisi ile konuya direk girerek akabinde yorumlamanın daha faydalı olacağını düşünüyorum. Konumuz şu açıklama:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;- Benim babam Toyota gibi adam!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Peki şimdi bu açıklamayı yapan çocuğa hep birlikte soralım: Toyota ne malı? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;- Japon&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aferin. Peki şimdi de Japonlar hangi konularla meşhur onu söyle bakalım?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;- Teknolojide çok ileriler.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Başka?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;- Çekik gözlüler.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Güzel. Bi' tane daha fiziksel özellikleri var onu da söyle?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;- Ufak tefekler.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Harika gidiyorsun. Şimdi de Japonların ufak tefek bişeyi daha var onu söyle?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;- Eeee..&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çekinme hadi söyle söyle.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;- Şey...&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Evet "şey" de denir günlük konuşma dilinde ama sen daha açık söyle. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;- Pipileri küçük.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;HEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEEE! ORADA DUR! Bu durumda ne diyebiliriz senin baban için? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;- Pipisi küçük :'( &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hani o hayvan gibi özgüvenle arabaya doğru yürüyüşüne ne oldu? Arkandaki arkadaşlarını düşünerek "Nasıl da bok gibi yığılıp kaldılar" gülüşünden eser kalmadı? He? Ne oldu? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Taş oldu. Heykel oldu. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşte ben bunu sevmiyorum dostlar. Düşünmeden konuşuyor bizim insanımız. Çünkü konuşmayı düşünmekten daha çok seviyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonuç? Bir anda o vakur ve gururlu ifadesi ile "Benim babam Toyota gibi adam" diyen çocuk aslında babasını alemlere ağır şekilde madara eden, babasını gaddarca afişe eden hayırsız bi' evlada dönüştü. Ondan sonra çocuğun arkadaşlarından birisi babasına "Bizim Orçun'un babası Toyota gibiymiş" dedi, hadi bu sefer aynı adam Orçun'un babasının iş arkadaşı olduğu için iş yerinde sürekli Orçun'un babasıyla dalga geçilmeye başlandı. Derken karısı boşanma davası açtı ve Doç Ekmek Kamyonu gibi adam olan bir iş arkadaşıyla görüşmeye başladı. Adam cinnete koştu ve önce karısını, sonra çocuğunu en sonunda da cinsel uzvunu keserek kendini intihar etti ve Hürriyet'in 3.sayfasına haber oldular. Bir anlık gaflet dolu açıklama yüzünden olanlara bakar mısın? Benim sana bunları anlatırken ki amacım, başka ocaklar sönmesin. Burada çocuklara büyük rol düşüyor. Çocuklar ağzına geleni mal gibi söylememeyi öğrenmeli. Çocuk dediğin sanayi casusu gibi, borsa simsarı gibi olmalı. Sessiz ve derinden hareket etmeli. Yoksa "Anneeeeeeeeee babam sen mutfaktayken sana orospu dediiii... Orospu ne demeeeek?" diyen çocuğu kim neylesin. "Çocuktan al haberi" sözünü destekleyen bu çocuk modeli artık tarihe karışmalı. Umuyorum ki 2011'de benzer manzaralarla karşılaşmayız. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir kitle var ki her yılbaşını büyük bir helecanla bekliyor. Asker yolu gözleyenlerinki gibi, maaş almak için aybaşını bekleyenlerinki gibi bir helecan bu. Günler öncesinden birayı, rakıyı stokluyor. Yakın çevresiyle organize hareket ediyor ve beklenen saat yaklaştığında bütün yıl toplasan 10 dakika bile izlemediği CNBC-E'ye kitleniyorlar. Çünkü her yıl aynı terane var CNBC-E'de. Viktorya's Sikrıt defilesi var. Ve tabi burada da bir çelişki devreye giriyor. Kaç yıl oldu hala devam ediyor bu yılbaşına defile izleyerek girme konusu. Defalarca tekrarları veriliyor, torrent sitelerine en çok merak edilen filmden daha çabuk düşüyor. Hadi daha açık konuşayım: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Her sene aynı kadro çok afedersin götü başı açıkta podyumda volta attktan sonra Viktorya'nın Sırrı mı kaldı ki be keke? Sözüm senin gibi yılbaşına girerken Vals yaparak, Bordo şarabı içerek girenler için değil ama ortalama bir abazan diyelim. Ya da sokaktaki adam ya da sade vatandaş artık nasıl tanımlarsan... Bu kadınları böbreğine kadar görmedi mi? O halde neden hala divane gibi bekliyorlar yılbaşı gecesindeki Viktorya's Sikrıt defilesini. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bugün bir Heidi Klum "Ben seneye yokum" diyerek bu defileden emekliye ayrıldıysa daha bu işin gizlisi saklısı çekiciliği kalmadı demektir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yine 2010'un (diğer yıllarla birlikte) en üzücü olaylarından biri de cemiyet hayatı, sanat camiası, spor dünyası dahilinde olan ve astronomik rakamlar harcanarak düzenlenen düğünlerdi. Üçüncü gözüm açık değil, sadece dürüstçe herkesin ne istediğini ve ne olduğunu ifade eden biri olarak konuşuyorum: Bugün özellikle magazin dünyasından belli başlı isimler var ki biz bu insanların 2 yılda bir evlendiğini biliyoruz. Onların yanı sıra daha görür görmez "Bu evlilik yürümez, bu herif adam olmaz" ya da "Bu kadınla yaşanmaz delirtir adamı, 2 yıla boşanırlar" dediğimiz kombinasyonlar görüyoruz. Allah kahretmiye ki haklı da çıkıyoruz. İsim vermek istemiyorum. Çünkü analarına küfür edeceğim birazdan. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Daha da spesifik konuşayım bi' takım insanlar var ki 4-5 kez evlendikler daha önce. Kimseyi sevemediği gibi kaç yaşına gelmiş hala meşk yapmaya da doymamış. Serde hala abazanlık var. Para da var. Hadi kalkıyor 6.'ya evleniyor. Arkadaş belli işte gayen... Seks peşindesin. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;E be annesi hayat kadını, madem durum bundan ibaret ne diye 500 bin harcıyorsun düğüne? O parayı gerçekten birbirini seven iki kişiye ver.(Mesela ben ve hanımım) Hayatları kurtulsun.(Kurtulur hakikaten) Neyse, bu 2 yıl mütemadiyen seks yapıyor, Allah bilir "500 bini çıkardım heralde" diye de düşünüyodur aşağılık,  ondan sonra da boşanıyor. Nasıl olsa başka bi' kanalla anlaşmayı patlatıp düğüne harcadığı o parayı 2 ayda geri çıkaracak. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şeytan bile bunlar kadar Allahsız değil. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;:'(&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;iframe width="425" height="344" src="http://www.youtube.com/embed/_SlJy2mvu1k?fs=1" frameborder="0"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bunca andavallılıktan, bunca iblislikten bahsetmişken belirtelim;  İnternette tesadüfen rastladım bu kayıda. İsrafil'in kıyamet günü sur ile çalacağı eserin demo kaydı. Blok fülüt versiyonu falan demişler ama ben tüyoyu içeriden aldım.(Kaynağı söyleyemem ama güvenilir)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son bi' konu daha var anlatmak istediğim sonra da gidiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2010'un özellikle son çeyreğinde(Böyle son çeyrek FELAN deyince kendimi ekonomi yorumcusu gibi hissediyorum, Yiğit Bulut gibi hissediyorum kendimi. Bu arada sana bi' Yiğit Bulut Fıkrası anlatayım mı? Yiğit Bulut motorsikletle kaza yaptığında ölmemiş, neden? Çünkü kafasında &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3yDaGSLZjgc/TKHls6FeGoI/AAAAAAAACHQ/PgxrUMKwKyQ/s400/yigit_bulut.jpg"&gt;kask&lt;/a&gt; varmış.) karşılaştığım bir durum var ki düşündükçe allak bullak(o ne lan?) oluyorum. İsmi "Merkür Etkisi", astrolojik bir nane bu. Merkür geri gidiyormuş da insanların hayatlarının her alanında negatif etki yapıyormuş. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hadi burçları anladım. Balık burcu duygusal diye yıllarca beni klişe manyağı yaptınız ona da ses etmedim. Ama Merkür'den bana ne? Bana ne la? Zaten derdim başımdan aşkın bi' de gezegenlerin hareketine mi üzüleyim. "Sevgili balıklar, 2-9 ocak tarihleri arasında satürn kovaya girdiği için önümüzdeki ay maddi harcamalar da gani gani size girecek." gibi bir burç yorumu gördüm mü kendimi kaybediyorum. Sinirim geçene kadar da en az 15 dakika kolbastı yapmam gerekiyor. Şu yaşıma geldim benim Satürn'ü görmüşlüğüm resimlerden. Bi' kez ayak basmışlığım yok o gezegene. Etrafında halka var onu biliyorum bi' tek. Kova burcu olan samimi bir tanıdığım da yok. Niye telefon faturam fazla geliyor o pezevenklerin kendi arasındaki hesabı yüzünden anlamıyorum. Merkür başağa giriyorsa bu başağın sorunu olmalı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Umarım 2011'de böyle saçmalıklarla daha fazla muhatap olmak durumunda kalmam. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hadi hepinize mutlu noeller.(&lt;a href="http://suurfuhusu.blogspot.com/2010/12/2010-yln-bokum-oglu-bokum-bir-sakayla.html"&gt;Bununla ilgili de Şuur Fuhuşu'nda çok büyük bir kepazeliğe imza attım. Canını seven kaçsın&lt;/a&gt;.) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;* Çünkü Mahsun Kırmızıgül'ün sinema dehası bana ilham veriyor.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-1330704451817101124?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/1330704451817101124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=1330704451817101124&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/1330704451817101124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/1330704451817101124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/12/norvecte-5-kinaye.html' title='Norveç&apos;te 5 Kinaye*'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/_SlJy2mvu1k/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-857307330192398177</id><published>2010-11-26T17:25:00.004+02:00</published><updated>2010-11-26T17:47:08.769+02:00</updated><title type='text'>Cuma namazı çıkışında yeni aldığım Ugg'larımın çalındığını fark edince neler hissettim?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Elit ve seçkin okur kitleme ihanet etmek olarak algıladığım için başkaları gibi pembe tablolar çizmeyi, mutlu sonla biten masallar anlatmayı sevmiyorum. Buna bağlı olarak da okuyucularıma vasiyetim, taraflı medyanın güç ve otorite yardakçısı kalemşörleriyle beni aynı kefeye koymamaları. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Evet dostlar, &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bugün 26 Kasım 2010, cuma... Ve ben yine parmaklarımı klavye üzerinde cesurca dolaştırdığım bir kaos senfonisi ile karşınızdayım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İsmini vermek istemediğim geçmiş bir gün, panda kıllarından yapılmış ve Nuray Hafiftaş'ın özel olarak dizayn ettiği "Gurbet Sancısı" adlı diş fırçamla dişlerimi fırçalıyor, bir yandan televizyondaki haberleri takip ediyordum. Evden çıkacak ve "helipkopter sürmeyi öğrenene kadar bunu kullanırım kaza yaparsam, çarparsam FELAN çok masraf çıkarmasın, yedek parçası da kolay bulunsun" mantığıyla aldığım elden düşme(benim için yeni) &lt;a href="http://www.ufosirius.com/wp-content/uploads/2009/08/helikopter-1.jpg"&gt;Skorski&lt;/a&gt; ile pratik yapacaktım. Tam kapıya doğru yönelmiştim ki spikerin ifadesiz yüzündeki solgun dudaklarından ansızın şu kelimeler döküldü: Toplu ulaşıma zam geliyor...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ve daha da ansız şekilde şu tabloyu gördüm karşımda: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Metro ve otobüs  fiyatları 1,50'den 1,65 Tl'ye çıkarken &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large; font-weight: bold; "&gt;Metrobüs&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;(benim için bu taşıtın değerini anlayabilmen için büyük yazdım) konusunda ise tam anlamıyla bir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt; &lt;b style="font-size: medium; "&gt;kulampara ketenperesi&lt;/b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;(Tam anlamıyla böyle olduğunu anlayabilmen için koyu yazdım) vardı. Metrobüse binince 1,95 ödeyen yolcu eğer 3 duraktan önce inerse akbilini geri basarak (GERİ BAS!) 0,60 kuruşunu iade alabiliyor böylece 3 durağa kadar 1,35 TL'ye geliyordu. (ÖSS'de böyle inmeli-binmeli, akbil basmalı, iade etmeli bir problem sorulsa sıralamanın kaderiyle oynar o soru. Öylesine delifişek bir durum bu.(BENCE))&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Helikopter varken sana ne metrobüsten, otobüsten diyebilirsin ama ben toplu taşımaya sevdalanmışım bir kere. Kopamıyorum ondan. Hem helikopter acil durumlar için. Bugün bir helikopter deposu kaça doluyor biliyor musun? Kontağı açtığın anda 300 lira yakıyor. O yüzden toplu taşıma kritik önem taşıyor hayatımda. Hal buyken(Aynı zamanda Hollanda'lı bir futbolcu ismi) &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;hemen kendi akbil muhasebemi yapmaya başladım içimden. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Ben ev-iş arasında 2 durak giden biriydim. Yani iadeden yararlanabiliyordum. Peki ya Mecidiyeköy'e gittiğim günler? Mecidiyeköy'e 3'den çok daha fazla durak vardı ve bu da demekti ki cayır cayır 1,95 TL ateşleyecektim büyükşehir belediyesinin zalim gişelerine. Allah kahretmiyeydi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Yeni fiyatların olduğu ilk gün "Bismilllllll"("lahiramanirrahim" kısmını sesimi kısarak söyledim 78 yaşındaki teyzeler gibi) dedim ve metrobüse bindim. Her zamanki gibi 2 durak gittim ve indim. Fazladan ödediğim 60 kuruşu geri almak için tekrar akbilimi bastım. O sırada da normalde pek yapmadığım bir şeyi yaptım ve indiğim metrobüste kalarak yola devam edenlere baktım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Ben akbilimi iade için bastığım sırada 10'larca surat, 10'larca küçümser halli havaya kalkmış üst dudak ve &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;hepsinde 2 göz olduğuna göre 10x2'den 20'lerce aşağılayan gözün  bana bakışlarında şu ifade vardı: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;"FAKİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİR! 60 KURUŞ İÇİN DÜŞTÜĞÜ DURUMLARA BAK YA HEPİMİZİN GÖZÜ ÖNÜNDE. REZİL KÖPEK!" &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;Özellikle ayakta duran 70'li yaşlardaki bir amca öylesine kızgın bakıyordu ki adeta feri sönmüş gözleriyle "TARİH BOYUNCA KİMSEYE BOYUN EĞMEMİŞ VE HERKESE GİDER YAPMIŞ BİR MİLLETİN EVLADI OLARAK 60 KURUŞA TENEZZÜL EDİYORSUN HE? YAZIKLAR OLSUN. GÖTOŞ." diyordu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;(Sen şimdi diyeceksin ki yer vermiyorlar diye agresife bağlamıştır dayı, senle bi' alakası yoktur. Ulan gördüm diyorum ya! Yalan borcum mu var?)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TOvYS-RpfrI/AAAAAAAACug/JbJfJx8GSlA/s400/temsili%2Bfalan%2Bde%25C4%259Fil%2Bbasbaya%2Bakbil.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542761586875793074" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 298px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;Temsili falan değil basbaya bildiğin akbil. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;(Tabi biz bu işlere yıllarımızı verince akbilin sapına bakıp ruhunu okur olduk. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;Misal bu akbilde 2,35 TL kalmış ve akbil sahibi en son 500T Cevizlibağ - Tuzla'ya binmiş.) &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Daha sonraki günlerde bir çok insanın "60 kuruş için küçülemem" düşüncesiyle parasını iade almadan gişelerden çıktığını gördüm. Gizlenip uzaktan durağı izlediğimde ise Büyükşehir Belediyesi dersine iyi çalışmış ve bizi en zayıf noktamızdan vurduğunu bir kez daha anladım çünkü inip 60 kuruşu iade almak isteyenler indikleri metrobüsün uzaklaşmasını bekledikten sonra etrafı kolluyor ve kimse bakmadığı sırada basıyor akbili. Yazık. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu süreç beraberinde şu soruyu tekrar zihnimde canlandırdı: Yukarıda akbil resmi var. Şimdi bana söyle lütfen saat pili gibi dandirik bir metal parçası benim nerede indiğimi, nerede bindiğimi, aktarma yaptığını nasıl bilebilir? Bu soruya "Abi zaten mevzu gişelerde, gişeler bilgisayar kasasına benziyor dikkat ettiysen ama içlerinde sadece harddisk var 1 milyar cigabaytlık. Oraya kaydoluyor hepsi" diyenler de var "Yerin altında çok büyük odalar var içinde bi' bilgisayar var... Üüüüüüüü böyle kocaman! Oda kadar! Orada saklanıyor bütün bilgiler" diyen de var ama beni bu hikayelerle avutmayın. Açıkça deyin ki "Türksat 1p" adında gizli bir uydu attık uzaya, uzaydan hepinizi takip ediyoruz.". Bunu deyin ya! Çok mu zor? Biz salak mıyız ki bunu anlayamayalım ? Sadece yetkili biri çıkıp söylesin istiyoruz.(Bu şekilde hareket etmemin sebebi de İ. Melih Gökçek'in "Açıkla! Yoksa ben açıklarım" şeklindeki politik stratejisinden aşırı derecede etkilenmiş olmam.) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu zorlu süreç sürerken bir son dakika haberi daha aldım. Hakikaten rahmetli Barış Manço'nun dediği gibi "Flaş haber tez duyulur, unutsun beni demişsin". Peki neydi o flaş haber? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İçki fiyatlarına yapılacak ötv yüklenmesiydi. İlk başlarda şaka sandım, komiklik yapıyorlar sandım ama Karfur'un raflarında Efes Extra'yı 3.45 TL'den görünce beynimden vurulmuşa döndüm. Hatta sadece beynim olsa gene iyi, kalbimden, ciğerimden hatta topuklarımdan bile vurulmuşa döndüm o anda. Fatmagül'ün ve Yaprak Dökümü karakterlerini üst üste koy, benim o gün yaşadığım dramın yanında teletabiler gibi kalırdı. www.zorzamanlar.com Adlı bir internet sitesinde saniye saniye o yaşadığım günü yayınlasam çok insan o gece kederden 1 büyük rakı içerdi. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şu fani dünyada 2 tane "fani" zevkim var. Biri metrobüs, diğer bira. İkisine de aynı gün bir adım daha zor ulaşmaya başladım. Her geçen gün ellerimin arasından biraz daha kayıp gidiyorlar. Yemin ediyorum bunların yaptığını Kuzey Kore'li yapmaz.  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Durum böyle olunca birayı bıraktım. Artık 95 oktan kurşunsuz benzin içiyorum. Litresi 3.67 TL. Biranın yarım litresinin 3.45 olduğu düşünülürse izlediğim bu stratejinin ne kadar akıllıca olduğunu daha iyi anlayabilirsin. Üstelik uğruna savaşlar çıkan bişey içtiğim için de kendimi daha iyi hissediyorum. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;* &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tabi böyle olunca bütün maaşım metrobüse ve biraya gitmeye başladı. Sürekli 3'ün 5'in hesabını yapan, kemer sıkma politikasına yönelen biri oldum. Neyse ki çevremdeki fırsatlardan akılcı bir şekilde faydalanmayı biliyorum. Geçen bayram tatilinin son günleri "Testere" serisinin son filmine gideyim diye niyetlendim. Sonra "Testere" üzerine biraz düşündüm ve bunca zamandır dahiyane işler yaptığını düşündüğüm Testere'nin aslında gerizekalının bayrağı tutup önde koşanı olduğunu fark ettim. Bu adam saatlerce çalışıyor, kafa patlatıyor ve mühendislik harikası tuzaklar kuruyordu. Hiç gerek yok. Zor zamanlar için bahçede beslediğim "kara gün danası"nı yan mahallede gıcık olduğum bakkalın kapısının önüne "Büyükşehir Belediyesi'nin hediyesidir" yazısıyla beraber bıraktım ve sonra da dürbünle uzaktan onun danayı kesmesini izledim. Tahmin edebileceğin gibi kendi kendini doğradı ve feci (mal) şekilde can vermekten son anda kurtuldu. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Üzüldüğüm şey Testere gibi bi' adamın bu vizyona sahip olmaması. Yazık. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Eve geri dönüp TV'yi açtığımda "Zuhal Topal'la İzdivaç" çıktı karşıma. "Abazanlıktan gözü dönünce, yıllarca çocuklarından gizlediği mal varlığını canlı yayında hiç tanımadığı bir kadına açıklamak" uzun bir isim olacağı için programın adına "Zuhal Topal'la izdivaç" deniyor. Gerçekten keyif alarak izlediğim ender programlardan. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Neyse, bir kızcağız çıktı. Balık etli biri. Sonra öz geçmişinden bahsederken bir ara dedi ki "... Sonra ilaç kullanmaya başladım öyle olunca çok kilo aldım". Olabilir, muhakkak ilaç kullandığı için kilo alanlar da vardır ama herkes mi ilaç yüzünden kilo alıyor arkadaş? Benim Börgır King'de gördüğüm Vupır yiyen kızlar yerin altında yaşıyor da sadece ilaç kullanan kızlar mı kalıyor ? Hepiniz internette götünüzü yırtıyosunuz Nutella şöyle güzel böyle güzel diye, o Nutella'lar yediğiniz gibi kakaya mı dönüşüyor? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;YETER BE! Çıkın delikanlı gibi deyin ki "Ben yemek yemeyi seviyorum, heeee! Benden fazla yemek yese de kilo almayan gıcık insanlar da var ama ben aldım. Kader utansın." &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dürüstçe bunu söyleyene bi' vupır da ben alırım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Derken aynı kız, her kelimesinden gaflet ve delalet akan o açıklamayı yaptı: Böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum. "Dünya'ya çocuk getirmek" diyerek çocuğu Marslı'dan saymak bi' yana, yersiz bir şekilde kendini global görme durumu var. Bunu söyleyenlere ilk sorduğum soru "Edirne sınır kapısından dışarı çıktın mı?" ve genellikle de aldığım cevap "hayır." &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Peki bir Şikago'yu, bir Marsilya'yı, bir Stokholm'ü gördün mü de böyle bir Dünya'ya çocuk getirmek istemiyorum diyorsun belki oralar çok huzurlu, çok yaşanılası yerler?" diyorum, aldığım cevap bu kez de "Yok görmedim."&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"En son nereye gittin?" diyorum. "Merzifon'daki dayımları ziyarete gittim" diyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonra da ekliyorlar "Ama ben o anlamda demedim ki Dünya'nın gidişatıyla ilgili". Yok efendim savaşlar varmış da, hastalıklar varmış, insanlar iyice yoldan çıkmışlar bilmem ne... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;ULAN EFES EXTRA 3 KÜSÜR LİRA OLMUŞ HANGİ SAVAŞTAN BAHSEDİYORSUN!&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;METROBÜSE SÜREKLİ ZAM GELİYOR NE HASTALIĞININ DERDİNDESİN? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;BURADA OCAĞIMIZ SÖNMÜŞ HALA İŞİN ARTİSTLİĞİNDESİNİZ.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;O çocuk büyüyecek, 18 yaşına gelecek ve sana demiyecek mi "Baba(Duruma göre anne) ben arkadaşlarımla fasıla gidicem bu gece rakı içicez. Bana 1000 lira versene." diye. "Ebenin götü oğlum neler diyorsun sen farkında mısın 1000 lira 4 kişilik bir ailenin 1 aylık mutfak masrafı" diyeceksin ama hesaba katmadığın bir nokta var. O da gelecekte 4 kişilik ailelerin doğal seleksiyona yenilerek("Açlıktan" demek gücüme gidiyor) yok olacakları. Hadi bu sefer çocuk ne diyecek? "Baba bari 300 lira ver de bira alayım, kabuklu fıstık alayım, ciklet alayım." &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hayat git gide zorlaşacak. Her birimiz ıssız adada yaşamıyor olmamıza rağmen Survivor yarışmacısı kafasında olacağız. Bak bunları şimdiden söylüyorum. Sonra Kornelyus dediydi dersin. Tabi bu durum ters orantılı bir süreci de beraberinde getirecek. Sıkıntılarımız arttıkça daha çok içmek isteyeceğiz. Hani bazen anlatıyorlar "Bir oturuşta 18 tane bira içiyor". Ben buna inanamıyorum. Benim hayal dünyamda bir ayı(bildiğin ayı, ormanda yaşayan.) 12.birayı içtikten sonra uyuya kalıyor. Bunlar ne biçim insanlar ki 18 tane bira içebiliyorlar olmaz öyle şey diyorum ama gün gelecek belki bizler de 18 tane bira içecek hale geleceğiz kahırdan.  Sen şimdi gülüyorsun ama ben gayet ciddiyim. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çok sinirliyim ama Yıldız Tilbe'nin yüzü suyu hürmetine ses etmiy... Bir saniye. Bu cümlede inanılmaz bir mantık hatası var. Yıldız Tilbe'nin yüzü suyu hür... Evet kesinlikle bir yanlışlık var. Benim şu anda bağırıp çağırmam lazımdı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ulan ne biçim ülke yöneticisiyseniz tükettiniz beni be genç yaşımda... Mal oldum sizin yüzünüzden... Soysuzlar çetesi...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(İngilizcesi Inglorious Bastards olarak geçiyor ama onun Türkçe'si Gurursuz Piçler. Tıpkı Sleepers'ın "Kardeş gibiydiler" şeklinde bir çevirisi olması gibi... Oysa ki hepimiz biliyoruz ki Sleepers "Uykuları Var Gibiydi" oluyor birebir çevirisi yapıldığında. Neyse yeter.)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-857307330192398177?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/857307330192398177/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=857307330192398177&amp;isPopup=true' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/857307330192398177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/857307330192398177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/11/cuma-namaz-cksnda-yeni-aldgm-ugglarmn.html' title='Cuma namazı çıkışında yeni aldığım Ugg&apos;larımın çalındığını fark edince neler hissettim?'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TOvYS-RpfrI/AAAAAAAACug/JbJfJx8GSlA/s72-c/temsili%2Bfalan%2Bde%25C4%259Fil%2Bbasbaya%2Bakbil.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-5485224367140795376</id><published>2010-10-19T12:59:00.012+03:00</published><updated>2010-10-19T13:25:57.573+03:00</updated><title type='text'>Biz Heybeli'de her gece, kontrolden çıkardık.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son dönemlerde buraya yazdıklarımın iyiden iyiye siyaset ve gündem üzerine yoğunlaştığım yazılar olduğunu fark ettim. Kadın-erkek ilişkilerine dair bir saptama, başımdan geçen komik bir olay, bir pastoral şiir... Bunların hiç biri yok. Ve yine fark ettim ki yıllardır yadırgayan gözlerle izlediğim Güneri Civaoğlu 'na dönüşüyorum günden güne. Her fırsatta sıcak gündeme dair derin analizler,  Ankara Kulislerinde yaşanan hareketli saatlere yönelik yorumlar ve kritik tahminler yapıyorum. Tıpkı  haftasonları bambaşka biri olan Güneri Dayı gibi ben de aynı yazıyı yazarken  bu derin analizlerden bir paragraf sonra bir anda Boğaz Köprüsü manzaralı bir yalıda Popçu Bengü'yle oturup ona "&lt;i&gt;"Korkundan ağladım"&lt;/i&gt; benim en sevdiğim şarkın, rica etsem onu seslendirebilir misin?" diyerek bir anda kafalardaki o "Kesin kahvaltıda mısır gevreğine viski döküp yiyordur" imajımı yine kendi ellerimle sarsıyorum. Bu iç bunalımlarımın yanı sıra bir de benim dışımda gelişen olaylara karşı sorumlu ve aydın bir kimse olarak verdiğim tepkiler var.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Fakat insanın kederi yalçın dağlardan daha ulu hale geldikten sonra tepki gösterse, sabahlara kadar küfür etse ne faydası var.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gerçeklerle yüzleşmek gerek. Ben bu yüzleşmeyi gerçekleştirdim ve artık kesin olarak anladım ki Türkiye'yi değiştirme idealim deveye pandik attırmaktan daha zor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Herkes "aklın yolu bir" dese de aslında aklın yolu yok dostlar. Aklın yolu bir olsa geçtiğimiz günlerde şu duyumu almazdık: Facebook kapatılabilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Baştan 3-5 kendini bilmez çapulcunun asparagasıdır dedim fakat gün ilerledikçe gördüm ki bu iddia iyiden iyiye kuvvetli bir hal aldı. Her geçen saat dozu artarak gelen haberler ("Facebook için tehlike sürüyor", "Farmville'de komşu daveti yollamak için kritik saatlere girildi", "Sevdiklerinizin en maymun fotoğraflarını yükleyip onları son kez tag'leyin")  bendeki gerilimin tavan yapmasına neden oldu. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşletme mezunu adamım. Altın bileziğimi koluma bu alanda takmışım. Az çok ekonomik konjonktüre göre hareket ederim. Bu durumda da mevzuya erken uyanıp bir koşu döviz bürosuna gittim. Dolar 1.42'ye düştü demesin mi? "Peki ya Borsa?" dedim. "Hiç sormayın rekor düşüş yaşanıyor" dedi gişedeki kız. Bozdurmak için gittiğim 300,000 $'ı koyduğum bond çantam elimde, üzgün bir şekilde kahveye uğradım halkın nabzını tutmak için. Moraller bozuktu. Üzerinde 2000 tane çay bardağı izi çıkmış Fotomaç gazetesi bir masanın üzerinde sahipsiz duruyordu, okey taşlarının o şen şıkırtılarından eser yoktu, batak oynayanların masaya zalimce vurduğu iskambil kağıtları ise kahvenin duvarındaki rafta boynu bükük bu hüzünşinas ortamı izliyordu sanki... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Selamın Aleyküm ağalar" dedim ve ortaya toplanan ahalinin sohbetine ortak oldum. Gençten bir üniversite öğrencisi çıkıp "Çok pişmanım, geçenlerde kızlara şov yapmak için 'Feysbuk da iyice amele yuvası oldu ya' dedim ve hesabımı kapattırdım ama şimdi düşünüyorum da o giderse ne yaparım" diyerek dizini dövdü, biraz sonra söze karışan bir diğer genç ise "Daha yeni 580 tane resim yüklediydim. Düğün ve balayı resimleri, 6 saat sürmüştü... Allah vere de kapanmaya." derken göz yaşlarına engel olamadı. Derken kahvenin müdavimlerince çok sevilen 82 yaşındaki Hacı Bekir Emmi boğazını temizledi ve buruşuk dudaklarından şu kelimeler döküldü: "Daha bu sabah bizim Salman'ın damadı iki köpeğin komik videosunu paylaşmış ben de onu izliyorum, tevekkeli herhal' içime kötü bir his doğduydu, gülemedim. Bir huzuruzluk olduydu demek ki nedeni buymuş." dedi. Kahvede oturanlar hep birlikte Hacı Bekir Emmi'yi teselli ederken bir yandan da onun bu içine doğan olaydan dolayı ermiş bir kişi olduğunu dile getiriyorlardı. Derken içeriye berberin çırağı minik Danyal girdi ve küçük çocuğun çığlığı kahvedeki uğultuyu bir bıçak gibi keserek yüreğimize su serpen haberi verdi: Yok, yok kapanmıyormuş şimdilik vazgeçmişler. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Allah'ıma bin şükürler olsun ki bunlar birer spekülasyondan öteye geçmemişti. Peki ya bu spekülasyonun ardında bıraktığı izler?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gerek ekonomi, gerekse sosyal yaşam bu duyum sonrası fazlasıyla yara almıştı. Çünkü kapatılan YouTube ve porno siteler için b hatta c, d, e ve f planları olan halkımızın Facebook konusunda herhangi bir alternatif çalışması yok. Bu durum önce para piyasalarına ve manitacılık piyasalarına olumsuz etki yaparken kısa sürede dalgalar halinde yayıldı ve 8-10 saatliğine de olsa bir korku toplumu oluşturdu. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşte bu süreç sonrası anladım ki artık yöneticilerden akıllanmalarını beklemek pek de akıl karı bir iş değil. Sanki Türkiye'nin iyiliğini değil, kaosa sürüklenmesini istiyorlar. Açıklanan son verilere göre %12 işsizlik var, işte çalışanların ise %57'si dravdan 8 saat çalışıyor şekli yapıp aslında toplasan 2-3 saat çalışıyor ve geri kalan zamanlarda bu paylaşım sitelerine yöneliyor. Ve bu %57'nin %83'ü bu süreyi Facebook'ta arkadaşlarının fotoğraflarını "severek" ya da güzel çıktıklarını söyleyerek, statülerine yorum yaparak ya da gerekli gereksiz bütün videoları izleyerek geçiriyor. Hadi oldu da Facebook kapatıldı, video izleyenler akşamları ATV ana haberi izler ve komik video izleme gereksinimlerini karşılar onları geçelim. Peki ya video paylaşmaktan sapkınca zevk alanlar? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(Hepsini geçtim bu ülke bir dönem İsmail Yk'nın Facebook şarkısıyla moral bulmadı mı? Coşmadı mı? Hoplamadı mı? Zıplamadı mı? Dans etmedi mi? Tüm bu soruların cevaplarının evet olduğunu bildiğiniz halde hala nedir bu "Facebook kapanabilir" ortamını oluşturmaktaki amacınız? Bu halk artık rant kavgalarının merkezinde yer almaktan yorgun düştü.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yöneticilerin bu veri ve olası karşılaşılacak sorunları göz önünde bulundurarak daha duyarlı olmalarını, vizyon sahibi bireyler olarak hareket etmelerini bekledim. Ancak gün itibariyle anladım ki Türkiye'deki bir yöneticiden vizyon sahibi olmasını beklemektense Godo'yu beklemek daha iyimser bir davranış. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TLQAU_wuxOI/AAAAAAAACsA/nH-R03yK_q0/s400/536673_2.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5527043003403650274" style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 360px; height: 400px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;i&gt;Vizyon eksikliği demişken bir diğer örnek de "Değişim" ideasıyla siyasi varlığını sürdüren Saadet Partisi'ne katılan gremi ödüllü sanatçı Björk, Saadet Partisi ex-lideri Numan Kurtulmuş ile gövde gösterisi yaptığı bir kurultayda yeni yazdığı seçim şarkısını seslendiriyor olabilirdi.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=human%20behaviour"&gt;&lt;i&gt;[Yeni dedim ama eski bir eserini değiştirerek yazdığı demek daha doğru olur]&lt;/i&gt;&lt;/a&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;Mamafih söylediğimiz gibi o artık eş başkan değil ex-başkan. Tamam ben bir zamanlar "Müjdeler olsun... Müjdeler olsun... Refaaaah geliyooooor" seçim şarkısını da 90'lık kasede çekip walkmen'imde günlerce dinlemiş biriyim ama o yaptığım o günün şartlarına göre değerlendirilmek gerekir.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sıradaki konuya girmeden önce müsadenizle bir uzunhava okumak istiyorum çünkü dediğim gibi bugün kederim yalçın dağlardan daha ulu...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Oooof ... of of of...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;TİNKİİİİİİ VİNKİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİ ...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;DİPSİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİİ ...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;LALAAAAAAAAAAAAAAAAAA ... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;POOOOOOOOOOOOO ...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;TELETABİİİİİİİİİİİİİS .... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;TELETABİİİİİİİİİİİİİS ...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Oh. Bir nebze daha iyi hissediyorum şimdi kendimi. Bu uzunhava iyi geldi ve madem biraz toparlayabildim kendimi, lafı daha fazla uzatmadan diğer sıkıntıma neden olan, aşağıda resimdeki kişiden bahsedeyim sizlere.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TK2qTjwqfKI/AAAAAAAACrg/cHHWg36Yko8/s400/geert-wilders.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5525259570847055010" style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 400px; height: 253px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çok değil 10 gün önce tanıştım Geert Wilders'le. Okuduğum haberde ondan şöyle bahsediliyordu: "İslam karşıtı görüşleriyle dikkat çeken Hollandalı aşırı sağcı lider Geert Wilders..." &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Daha fazlasını okuyamadım çünkü gözlerim 110 kilometre/saat hızı ile Wilders'in saçları ve "Aşırı sağcı" sıfatı arasında gidip gelmeye başlamıştı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aşırı sağ deyince benim aklıma Radikal İslamcılar, hardkor milliyetçiler FELAN geliyordu. Bu adam da nesiydi böyle? Sanki bırak aşırı sağı, parti lideri değildi de Heri Potır'dan bir karakterdi. Sanki &lt;a href="http://www.music-and-movies-stuff.com/wp-content/uploads/2009/08/draco-malfoy.jpg"&gt;Drako Malfoy&lt;/a&gt;'un dayısıydı.(Pezzzzzevenk!)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Eğer serbestlik kavramı bir eşek ile sembolize edilseydi. Bu sembol eşeğin, yine kendisi kadar sembolik olan vajinasına hortumla tazzikli su tutan bir güruh olacaktı aziz Hollanda halkı. Artık bundan şüphem yok. Bugüne kadar onlara hep anlayışla yaklaştım. Gün oldu marihuana konusundaki "Ver gelsin! Döndür! Döndür! Döndür!" mottosuyla yaşamalarını "Genç insanlardır, kanları kaynıyor tabi ki yapacaklar" diyerek savundum, yeri geldi eşcinsel dostlarımızı kah Amsterdam kah Eindhoven Belediye'sinin verdiği yetkiye dayanarak koca-koca ilan ediyor olmalarını Dünya'nın geri kalanının büyük bir kısmının aksine "Önemli olan insanların birbirini sevmesi" kafasında olduğumdan kelli hem hoşgörüyle karşıladım hem de destekledim. Hepsinden öte "6 milyon nüfusu olan bir ülkeyiz ama 1,5 milyonumuz futbolcu olsun" gibi denyoca bir devlet politikası izlediler ama bu sefer de "İt kopuk olacaklarına sporcu olsunlar tabi bak ne güzel" dedim ama artık yeter. Bu manzara karşısında sessiz kalamam. Aşırı sağ partli lideri Geert Wilders'in saçları son nokta oldu. Tamam, siyasette değişimin yararlı olabileceğini savundum ama antenliğin de lüzumu yok. Saygı sevgi çerçevesinde olmalı bu değişim.(Tıpkı evlilik gibi. Saygı olmazsa sevgi de olmaz.) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yanlış anlaşılmasın! Süpriz isimler sağ kesime yakın olabilir. Bunu garip karşılamam. Zira böyle şeyleri geçmişte de gördük. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TLwl77IgnbI/AAAAAAAACso/uIOavRGJxWs/s400/milliselametg%C3%B6klerdedir.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5529336153920019890" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 262px; height: 400px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;Top Gun filmiyle genç kızların sevgilisi olan minik Tom Cruise'un bir dönem için milli selamet gömleğini giydiği günler hala akıllarda. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;Cruise daha sonraki yıllarda internette tesadüfen karşılaştığı bir Necmettin Erbakan  resminden etkilenerek bu filmde oynamayı kabul ettiğini açıklamıştı. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Netice itibariyle diyeceğim o ki &lt;a href="http://www.newsrealblog.com/wp-content/uploads/2010/02/geert-wilders1.jpg"&gt;Geert Wilders&lt;/a&gt; denen adamda o saçlar varken bırak İslam karşıtlığı, Hristiyanlık karşıtlığı, kapuska karşıtlığını savunsa gene de onun saflarında yer alamam. Herkes haddini bilsin. &lt;a href="http://www.ninthlink.com/wp-content/uploads/2009/03/david-lynch-headshot02-299.jpg"&gt;David Lynch&lt;/a&gt; politikaya giriyor mu? Girmez! Neden? Çünkü adam biliyor ki o saçlarla kuntik film yönetmeni olmaktan başka çaresi yok. 85 yaşına da gelse sürreal film çekmekten geri durmayacak. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben politikaya giriyor muyum? Girmem! Neden? Çünkü bilirim ki benim saçlarımla ancak ofiste çalışan adam olur. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bak mesela David Lynch ya da Geert Wilders'den manav da olmaz.(Benden olur.) Olmaz arkadaşım! "Şekilcilik" şuç gibi algılandığından bu hallere geldik. Umuyorum ilerleyen günlerde bu anlayışın cezası olan bu gibi zibiliklerle tekrar karşılaşmayız. Zira mohawk saçlı başbakan hepimizin kıyameti olur. (Hele ki saç modeli yüzünden &lt;a href="http://cineprism.files.wordpress.com/2007/12/travis-mohawk.jpeg"&gt;Taxi Driver tribine&lt;/a&gt; girip Ulusa seslenişte kameraya bakarak 7 kere "Bana mı dedin?" derse taramalı tüfekle vururum kendimi)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Rumuz: HercaiMenekse_22_F&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-5485224367140795376?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/5485224367140795376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=5485224367140795376&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/5485224367140795376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/5485224367140795376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/10/biz-heybelide-her-gece-kontrolden.html' title='Biz Heybeli&apos;de her gece, kontrolden çıkardık.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TLQAU_wuxOI/AAAAAAAACsA/nH-R03yK_q0/s72-c/536673_2.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-2987681409698853395</id><published>2010-09-29T17:48:00.003+03:00</published><updated>2010-09-29T17:58:50.369+03:00</updated><title type='text'>Ne inkar ne itiraf bu yalnızca resmi web sitem.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geçen sabah apar topar evden çıktım. Gözümdeki çapakları elimle ustaca hamlelerle temizleyerek işe gitmek için yola koyuldum. Çok da erken bir saatte gitmiyor olmama rağmen sokakta kimse(Kimsecikler de derdim ama insanlara acıyarak bakmanı istemem, hele ki var olmayan insanlara) yoktu. Henüz tek bir insan dahi(de anlamında) görmemiştim ve yaklaşık 50 metre yürümüştüm ki iki binanın arasından ansızın o çıktı karşıma. Gözlerim karardı. Hatta bir anda bütün dünyam karardı. Hayır, bu sefer konu zerzevat satan birinin bağrışları değildi...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kafasında süngerimsi bir yapıya sahipmiş gibi gözüken siyah saçları, ağzının üstünde ise sessizdeyken aranan bir telefon misali sürekli mikro titreşimler yayan bıyığı ile bana baktı ve gülerek yanımdan geçti... Sanırım kimden bahsettiğimi anladınız. &lt;a href="http://img100.imageshack.us/f/collagezq0.jpg/"&gt;Hakkı Bulut&lt;/a&gt; 'un ta kendisiydi sabahın 08.27'sinde gördüğüm ilk insan.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu andan sonra aklımdan geçenleri aynen aktarıyorum:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;"Hani hayatta bazı anlar var insanın varoluşu, evreni, tabiatı sorguladığı. İşte evimden 50 metre aşağıda oturan (Ve ben Etiler'de ya da Ulus'ta oturmuyorum) ve yeni başladığım bir günde ilk gördüğüm insan olan Hakkı Bulut'la karşılaşmam da benim için öyle bir andı. Böylesine savrulmuş bir hayatın baş aktörü olacağımı bana 2-3 aylık bebekken söyleseler o an itibariyle ağlamayı keser ve bebekliğim bitinceye kadar gülerdim. Hatta zaman zaman altıma kakamı yapardım gülerken. Tabi kimse gülmekten altıma sıçtığımı düşünmezdi. Bebekliğin rutin mevzularından biri sanırdı bu durumu. Yani nasıl desem... Allah günah yazmasın bunu bulamayanlar da vardır muhakkak ama elin oğlu evden çıkıyor işe giderken Merilin Mensın'ı, Leydi Gaga'yı FELAN görüyor, bense Hakkı Bulut'la raks ediyorum daracık kaldırımlarda. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;Derdim marjinallik değil yanlış anlaşılmasın ama Hakkı Bulut yanımdan geçti diye bütün gün içimden "Henüz 3 yaşında bir kardeşim var, seni ondan bile kıskanıyorum" sözlerine sahip saykodelik türküyü söyledim. E bana da yazık değil mi? Üstelik benim 3 yaşında kardeşim de yok. Ben tek çocuğum. Yalnız çalışıyorum."&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tüm gün bu düşünceler zihnimi yedikten sonra o şarkıyı söylemeyi bıraktım fakat bu sefer de eve dönerken aynı yerden geçerken bana bir haller oldu. Şu şekilde hatırlıyorum: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;...Ve kaybettim kendimi, diz çöktüm birden ve "NE YAPTIM DEME LAN ALLAH'SIZ... SANA TAPTIM TAPTIM TAPTIM BE YAAAA... " diye bağırmaya başladım. Mahalleliyi aldı bir panik. Bir vesvese. Derken Hakkı Bulut cama fırladı ve bana baktıktan sonra 2.kattaki evinin camından elinde mikrofonla aşağıya atladı. Düet yapmaya başladık. O "İkimiz bir fidanın güller açan dalıyız." eserini seslendiriyor, bense 5 milyon kere yaptığım o dandik şakadan usanmamış şekilde "İkimiz bir olimpiyatın gülle atma dalıyız" olarak sözleri değiştirip söylüyordum. İyi bir ikili olmuştuk ve bir anda tüm düşüncelerim tersine döndü. Merilin Mensın'la, Leydi Gaga'yla, Eltın Con'la bu sinerjiyi yakalayabilir mi insan? Sorusuna bir cevap aramaya başladım iç dünyamda. Gurbette çekilen hasretle oturup Leydi Gaga'yla Pokır Feys'i söylesem bu yarama tuz basmaktan başka bir şey olmayacaktı ama Hakkı Bulut'la feat.'li şarkı söyledikten sonra adeta bir tüy gibi hissediyordum. &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;Yani diyeceğim o ki; Benim yaptığım gibi "Hayat mı bu?" diyerek, ön yargılarına yenilerek isyan etmek doğru bir hareket değil. Belki öldürücü bir klişe ama hayattan keyif almaya bakmak gerek. Ayrıca şu da bir gerçek ki Merilin Mensın, Leydi Gaga, Eltın Con(bunla karşılaşmak riskli)... Bunlar insanın yüzüne bile bakmaz çünkü bizim insanımızın samimiyetini, sıcaklığını bilmezler. Şimdiki gibi müsterih düşünebiliyor olsaydım kesinlikle kendi yaptığım provakasyonlara kapılmazdım.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Oysa ki kendime geldiğimde yerde bir başıma oturuyordum. Ne Hakkı Bulut vardı yanımda ne bir başkası. Bir anlık yanılsamadan ibaretti tüm bunlar. Yalanmış meğer(X2). &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İnsanın en iyi dostu kitaptır mı diyeyim köpektir mi diyeyim bilemiyorum ama kesin olarak sanat camiasından biriyle dost olmak mümkün değil bunu anladım. Hayallerimde yaşattığım o Hakkı Bulut'tan eser yokmuş. Evimin 2 sokak aşağısında oturan ve neredeyse kandillerde gidip kapısını çalıp bi' tabak hamur işi ikram edebileceğim mesafede oturan o Hakkı Bulut -ki biz onu içimizden biri olarak tanırız- bile araya mesafe koyuyor ve figanımı duymazdan gelerek 2 kat aşağıya inip benle düet yapmıyorsa ben bu sanat camiasından -daha camiaya girmeden- tiksinmiyeyim de ne yapayım. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir diğer başımı ağrıtan mevzu ise referandum oldu. Bu nane sona ereli günler oluyor fakat tantanası hala sürüyor. Sebat edeyim elbet yılarlar diyorum ama nanay. Oysa ki ben en başından beri yetkililer sözümü dinlemez öngörüsüyle davranarak yetkisizleri uyardım. Bu gitmeler gitmek değil dedim. Bunun önüne geçelim bu referandum yapılamaz çünkü siz kardeşsiniz dedim ama dinletemedim. Hala referandum, hala evetçiler, hala hayırcılar bir goygoydur gidiyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Lafa geldi mi herkes yakınıyor "Türkiye bürokrasi memleketi ya hep evrak işi, her iş günler sürüyor" diye. "Madem öyle neden hala böyle referandumla uğraşıyoruz ? Daha pratik yollar dururken neden bu gereksiz süreçlerin kölesi oluyoruz ?" sorularına yanıt ararken aklıma bazı yöntemler geldi ve bu konularla ilgili kendi içimde bazı tartışmalara daldım, bazı bazı ise sinir harbi yaşadım. İlk olarak aklıma gelen hepimizin yıllardır sevdiği bir yöntem olan YAZI-TURA'ydı. Nasıl olsa kimse doğru düzgün bilmiyor, öğrenmek de istemiyor ne değişip ne değişmeyeceğini, bırakalım kendi arasında halletsinler bu kapışmayı. Fakat önce bu "Referandum yerine Yazı-Tura atılsın" modelini bir kenara bırakıp aldığım kritik bir  duyumu paylaşmak istiyorum.(Bizi geçtim, çocuklarımızın geleceği söz konusu o yüzden konu mühim.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir önceki yazımda da belirttiğim üzere sokaklarda sürekli dağıtılan propaganda broşürlerinin etkisinde kalarak evet ve hayır arasında kararsız kalmıştım fakat daha sonra -kaynağını söyleyemem ama sağlam diyebileceğim bazı kaynaklardan- bir sonraki anayasa paketinde oylamaya sunulacak olan bir değişiklik ile ilgili düşündürücü bir istihbarat alınca hayır oyu vermeye karar verdim. (Gerçi evet de desek hayır da desek, hatta oy da vermesek, hatta oy vermeye gidip geçersiz oy versek ve hatta oy vermeye 2 kere gitsek ya da aslında ölmüş bir bebek olsak ama seçmen kütüğünde adımız hala olsa ve ruhumuz seçimlerde evet oyu da kullansa, hadi hepsini geçtim evet oyu verip bunun resmini cep telefonuyla çekip dışarıda ilgili sandık görevlisinden para da alsak... Hiç önemli değil kesin olan şu ki bu referandumun sonunda Türkiye demokrasisi kazandı.) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Evet dostlar. Aldığım duyuma göre 191. maddenin C bendinin 3.fıkrası olarak eklenen ve adeta bu kuytudaki yere eklendiği için dikkatlerden kaçacak o kritik cümle: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi içeceği ayrandır.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben kendi adıma maddeyi değerlendirdiğimde, bi' kere ayran bende feci uyku yapıyor. Ayrıca şimdi söyleyeceklerimden sonra bazı vatandaşlarımız monitöre taş yağdıracak, kasaya sopayla vuracak, monitörün camını çerçevesini indirecek ama gerçek şu ki alkollü içkilerle gönül bağım var. Tüm bunlara karşın "Yazı-Tura modeli"nde ısrarlıydım. Çünkü kaderciyim. Mistikim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yazı-Tura benim uzun yıllardan bu yana çok fazla oynadığım bir oyun ve her ne kadar bir çok konuda mütevazi biri olsam da Yazı-Tura konusunda bu mütevazi hallerimden eser kalmaz ve masaya yumruğumu vurup "Bugüne bugün ben bir yazı-tura DUAYENİYİM. Bu böyle bilinsin." diyebilirim. Paranın havaya atılışından, sonucun tartışılmasına kadar olan tüm süreçlerde özel stratejilerim vardır ve sahip olduğum bu engin tecrübeler ile Yazı-Tura zekamı birleştirerek referandum yapmak yerine yazı-tura atılması durumunda yaşanabilecek tüm senaryoları sırasında gerçekleşebilecek durumları kafamda canlandırdım. Adeta Yazı-Tura'yı kafamda hamle-hamle oynadım yaşlı kurt bir futbol antrenörü gibi. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İlk kısımlarda bir sıkıntı olmaz ise sonrasında kesin olarak taraflardan biri yazı-tura atışında kazanacak ve kaybeden taraf diğerine şöyle diyecekti: &lt;b&gt;Resmen parayı ayarladın ya tura gelmesi için. SAYILMAZ!&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tabi bu iddiayı diğer tarafta kabul etmeyecek ve uzun süren tartışmaların ardından da bir şekil diyecekler ki &lt;b&gt;"O zaman 3 kere bilen kazanır". &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sonra diğeri diyecek ki &lt;b&gt;"İki avcumu  birleştirip parayı içerde sallarım ve sonra atarım, yere düşer... Ne çıkarsa o!"&lt;/b&gt; ama diğeri daha uzlaşmacı bir tavırla &lt;b&gt;"Peki ama havada tutarsan saymam!"&lt;/b&gt; demek yerine &lt;b&gt;"Ne belli belki sen avcunda ayarlayacaksın parayı? Parayı ben sallarım benim mecliste daha çok milletvekilim var"&lt;/b&gt; diyecek. &lt;b&gt;"Parayı makina atsın"&lt;/b&gt; diyecek diğeri. Öbürsü ise &lt;b&gt;"Makina daha kolay ayarlanır"&lt;/b&gt; diyecek. Tabi bu "diyecek"ler yaklaşık 6 saat süren toplantıların sonrasında yapılan açıklamalar. Haliyle referandumun kısalığına özlem duyulan bir süreç yaşanabilirdi. Yıkıldım. Bu durumda geriye B planını uygulamak gerekiyordu.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yeni çözüm önerim Playstation3'de oynanacak 5 maçlık seriden 3'ünü kazananın galip olarak anayasayı değiştirebileceği PRO EVOLUTION SOCCER'dır belki de. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TKHIYmOraOI/AAAAAAAACq4/pBoeSmO7ZUA/s400/D%C3%BC%C5%9Fler_Sahnesi.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5521914943037466850" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;i&gt;Gerekli modellemelerin yapıldığı yukarıdaki temsili resimde yer alan bilindik simaların yanı sıra en arkadaki Barcelona'lı, muhalif tavırlarıyla tanınan akademi ödüllü oyuncu Sean Penn. &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;i&gt;Bi' de bak teeee en arkada bi' Real Madrid'li var. Hani bak küçücük kafalı ama uzun saçlı olduğu belli olan... Heh işte o da ani muhafazakar çıkışlar yapacakmış gibi duran ama bir türlü beklenen patlamayı yapamayan Murat Kekilli.  &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;i&gt;&lt;a href="http://www.techarena.in/files/image/review/06_2010/Pro_Evolution_Soccer_2011/Pro_Evolution_Soccer_2011_Gameplay.jpg"&gt;*** Essah Resim &lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Biri Barcelona'yı alır, biri Real Madrid'i ya da ne bileyim Inter'i alır ve kapışırlar. Ne kadar zor olabilir ki bu? Fakat gel gör ki biraz araştırmadan sonra öğrendim ki muasır medeniyet seviyesini tutturmaya and içmiş ülkemizin başbakanı ve muhalefet partilerinin liderleri Pro Evolution Soccer oynamayı bilmiyor! &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu durumu kabul edemiyorum bacanak!  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Üstelik çok değil 15 gün önce bir video sitesinde &lt;a href="http://intenttoblow.com/wp-content/uploads/2010/07/vladimir-putin.jpg"&gt;Vladimir Putin&lt;/a&gt;'in &lt;a href="http://www.videogamesblogger.com/wp-content/uploads/2009/06/god-of-war-3-first-titan-screenshot.jpg"&gt;God Of War 3&lt;/a&gt;'yi bitirirken kaydedilen 29 dakikalık bir videoyu izledikten sonra bu durum benim gücüme gidiyor. Çağı yakalayamıyoruz en büyük sorunumuz bu. Tabi liderlerin yaşındaki bir çok insan aynı yanılgıya düşüyor. Madem siyasi düzene göre fazla modern önerilerim var. Ben de ibreyi kız evlat sahibi babalara, annelere çeviriyorum. Bugün kızınızı istemeye gelen damadın ailesi olmazsa olmaz bir klişe olan "Oğlumuzun sigarası, içkisi, kumarı yoktur" cümlesini söylediğinde buna kanmayın ve onlara sorun: Peki oğlunuzun Playstation3'ü var mı? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu soruyu sorduğunuzda zaten damat adayının Playstation 3'ü varsa anne, babayı ateş basacak. Çünkü oğullarının sabah 6'lara kadar oyun oynadığı günleri ve akabinde yaptıkları kavgalar akıllarına gelecek ve kem küm edecekler o anda. Çünkü bu konsol-ül iblis ve oyunları cenetten kovulurken Şeytan'ın elindeydi! &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşte o kem kümü yakaladığınız anda kızı vermeyin. Daha en baştan dağılmış bir yuvaya adım atmasın evladınız. He eğer ki kızınız da playstation 3 bağımlısıysa o zamanda sabahtan akşama kadar oyun oynar kızınız ve damat. Torun hayallerinden baştan vazgeçin. Yeri gelmişken bu torun hayali ne? Neden bu torun aşkı ailelerdeki? Altı üstü çocuğunun çocuğu işte ne var bunda büyütecek... Hiç mi matruşka görmedin? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Neyse yani sonra kalkıp da "Ah biz gül gibi verdik kızı şimdiki haline bak götlü göbekli oldu boyun posun devrilsin damat kere" dediğiniz sırada damat "Kaynana gel de senle bi' Tekken 6 oynayalım kırıyım ağzını burnunu" derse hiç bana ağlanmayın. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Playstation 3'e sahip olamadığım için karalama kampanyalar başlattığımı düşünenler olabilir. Allah kahretmiye ki haklılar. Puştun icadı Playstation 3 çok güzel bişey. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Mutlu musun bana bunu söylettiğin için? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şimdi lütfen beni yalnız bırak... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Kalbime gömeyim acılarımı. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-2987681409698853395?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/2987681409698853395/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=2987681409698853395&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/2987681409698853395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/2987681409698853395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/09/ne-inkar-ne-itiraf-bu-yalnzca-resmi-web.html' title='Ne inkar ne itiraf bu yalnızca resmi web sitem.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TKHIYmOraOI/AAAAAAAACq4/pBoeSmO7ZUA/s72-c/D%C3%BC%C5%9Fler_Sahnesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-6360083192484422778</id><published>2010-09-03T13:17:00.010+03:00</published><updated>2010-09-03T13:40:09.423+03:00</updated><title type='text'>Nurhan Damcıoğlu (BAŞKA SÖZE GEREK YOK!)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Baştan bir rekabet ortamı yaratılıyor. Alıyor beni bir heyecan. Sonra boktan boktan işler çıkarıyorlar bütün hevesim kaçıyor. Yok ulan ne Robinho transferi, tabi ki referandumdan bahsediyorum. Sıçarım Robinho'nun kol saatine. Cadılar bayramlık ağzımı açtırma benim. Burada memleket meselelerinden bahsediyoruz. Bana ne elin şoparından.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Öncelikle şunu çok net belirtmekte çok da bi' fayda yok ama ben gene de çok net bir biçimde belirtmek istiyorum çünkü girizgahım bu cümle üzerine kurulu: Halkımızın kafası bu referandum konusunda oldukça karışık. Evet, hayır, boykot derken seçmenlerin büyük bir kısmı adeta solo test'te 8-10 tane çubuk bırakmış &lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_NaXpXPFeZWA/Sz5SddDSeUI/AAAAAAAAARA/BsvXWj7AExw/s400/solo%2Btest.jpg"&gt;gerizekalıya, beyinsize&lt;/a&gt; döndü. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;En basiti kendimden bir örnek vereyim. Bir süredir her yerde dağıtılan "Neden evet?" ve "Neden hayır?" konulu broşürler var. Bu broşürler için "Vergilerimiz çöpe gidiyor" diyenler var. Hiç öyle şey olur mu? Devlet senden 1001(yazıyla binbir) güçlükle kazandığı vergiyi sokağa atar mı? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu broşürler sayesinde benim fikrim 17 kere değişti. Tam "Evet"e ikna oluyorum çat bir broşür çıkıyor karşıma ve "hayır" daha mantıklı gözükmeye başlıyor. Düşün işte böyle böyle 17 kere fikir değiştirdim. Benim durumumda olan 6-7 milyon seçmen olduğu tahmin ediliyor ve bu durumda da eğer referandumla ilgili bir propaganda yasağı yoksa 11 Eylül günü seçmenlere son broşürü verme süreci oldukça kritik. Yani o son broşürler ülkenin kaderini etkileyecek.&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TICwfP7yr8I/AAAAAAAACqY/wdWO2PvD2aM/s400/bu_c%C3%BCmlenin_ama_evet_k%C4%B1sm%C4%B1ndan_%C3%A7ok_%C3%A7irkin_%C5%9Fakalar_yap%C4%B1labilir.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512599994801237954" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 338px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Broşürler zaman zaman aklımı çelse de ben özümde "hayır" diyecektim. Fakat flaş haber tez duyuluyor, son günlere çeşitli söylentiler çıktı internette. "Hayır oyu verecekler kağıdı dışa katlasın yoksa evet kısmına mürekkep bulaşıyor oyunuz evet sayılıyor", "Hayır oyu verecekler evete bassın kağıdı içe doğru katlasın nasıl fikir?","Hayır ve evetin tam ortasına basıp kağıdı kıbleye doğru katlayın" cart curt... Bin tane rivayet. Şimdi soruyorum size ben bunların hangisine inanayım? Hadi onu geçtim diyelim bunlardan biri haklı. Ben artık eşşek kadar adam oldum. Bu yaştan sonra Derya Baykal'ın programına çıkmış tiyatrocu gibi el işi mi yapayım ordan katla burdan katlalar falan nedir arkadaşım bunlar? Oldu olacak origami sanatını öğreneyim ördek şeklinde katlayayım seçim kağıdını.  Hay "demokrasi şöleni" kere senin Allah cezanı versin emi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Diğer yanda da fikri sabit olanlar var ve belli bazı kalıplar artık toplumumuzda tabuya dönüşmüş halde. Bu durumu daha iyi anlamama sebeb olan bir olay yaşadım referandum propagandalarının ilk zamanlarında. O zamanlar daha hiç referandum broşürü almamıştım. Zihnim pırıl pırıldı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Mecidiyeköy'den eve dönerken bir stant gördüm ve gözüm stanttaki şapkadan başka bişey görmüyordu zira kellemi tokatlayan güneşe karşı iyi bir savunma olabilirdi bu şapka. Susuzluk, ter ve halsizliğin birleşimiyle stanttaki tüy bıyıklı adama canhıraş bir biçimde ters duran şapkayı göstererek "Şu şapkayı alabilir miyim?" dedim. Adam gülerek "Memnuniyetle" dedi ve şapkayı kafama taktı. Sonra metrobüse bindim ve Darwin'in evrim teorisi ile ilgili okuduğum kitabını çıkarıp okumaya başladım. 4-5 durak sonra kafamı kaldırdığımda bütün metrobüs yoldaşları bana garip garip bakıyordu. Bazılarında şaşırmış bir ifadeye vardı, bazıları gülüyordu. Bir kaç tanesi ise amuda kalkmış öyle bakıyordu bana. Bu garip hengame içerisinde Bahçelievler metrobüs durağına ulaştım ve indim. Duraktan hemen markete doğru bir depar koydum ve taktım sepeti koluna, dedim ki haydi bira dolabına(Bu son cümleyi söylerken her zaman yanımda taşıdığım minyatür sazı çıkarıp çaldım ve o esnadan önümden geçen birisi tam önüme bozuk para atacakken ramazanda "bira" dediğimi duyunca sazıma tekme attı ve ters ters bakarak gitti). Bir miktar bira aldıktan sonra market kuyruğuna girdim fakat üzerimdeki "yadırgayan" bakışlar ~27 katına çıkmıştı. Bana dik dik bakan 50'li yaşlardaki bir kadın "KAFAM PATLAYACAK" diye bağırdı ve bu sözlerin ardından yere düştü, sonra sara krizi geçirir gibi titredi ve en sonunda da bayıldı. Bir diğeri elindeki nişasta paketini açıp kafasından aşağıya dökerken ağlıyordu ve genç bir adam ise market arabasını son hızla iterek kitap reyonuna girdi ve kahkahalar atarak yerde yuvarlandı. Bu sırada ağzı bir karış açık şekilde beni izleyen kasiyerin 3-4 metre ilerisindeki camdan kendi yansımamı gördüm. Bir elimde efes pilsen varken kafamda nal kadar "Evet" yazan bir şapka vardı. Aslında bundan sonrasında bişey anlatmaya gerek yok ama kısaca toparlamak gerekirse bir insanın referandumda evet yanlısı ise bira alması (Ki ramazan) dimağları dağlamıştı. Metrobüste de evet şapkasıyla Darwin evrimi okumamdı o garip bakışların sebebi. Acaba olay tam tersinden de bu şekile mi olacak merakıyla bir gün sonra Şerın Ston kılığına girip bu sefer marketten hurma aldım, insanlara sürekli "Okundu mu?" sorusunu sordum ve sonuç olarak yine aynı bakışlar yine benzer olaylarla karşılaştım. Belki de boykotçular da bu gibi durumlarla karşılaştı ve her iki tarafa da ait hissetmedi kendini. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Neyse, yeter bu kadar. Bu referandum konusunu şimdilik kapatıyorum.   &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TIC-gsJVuTI/AAAAAAAACqo/W1tZVl1lagE/s400/Ma-ma-ma-ma-ma-ma-ma-maykrofon%C5%9Fov-mi-mi-mi-mi-mi-ma-ma-ma-mi-mi-mi-ma-ma-ma-maykrofon%C5%9Fov.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512615412716910898" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;"Koz aym Slim Şeydi, yes aym dı riıl Şeydi,&lt;/b&gt;&lt;b&gt;ol yu adır Slim Şeydis ar cast imitayting &lt;/b&gt;&lt;b&gt;so vont dı riil Slim Şeydi pliiz stend ap, &lt;/b&gt;&lt;b&gt;pliiz stend ap, &lt;/b&gt;&lt;b&gt;pliiz stend ap?"&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aşk-ı Memnu'nun açığını kapatma çalışmalarım sürüyor. Taze soluk dedim ve 2-3 bölüm Küçük Sırlar izledim. Şimdi bazılarınız diyecek ki "Yeter ulan hep dizi anlatıyorsun, televizyon anlatıyorsun bi' kere de sanattan bahset, bize şiirle gel, resimle, heykelle gel." &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hemen geliyorum canım. Bi' saniye bekle oraya da geliyorum. Önce şu hususta söyleyeceklerimi bir bitireyim sonra sanattan da konuşuruz. Hepsini konuşuruz sen gönlünü ferah tut. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Küçük Sırlar "Grey's Anatomy - Doktorlar arasındaki ilişki aşağıdakilerden hangisinde vardır?" şeklinde Öss sorusu olabilecek, Sienbisi-E'deki "Gossip Girl" adlı diziyle içli dışlı bir yapım. Fakat benim anlatacaklarım Küçük Sırlar'la ilgili değil. Küçük Sırlarla birlikte başka bir şey yeniden zihnimin gündemine oturdu ki o da şu: 1988 ve sonrası doğumlu olan gençlerimizin tabiri caizse ayı gibi oluşu. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Küçük Sırlar'da yaşça büyük insanlar oynadığı için sorun yok. Eskiden de "Hayat Bilgisi'nde" 30 yaşında birini görünce tepki gösterenler olurdu ama artık 15-20 yaş grubundaki çocuklar 30 yaşında insanlardan ebat olarak daha büyükler. Arka Sıradakiler'e bakıyorum orada da herkes azman. (Bakın yaşlı demiyorum. Azman diyorum.) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çok değil 240-250 saat önce sevdiceğimle havalimanına giderken Havaş servisinde bir çocuk gördük. Olsun olsun 15 bilemedin 16 yaşında. Fakat el bombası atsan öldüremezsin puştu. Sadece kafası 2 yaşındaki erişkin bir çocuk kadar. Bu 1 değil, 3 değil, 5 hiç değil. Ben böylesine devasa boyutlardaki gençleri hep görüyorum ve vardığım sonuç şu oldu:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yaklaşık 1 yıldır bir tartışma var malum, "GDO'lu gıdalar soframızda mı?". Bu çocukların tek açıklaması GDO'lu anne sütüyle büyümüş olmaları. Bu da demektir ki anneleri hali hazırda GDO'lu. E bunun annesi senden, benden, bizden. Hadi bizden 3-5 yaş büyük olsun. Yani biz yıllardır GDO'nun suyu ekmek banıyoruz haberimiz yok. Bize etki etmedi ama bizden sonraki nesiller 9-10 yaşına gelince A Takımı'ndaki BiEy gibi oluyor. Sağlık bakanlığını göreve çağırıyorum. Toplayın bu çocukları bi' araştırma yapın, sonra da bize bi' açıklama yapın "Evet, bu çocukların yediği cici bebelere, milupalara GDO bulaşmış yoksa bizde problem yok." gibi bişeyler duymaya ihtiyacımız var daha yaşlı insanlar güruhu olarak.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ben sana sanattan da bahsederim diye demiştim. "Küçük Sırlar" izliyorum diye, "Dürüye'nin Güğümleri"ne 15 dakika baktım diye sanat alemlerinden bi' haber sanmadın umuyorum beni. Fakat takdir edersin ki herkes senin benim gibi sanat aşığı değil. Ben ki bugün sanat filmlerine ekmeğim suyum gibi bakıyorum ama bazı dostlarım bilgisayarımdaki film arşivine bakıp diyor ki "Abi ben bu Avrupa Sineması'ndan bişey anlamıyorum ya" sonra bakıyorum yüzlere şöyle bir :( ifade. Üzülüyorum tabi. Anlamadığınız yer olursa sorun diyorum ama içinizde utananlar olabilir. O yüzden kısaca izah edelim. Bi' kere Avrupa sinemasından bu kadar korkmayın. ("O da en nihayetinde Holivud filmi gibi kamerayla çekilmiş filmdir yani." -Anonim) İlk olarak bir filmin Avrupa filmi olduğunu nereden anlarsınız? Bakın, eğer ki yatakta yatan kadının memesi gözüküyorsa bu Avrupa filmidir, eğer mahrem yerleri de gözüküyorsa daha spesifik olarak bu bir Fransız filmidir ve eğer yorgan (Ya da film yazın çekilmişse pike. O konuda bi' değişiklik yok Avrupa'da. Panik yapmayın hemen.) yatakta yatan kadının memesinin 10 santim üzerinde örtülüyse o film zaten Avrupa filmi değildir Türk filmidir. Sonrasında da diyelim kadının yanına bir adam geldi ve sevişmeye başladılar. Eğer adamın götü gözüküyorsa bu %50 Avrupa filmidir çünkü son yıllarda Holivud filmleri de kendilerini Avrupa filmi gibi göstermek için bu numaraya sık sık başvuruyor. Eğer adamın mahrem yerleri gözüküyorsa bu porno filmdir sen dvd'leri karıştırdın, eğer öpüştüklerinde sahne kesiliyorsa o zaten Avrupa filmi değildir, büyük olasılıkla da Türk filmidir. Bu anlattıklarıma göre %100 bir Avrupa filmiyle karşılaştığınızda neler yapmanız gerek? Ciyak ciyak "Ay çok korkuyorum ben izleyemem sanat filmi Avrupa filmi" diyenler ilk zamanlar çömelerek izlesin. Çömelince Avrupa filmi anlaşılmaz olmaz.(Çok zorda kalanlar film bitene kadar cenin pozisyonunda halının üstüne kıvrılsın.) &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İlk zamanlar zor gelecek ama yavaş yavaş alışacaksınız. Sanat filmi izlemek golf oynamak gibidir. Sopayı eline aldığın anda her şeyi hatırlamaya başlarsın. Ben şimdi gidiyorum, sen de bu verdiğim tiyoları aklında mıh gibi tutarak bi' kaç sanat filmi izle. Sonra gene konuşalım.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-6360083192484422778?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/6360083192484422778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=6360083192484422778&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/6360083192484422778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/6360083192484422778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/09/nurhan-damcoglu-baska-soze-gerek-yok.html' title='Nurhan Damcıoğlu (BAŞKA SÖZE GEREK YOK!)'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TICwfP7yr8I/AAAAAAAACqY/wdWO2PvD2aM/s72-c/bu_c%C3%BCmlenin_ama_evet_k%C4%B1sm%C4%B1ndan_%C3%A7ok_%C3%A7irkin_%C5%9Fakalar_yap%C4%B1labilir.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-8772112217548418191</id><published>2010-08-13T15:15:00.000+03:00</published><updated>2010-08-13T15:57:59.785+03:00</updated><title type='text'>Güzel kardeşim, bak ben sana ne dedim? Barak Obama'yla bizzat telefonda görüştüm. "İlgilenicem" dedi. Sen o işi 3-5 güne oldu bil.</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Maddi sıkıntınız mı var ? &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Borçlarınız bir dağ gibi büyüyor mu ? &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;İddaa kuponu gene mi son maçta yattı ? (Kesin son maçta yatmıştır. Zaten hep son maçta yatıyor di mi kupon ? Yalancı pezevenkler!)&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Korkmayın çünkü bugün sizlere yeni bir hayat felsefesi sunuyorum. Şimdi bildiğiniz herşeyi unutun ve bu yeni mottoya hazırlayın kendinizi:&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;strong&gt;FAKİR İNSAN YOKTUR, 2 KEZ KAPKAÇ VARDIR.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;İşte ekonomide yeni bir soluk. Belki de yeni bir dünya düzeni. Herkesin birbirinden kapkaç yaptığı bir ülke hayal edin. Bugün ben senden, yarın sen benden, öbürsü gün Kamil abi geliyor senden çalıyor ve bu sayede iç piyasada para sürekli el değiştiriyor. Üstelik bu köksüz mesleği layığıyla yerine getirebilmek için 100 metreyi 15 saniyenin altında koşabilmek yeterli. İngilizce bilmek, Kpss'den 70 almak gibi şartlar yok. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Hatta bu belki de bir çarpan etkisi yapar birbirimizden yeri gelir araba çalarız, evine girer hırsızlık yaparız... Buna bağlı olarak güvenlik sistemlerine talepte bir artış, herkes çantayı cüzdanı sağlama almak için kaseyi duvara yaslayıp yürüyeceğinden dolayı olur olmaz yere yapılacak duvarlar sebebiyle inşaat sektöründe bir devinim... Çok iyi şeyler olacak bu modeli benimsersek, buna inancım sonsuz değil ama gene de inanıyorum.(Ama sonsuz değil)&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Son dönemlerde kiminle iş-güç konuşsam aynı cümleyi duyuyorum: Abi tekstil sektörü çok kötü durumda.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Hiç bilmiyormuş gibi dravdan bir poz takınıp "Neden?" dediğimde ise hemen o kalıplaşmış cevap geliyor karşımdaki kişiden: Abi bu Çin mahfetti ya dünya tekstil piyasasını... Kotalar kalktı FELAN. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Hay bu lafı çıkaran kimse onun ağzına maymun pislesin emi. Bu "Başkasını suçlama huyu" canımı sıkıyor dadaşlar. Sen önce bir kendi iç dinamiklerini değerlendir bakalım, çevreni dikkatlice izle, notlar al, analizler yap sonra gerekirse elin oğluna beraber de bok atarız. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Ben üşenmedim ve bu söylediklerimi yaptım. Kısa zaman sonrasında tekstildeki çöküşe sebeb olan üçüncü bir faktör daha buldum(büyük ve kalın harflerle yazayım ki daha haklı görüneyim) :&lt;strong&gt;KANKA ÜSTÜNÜZE BAŞINIZA BİŞEY GİYMİYORSUNUZ Kİ TABİ ÇÖKER TEKSTİL... &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;ESKİDEN Bİ' TEK KRAL ÇIPLAKTI. ŞİMDİ BAKIYORUM DA OHOOOOO... KIÇLAR BAŞLAR MEYDANDA.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Kirve, havalar çok sıcak ben de biliyorum  ama sıcağı fırsat sayıp bu kadar da soyunmayın. Sırf apaçi dostlarımızın favorisi olan sırtı tribal desenli atletler yerine gömlek ya da tişört giyilse bile bugün iç pazarda küçük bir hareketlilik oluşurdu. Daha büyük dalgalanmaların en önemli temsilcileri olabilecek kadınlara bakıyorum ama onlar iyice kopmuş gitmiş bıraksan hepsi bikiniyle gezecek. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Olaya böyle katı yaklaşıyor olmamın ılımlı İslamcı olmamla zerre alakası yok. Ülke ekonomisinin derdindeyim.  "Nasıl olsa terleyeceksiniz. Giyinip terleyin." kafasındayım. En baştan şöyle düşün sen giyindikçe daha çabuk eskiyecek kıyafetlerin. Daha çok tüketim olacak. Hadi onu da geçtim giyiyorsunuz kıçınızda mini şortlar bari bi' elbise giyin. Şorta harcanan kumaşla elbiseye harcanan kumaş bir mi ? İran neden çökmedi tekstilde ? Biraz vizyon sahibi olun. Sıkışınca ben de bilirim hemen Çin! demeyi kotalar! demeyi.  &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;*&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;"Naber?" sorusuna "Sıcak" şeklinde cevap almanın standart bir hal aldığını fark ettikten sonra buna bir çare bulmam gerektiğini anladım. Geceleri bir çözüm bulmak için odama kapandım ve saatlerce çalıştım fakat aklıma bir türlü bu acıyı dindirecek bir plan gelmiyordu. Ta ki o kavurucu salı gününe kadar. O gün işe giderken mahalle maçı yapan çocuklardan birinin kafasına gelen toptan sonra bir diğer çocuğun "Rasim! Top topu çeker oğlum ehehehe" şeklindeki mal oğlu mal şakasını duyunca kafamda bir fikir belirdi. Normalde olsa o veledi kolundan tutup savururken "2010 oldu hala top topu çeker şakası yapıyosun yürü lan eve doğru düzgün şakalar bulup gel" demem gerekirdi fakat o anda benim ilham meleğim olduğu için ter içindeki alnını öptüm ve ona "Top topu çeker... Tabi ya.. Sen bir dahisin evlat" dedim ve metrobüse doğru hızlı adımlar attım. Sonrasında metrobüse bindim ve yolculara dikkatlice baktım. Siyah giyen birilerini arıyordu gözlerim. En başta imdat çekiciyle bir cam kırarak ilgiyi üzerime çektikten sonra "Yoldaşlar, çok sıcak, bana siyah giymiş, Sefaköy durağında inecek ve güneşi oyalayacak 3 kişi lazım. Söz yarın da ben siyah giyerim onların yanından yürürüm. Vallahi puştluk yapmam. Söz." demek vardı aklımda fakat metrobüse şöyle bir baktım ve kendi kendime dedim ki "Arkadaş bir Allah'ın kulu mu siyah giymez?" ... Bunu dedim ve o an beynimde bir fikir tsunamisi oluştu. Önce alnımı cama yapıştırdım ve camda oluşan izi öperek sembolik biçimde kendimi alnımdan öpmüş oldum ve dedim ki "Bir Allah'ın kulu siyah giymez... Tabi ya... Ben bir dahiyim evlat". &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Nihayet sıcaklara karşı bir savunma geliştirmiştim: &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Evet dostlar, bu sıcakta bir Allah'ın kulu siyah giymez bir de Allah'ın kulu siyah giyer. Yani hedef kitle metalciler ve kara çarşaflı kadınlar. Ben de metrobüsten inip iş yerine gelince hemen Feysbuktan 20-30 kadar metalci ve kara çarşaflı kadınla arkadaş oldum. Nereye gitsem onları arıyorum ve bu durum %50'lere varan oranlarda daha az terlememe neden oluyor. Peki bu benim onlardan faydalandığım anlamına mı geliyor ? Tabi ki  hayır. Bilakis mutualist bir ilişki söz konusu. Marketten bira almaya gitmek isteyen metalci genci arıyorum ve böylece ramazan ayında bira aldığımız için yediğimiz mahalle baskısını paylaşıyoruz. Hakeza Nişantaşı'na gitmek isteyen çarşaflı teyzeye eşlik ediyorum ve böylece "Memleketi İran'a çevirdiniz.... Iyyyy... Bu çocuk ne arıyor lan bunun yanında?" sorusunu sordurarak çarşaflı teyzeye uygulanacak baskıyı üzerime çekiyorum. Onlar da güneşi üzerlerine çekiyor. Tam bir kazan-kazan stratejisi. Ya da değil. Şimdi net olarak hatırlayamadım o stratejide aynı kişi 2 kere mi kazanıyordu yoksa farklı kişiler kendine göre çıkar mı sağlıyordu neydi... &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;Yani sen şimdi bana diyorsun ki &lt;a href="http://twitter.com/cbabdullahgul"&gt;Cumhurbaşkanı Abdullah Gül oturuyor bilgisayar başına, yazıyor yazıyor sonra bakıyor ki 150 karakter yazmış, kendi kendine diyor ki "Dur şu muhtemelen kelimesini kaldırayım 10 karakter öyle kurtardım mı 140 olur ben de hemen tivitlerim". &lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;Koskoca cumhurbaşkanı oturacak o kelimeyi çıkarayım bu bağlacı sileyim hesabına girecek he? Dostum bırak ya. Buna inanmamı bekleme benden. Ayrıca şöyle bir durum var. Bazen Sayın Abdullah Gül'ün profilinde "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bugün Merzifon'da esnafla çay içti." gibi bir cümle oluyor, bazense "Ben zaten pahalı saat kullanmayı sevmiyorum." gibi birinci ağızdan çıktığı belli olan cümleler yer alıyor. Bunları anlatmamın nedeni açıkça ifade edeyim. Ben bir süredir iş değiştirmek istiyorum ve eğer kendisi de uygun görürse Sayın Cumhurbaşkanının "Twitter Müsteşarı" olmak istediğime karar verdim. O söylesin ben yazayım. Arada kafama göre ben yazayım o da "Haylaz seni... Ehehehehe" desin. Üstelik iş konusunda ikna edilmesi kolay biriyim. İstediklerim sadece 2250 lira brüt maaş + Lojman(2+1(Jakuzili(Koçtaş))) + SSK + Makam Skutırı + Yemek + Ramazan Erzağı ve Meksika Pasaportu. Bunlar karşılığında gece gündüz çalışırım. Cumhurbaşkanı ve halk arasında bir köprü görevi görürüm. Bence güzel olur. Dur ben bunu iyice bir düşüneyim. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;"Madem beğenmiyorsun hiç birini kendin parti kur!" diyenlerin sayısındaki artıştan sonra bunu hakikaten düşünmeye başladım fakat daha en başta yani parti ismi belirlemede takılıp kaldım dayı. Parti ismi mühim. Tırı vırı bir isim seçersem daha seçim sürecine girmeden kaybedeceğimin farkındayım ve daha da önemlisi sürekli alternatifler üretmek zorundayım bu parti ismi konusunda zira kapatılabilir, daha iyi bir isim bulursam partiyi yalandan bir bahaneyle fesh edip  yeni isimli bir parti kurabiliriz, değişim sloganlarıyla ikinci bir parti kurup ilkine "Kötüydü lan zaten bunlar" diyebiliriz FELAN FISTIK. Türkiye'den bu parti ismi konusunuyla ilgili de örnek vermek gerekirse sana şöyle bir soru sorayım: &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Emine Ayna'yı tanıyorsun değil mi ? Ex-DTP şimdilerdeyse BDP milletvekili. Peki Emine Ayna sürekli ne düşünüyor biliyor musun? Yeni bir kelime düşünüyor ve muhtemelen de hali hazırda yedek bir kelime var aklında. Çünkü yarın bir gün BDP'de kapatılabilir ve hemen 30 saniye sonra yeni bir parti kurabilmeleri için kombinasyonlar git gide azalıyor. Şimdiye kadar kullanılan kelimeler nelerdi? Özgürlük, Demokrasi, Halk, Toplum, Barış... Hadi! Ne oldu? Bak, sen de tıkandın di mi? İşte bu çaresizliği yaşamamak için sürekli bir kelime bulması gerekli. Ben o kelimeyi tahmin edebiliyorum: Diyalog. Çok sıkışırsa Özgür Diyalog Partisi der çıkar. Fakat ben kendi ideolojim doğrultusunda bir tane bile kelime bulamıyorum. "Genç" kelimesinin mazisi çok kötü. Beni ve kitlemi yansıtacağı için "Fakir" kelimesini kullanmak istiyorum ama o da diğer partiler için koz olur bize bulgur, kömür falan verir kapatalım partiyi diye hadi bu sefer tatsızlık çıkar. Sıcak ve samimi olması için "Götoş Parti"yi bile düşündüm ama ona da izin almak zor. Bu konuda önerilere açığım. Dediğim gibi ismi doğru seçebilirsek gerisi gelicektir. Allah'ın izniyle sandıkta ezeriz hepsini.  &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Son olarak bir de kişisel serzenişim var paylaşmak istediğim. Eşle, dostla yaptığımız gönül sohbetlerinde yeri geliyor zencilere bir laf ediyorum. Hop hemen birisi fırlıyor ve diyor ki "Oooo bu yaptığın resmen ırkçılık. Yakışıyor mu sana? Ayıp ayıp. Utan. Rezil. YUH! HÖH! AAAAAAH!". Hadi diyorum sık dişini bişey söyleme böyle bir konu için kalbini kırma insanların. Aradan biraz zaman geçiyor kadınlarla ilgili bişey söylüyorum hadi bu sefer kopuyor bir hengame "Ama sen cinsiyetçilik yapıyorsun resmen yaaaa... Kadın-erkek eşitliği var ülkede. Yazık ya T.C.'yi sizin gibilere emanet ettiler. 70 senede ülkeyi getirdiğiniz noktaya bak". Gene sakin kalmaya çalışıyorum derken tesadüf bu ya kel biriyle dalga geçiyorum.(Sevdiğimden. Sevmesem dalga geçmem.) Eyvah ! Sen misin kelle dalga geçen? Hemen bana karşı bir linç ortamı ve sözleşmişçesine aynı cümle çıkıyor ağızlardan "Abi şekilcilik yapma, insanları fiziksel özelliklerine göre değerlendirmek çok yanlış pis herif aşağılık kalleş adi pislik git yürü... Hıyar."(Harfiyen birebir bu sözleri duyuyorum herkesten)&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Gel zaman git zaman da değil en fazla yarım saat sonra bir başka arkadaşımı görüyorum. Karşıdan gelirken şöyle diyor : Vay... Naber lan ayı ? &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bir diğerini görüyorum o da diyork ki "Nerelerdesin lan sen anten? Vefasız gergedan hiç aramaz sormaz oldun bizi..."&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Az evel zencileri, kadınları, kelleri savunan kitleye bakıyorum sus pus. Peki beni niye savunmuyorsunuz insan hakları savunucuları? Ey duyarlı kişilikler neredesiniz başkaları bana ağzına geleni söylerken?&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Ayrıca "Zencilerin çükü çok büyük ohoho adamlar sizden üstün" sohbeti yaparken güzel, "Kadınlar erkeklerden daha zeki bu bilimsel bir gerçek" demek de sorun değil, "Keller her götü eller" diyen seviyesizlere bile ağzımı açıp bişey demiyeyim ama ondan sonra ben başka bir şey söyleyince ırkçı, cinsiyetçi, şekilci olayım öyle mi. Yok ya? Ya doğru düzgün dava savunucusu olun ya da bırakın bu şovları. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Puştlar sizi.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-8772112217548418191?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/8772112217548418191/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=8772112217548418191&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/8772112217548418191'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/8772112217548418191'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/07/guzel-kardesim-bak-ben-sana-ne-dedim.html' title='Güzel kardeşim, bak ben sana ne dedim? Barak Obama&apos;yla bizzat telefonda görüştüm. &quot;İlgilenicem&quot; dedi. Sen o işi 3-5 güne oldu bil.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-3713116756105599489</id><published>2010-07-09T15:08:00.002+03:00</published><updated>2010-07-09T15:35:57.789+03:00</updated><title type='text'>Leman Sam'dan dürüstçe "Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe, sırf Brad Pitt'e benziyor diye usulca sokulup bir imza versene dedim" demesini beklerdim.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son aldığım bir okuyucu mektubu şöyle başlıyor: "Sen beni bırakıp böyle gitmezdin hiç... Yapmazdın... Ayları geçti, ayrılık... Sen... Delisin."&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Böyle satırları okumak beni o kadar çok üzüyor ki hiç yapmadığım şeyi yapıp bir yazı daha yazmak istedim kısa bir aralıktan sonra. Geçmişteki gibi envai çeşit konudan bahsedip her paragrafın arasına bir yıldız koymak istiyorum. Ne dersin ? Tıpkı eski günlerdeki gibi...&lt;br /&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu bilgisayar programlarını kimler hazırlıyor ? Ya da en azından bu hazırlananları Türkçe'ye çevirenler kim ? Bugün bir program indirdim. Yüklerken verdiği hata şu : &lt;strong&gt;Bellek Konumuna Geçersiz Erişim.&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gündelik hayatta bir yere giderken "Geç kaldık" yerine "Zaman çizelgesinde aktif başkalaşma" mı diyor bu pezevenkler ne naneler yiyor ? "iQ'su 800 olanların kendi arasında bir konuşma biçimi mi bu?" Düşüncesiyle hemen Gugıl Transleyt'e girip çevirilecek kısmına bu cümleyi yazdım. Diller arasında "Dahice" gibi bir dil yok. Bi' kere ordan sıç. Hadi belki biraz sadeleştirir bu anlatımı diye çevir dedim ama yok, gene aynı cümleyi karşıma çıkarıyor ve utanmadan buna Türkçe diyordu. Gugıl Transleyt için traş diyorlardı, hakkaten büyük fiyaskoymuş.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tabi burda konu Gugıl Transleyt'ten ziyade hata mesajının kendisi. Bana hata mesajı çıksın aslanlar gibi desin ki "Açmıyorum arkadaş. Siktir git buralardan!", o zaman monitöre bir veda busesi kondurduktan sonra ayak baş parmağımla restart düğmesine basmayı da bilirim ama anlamadığım, kafa karıştırıcı cümlelerle karşıma gelmeye ne gerek var. Düpedüz puştluk bu.&lt;/div&gt;*&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Haber sitelerine konu olan kişilerin neredeyse tamamının en az 10-15 seksi resminden oluşan bir galerisi olduğuna yeni yeni alışıyordum ki şimdi de reklam neresi haber neresi onu karıştırmaya başladım. Flaş habere tıklayayım diyorum ama hemoroid ilacı reklamı çıkıyor. Ben ülkedeki son gelişmeleri öğrenmeye çalışan, duyarlı bir genç olmak isterken bir bakıyorum karşımda çılgınca ıkınan bir adam, o olmasa neşe içerisinde "Daha fazla keltoş kalmaya paydos" hallenmeleri yaşayan ve saç ektirin diyen bir adam oluyor karşımda. En azından okuyanların yarısını yıldıralım bu şekilde de gazeteler satmaya devam etsin diye böyle bir hengame yarattılarsa hakikaten çok başarılı. Zaten oldum olası hürriyet.com.tr'yi açıp monitörün üstünde karpuz-peynir-ekmek yiyemediğim için net üzerinden gazete okuma yanlısı değildim. Şimdi bu düşüncem pekişti. Hem gazete daha edepli. "Emine S. Beder'den Tatlı Tarifleri" ekiyle beraber "Emine S. Beder'e ait resimler(Korkmayın Erotik Değil)" eki vermek gibi bir eğilimi yok. &lt;/div&gt;*&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dostlarımız Feysbuk'a fotoğraflarını ateşliyor, sözüm yok. Kanları kaynıyor tabi ki yapacaklar böyle şeyler fakat yüklenen fotoğraf albümünün adına bakıyorum ve bir örnek vermek gerekirse gördüğüm şey şu : "With My Friends". Diyorum ki "Bizim Cengiz heralde Kaliforniya'ya gitti, orada büyük ortam yaptı ve partilerde Stefani'yle, Monika'yla dans ederken, Filip'le, Vilyım'la marihuana içerken 500 tane resim çektirdi. Buradan da bize şova yeltenmiş, eşine dostuna "Oğlum biz de gidelim lan, para biriktirelim" kolpası yaptıracak, o resimlere baktırtıp salyasını akıtacak". Sonra giriyorum albüme ne var ne yok bakmak için... Resimde yer alan kişiler şunlar: Hilmi, Durmuş, Osman, Ülfet, Müesser... E ebenin götü ! "With My Friends" ne o zaman? "Goodbye Party For Selahattin", "Life Is Beautiful", "When I Was In Yozgat" bilmemne... Kimsiniz oğlum siz ? Ne ayaksınız ? feryadları içinde izliyorum bu manzarları. &lt;/div&gt;Bakıyorum albüm adı "Dolce Vita"... Aha diyorum havuz kenarında kokteyller havada uçuşuyor heralde. Sonra ne göreyim ? Fasıla gitmiş bir grup anten, kızlı erkekli rakı içiliyor. Desene sen şu albümün adına "Geçen gece 3 büyük devirdik, kafalar beton oldu, ben de o gece Sibel'e yazıyordum ama pislik karı öyle bir kustu ki tiksindim." diye. Hadi diyelim daha güzel samimi bir ortam var o zaman da "Fasıl" de çık işte. Dolçe Vita'ymış... Bokum.&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;*&lt;br /&gt;"Bizimkiler", "Yalan Rüzgarı" ya da "Ninja Kamplumbağalar" gibi ömür çalan dizilerden hiç birinin bitişi beni Aşk-I Memnu'suzluk kadar boşluğa düşürmemişti. Bu konudan sıkıldın biliyorum ama biraz da olaylara benim açımdan bakmaya çalış. Buhranlardayım.&lt;br /&gt;Dolmuşta "Kaptan müsait bir yerde ben ineyim" diyeceğim yerde heyecan içinde "Nihal'i harcayacaklar Matmazel!" diyesim geliyor, telefonda dışardan bişey istiyor musun diyen babamın sorusunu "Beni... Beni... Beni... Bihter'ini..." şeklinde cevaplıyorum. Çünkü bir televizyon programında aradığım herşeyi fazlasıyla barındırıyordu Aşk-ı Memnu. Yani nasıl desem... Herşeyden önce çok sığ bir diziydi. &lt;/div&gt;Evdeki harddiskte 500 Gb sanat filmi, 500 Gb Tv'de ilk kez filmi(Delta Harekatı 1'den 89'a kadar) olmasına karşın 2 haftada bir perşembe oturup mutlaka izlerdim Aşk-ı Memnu'yu. Her hafta izlemiyordum zira bir sonraki hafta özet'le beraber izleyince toparlamış oluyordum mevzuyu. Diğer dizilerde de böyle mi vaziyet ? Eğer böyle ise aşağıdaki şu denklik gerçek mi ?&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yeni Bölüm + Özet = 1 Bölüm (Karakterlerin Konuşmadan Birbiriyle Kesişmeleri + Yersiz Tripler) + 1 Bölüm (Kesişmesiz + Tripsiz) &lt;/div&gt;İnanır mısın Bülent Ziyagil'i bile özlüyorum ki Nostradamus olmaya gerek yok, Bülent Ziyagil ilerleyen yıllarda bankolar bankosu gay olacaktı.(İddaa'da bahis açsalar 1.05 verirdi Bülent'in gelecekte Gay olacağı.)&lt;br /&gt;Keşke 15 yıl daha izleseydik bu yapımı ve o anları da yaşasaydık.&lt;br /&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 241px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489295034040448994" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TC3kv_tL9-I/AAAAAAAAClc/dXTKh8ywVKc/s400/Kivanc_Tatlitug_Behlul.jpg" /&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;em&gt;"Step Back Deyyus! She is your aunt!" adıyla dizinin yurtdışına pazarlanan Director's Cut Dvd'leri izleyenler, Behlül'ün Beşir'in cenazesine bizzat kendisinin çelenk olarak katıldığını gördüler.&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;*&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dünya Kupası başladı da bitiyor bile ve tahmin edersin ki onunla ilgili söyleyeceklerim de var:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;1) Keşke Ömer Üründül megafonla maçı yorumlama özel iznine sahip Brezilya'lı bir futbolcu olsaydı da çeyrek finalde falan elenseydi. Sempatiyle yaklaşayım diyorum, televizyonda belirdiği zamanlarda televizyondan bir makas alıyorum tam sakalını denk getirecek şekilde (Hissediyordur eminim) fakat ben ona canım dedikçe o canın çıksın diyor. Eskiden varyasyon, bloklar arası bağlantı, kolektif gibi abuk subuk şeyler söylerdi. Şimdi sanki alzaymır olmuşçasına "Futbol enteresan bir oyun" diyor çıkıyor.(Arada da maçta gol pozisyonu olduğunda "Aaauuu", "Uuuuv" gibi attığı orgazmik çığlıklar var ama artık onları duymazdan geliyorum.) Gel tam bu noktada elimizi Türk Dil Kurumu'na uzatalım:&lt;/div&gt;&lt;em&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; "&gt;&lt;em&gt;Enteresan Fr. intéressant&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; "&gt;&lt;em&gt;sf. İlgi çekici, ilginç: “Evet, şimdi çok enteresan bir noktaya geldik.” -N. F. Kısakürek.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;em&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; "&gt;&lt;em&gt;Güncel Türkçe Sözlük&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/em&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TDGeTWNuznI/AAAAAAAACl0/WkbKkngvDAk/s1600/Olympic-Curling-Scoring-Rules.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 301px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490343475959221874" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TDGeTWNuznI/AAAAAAAACl0/WkbKkngvDAk/s400/Olympic-Curling-Scoring-Rules.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Diyelim ki Futbol hakikaten "enteresan" olarak tanımlanabilecek bir spor. Körling ne peki? Golf ne ? Kriket ne e be sakalı kapıya sıkışasıca Ömer ? Bi' kere körling spor mu "buzu çılgınca viledalamak" mı en baştan bunu tartışarak başlamamız lazım oradan anla durumun sıradışılığını. Al sana yukarıda bir körling mücadelesinden görüntü. Oyuncu bile "Gerizekalı mıyım ben bu süpürgenin elimde işi ne?" sorusuyla bakıyor etrafa. Ekmeğini bu işten kazanan adamın bakış açısı bile böyleyse kusura bakma ama futbol değil körling asıl enteresan olan. Futbol'da böyle bişey yok. Messi var, Ronaldo var. Vuruyorlar gol oluyor. Sabri var, Guiza var. Vuruyorlar top fezalara gidiyor. Bu kadar basit. Bu kadar net bir süreç.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;2) Bu turnuva Fifa adlı kurumun haysiyet düşmanı olduğunu bir kez daha anlamamı sağladı. Zira bu turnuvanın futbolla ilgilenen, ilgilenmeyen herkes tarafından bilinen rezilliği vuvuzelayı serbest bıraktıranlar bunlar. Bazı ileri görüşlü dostlar yapmayın etmeyin dedi, "Yok yok kültür bu" dedi Fifa dayı. Bu götoşların öttürdüğü vuvuzela sesleri yüzünden başım beynim patlamışken Ali Kırca gibi "Vuvuzela hoşgörünün, kardeşliğin sembolüdür" goygoyları yapmayın bana. Ece Temelkuran benden önce davranmamış olsa "Muz Sesleri" adında bir kitap yazıp tüm Vuvuzela çalanlara sayfa sayfa küfür edecektim. Fifa ise hem böyle bir zibidiliği serbest kılıyor hem de diyor ki "Irkçılığa Hayır". Sen bu provakasyonu yaptıktan sonra orada duracaksın paşam. Ben aylar sonra Ku Klux Klan'a üyelik aidatı yatırdıysam, naftalinli beyaz maskemi sandıktan çıkartıp, meşalemi yakıp, Cape Town'a uçak bileti aldıysam, biraz da suçu kendinde arayacaksın Fifa.&lt;/p&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TDcIaKOs_UI/AAAAAAAACmU/R2cbkrmYFwA/s400/aclikgrevi.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5491867516117253442" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 192px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;p align="justify" style="text-align: left;"&gt;&lt;i&gt;*&lt;/i&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Son olarak "Acı insanı olgunlaştırır." diyorsunuz ya kimi zaman. 100 tane çocuğu bir odaya kitleyip günde 6 saat Serdar Ortaç dinlettim mamafih bırak olgunlaşmayı daha da zibidileştiler. Demek ki "Eskiler şöyle söylerdi... ","Atalar dedeler böyle buyurdu:","Ünlü bir söz der ki.." türevlerinin alayına şüphe ile yaklaşmalı insan. Serdar demişken Biletix'de beynimde heyelanlar olmasına sebeb olan bir görüntüyle karşılaştım o konuda da üzüntümü bu platformdan dile getirmek istedim.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 236px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490433044033296290" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TDHvw5Sr16I/AAAAAAAACmM/cEQtlVAeqMI/s400/ickininsugibiaktigigeceler.JPG" /&gt;Güney Kore'nin enlü Dj'i Türkiye'de konsere geldi ve ben maddi sorunlar nedeniyle gidemedim. Açıkçası 200 Tl'yi çok uzun zamandır görmedim. Tedavülde öyle bir para olduğunu kulaktan duyma denebilecek şekilde biliyorum. Anlatılanlara göre 200 Tl üzerinde parayla pulla pek alakası olmayan Yunus Emre'nin resmini barından ve bu yönüyle belkide dünya tarihindeki en ironik banknot... 200 tl hakkında Lorenna Makkenit'in de dediği gibi "Özledim şimdi... Çok uzaklarda" demek isterdim ama kişisel tarihimde bir kez hayal meyal gördüğüm parayı nasıl özliyeyim. Yerde görsem Peru parası sanıp almayacak kadar yabancıyım ona. Zaten benim hasretlerim daha küçük para birimlerine karşı. Neyse geçelim. Esas olan şu ki fakirlik nedeniyle bu tarihi konsere tanıklık edemedim. Üstelik limitsiz içki ve 18 yaşından bayaa bayaa büyük olmam gibi avantajlarım da olacaktı... Yazık oldu.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Hatırlayınca tekrar başım dumanlandı, işte gidiyorum çeşmi siyahım...&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-3713116756105599489?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/3713116756105599489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=3713116756105599489&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/3713116756105599489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/3713116756105599489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/07/leman-samdan-durustce-dun-gece-hic.html' title='Leman Sam&apos;dan dürüstçe &quot;Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe, sırf Brad Pitt&apos;e benziyor diye usulca sokulup bir imza versene dedim&quot; demesini beklerdim.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TC3kv_tL9-I/AAAAAAAAClc/dXTKh8ywVKc/s72-c/Kivanc_Tatlitug_Behlul.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-2788178267297225233</id><published>2010-06-23T17:27:00.010+03:00</published><updated>2010-06-23T17:56:38.203+03:00</updated><title type='text'>Cigulist Manifesto*</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;Aklından bir kız ya da erkek tut...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şimdi o kız ya da erkeğe 8 kız/erkek daha ekle. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şimdi de çıplak/bikinili ya da slip mayolu olarak düşündüklerini bırak... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Geriye tek bir kız/erkek kaldı ve ismi Kevser ya da Macit değil mi ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Oha nasıl bildin?" soruları eşliğinde şaşırmana gerek yok çünkü bu beynimizin bize oynadığı binlerce garip oyundan biri. Bilimsel olarak ispatlanmış bir deney. "Abi bende kalan kızın adı Kevser değil İlayda'ydı" ya da "Ne Macit'i be ? Tabi ki Doğukan kaldı bende bi' tek." diyecek çakallar da çıkacaktır aranızdan fakat onlar da biraz olsun dürüst olsalar en başta 8 değil 5 kız/erkek eklediklerini itiraf ederler bizlere. Kısacası bilimsel gerçeklerden kaçmak mümkün değil. Fakat bazen bilim bile bizi kurtarmıyor. Bize yardımcı olamıyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2 ay önce baktım olacak gibi değil seyyar satıcılık işine gireyim dedim bu yaz. Bir bahar akşamı 250 tane ufak su almak için yola koyuldum.(Marka ismini direk vermiyorum reklama girmemesi için, son harfi olmadan söyleyeyim: "Erikl?") Fakat o akşam yağmur yağdı. Ertesi sabaha kadar düşündüm, taşındım ve sermayeyi plastik şemsiyeye yatırmaya karar verdim. Bulutlu havayı görünce yağmurluğumu çektim ve otobüse binip araştırmalarım sonucu bulduğum toptan şemsiye alacağım dükkana doğru yola çıktım. Otobüsteyken güneş açtı. Tek bir bulut bile yoktu. İndiğimde terlemiş ve çok susamıştım. Hemen bir su aldım ve pet şişeyle kesişirken "Öss'de bile ilk işaretlediği doğru çıkıyor insanın en iyisi gene su işinden şaşmamak" dedim kendime. Daha sonra "Acaba Öss'ye girip soruları sadece bir kez çözsem ve ilk işaretlediklerimi hiç silmesem derece yapabilir miyim?" sorusu aklıma takıldı ki bu sırada yağmur başladı. Hemen bir plastik şemsiye aldım. Maliyeti muhtemelen 2-3 lira olan bu şemsiyeyi şemsiye yerine şemşiye diyebilen satıcıdan 5 liraya almıştım ve bir anda gözlerim parladı. Hadi ortada buluşalım 2,5 lira olsa 5 liraya satsan %100 kar. Belki ufak su gibi sürekli satmayacak ama günde 20 tane satsan hiç bir şey yapmadan 50 lira kazanıyorsun. O 50 Lirayı iddaa'da 4 maça yatırsan. Bu 4 maçın oranı 10 olsa oldu mu bu para sana 500 lira ? O 500 Lirayla markafoniden bişeyler alıp bunları Gittigidiyor'da satsam ben o parayı bir şekil 1000 Lira yapardım. Bu 1000 lirayla sayısal loto oynasam en kötü ihtimal 5 tutturacağıma göre o para 7000 lira civarı bir para yapardı. 7000 liraya bir emlakçı dükkanı açsam. Sıkı bir çalışma, her emlakçıda olduğu gibi ben de güler yüzlü ve dürüst hizmet ilkelerinden taviz vermeyerek çalışırsam rızkımı alır 3 ay sonunda 20000 liraya sahip olabilirdim. Bu 20 bin liranın yarısıyla altın alır diğer yarısını borsada değerlendirerek 52 bin liraya kadar çıkartır, bu 52 bin lira ile kapı menteşesi alıp Bangladeş'de bulacağım bir toptancıya satarak 12 bin lira kar yaparak paramı 64 bin liraya çıkarabilirdim. Daha sonra başka çeşitli yollar vardı aklımda ve en nihayetinde 3 adet Burger King şubesi açıp hayatın tadını çıkaracaktım. Kısacası ilk ürünü doğru belirlemek çok önemliydi... Fakat olmadı. Bilim milim hak getire, aylar geldi geçti ben karar veremez oldum. Şu anda dahi bir gün yağmur yağıyor, bir gün güneş açıyor ve aklımda hep aynı soru var : PLASTİK ŞEMSİYE Mİ UFAK SU MU ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hala net bir cevabı yok bu sorunun. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hayatta bu gibi tatsız şeyler olabiliyor. ... Çünkü insan duygularıyla hareket eden bir canlı.(Ne demek ne alakası var ? Dikkatli oku!) Tabi bu durum bazı tehlikelere de gebe olabiliyor beraberinde. Sabah işe gelirken bir kasabın camında "Tavuk Ciğer -&gt; 2,79 Lira!!!" yazılıydı. Geldiğimiz noktaya bakar mısın ? Kasap camına "Ciğeri 5 para etmez bir hayvandır bu" yazıyor. Bu provokasyonlarla hayvanları insanlara küstürdüler. Ben yılmaz bir tavuk hakları savunucusu olarak bu davadan vazgeçmeye niyetli değilim ama tek başıma ben nereye kadar dayanabilirim ki bu zorba yapılanmaya ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Oysa ki tam tersine birlik beraberlik içinde olmamız gerekirdi. Kader utansın. Ah utansın... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Nereye kadar gidecek bu ayrımcılık? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ayrımcılık demişken aklıma gelen ilk örnek şu: Yıl 2002. O yıl HOAGGFGÇPYOOKGS'ye giren tek Türk öğrenci benim. Yani "Hani o Amerika'da Geçen Gençlik Filmlerinde Gördüğünüz Çılgın Partilerin Yapıldığı Ortamlar Olan Kolejlere Giriş Sınavı"na girmiştim. Matematikten başladım her zaman yaptığım gibi. Matematikten 2 soru sormuşlardı ve hemen bitirip sözele geçtim. Karşıma şu soru geldi:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Aşağıdaki tabloya göre Kaliforniya Eyaleti Dahilinde Din Ve Devlet İşleri Birbirinden Ayrı Mıdır ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; font-weight: normal; color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TBnA8bE1kEI/AAAAAAAACj8/80jmbIzYGFQ/s400/luzingmayriliic%C4%B1n.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483626165593018434" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 150px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style=" ;font-size:medium;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gözetmenlere baktım, pis pis sırıtıyorlar. Matematikle beni alt edemeyeceklerini anlayınca belli ki "Sözelde can sıkıcı sorular sorarız giremez koleje" diye düşünmüşler. Tabi ben bu art niyetin farkına varınca yırttım kitapçığı ve sınavın yapıldığı amfi tiyatroyu terk ettim. Yıllarca bu sırla birlikte yaşadım ama daha fazla saklamanın bir anlamı yoktu. Diyeceğim o ki ayrımcılık her zaman her yerde olacak. Ayrımcılıkla yaşamayı öğrenmekten başka çare yok, zira bundan da bilimsel gerçekler gibi kaçmak mümkün değil. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2 ay sonra başka bir genel yetenek testinde başarılı olup Harvırd'a girmiştim ve orayı da 3,5 senede bitirdim zaten. Fena bir okul değildi. Bu arada sorunun cevabını merak edenler olabilir onlar içinde şöyle özeleyelim durumu: Bu soru yanlış. Benim Stephen Hawking'le olan yakın dostluğumu bildikleri için böyle bir kumpas kurmuşlardı oysa ki Stephen Hawking nere devlet işi nere. Malum kendisi hasosundan bilim adamı. Peki bu soruyu doğru bir şekilde bizim ülkemiz için sorsalardı cevap ne olmalıydı? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Devlet adamları halkın tepkisini çeken olayların çözümünü üretmeye çalışmak yerine büyücü gibi lanetlemeyi tercih ediyor, ("Terörü lanetliyorum" açıklamaları gibi) Mevcut hükümeti oluşturan kişiler geleceğe dair konuşurken inşallahı maşallahı ağzından düşürmüyor ise din ve devlet işleri tam anlamıyla birbirinden ayrıdır diyebilir miyiz şeklinde soruyu tekrar soralım? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Artık eşşek değilsen -ki değilsin ben seni biliyorum akıllı çocuksun-, anlamışsındır cevabı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Peki devlet büyüklerinde kabahat var sende bende hiç mi yok? Tabi ki var. Bu konuyu son olarak Twitter adlı yeni oluşumda da gördük. Monitörlerini yeni açanlar için kısaca özetleyelim:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Twitter... Bir internet sitesi. Buraya kadar anlamayan var mı ? Sorusu olan ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Güzel. Sevindim herkesin anlamış olmasına. Bu internet sitesinde halkımızın çelişki yarattığı bir konu var dikkatimi çeken ve bu konu ünlü twitter kullanıcıları ile ilgili. Aramızda 7 yaşını yeni dolduranlar olabilir o yüzden ünlü/ünsüz ayrımını idrak etmesi için "Bir kelime bir işlem" adlı dede yadigarı yarışma modeli ile bir kaç örnek vereyim:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ünsüz.... Namık.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ünlü... Saba Tümer.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ünsüz... Taşkın.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ünsüz... Cavidan.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ünlü... Ayşe Özyılmazel.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Twitter üyeliği bulunan ünlülerden birinin yazmış olduğu halk tabiri ile alabildiğine mal bir yazıyı keşfeden afacan arkadaşlarımız da bu yazıyı "retweet etmek" sureti ile paylaşıyor. Bir anda bu mal yazı 10-15 kişi tarafından paylaşılabiliyor. Bu paylaşım sonrasında ise alıyor beni bir merak. Normalde ne yazmış olduğu pek ilgimi çekmeyecek bu ünlü kişisi o bomba cümlesinin akabinde membaya insek kimbilir daha ne bombalar gizliyordur gibi bir düşünceye yenilmeme neden oluyor ve giriyorum sayfaya. Peki ne görüyorum ? 33 bin takipçisi var. Allah gani gani versin burada konu takipçiden ziyade beyin loblarıma meksika dalgası yaptıran aşağıdaki şu 3 soru :&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;1) Sokağa çıkıp 100 kişiye sorsam 80'i "Magazin mi ? Yok ya ben hiç izlemiyorum öyle şeyler, hel Neşınıl Cografik felan.." diyecekken her saniye ne yaptığını yazan bu ünlüyü takip eden -hadi 3 bini dalga geçmek için takip ediyor olsun- 30 bin kişi nereden geldi ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2)  Böylesine mal bir cümleyi yazan kişinin 33 bin takipçisi varsa ünlüler mi mal ünsüzler mi ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;3) Eğer 1 mal ünlüye 33 bin mal ünsüz düşüyor ise bu olay tüm felaket senaryolarından daha korkunç değil mi ülke geleceği için? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bi' de son olarak Haluk Levent "Her şey Yalan Olsa Bile En Güzel Aşk Zor Olandır" deyince apaçi oluyor ama twitter'da birisi "O Kadını hiç sevmedin aslında sadece ruhun için bir battaniyeydi " havalı oluyor, Haluk Levent'in şarkı sözüne apaçi diyen güruh o sözün allanmış pullanmış halini ayakta alkışlıyor ya... İşte bu nüanslar insanlığa olan saygımı tüketiyor pehlivan.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tüm bunları gördükten sonra en çok da neye pişman oluyorum biliyor musun ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Florida'daki yazlığı her yağmurda taşan Timsahlı Dere'nin yakınında olduğu için kelepir fiyata elden çıkarmak yerine bir kış mevsimini orada geçirseydim de göz göre göre timsahların saldırısına kurban mı edeydim kendimi diye düşünmeye başlıyorum, en çok bu düşünce üzüyor beni. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;* Dikkat ettin mi bilmem, bu yazıda doğru düzgün bişey anlatmadım. Keşke başlığın üstündeki o yıldızı görür görmez yazının en altına gelip bu açıklamayı okusaydın. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-2788178267297225233?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/2788178267297225233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=2788178267297225233&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/2788178267297225233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/2788178267297225233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/06/cigulist-manifesto.html' title='Cigulist Manifesto*'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/TBnA8bE1kEI/AAAAAAAACj8/80jmbIzYGFQ/s72-c/luzingmayriliic%C4%B1n.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-27071386161041632</id><published>2010-05-27T11:57:00.009+03:00</published><updated>2010-06-01T13:38:48.191+03:00</updated><title type='text'>Dost meclisindeki bir felsefe sohbetinde varoluşu tek cümlede özetlemem istenince, cevabım tereddütsüz şekilde "Lombolikodelmondo" oldu.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son zamanlarda yazdıklarıma bakarak bir vicdan muhasebesi yaptım ve diyebilirim ki benim aklım başımda değil. Hep aynı naneler. Ya televizyondan bişeyler anlatmış ya da yemek üzerine yazmışım. Kendi kendime düşündüm, iç hesaplaşmama başlarken kendime "Oğlum..." dedim. Cümleye "oğlum" diyerek başlayınca önce kimlik bunalımı sonra kuşak çatışması yaşadım kendimle ve sonrasında "Başka bişeyler anlatmayacak mısın sen?" şeklinde soruyu tamamladığımda şu yanıtı verdim haykırarak dünyaya : Hayır.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hatta daha da ileri gidiyorum. Elin oğlu gazetelerde köşe yazarı olarak ne yediğini içtiğini anlatıyor da ben niye anlatmayayım ? Memleketi kurtarmaya, yaratıcı(?) projeler sunmaya, farklı bakış açılarıyla olaylara yaklaşarak yaşantılarınıza zenginlik katmaya bugünlük paydos, Kral Tv spikerlerinin de dediği gibi : Şimdi tarzımızı biraz değiştiriyoruz. Cornelius gelecek ve "çok da götüme bokuma" tarzı bir yazı ile " Şimdi 'Lafystayl" yazarıyım ben. Ayşe Özyılmazel'im bugün." diyecek.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bismillahirrahmanirrahim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-large;"&gt;&lt;b&gt;PROLOG &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S_aRCf3ZoMI/AAAAAAAACgs/XzGVfCG9IiE/s1600/DSCN7935.JPG"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;Ben ne çok gezen ne de çok okuyan biriyim. Çok gezmiyorum, çok okumuyorum ama düzenli ve planlı geziyorum. Hakeza okumak konusunda da aynı şekilde istikrarlıyım. Günde 20 sayfayı geçmez okuduğum ve küçük bir ilçeyi ya da buna denk gelen şirin bir sahil kasabasını ya da hiç olmadı Anadolu'nun iç kesimlerinde olan 2 köyü gezer ve eve dönerim yıllardır. Hayattaki tüm başarılarımı da bu planlı oluşa borçluyum. (Öss birincisi olurken de aynı stratejiyi izledim. Arkadaşlarım sürekli test çözerken ben salt test çözerek pratikte kalmak yerine öğrendiklerimi hayata uygulamayı tercih etmiştim. O dönemde yaptığım kahvaltılarda simitin susamlarını ısırarak sayı şekli verip ve üçgen peynirin açılarına yapıştırmış olmam da bu sürece dahil.)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;div style="text-align: justify; display: inline !important; "&gt;Varlığı Atlantis'ten daha fazla şüphe uyandıran Bolvadin ve Elbistan gibi ilçelerimize gidiyor ama asla metropol kentlere uğramıyordum. Bir gün böyle bir gezi sırasında Şemdinli'de sohbet ettiğim &lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;div style="text-align: justify; display: inline !important; "&gt;67-73 yaşlarında bir dayı bana şöyle demişti: "Yalnız olduğun müddetçe nereli olduğun sorulduğunda kendi memleketini söylersin ama bir eşin olduğunda artık sen de hanımköylüsündür."&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;"Çok büyük aforizmaymış. Git bunu twitter'a yaz." dediğim de ise "Yazdım zaten 2000'i geçince takipçi sayım bana bir haller oldu, Franz Kafka'ya dönüştüm, eskiden mal mal şeyler yazıyodum şimdi 140 karaktere Monteyn denemesi sığdırmaya çalışıyorum." diyerek bana feryat figan etmişti deyyus. Şimdilerde o yaşlı adamı anarken gördüğün gibi deyyus diyorum, görmediğin zamanlar da ona bazen puşt diyorum, bazen götelek dediğim bile oluyor ama en nihayetinde bu söyledikleriyle nispeten haklı çıktığı gerçeğini değiştirmiyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;O zamanlar Anadolu'yu karış karış gezsem de memlekete döndüğümde halim derbederdi. İstanbul kazan bense dibiydim. Fakat bu kombinasyon beraberinde tatlı bir durumu getirmiyordu. Derken karşıma h&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;div style="text-align: justify; display: inline !important; "&gt;anım çıktı. O da &lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;div style="text-align: justify; display: inline !important; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;div style="text-align: justify; display: inline !important; "&gt;İzmir'li olunca bu megakent tanımaz halim kayboldu ve en nihayetinde İzmir yollarına vurduk kendimizi. Öncelikle şunu belirtmek gerekli ki ben nasıl bir mal değneği isem bu vakte kadar gitmemişim İzmir'e. Sonuçlar şaşırtıcı. İzmir harikalığı ile akılları çeliyor. Diğer yandan objektif olmayı kendine ilke edinmiş biri olarak şu soru beliriyor zihnimde : &lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;div style="text-align: justify; display: inline !important; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;div style="text-align: justify; display: inline !important; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;div style="text-align: justify; display: inline !important; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;div style="text-align: justify; display: inline !important; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;div style="text-align: justify; display: inline !important; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;Peki hiç mi kusuru yok İzmir'in? Üzgünüm ama evet.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-large;"&gt;MONOLOG &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;b&gt;Haki Moa Mogambo Çanga Çangaaa ! &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;b&gt;-Bakhele Onememe ["Değişen Kamerun Hareketi"nin Ulu Önderi]&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;b&gt;Sen var ya sen yalandan daha yalansın, yalansın...("yalansın"lardaki ı'lar 3'er 5'er tane)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;Bu sözler her şeyi izah etmiyor. O yüzden daha detaylı şekilde anlatmak istedim:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;Katakulliye geldik dostlarım. Geldiğimiz gibi aynı yönden kumpaslara kurban gittik. Dilleri lal olasıcalar tarafından aldatıldık.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;Neymiş ? Ege'de insanlar sağlıklı besleniyormuş. Vay efendim Ege'lilerin uzun yaşam sırlarıymış. Aman efendim Ege'liler kalp ve damar hastalıklarını teğet geçen bir hayat sürüyormuş... Canım efendim &lt;a href="http://i40.tinypic.com/2gx38tv.jpg"&gt;Zerrin Ege'liler&lt;/a&gt;...(80 yaşıma da gelsem böyle hıyarlıklardan taviz vermeyeceğimi bilmen benim için çok önemli.)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;Gittim yerinde inceledim. Herşeyi kendi gözlerimle gördüm. Ve diyebilirim ki artık bu martavallara karnım tok. Hatta karnım bir süre her şeye toktu İzmir'den İstanbul'a döndüğümde. Nasıl ki bugün bir Erzurum "Dadaşlar Diyarı", bir Diyarbakır "Doğunun Paris'i" olarak biliniyor. İzmir için de rahatlıkla "Hedonizmin Yarım Adası" ve dolaylı olarak da "Obeziteye Davetiye Cenneti" denebilir. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;Yediğim içtiğim istesem de istemesem de bana kalacak. Sana sözlerim &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Vedat_Milor"&gt;Vedat Milor Stayla!&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.turkishjournal.com/images/Milor.JPG"&gt;*&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-large;"&gt;KATALOG&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S_aZziUEiCI/AAAAAAAACg0/Q9OF94n6S_I/s400/DSCN7935.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5473731507778783266" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gevrek &amp;amp; Boyoz &amp;amp; Yumurta : Simite gevrek deniyor falan bu hikayeleri geçiyorum. Asıl konu şu. Yukarıdaki resme dikkatle bak. Ömrü hayatımda ilk kez gördüm bunu. Simitçi-Gevrekçi camında Sodexho etiketi var. Hani "Ye de nasıl yersen ye. Senin ayı gibi olman için tüm imkanlarımızı zorluyoruz." misali bir mesaj. Bu gevrekçilerin en tehlikeli silahı ise yöre halkının fanatiği olduğu boyoz adlı mamül. İstanbul sıklıkla karşılaştığımız kıymalı adı altında olan ama kıymalı ambiyansından öteye gidemeyen kimi kıymalı "soğana kuvvet" böreklerin dürüst olanı. Tavrı net. "İçim dışım bir" der gibi bir havası var. Birazdan yazdıklarımı okuyunca ayaklananlar olacak. Etnik kimlik üzerinden gurmelik yaptığımı iddia edenler de olabilir fakat boyoz için kısaca Kürt Böreğinin daha yapıcı hali denebilir. İlk anda mevzuya uyanamadım fakat sonra sonra pençesine düşürdü beni. İleri ki safhalarda insanlar boyozu parçalayıp burunlarından çekiyor mu bu bir muamma olarak kalacak fakat kesin olarak anladığım ve kolay kolay değişmeyecek şey İzmirlilerin boyozu yumurtayla beraber yemesi. Şehrin en işlek caddesinde durup, ellerimi iki yana açıp dizlerimin üstüne çöktükten sonra "NEDEN?" şeklinde bağırmayı istememe neden olan yegane durum buydu benim için.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Midye &amp;amp; Kokoreç &amp;amp; Bira : İnan ki baba &amp;amp; oğul &amp;amp; kutsal ruh bile beni peşinden bu şeytani üçlü derecesinde sürükleyemedi. O yüzden önem verdiğim kritik bir dönemeç olacaktı bu. Öncelikle şöyle bir tiyo vereyim sana. İzmir alkolik olmak için de harika fırsatlar sunuyor. Böyle bir arayış içerisinde olanlar yekten valizlerini toplayıp ilk uçağa bileti ayırtsın. Ben içerim ama sonrasında yemek de isterim kafasında olduğu için tereddüt edenlere sözüm ise net: &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Barların olduğu sokakların birinin başında duran bir midyeci var. Evet, buraya kadar her şey normal. Sıklıkla rastladığımız bir durum fakat adamın midyeleri yunan mitolojilerinden daha epik ve destansıydı. Üstelik lezzetin yanında gönül çelen bir diğer özelliği Tosya ovasından çıkan bir mahsülün takribi yarısı kadar pirinci yemiş olmamıza karşın ödediğimiz meblanın ayıptır söylemesi ama yine de söylerim 15 liraya yakın olması.(İstanbul'da o kadar midye yesen hesabı söyledikten sonra midyeci "Ortaklığımız hayırlı olsun" der, vergi levhası verir.)  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bir Şampiyon Kokoreç, bir Golden Kokoreç yıllar yılı beni toz halinde kesilmiş kokoreçe alıştırdı fakat İzmir'de yediğim kokoreç daha büyük parçalar içeriyordu. Daha saçma bir şekilde anlatmak gerekirse İzmir'de "Heh işte ya. Nihayet anladım koyun bağırsağı yediğimi" dedirtecek ebatlarda oluyor kokoreç. Baharat farklılıkları FELAN onları da geçelim, benim İzmir kokoreçine puanım 9 ganka. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Üstelik kokoreççilerde bira da mevcut. Sen de Bira ve kokoreç için 3.sayfa haberi olabilecek biri isen o kokoreççiden içeri girerken cennetin kapılarından geçiyor gibi hissettiğimi anlamış olman gerekir.  &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S_0AES0AQNI/AAAAAAAACiM/I3H1Qo0cpNc/s400/DSCN7937.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5475532795721826514" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Lokma : Şimdi olayların bambaşka boyut kazandığı bir diğer konuya geliyoruz. "İzmir Lokması" benim çok fazla aklıma gelmeyen bir besin.(Özellikle bu kelimeyi kullandım. Sence de "Besin" çok mal bir kelime değil mi?) İstanbul'da nerede lokmacı var, hangisi iyidir, bunları bilmem. Fakat şunu bilirim: Lokma, lokmacıda &lt;b&gt;satılır. &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İzmir'de ise lokma hayrına dağıtılıyor. Benim gibi bu durumdan haberi olmayan İstanbullular yukarıdaki resme bakınca motorpisikletli gencin lokmayı kapkaç yaptığı gibi bir yanılgıya düşebilir. Oysa ki hayırlı bir iş söz konusu. Önce Amerika'nın bizi kendine benzetip obez yapmak için üzerimizde oynadığı bir diğer kirli oyun olabilir mi sorusu belirdi zihnimde fakat gayet de sıraya girenler lokmayı alıyor "Allah kabul etsin" deyip kedi kafası kadar lokmaları mideye yardırmaya başlıyorlardı. Günümüzde insanlar birbirlerine hayrına bir tabak kapuska vermez hale gelmişken böylesine bir gelenek beni duygulandırdı. Tamamen insani değerlere sahip çıkmak için girdim sıraya. Hayırlara vesile oldu.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Vafıl(İngilizce ile Waffle): Nutella, Chokella, Çokokrem, Şokomigo hatta ve hatta adını bilmiyorum ama sallama hakkımı "Şokokom" olarak kullandığım ve sadece Bim'de satılan çikilatalı fındık ezmesi.... Bir insan hangisini severse sevsin yolu elbet vafıldan geçiyor. Yine hanımın rehberliğinde gittiğim İstanbul'lu Waffle'cı Akın'a dair yapılabilecek tek eleştiri var ki o da "Madem adında İstanbul'lu gibi bir sıfat var neden İstanbul'da şuben yok?" şeklindeki kıskanç soru. İsmi İstanbul'lu Waffle'cı Akın olmasaydı Bol Kepçe Waffle olabilirdi. Fakat böyle söyledim diye sanma ki Akın canhıraş bir biçimde çileği, kiviyi basıyor Waffle'ın üzerine. Aksine bir sanatçı ruhuyla sunumunu hazırlıyor, fırından önce şevkati ile ısıtıyor vafılı. Gel gör ki ben böylesine itinayla hazırlanmış Vafılı 6-7 dakikada öldürdüm. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pişman mıydım ? Hayır. Tek pişmanlığım anoreksiya bir manken olmamaktı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-large;"&gt;EPİLOG&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:x-large;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir başka şehirde uğradığım lezzet duraklarını önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağım demiyorum. Bir seferlik bir değişim hareketiydi bu. Hazır manken demişken bir sitemimi dile getireyim. Ben de bir çok manken arkadaşımız gibi yaptığı işlerle gündemde olmak isteyen biriyim. Çok değil 3-4 ay sonra 5.yılına girecek bu blog. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir Allah'ın günü de medyadan biri halimi, hatrımı sormadı. Yıllarca Uğur Dündar'dan bir telefon, Emin Çölaşan'dan bir faks bekledim fakat nanay. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gel gör ki bu ayın ortasında açtığımız &lt;a href="http://pelinbatufacts.blogspot.com/"&gt;Pelin Batu Gerçekleri &lt;/a&gt; blogu 4. günde &lt;a href="http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/sb-mevlut_tezel/2010/05/17/pelin_bamyali_tost_yer"&gt;köşe yazısı oldu&lt;/a&gt;. Bu saatten sonra bana dair değil de sırf bir ünlüye yönelik diye 3-5 günlük blogu haber yapmayın. Bana kendimi fonda 7 karanfil çalarken "Bu yaşananları haketmedim" diyerek ağlayan yeşilçam figüranı gibi hissettirdiniz. Yazıklar olsun.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dip not(değil mi?) : &lt;a href="https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1363795867116661510&amp;amp;postID=7442566505121990732&amp;amp;isPopup=true"&gt;Yazdığım yoruma cevap yazmayan&lt;/a&gt; terhis olmuş &lt;a href="http://godsyondrome.blogspot.com/"&gt;g&lt;/a&gt;eneral. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Senin de blogunu okurken 7 karanfil dinliyorum artık. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Böyle mi olacaktı ? Böyle mi olacaktı ? Tanrım suçumuz neydi ? &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-27071386161041632?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/27071386161041632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=27071386161041632&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/27071386161041632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/27071386161041632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/05/dost-meclisindeki-bir-felsefe.html' title='Dost meclisindeki bir felsefe sohbetinde varoluşu tek cümlede özetlemem istenince, cevabım tereddütsüz şekilde &quot;Lombolikodelmondo&quot; oldu.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S_aZziUEiCI/AAAAAAAACg0/Q9OF94n6S_I/s72-c/DSCN7935.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-6623831693063862415</id><published>2010-04-27T15:25:00.009+03:00</published><updated>2010-04-27T15:45:15.966+03:00</updated><title type='text'>Yürüyen merdiven önüne gelince "İnsek mi inmesek mi?" kararsızlığı yaşayıp arkadakileri de kitleyen o serseri mayın teyzeler yüzünden oldum derbeder.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Çelişkisi olmayan Türkiye" sloganıyla yola çıktığımdan bu yana çok da yol kat ettiğim söylenemez. Bilakis bırak çelişkileri azaltmayı çoğaldıklarına şahit oldum. Fakat 1 çelişkiyi dahi ortadan kaldıracağımı bilsem bu mücadeleden vazgeçmem ve sen dostum, evet sen... Orda duracaksın! Çünkü artık senin de taşın altına elini sokman gerekiyor. Madem "Bilmece gibi konuşmayı bırak." dedin, daha açık ifade ediyorum o halde:&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Önce "Survivor" adlı yarışmanın yeniden başladığını duydum. Başlasın hiç mühim değil. Neticede kaç kişi ekmek yiyor bu programdan, istihdamdır, evine, çoluğuna, çocuğuna 1 kilo et almaya bu ülkedeki jimmy jib operatörünün de hakkı vardır dedim ve biraz olsun kendimi iyi hissettim. Fakat daha sonra &lt;b&gt;'Var Mısın Yok Musun?'daki yarışmacılar&lt;/b&gt; yer alacak yeni Survivor'da ve Kızlar-Erkekler gibi bir kapışma olacak haberi geldi. Tabi böyle olunca olay daha çok ilgimi çekti ve programı denk getirdiğimde biraz izledim. Naif bir biçimde bekliyorum ki Var Mısın Yok Musun'daki haller aynen devam etsin, o kafalarda yaşananlar sürsün. Ne bileyim biri suya olta atsın 5 tane balık yakalayınca hep birlikte bir sevinç yumağı olsunlar, bir diğer yarışmacının büyük zorluklarla daldan kopardığı hindistan cevizi kelek çıkınca dakikalarca triplere girsinler, ağlayanlar olsun tıpkı önceki yarışmada bir yarışmacının açtığı kutudan 500.000 çıktığı anlardaki gibi. Mamafih o insanlar gitmiş ve yerlerine şuursuz bir yarışma sonucu("Bakalım iki ucu açık bir oduna su doldurup bu odunla bir demir üzerinde yürüdükten sonra kalan suyu su kabına doldurarak daha fazla miktarı kim biriktirecek?")  Acun'un hediye edeceği pizza için birbirini doğrayacak yeni insanlar gelmişti. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;HANİ SİZ BİR AİLEYDİNİZ ULAN ? HANİ O "GİZEM, SENİ KARDEŞİM GİBİ  SEVİYORUM VE UMUYORUM SENİN İÇİN EN İYİSİ OLACAK! MAVİ AÇICAM HİSSEDİYORUM." HALLERİNİZE NE OLDU ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;HANİ VERDİĞİNİZ SÖZLER ? HANİ ELLERİNİZ NERDE ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Şimdi bakıyorum ki o aile saadeti yerini bir dilim sefil pizza ya da yarı ekmek köfte için "Mutlaka kazanmalıyız." hırsına bırakmış. Hadi diyelim ki erkekler kazandı, düne kadar kardeşim dediğin Gizem'in, Ayşe'nin, Fatma'nın midesinin gurultuları adanın diğer ucundan duyulurken oturup gönül rahatlığıyla yiyebilecek misin o nevaleyi ? Biz onları paylaşımcı ruhlarıyla tanımadık mı ?&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hem o adada kızların işi ne ? Kutudan "sarı çıktı" diye gözü dolan kızın çetin doğa şartlarında yaşaması ne mümkün ? Yeter artık daha fazla soru sormak istemiyorum. Artık bazı cevaplar istiyorum. Artık bu halkın umut taciri şarlatanların avı olmasını istemiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Muhtemelen içinde bulunulan durum şu ki adamlar şöhret bağımlısı oldu ve böyle ucuz işçiliği Çinliler bile yapmaz. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Kutudan küçük mebla çıkınca çıldırın, büyük mebla çıkınca depresyona girin" diyorsun... Kabul.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Panama'daki bir adada yaşayacaksınız ve abidik gubidik yarışmalara katılacaksınız" diyorsun... O da kabul.  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Sırada ne var ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Biliyorum biliyorum... Yer çekimsiz ortamda hesabına eşli batak oynayacaksınız.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yer çekimsiz ortam demişken kendi lafımı balla kesiyorum ve "kandırılan biz"den "uyanan biz"e dair  yakın zamanda yaşadığım bir anıya geçiş yapıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Öncelikle şunu bilmeni isterim ki çocukluğumdan beri "Aklından bir sayı tut." dediklerinde Pi sayısı, Avagadro sayısı ya da imam hatiplerin öss katsayısını (Şaka yapanların çok olsun) düşünen ve soruyu soran heyecanlı heyecanlı 2 ekle 5 çıkar 3'e böl dedikten sonra "18'di di mi tuttuğun sayı?" dediğinde onu yanıltacak kadar bilim ve kurguyla iç içe yaşadım. Belki çok fazla bilim-kurgu romanı okumadım, belki 7.sanattaki tercihlerimin çoğu bilim-kurgu türünden yana olmadı fakat bilimi ve kurguyu gerek bir arada gerek ayrı ayrı kendime göre özgürce yaşadım yıllardır. Binaenaleyh bilim ve kurgunun iç içe geçtiği o çarşamba günü de bunlara bir örnek... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S9aPk5x_RII/AAAAAAAACdQ/sHqVct55s-0/s1600/havadak%C3%BClbulutuvarbunedumand%C4%B1r.JPG"&gt;&lt;img src="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S9aPk5x_RII/AAAAAAAACdQ/sHqVct55s-0/s400/havadak%C3%BClbulutuvarbunedumand%C4%B1r.JPG" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464713062009226370" style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Bu olayların gerçekleştiği sırada İstanbul Büyükşehir Belediyesi yaklaşan kül bulutlarına karşı &lt;/b&gt;&lt;a href="http://idesignyoureyes.com/wordpress/wp-content/uploads/2009/10/v-screencap-manhattanship_630x354.jpg"&gt;&lt;b&gt;"Visitors" adlı diziden esinlenerek&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt; geliştirdiği önlemini çoktan almıştı bile.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşe gelip gitmek için satın aldığım metrobüsler 2. yılını doldurmuştu. Mülk düşkünü olmadığımdan onları kamu malı haline getirmiştim. Benzinlerini, şöferlerin maaşını ve diğer masraflarını halkla birlikte 1,5 liralık ulaşım ücreti ile cebimizden karşılıyor, bu sayede ulusça bir kenetlenme yaşıyorduk. Hatta bu kenetlenmenin manevi halden maddi hale dönüştüğü de oluyordu bir otobüse sığabilecek insan sayısının 2 katına eriştiğimiz bazı günlerde. Yine de mutluyduk. Az ile yetinmeyi öğrenmiş, şartlar ne olursa olsun kendimize eğlence çıkarmayı ilke edinmiştik. İş çıkış saatlerinde biraz kalabalık oluyordu ve ben de olay günü sıradan günlerde daha erken çıkmama karşın biraz geçe kalarak bu kalabalığın bir parçası haline gelmiştim. Her ne kadar halk ile bir olma duygusunu yaşamayı sevsem de göz temasından kaçınıyordum ve bu yüzden de ekseriyetle metrobüste kitap ya da Burda Dergisi(patronlu) okumayı tercih ediyordum. Fakat o gün kalabalık sebebiyle buna fırsat yoktu. Metrobüs körüğüne sırtımı dayamıştım ve tam önümde sakallı bir emmi duruyordu. Metrobüsün şakacı şöferi bizlere denizde sektirdiğimiz taşların neler hissettiğini daha iyi anlayabilmemiz için durma mesafesine ~7 metre kala frene abanmıştı ve metrobüsün içerisinde düşen yaşlı kadınlar "Allah iyiliğini versin" diye gülerek yerlerden kalkıyor, diğer yanda "Metrobüs &lt;a href="http://www.partywerks.com/inflatables/Twister/Twister.JPG"&gt;Twister&lt;/a&gt;'ı" adlı oyunu oynayan o önümdeki sakallı adam "Recai abi!(şöferin adı) yaptığın fren yüzünden Cevat'ın kolunu tutmam gerekirken memesine gitti elim." diyor ve buna kahkahalarla gülüyorlardı. İstanbul dışından gelip aracı kullananların ter ve gaz bulutunun oluşturduğunu düşündüğü o garip koku aslında sarhoş edici bir endorfin kokusuydu sadece metrobüsün müdavimlerinin alabildiği. 1-2 durak sonra dışarıda bir gariplik dikkatimi çekti. Metrobüs kendi şeridinde gittiği için trafik gibi bir sıkıntısı yok iken trafikteki araçlar ise yoğunluktan dolayı kelimenin tam anlamıyla desimetre desimetre ilerliyordu. 3-4 durak geçmişti ve Bahçelievler'e gelmiştik ki körük yanı tekli koltukta oturan genç adamın şu çığlığıyla herkes irkildi : BU BİR ZAMAN YOLCULUĞU !&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Çığlığın beraberinde getirdiği o ani sessizlik birden yerini konuşmalara ve fısıldaşmalara bırakmıştı ki metrobüsteki en yaşlı ve en bilge dede "SUSUN!" diye bağırarak duruma müdahale etti. Şaşkınlıktan elindeki cep telefonunu düşüren sarışın kız yüzünün 1,7'si büyüklüğündeki camları olan güneş gözlüğünü yavaşça yukarı kaldırarak sessizliği bir bıçak gibi kesen tiz sesiyle "Doğru söylüyor olabilir" dedikten sonra yaşlı ve bilge dede yeniden uğultuların başlamaması için bastonuyla 3 kez yere vurdu ve "Körükteki çocuk haklı. Bizim 6 durakta gittiğimiz 15 dakikalık mesafeyi dışardaki araçlar 45 dakika gidiyor. Bu kadar fazla araba trafiğe çıkacak kadar mal olamayacağına ya da şehir böylesine angutça bir plansızlıkta olamayacağına göre bizim durumumuzda bir farklılık var." dedi. Bir anda cam kenarlarına doğru yöneldi herkes ve dışarıyı izledi. Araçlar olduğu yerde çok yavaş hareketler yaparken biz "Mecidiyeköy'ün 25 dakika sonraki haline" doğru hareket ediyorduk. En sonunda metrobüsteki fizik profesörü teoriyi formüle etti ve daha anlaşılabilir bir dilde hayattan bir örnek vererek durumu açıkladı: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;[MecY / Dur.sys.] - [Limit 1 ---&gt; Akbl ] = Tx;Ty  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Biz Mecidiyeköy'e ulaştığımızda Bambi'deki ıslak hamburgerler yeni konmuştu fakat o sırada Cevizlibağ'daki kaza yüzünden olduğu yerde duran bir araçtaki insan için aslında o hamburgerler paralel bir evrende, ulaşacağı dakika kadar(denklemde x) ileride başkaları tarafından yeniyordu. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Heyecan veren bu zaman yolcuğunun keşfi karşısında ilk tepkiyi karşılıklı koltuklarda 4 kişi okey oynayan adamlardan biri verdi ve "Memlekette güzel şeyler de oluyor. Bizi birbirimize kırdırıyorlar yoksa bu ülkenin her köşesi cennet." dedi. Çağlayan durağında binen ve yaşananlardan pek bi' şey anlamayan genç çocuk ise konuyu bilim-kurgudan çok aksiyon sanınca "Şimdi rakın rol zamanı!" dedi ve bu amerikan özentisi söylemi yüzünden imdat çekiçleriyle onun ağzını burnunu kırdık. Mecidiyeköy'de indiğimizde hepimizin üzerinde haklı bir gurur ve yüzünde vakur bir gülümseme vardı. Önce Philip K. Dick, Ursula K. Le Guin için 100 dakikalık sonra da Franz Kafka'nın Jozef K.'sı için 60 dakikalık saygı duruşunun ardından dağılmak üzereydik ki bir gencin "&lt;a href="http://www.resimland.com/data/media/1577/faruk_k___azar_azar.jpg"&gt;Faruk K.&lt;/a&gt; için de 30 dakikalık saygı duruşunda bulunalım mı?" şakasından sonra onu da ortaya alıp akbillerle feci şekilde dövdük ve metrobüs yoluna atıp dağıldık. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Uyanan biz" diyorum ya işte bu kavram çok önemli. Artık uyanmak gerek. 37 kere saçımı kestirdiğim berber bana hala her gittiğimde "Nasıl olsun?" diye soruyor. Gözlerinde bir güvensizlik görüyorum onun. Desem ki "Bu sefer bir değişiklik yapalım gelin başı olsun." hemen diyecek ki "Faruk, oğlum bigudileri getir.". İnsiyatif almak yok. Sorgulamak yok. Toplumun en çok konuşan meslek gruplarından biri olan berberler (Bu konuda taksiciler ve emlakçılara da büyük görev düşüyor.) böyle yaparsa geri kalanlar ne yapar ? Halbuki ben daha koltuğa oturur oturmaz bakışlarımdan saçlarımı 3 numara yapıp kafamın arka kısmını "Serseri 34" yazısı şeklinde kazıtmak istediğimi anlamalı ama anlamıyor. Hala diyor ki Rihanna gibi mi olsun ... Hadi diyorum "Senin canın sağ olsun kes gene bildiğin gibi, zülüflerime vuracağın makas darbeleriyle beni bir Alabama kucak maymununa, bir yabani Nijerya tilkisine benzet Allah'ın cezası herif." &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tabi ki bu güven kaybetme sürecinde yapılan çifte standartlar ve birimizi severken bir diğerimizi dışlamalarının etkisi büyük. Üç yıl önce komik bir fıkrayı sondan başa doğru anlattığım kısa filmim Monica Belluci'nin oynadığı ve çok ses getiren(çok ses çıkartan?) Irreversible'ın 'aksine' ne aday olabildi Cannes'a, ne de yankı uyandırabildi Berlin'de ama aynı kısa filmi bir başkası çekse ödüle doyamayacaktı belki de. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(Ünlü yönetmenlerin yanına gidip "Oğlum deneysel komedi filmi işte niye sevmediler ne var? Emeğe saygı göstersin biraz jüri. Bence iyi paylaşım +Rep demek bu kadar mı zor?" sorusunu yöneltiyordum. &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0359734/"&gt;Michael Haneke&lt;/a&gt; ilk kısa filminde toplum baskısından ötürü ayağındaki en küçük parmağı testereyle kesen Belçika'lı bir kızın dramını anlattığını söylerken, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000186/"&gt;David Lynch&lt;/a&gt; yüksek bir ses tonuyla "Bakire Havuçlar? Hergelece doğrusu!" diyerek gülmeye başlamış, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0149196/"&gt;Nuri Bilge Ceylan&lt;/a&gt; ise 7,5 dk tavana baktıktan sonra "Gidelim." diyerek gitmişti. O günden sonra da ünlü yönetmenlere akıl danışmadım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hakeza &lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#000000;"&gt;konuşan kedinin sadece Anne dediği aklıma geldi ve bu rekoru geliştirmek için T9 adını verdiğim Tarkan'ın sılov şarkılarını söyleyebilecek şekilde yetiştirdiğim köpeğimin de medya tarafından örtbas edilircesine kaale alınmayışı ülkedeki üretken ve çalışkan bireylerin emeklerinin sırf lobi faliyetleri yapmadıklar ve medyada tanıdığı olmadığı için hiçe sayıldığına dair bir diğer örnektir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); -webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S9aZyi6PYkI/AAAAAAAACdY/uF4jvwpkmCI/s400/800px-New_Guinea_Singing_Dog_is_singing.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464724291504267842" style="text-align: justify;display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt; T9 adlı kahraman köpek Tarkan'ın ölümsüz eseri "İkimizin Yerine"yi seslendiriyor.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#0000EE;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yani diyeceğim o ki bizim bizden başka düşmanımız yok. Tüm zararımız kendimize. Son bişey anlatıyorum ve gidiyorum. Geçenlerde çok sevdiğim ve hayat koçluğunu üstlendiğim adını vermek istemediğim magazin dünyasının önde gelen isimlerinden biri çat kapı evime geldi. Baktım yüzü asık. Dedim Serd... Ehm.. Şey lan şey ne Serdar'ı... Dedim "Hacı hayırdır neye canın sıkkın?". "Abi" dedi, "Marketten Pınar'ın hamburger ekmeğini alıyorum, Uno'nun hamburger ekmeğini de alıyorum, 1.kalite ketçap, mayonez, hardal diziyorum, mutfak ankastre canavar daha geçen ay yaptırdım ayıptır söylemesi 3.500 lira para tuttu fakat ne yaparsam yapayım benim hazırladığım hamburger Mekdanılds hamburgeri gibi olmuyor. Daha bir ısırıyorum ekmek parçalanıyor, köftenin desen ağzı gözü kaymış. Ketçap akıyor, mayonez kokuyor... Rezillik ya. Çok kötü hissediyorum ne olur bana yardım et." &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ah be Serd... Lan şey be... Aaaaaaaa! Serdar Ortaç anıyor beni. Halbuki alakası yok konuyla onun, başka bir ünlü bu. Neyse dedim ki "Hacı canını sıktığın şeye bak. Sen tabi ki dünyaya gözlerini yeni açmış bir ceylan yavrusu kadar saf şekilde etrafına baktığından yanılgılara düşüyorsun." ve ekledim : "Mekdanılds 'Bak biz de herşeyi marketten alıyoruz, sonra size sokuyoruz 2 katına 3 katına dese de aslında yalan konuşuyor" &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son sözlerim Mekdanılds'a olacak. Oğlum! Kapitalist olmadan önce delikanlı olun! Çıkın aslanlar gibi deyin ki "Biz bu köfteyi evde yapıyoruz. Ekmeği Şengürler Fırını'ndan alıyoruz. Ketçaptaki domates bahçeden, mayonezdeki yumurta komşunun kümesinden geliyor." Bak bunu de ben gene 5 lira verir alırım senin hamburgerini, big mekini ama bana öyle fırıldaklık yapmayın.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Halkımızın büyük kısmından başlayıp onlara rol model olan bir starın dramatik hikayesine kadar soluk kesen bir olay örgüsünü böylece tamamladık. Bir önceki yazının yorumunda aşkitişkomaşkimaşkişimoşuma ~22 gün sonra yazı yazarım, bir de Metin Milli resmi ateşlerim yazıya Anna Paquin'i özlemle anarsın demiştim, o sözümü de tutuyorum ve gidiyorum buralardan.&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 238); "&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="-webkit-text-decorations-in-effect: underline; "&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S9bXKmQTRxI/AAAAAAAACdo/4SJLcy7bURk/s400/METIN-MILLI-Seviyorum-Iste-TSM-LP__14724487_0.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5464791774928258834" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 379px; " /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="color:#000000;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); "&gt;Çocukluk yıllarında en çok senden korkanlar seni hep bir tebessüm ile anacak Metin Milli ! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); "&gt;(Olumlu anlamda, sevgiyle anıyoruz hemen kötü düşünme.) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); "&gt;Kont Drakula bokunu yesin senin !&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); "&gt;(Hakeza bu da olumlu(Drakula hariç))&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-6623831693063862415?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/6623831693063862415/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=6623831693063862415&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/6623831693063862415'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/6623831693063862415'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/04/yuruyen-merdiven-onune-gelince-insek-mi.html' title='Yürüyen merdiven önüne gelince &quot;İnsek mi inmesek mi?&quot; kararsızlığı yaşayıp arkadakileri de kitleyen o serseri mayın teyzeler yüzünden oldum derbeder.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S9aPk5x_RII/AAAAAAAACdQ/sHqVct55s-0/s72-c/havadak%C3%BClbulutuvarbunedumand%C4%B1r.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-8726728266878056976</id><published>2010-04-06T17:40:00.007+03:00</published><updated>2010-04-06T17:56:41.086+03:00</updated><title type='text'>Tiki muhtaç olmuş pembe Aberkrombiye... Bilmem söylesem mi ? Söylemesem mi ?</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;"Anadolu Sigorta'nın reklamındaki gibi bir Atatürk benzeri varken Halit Ergenç'e 'Olacak O Kadar Makyajı' yaparak onu Atatürk'e benzetmeye çalışıp kepazeliğe koşmanın manası neydi?" sorusu üzerine konuşmayı en az ben de senin kadar isterim ama tek kelime ile "Mallık" hepimizin bildiği ve sevdiği bir ifade iken bu konuyu daha da uzatmaya gerek yok. Biz bakalım kendi işimize.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Dün sabah 06.41 sıralarında omlet yaptığım sırada aklıma pazartesinin gavurun oğlu için Paskalya Bayramı olduğu geldi ve hemen bir tatlı kaşığı mavi guvaj boya ile bir kibrit kutusu kadar turuncu pastel boyayı omlete ekledim. Fakat gel gör ki yabancı bir bayrama ait ruhu bu şekilde bile yaşamak mümkün değil. Yumurtayı boyayınca bişey ifade etmez yemeğini boyayayım dedim ama olmuyor pehlivan. Noel döneminde de sakal bırakıp beyaza boyuyorum, "ho ho ho" şeklinde o sakalın görüntüsüne zıt düşecek yavşaklıkta gülüyorum, şehre geyik sırtında iniyorum fakat yok, yok, yok... Ama bir kurban bayramı öyle mi ? Bir şeker bayramı, bir kabotaj bayramı öyle mi ? Neş'e ile kutluyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;"Gavur tatil yaparken ben işe mi gideyim?" gibi hıyar bir mantıktan hareketle bir ara iş yerinden izin almayı bile düşündüm. Fakat bu konuda yaratıcı bir yalan gelmedi aklıma. Bir ara telefona sarılıp "Sabahtan vampirle görüşmem var öğlene gelirim." demek üzereydim ki "Gündüz vakti hangi vampirmiş bu?" kontra-sorusuyla bu kolpamı ortaya çıkarabilecekleri aklıma geldi ve vazgeçtim. Düne kadar "vampir"i fırın patatesin içine döşenen mezelerden oluşan bir gıda zannedenler bugün karşımıza dikilip vampirlik üzerine ahkam kesebilecek hale geldiler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Düşün ki günün birinde Tvaylayt diye bir nane çıkıyor ve bir zamanlar amerikan pastası ile tanıdığımız o abazan, o partici, o hello cello amerikan gençlerinin yerini alan en az onlar kadar hello cello ama bu sefer vampir olan ve dolayısıyla o çekingen abazanlara kıyasla daha bir karizmatik bulunan gençlerin maceraları alıyor ve bu yeni oluşum genciyle yaşlısıyla tüm cardo kesimi etkisi altına alıyor. İşte size "iletişim çağı" gerçeği. İyisiyle kötüsüyle herşeyden haberimiz oluyor artık. İyi demişken tabi ki iyi şeyler de yapılıyor vampir camiasına dair fakat iyi dediğimiz milyar dolarlık canım projeye de (True Blood) bir bakıyorum ki karşıma Anna Paquin çıkıyor. O sinirle kırıyorum dvd'leri, siliyorum harddiskten divx'leri... "Yak bütün fotoğrafları" diyen Tarkan kafası yaşıyorum o kadını başrolde görünce.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S7mCJeqDbjI/AAAAAAAACcQ/6kQ_v6HixKw/s1600/L%C3%BCtfena%C4%9Fz%C4%B1n%C4%B1kapat!L%C3%9CTFENYA!.jpg"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S7mCJeqDbjI/AAAAAAAACcQ/6kQ_v6HixKw/s400/L%C3%BCtfena%C4%9Fz%C4%B1n%C4%B1kapat!L%C3%9CTFENYA!.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5456535522895949362" style="display: block; margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: center; cursor: pointer; width: 268px; height: 400px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;- Allah kitap aşkına kapat şu ağzını -&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Anna Paquin'le aynı holivud yapımını bırak aynı fotoğraf karesinde bile görünmemeye özen gösteririm. Sevimsiz mahluk... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Vampir derken konudan biraz uzaklaştık o yüzden hemen dönelim kaldığımız yere. Evet dostlar, bir kesim var ki her fırsatta "İletişim çağındayız" diyor fakat ortada pek de bir halt yok. Diğer yandan bu yazgıyı tersine çevirmek yine bizim elimizde. Şimdi o iletişimcileri bana &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;destek olmaya çağırıyorum ve perşembe geceleri sokağa çıkma yasağı varmış izlenimi yaratan dizi ile ilgili projemi burdan Kanal D yetkililerine sunuyorum: İnteraktif Aşk-ı Memnu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Tabi bu bir risk. Bu bir vizyon işi. Televizyon ve vizyon kelimelerinden yola çıkarak bir şaka yapmıyorum. Basbaya kullanmam gereken kelimeleri ustalıkla seçiyorum. Evet, risk. Evet vizyon.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Peki neden bu kritik uygulama Aşk-ı Memnu'yu seçtim?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Cevap çok net: Çünkü Ezel'i baştan izlemedim ve Ezel hakkında bildiklerim çok sınırlı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Peki neden risk dedim ? Çünkü Türk insanı duyarlı, duygusal ve haksızlığa tahammülü olmayan bir yapıya sahip. Bu nedenle risk dedim. Bu bahsettiklerimi daha iyi anlayabilmen için olası bir resim ile şöyle anlatmak mümkün :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S7XKY1kKVQI/AAAAAAAACcI/ayalyjTYJlI/s1600/109.jpg"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S7XKY1kKVQI/AAAAAAAACcI/ayalyjTYJlI/s400/109.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5455489051673646338" border="0" style="margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: justify; display: block; cursor: pointer; width: 400px; height: 320px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Hep söylediğim ve ilk günkü gibi arkasında olduğum bir sözüm var:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Kinder Yumurtaları kırmadan süpriz yapamazsın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;i&gt;&lt;/i&gt;İşte bu noktada da vizyon kelimesinin ne kadar doğru bir seçim olduğunu anlamak mümkün. Zira bu interaktif olma durumu beraberinde beyin fırtınalarını getirecek, algıdaki farklılaşmanın beraberinde çok farklı noktalara sürükleneceğiz Halid Ziya Uşaklıgil'in bu ölümsüz eserine dair.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Bırak Aşk-ı Memnu'yu masanın ortasına koyacağımız bir tabak profitrole hep birlikte bakacak olsak birimiz "Çok da güzel ama 8 kişiyiz. Bana kesin fare kellesi gibi bir top, üç damla da sos düşer ordan. Keşke İlyas ve kız arkadaşı gelmeseydi" diye iç geçirecekken bir diğerimiz "Selma da iyice kilo vermiş, benim göt göbek iyice aldı yürüdü, en iyisi hiç yememek çünkü bu Selma karısı filinta gibiyken kimsenin umrunda olmuyorum." diyecek ve belki de bir diğerimiz "Gülseren iyice hayvanat gibi olmuş kesin yemez, ben nasıl olsa zayıfladım, bırakırlarsa hepsini yerim, çatlasın pislik karı hahhayt." diyecek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Bu bağlamda bir diğer kişiden şu gibi sarsıcı bir yorum gelebilir:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S7XKHgdgVPI/AAAAAAAACcA/7c-09FKawv4/s1600/18557_309427686726_308724811726_4043000_3388937_n.jpg"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S7XKHgdgVPI/AAAAAAAACcA/7c-09FKawv4/s400/18557_309427686726_308724811726_4043000_3388937_n.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5455488753950807282" border="0" style="margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: justify; display: block; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Tabi bir de şu var ki "İnsanoğlu çeşit çeşit". Hırlısı var hırsızı var çakgalı var efendisi var... Bu sebeble de her ne kadar çocukların kemik gelişimini ilk canlı bağlantıdaki kadar tehdit etmese de alt metin ve gönderme ustaları için eşsiz deneyimler olabilecek paylaşımlar da olacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S7W_Shz2X2I/AAAAAAAACbo/tQLxu8mpMRo/s1600/108.jpg"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S7W_Shz2X2I/AAAAAAAACbo/tQLxu8mpMRo/s400/108.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5455476848663617378" border="0" style="margin-top: 0px; margin-right: auto; margin-bottom: 10px; margin-left: auto; text-align: justify; display: block; cursor: pointer; width: 400px; height: 320px; " /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Netice itibariyle pilot uygulamanın Aşk-ı Memnu'da yapıldıktan sonra diğer dizilere de uygulanabileceğini ve toplum üzerinde bir rahatlama yaratacağını düşünüyorum. Hadi itiraf edin; Hangimiz Yaprak Dökümü'ndeki Ali Rıza Bey'i arayıp "Kalbini sev, kırmızı giy." demek istemiyor ? Ya da kaç kişi vardır Kavak Yelleri'ndeki kızlardan birine ulaşıp "Selam, çok güzelsin, Msn'ini versene." diyecek olan...(Dikkat edersen hala Ezel'le ilgili bişey söylemiyorum. Muhakkak ki Tefo'yu arayıp... Dur bi' dur Tefo muydu o adam ? Kimdi ? Hay arkadaş ne kötü bir şeymiş gündem maddesi diziye vakıf olamamak.)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Ayrıca bu uygulamayla birlikte reytinglerdeki artışı da bir düşünün. Şimdi reform zamanı... Gelin canlar bir olalım, imza kampanyalarını başlatalım. Hep içimize atmaktan olmuyor mu bu sıkıntılı haller ?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Dışavurumun tam yeri, tam zamanı. Hiper değil interaktif olmaktır bize çağ atlatacak olan.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-size:medium;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Bir diğer yapacağım açıklama ise sebzeler ve baklagiller hakkında İsviçreli bilim adamlarına ışık tutacak mahiyette. Diğer yandan bu anlatacaklarım dünyanın akışını değiştirir mi ? Hayır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Peki bunları dinleyen seni yeniliklere yelken açar mısın ? Sanmıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Şu anda bu sayfayı kapatıp feysbuktan flaş oyun oynamaya başlasan kaybın olur mu ? Tartışılır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Konu: Sebzeler ve baklagiller ile insanoğlunun yıldızı neden barışmıyor ?&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Öncelikle seninle sebzeleri ele alalım.(Mecazi anlatım) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Sebzelerle ilgili yıllardır aynı şarkılar söyleniyor bize. Sebze yemek sağlıklıdır. Sebzeler az kalori içerir. Peki ya baklagiller ? Baklagiller doyurucudur. Baklagiller besleyicidir. Hatta bu söylemleri pekiştirmek için "Bir tencere bakla yemeğiyle bir vupırın kalorisi aynı" gibi şehir efsaneleri de her daim dile getirilir. Ancak burda bir sorun var dostlarım. Kapitalist düzenin çarkları arasında sıkışmış insan... O evden işe, işten eve bir hayatı olan, kalabalıklar içerisinde yalnız kalmış çaresiz kent insanı... Çareyi bazı bağımlılıklarda arıyor ve bu bağımlımlıkların en kolay, nispeten ucuz ve legal olanı da yemek yemek. Tıpkı sana margarinin de dediği gibi : Yaşasın yemek yemek. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;En başta söylediğimize dönecek olursak sebzeler ve baklagiller bizi tok tutuyor. Oysa ki hem fest fud menüsü önümüzde "Bunu da yiyosun 2 saate gene acıkıyosun" diyen nankör bireyler olarak içten içe 2 saat sonra da bir tatlı çakarım gibi küçük hesapların peşine düşünüyoruz. Hepimizin gönlünde bir obez aslan yatıyor... Bunu itiraf edelim ve gevşeyelim. Nefes al... Nefes ver... Nefes al... Nefes ver... Benden sonra tekrarlayın : &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Ayı gibi yemek yemeyi seviyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Nefes al... Nefes ver... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Sağlıksız yaşam benim herşeyimdir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify; "&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Güzel.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S7s8HeftoLI/AAAAAAAACcg/KHQGr9Tdw74/s1600/keops.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 291px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S7s8HeftoLI/AAAAAAAACcg/KHQGr9Tdw74/s400/keops.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5457021472632316082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Uzaylıların yaptığı Mısır'daki ünlü "Besin piramidi" ve arkeologlara göre taşıdığı anlamlar :&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;En alt basamaktaki kapuska insan oğlunun yaşadığı korkuyu sembolize ederken onun bir basamak üzerinde yer alan Stefın Havking'in neden kapuskanın bir basamak üzerinde olduğu halen çözülememiş bir gizem. Onun hemen üzerindeki lahmacun, kokoreç ve çiğköfte uzaylılar da duygu karmaşasına neden olurken uzaylıların gerçek birer fest fud dostu olduğunu en üst basamaklara yerleştirdikleri hiyerogliflerden anlamak mümkün.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;*&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Son olarak kendimizle yüzleşmemizi istediğim bir konu daha var. Yıllardır ne kadar insan yarışmaya katıldıysa hep aynı şeyi söyledi boş zamanlarında neler yaptığı sorulduğunda: Kitap okurum, müzik dinlerim. Bu söylemi o kadar çok duydum ki kariyerimi müzik üzerine ya da edebiyat üzerine yapmaktan vazgeçtim. Düşündüm, dedim ki kendi kendime bu kadar müzikle iç içe, edebiyatla dip dibe insanın arasından nice Dostoyevski'ler çıkar, sayısız Mozart yetişir. Mamafih hepsi kolpacı çıktı. Hepsi bankalarda iş buldu, haftanın 5 günü yardırıyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Aradan yıllar geçti. İş aramaya başladım. Bu esnada da bir çok insanla sohbetlerim oldu. hemen hemen herkesin cv'sinde ortak bir nokta vardı. Hepsinin cv'sinde "English: Advanced" yazıyordu. Öyle bir tabloydu ki herkes birer Stefani, birer Steysi, birer Filip, birer Yuucin'di adeta. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Fakat yıl 2009 oldu. Çağın icatlarından biri olan Feysbuk ortada büyük bir kulampara ketenperesi döndüğünü bana gösterdi. Üstelik bunu da bir nevi kumpas tabir edilebilecek bir hareketle yani güvenlik ayarlarında bir düzenlemeye giderek yaptı. Yeni güvenlik ayarlamaları yapmalarını istedi insanlardan. Fakat o Trişya, o Ceni gitmiş yerlerine karşısına çıkan her pencereyi kapatmaya çalışan birer Döne, birer Vasfiye gelmişti. Üstelik sorduğun zaman hepsinde de aynı hal ve duruş hakimdi : Yaaaa çok fazla asılan oluyor hep kapattım profilimdeki resimleri...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;NAH KAPATTIN GERİ ZEKALI ! &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;HANİ NE OLDU EDVENST İNGİLİZCEN ? HANİ BOŞ ZAMANLARINDA KİTAP OKUYORDUN DAHA 2 SATIR GÜVENLİK AYARINI OKUMAYIP KAPATIYORSUN ? &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Yalancı pislikler ya...  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:georgia;"&gt;Şurda 2 satır sakin sakin yazı yazayım dedim gene delirttiler beni. Yılmaz Özdil gibi boşluklu boşluklu yazılar yazdırıyolar bana. Sinirlendim. Gidiyorum. Sonra belki uzanıp tutuveririm elini bir gün. Utanır, diyemem dönerim geriye miydi neydi işte öyle bir şey...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-8726728266878056976?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/8726728266878056976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=8726728266878056976&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/8726728266878056976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/8726728266878056976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/04/tiki-muhtac-olmus-pembe-aberkrombiye.html' title='Tiki muhtaç olmuş pembe Aberkrombiye... Bilmem söylesem mi ? Söylemesem mi ?'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S7mCJeqDbjI/AAAAAAAACcQ/6kQ_v6HixKw/s72-c/L%C3%BCtfena%C4%9Fz%C4%B1n%C4%B1kapat!L%C3%9CTFENYA!.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-6132329429019741389</id><published>2010-03-12T18:00:00.000+02:00</published><updated>2010-03-12T18:01:04.357+02:00</updated><title type='text'>Ne zaman politik bir sohbet olsa birinin "Onlar hep Özal zamanında oldu" demesini bekler oldum. Seni küçük tonton Malatya'lı her yerde izin var.</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;İçimden bir ses ben bu satırları yazarken Recep Tayyip Erdoğan'ın kurmaylarından, korumalarından ve hatta 1st Lady Emine Erdoğan'dan gizli gizli Farmville oynadığını söylüyor fakat diğer yandan hislerime çok güvendiğimi söyleyemem. Gün oluyor ölü insanlar görüyorum, gün oluyor Brus Vils'i ölü olarak görüyorum. Brus Vils'in yamacına yanaşıp "Brus dayı?" diyorum. "Yakum...! Or no Yakum!" diye bağırıyor bana. Sen buralarda yarışma programlarına katılırken Jeff Köprüler ödülden ödüle koşuyor diyorum. O hala "Yakum!" diye bağırıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Cef kaptanı severim. Arkasından konuşur gibi olmamak için bu konuşmaları ona aktardığımda Brus'a cevabımı oskar töreninde veririm ona sadece beni görünce aşağıya bakmasını söyle demişti. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 336px; DISPLAY: block; HEIGHT: 352px" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446209556678066130" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S5TSvI4iP9I/AAAAAAAACZo/rMP3sJ9zxjo/s400/cefo.bmp" /&gt;Yaman adamsın Cef kaptan. Şu yaşında bile civa gibi delikanlıları çorabından çıkartacak kadar yamansın hem de...&lt;br /&gt;*&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Fakat hislerime güvendiğim tek bir konu var ki o da aradan geçen süre boyunca senin beni özlemediğin. Oysa ki ben senden ilgi bekliyorum. Bu durum beni öylesine üzdü ki senin bu özlemsizlik prensibin bana yeniden şiirler yazdırdı. İnanır mısın koskoca adam oturdum ağlayarak şiirler yazdım. Bir tanesi var ki duygularımı en güzel onun ifade ettiğini düşünüyorum. Dahası bu şiirle Yetenek sizsiniz Moğolistan'a katıldım ve ilk elemeleri başarıyla geride bıraktım. Jüri üyelerinden biri olan Moğolistan'ın sevilen yüzlerinden şarkıcı Naşkiri Obloyeva ben şiiri okuduğum sırada göz yaşlarına hakim olamadı ve "Tebrikler. Seni Ulan-Bator'daki finalde görmek istiyoruz." diyerek ayakta alkışladı beni. Bunları koskoca Naşkiri Obloyeva beğenmiş sen nasıl beğenmeyeceksin ? Diye anlatmıyorum. Kendini baskı altında hissetme. Sadece oku ve şiirin büyüsüne kapıl(çift olarak):&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şanzelize'de görmüşler seni.&lt;br /&gt;Kağıt helva arasında çiğköfte yiyormuşsun.&lt;br /&gt;A4 boyutundaymış kağıt helva.&lt;br /&gt;Şanzelize'de heyelan olmuş o sabah.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Marsilya 8.Noteri şahidim olsun ki&lt;br /&gt;Arkandan "Ekmek kadayıfı bulamazsa&lt;br /&gt;Pasta kreması yesin" demedim,&lt;br /&gt;Şanzelize'ye tsunamilerin vurduğu o sabah.&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;Sen beni ben olduğum için değil,&lt;br /&gt;Seni bensizlikte sen olduğun gibi&lt;br /&gt;Ve sana beni sende seni ben bana bende...&lt;br /&gt;Anladın anladın, anlamamış gibi yapma.&lt;br /&gt;Şanzelize'de kriz masası kuruldu bu sabah.&lt;br /&gt;***&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;Değişen çağa ayak uydurmaya çalışıyorum. Bize öğretilenler bile geçerliliğini zaman içersinde kaybediyor. Aslında ben de senin gibi hiç televizyon izlemiyorum. Bence televizyon tam bir aptal kutusu ama tıpkı sana olduğu gibi bana da oldu yani geçen gün açık kalmış televizyon ve istemeden de olsa göz-kulak-beyin misafiri oldum bu lümpen aygıta. &lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;60'lı yıllarda olduğunu tahmin ettiğim bir adamın görüntüleri eşliğinde seslendiren birisinin söylediklerinden şu kısmı duydum : "Adam bu kadını istiyor, bu kadını da istiyor, bunu da... 2009'un en iyi dizisi Mad Men 3.sezonuyla E2 ekranlarında..." gibi bir şeyler söyledi. Bakınız ben İngilizce'ye önem veren bir lisede okudum. Fakat lisede bize "Mad" aynı zamanda abazan anlamına gelir demediler. Tanımlamayı düşünüyorum. Adam o kadını da istiyor bu kadını da istiyor. Bu mu "Mad" ? Hadi yürü git ordan beyim. Biz ki Mad Max ile büyümüş bir nesiliz. Mel Gibson'dan bugünlerde tiksinenlerin hepsi veletken Mad Max serisinin hepsini ucundan kıyısından yakalayıp izlemiştir mutlaka. Çok değil 15 yıl evel post-apokaliptik ortamda günümüzde lahmacuncuların kullandığı fakat o dönem için son derece havalı olan motorpisikletler üzerinde aksiyondan aksiyona koşan Max'in sıfatı olan Mad, şimdilerde 60'lı yıllarda kadına doymayan üç beş kendini bilmez çapulcuya sıfat olarak veriliyorsa vay bizim halimize. İki döneme birden şahitlik yapmış ancak "modernist" olan bazı dostlarımız çıkıp "Mad Max'in seçeneği yoktu. Koskoca alemlerde tek kadın Tina Törnır, tabi çöllere vuracaktı kendini Mad Max ya ne yapacaktı?" diyebilir. Yanlış noktaya takılıyorsun. Burda konu Mad Max'in aseksüel olması ya da Mad Max piyasaların altın çocuğu olup tek gecelik ilişkiler tarihinde bir mihenk taşı olabilir miydi değil. Konu : &lt;strong&gt;Değişim&lt;/strong&gt;.&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 371px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5446209054225577474" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S5TSR5GhtgI/AAAAAAAACZg/1f2pz61_luc/s400/MAD-MEN-POSTER.jpg" /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;em&gt;*&lt;/em&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;Şüphesiz ki bu değişimin çaresi var. Mad kelimesini bir gavurla konuşurken kullanmaktan kaçınırsın olur biter. Fakat ya karşı gelemediğimiz değişimler ? &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Bir yıl önce Bahçelievler'de bomba atsan otogalerisine denk gelirdi. Her yer otogaleriydi. Otogaleride Avrupa'nın can damarıydı, kalbiydi FELAN FISTIK. Şimdi "Atıyorsun, yok artık devenin nalı oha oha çüş yuh deve çüş sallama" diyenleriniz (Evet aynen bu saydığım kombinasyonda hem de. Ben sizi bilirim nerde ne söyleyeceğinizi de bilirim) Arap ülkelerinden ve doğu bloku ülkelerinden Bahçelievler'e otomobil turizmi düzenlenmeye başlanmıştı. Herkes bütçesine göre kah bir BMW kah bir Toyo toyo ta toyo toyo ta toyo toyo... Alıp çıkıyordu onunla her yola... Toyota...(Bu şimdi sanal reklam mı?) memleketine otomobille kara yoluyla dönüyordu. Sonra müjdeli bir haber duyuldu. Otogaleriler İstanbul dışında bir yere taşınacaktı. Sonra ilk habere göre daha az müjdeli bir haber duyuldu. Dışarı park eden galerilere yasak gelmişti ve onlar taşıncaktı. Sonra ilkinden az ama ikinci müjdeli habere kıyasla daha müjdeli bir haber duyuldu. Bazı otogaleriler kapanmıştı ve artık kaldırım üzerinde araç olduğu için kalan dar ve böylece yürüyüş yaparken karşıdan gelen 60'lı yaşlardaki kadınlarlarla dar alanda tango kareografisine denk gelen hareketler yaparak birbirimizin yanından geçmeyecektik. Derken ilk üç müjdeli habere kıyasla müjdesi olmayan bir haber geldi. Yok pardon bişey gelmemişti sonra. Ben karıştırdım. Gözümüzle gördük. Zaten dediğim gibi müjdesiz bir durumdu bu ve ama müjdesiz olmasıyla gelmemesi arasında bi' bağlantı yok. Sadece bişey gelmedi biz gördük. Yok di mi bi' problem ? Bi' daha mı anlatıyım ? &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Dikkatli dinleseydin... &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;*&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Köşe başında bir kafe gördüm ilk önce. Sonra onun yanında bir kafe daha. Onun karşısında ise büfemine bir dükkan vardı. Kafeler ilgimi çekmedi fakat büfemine dükkana dışardan şöyle bir baktım. "Etiler Büfe" yazıyordu tabelasında. Ben o tabelayı okuduğum sırada arkamı bir döndüm ki kapanan otogalerilerden biri daha kafe tadilatına başlamıştı. İçeri girdim. Bir tost ve bir ıslak hamburger yedim. Islak hamburgeri bilir misin ? Sanayi devrimiyle birlikte buharlı makinelerin kullanılmasına başlanmıştı ve Münih'te yaşayan makine mühendisi Hans Pinker bir akşam eve dönmeden önce pişmemiş hamburgerini buharlı makinanın yanında unuttuğunu fark etmiş çöpe atmadan önce bir ısırık aldığında ise hamburgerinin buharda piştiğini anlayarak bir gıda devriminin bu değişim de beraberinde "Islak Hamburger"i getirmişti. Hans Pinker bir dükkan açtı ve ıslak hamburger satmaya başlayarak aynı zamanda bir ticaret devriminin ilk adımlarını atıyordu. Sonrasında Almanya'daki -2.kuşak gurbetçilerden biri bu hamburger bizim memlekette yok en iyisi gidip İstanbul'da bir dükkan açayım da Islak hamburger satayım diyerek bir globalleşme devrimine ön ayak olmuştu. Fakat o gurbetçinin açtığı dükkanı rol model alarak başka bir dükkan açanlar hamburger köftesinde kedi eti kullanarak tüm zamanlardaki en büyük orospu çocukluğu devrimine imza attılar. Neyse sen bunları daha sonra wikipedia'dan FELAN okursun bi' yerden. Ben konuya dönüyorum.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; DISPLAY: block; HEIGHT: 129px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5447753517242204466" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S5pO9eMbQTI/AAAAAAAACao/HBPCSjuuSeY/s400/once-iay-guvenliayi.bmp" /&gt; &lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt; İş hayatındaki değişimleri en iyi izah eden mizahsenlerden biri Müfettiş Mevlüt Dinçdaş'ın kara kalem resmi ve Emlak Kralı Donıld Tramp'ın ağzı açık resmi ile "Önce İş Güvenliği" dediği anlardaki benzer ama bir o kadar da farklı vücut dilleri&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Etiler büfeden çıktım ki ne göreyim ? (Keşke yerde cüzdan göreydim ama olmuyor böyle şeyler) Ben büfeye girerken tadilat halinde olan "Otantik" mekanı açılmış (bu bir sıfat değil, dükkanın adı.) ve içerde insanlar oturuyor kahve içiyor, bazıları nargile içiyor, dev plazmada açık olan Power Türk'te Demet Akalın klibi gözüküyordu. Kafamı biraz sağa çevirdim ki bu sefer ne göreyim ? (İçi para dolu bond çanta diycem ama çok değil 3-4 satır yukarda konuşmuştuk bunları.) Etiler Büfe'nin çaprazında ve yeni açılan kafelerin yanında Etiler Marmaris Büfe adında bir yer daha açılmıştı. Hani dedim acaba bi' farkı mı var ? İçeri girdim. Baktım bi' değişiklik yok ama belki daha iyidir buranın nevaleleri diye düşündüm ve bir kaşarlı tost ile bir ıslak hamburger söyledim. Hamburgeri ısırmak üzereydim ki dışardan gelen matkap seslerini duydum. Yeni bir büfe ya da kafe yapılıyorsa engel olmalıyım diye düşünerek masadaki sandalyeyi kaptığım gibi dışarı çıktım. Ölümüne dalacaktım fakat ben çıkınca matkap sesi kesildi. Fakat takdir edersin ki aynı anda en fazla 17 yerde bulunabiliyorum ve meşgul biri olarak bir çok yerde bulunmam gerekiyor. Nerden bilebilirdim bulunmam gereken yerlerden bir kaçının Bahçelievler'de olması gerektiğini ? O günün sonunda bilanço ağırdı(Hızlı söylersen  Biliançomağızırla gibi bişey olur o yüzden tane tane oku bu kalıbı):&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bahçelievler'de Etiler, Marmaris, Mix, Büfe, Lüks, Kırıntı, Takıntı, Köşe kelimelerinin tamamıyla oluşturulabilecek kombinasyonların hepsi kadar büfe açılmıştı ve bunların yanı sıra ilk açılanlardna biri olan "Kırmızı" kafeyi takip eden "Otantik" gibi mümkün olduğunca andavallı sıfatların isim seçildiği kafeler de her yerdeydi. Ayrıca "Hamburgercim","Köftecim" gibi yancı bazı mekanların yanısıra Tatlıcım, Tombak, Cevherzade, Hacıdedeler, Bacınineler derken 150 kadar da tatlıcı açılmıştı. Obezitenin başkenti gibiydi Bahçelievler. Megafonla "YESENİZE ULAN! HADİ SEN DE KAHVENİ YUDUMLARKEN MESAJ AT MANİTANA TİKİ KIZ!" gibi anonslar yapan belediye araçları eksikti sadece. Amerika single listelerinde 43 haftadır zirvede olan bir Usher şarkısı gibiydi Bahçelievler'in çıkardığı ses : Ye... Ye... Ye... Ye... Ye... Ye...  &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kısa bir yürüyüşe çıktım. Evet, kaldırımlarda otogalerilerin arabaları yoktu fakat kafelere gelen cardo gençlerin modifiyeli arabaları çaprazlamasına duruyor, 3'erli 5'erli hello cello kızlar çete gibi kaldırımlarda takılıyordu. İşte o an ne büyük bir gaflette bulunduğumu anladım. İçimden "Geçeydim otomobillerin karşısına, açeydim kollarımı, Baran Otomotive dur diyeydiiiiğiğğğiğiiiğiğğğiiiiğiiim..." dedim...."Oto Kamil keşke şimdi burda olsaydı senin o sevimli Ford Mondeo'ların yeminler olsun tekerleklerine sarılıp öperdim onları" dedim..."Galeri Cengiz... Yokluğunda çok kitap okudum...Aradım neredesin nerede" dedim. Daha doğrusu içimden dediğimi sanmıştım meğerse ben o sırada kendimi kaybetmiş şekilde bağırıyormuşum. Hemen Bahçelievlerdeki 18 hastane ve 29 poliklinik ve 198 eczeneden en yakında olan eczaneye beni götürüp saç diplerime limon kolonyası sürmüşler ve o sırada üst kattan inen 60 yaşlarındaki kadın "Aaa ben bu çocuğu tanıyorum tango yaptık biz bunla geçen gün" diyerek eczacı kızlara doğurganlıkları arttırıyor diyerek getirdiği bürüksel lahanasını koklatmış. Zaten o pislik sebzenin kokusunu burnumda duyunca refleks olarak herhal' takla atmışım ve ayıldım. Sonra kendime geldim. Şöyle bir etrafa baktım. Dedim ki bu mu ulan rüya semt ? Bu mu hayallerin gerçeğe dönüştü ilçe ? Sanki pezevengin biri Bahçelievler haritasını açmış bizim üstümüzden Simcity oynuyor. Oraya hastane, buraya kafe, öbür yere alışveriş merkezi... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Peki neydi bu süreci hızlandıran ? Adeta tüm Bahçelievler halkını zombiye çeviren. Sanki yıllardır piyasaya yapma hırsıyla yanıp tutuşuyormuş gibi evlerinde takılıp şimdilerde bu soğuk kış günlerinde bile üşenmeyip birbirinin aynı kafelerde bütün gece oturup çay içen, piyasa yapanların ruhlarındaki hanzoluğu serbest bırakan neydi ?  &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İki aşamadan oluşuyordu cevap: &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;1- Kafe etrafını kapatan sefil bir naylon ve muhtelif yerlere bırakılan ısıtıcılar ki halk arasında ufo olarak biliniyor.(Hani dosttunuz gavat uzaylılar ? BU MU DOSTLUK ANLAYIŞINIZ?) &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;2- Akıllı Tv&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bu iki maddeyi de etkisiz kılmam mümkün olmadığı için durumu kabullendim ve şimdi Bahçelievler'de ne zaman yürüşüye çıksam acılarımı dindirmesi için cebimde taşıdığım konyak şişesinden bir yudum alıyorum gözümün önüne o kafalerin, tatlıcıların, büfelerin yerindeki otogalerileri gelince. Kafelerin bahçe kısımlarını patates bir naylonla örtmesi ve ufo desteği ile ahrette olacak cehennem ateşini piyasacı gençlerin üşüyen o minik beyaz popolarına vermesinin akabinde sanki Kızıl Haç hepsine dağıtmış gibi 106 ekran plazmada akıllı tv'yi açtıkları anda herkes salya akıtarak çay içmeye ve birbirini kesmeye başlıyor, kafeye gitmeyenler benim gibi tostunu kemiriyor, tatlıcıda manitasyona koşanlar keşküle kaşık sallıyor fakat ortak paydalar hep aynı. Ya kendinden ya da naylonla kapatılmış bir alan ve Akıllı Tv'nin açık olduğu 106 ekran LCD, plazma ya da artık ne boksa o ben kısaca götü olmayan televizyon diyorum onlara.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şimdi gidiyorum. Belki bugün değil ama yarın belki yarından da yakın (Bugün olmuyorsa yarından nasıl daha yakın oluyor?) Bahçelievler'den geçeceğim bu satırları yazarken naif bir biçimde Farmville oynadığını düşündüğüm Recep Tayyip Erdoğan'dan daha düşük devlet statüsündeki birileri belki de gizli gizli Simcity oynuyor olacak Bahçelievler haritası üzerinde... Sen bu satırları okuduğun sırada ise bir diğer kafe, büfe, tatlıcı, pastane, hastane açılıyor olacak Bahçelievler'de... Otogaleri sahipleri ise hüzünle izleyecek bu döngüyü uzaklardan. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-6132329429019741389?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/6132329429019741389/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=6132329429019741389&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/6132329429019741389'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/6132329429019741389'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/03/ne-zaman-politik-bir-sohbet-olsa.html' title='Ne zaman politik bir sohbet olsa birinin &quot;Onlar hep Özal zamanında oldu&quot; demesini bekler oldum. Seni küçük tonton Malatya&apos;lı her yerde izin var.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S5TSvI4iP9I/AAAAAAAACZo/rMP3sJ9zxjo/s72-c/cefo.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-1981380293325833670</id><published>2010-02-10T13:22:00.012+02:00</published><updated>2010-02-11T14:44:39.745+02:00</updated><title type='text'>Ağlamaklı halde duvara "O şimdi tavuk döner" yazdıktan sonra güneşe doğru uçan bir martı gördüm düşümde...</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Blogır olmak çok meşakkatli iş. Resimiydi, yazısıydı hep zahmet. Aslında kafamda bir çok teklif vardı ama uzun süren bir değerlendirme aşamasının ardından doğru projede yer almaya çalıştığımdan dolayı çok az yazı yazıyorum. Emesen de yazışmak desen o da en az blogıra yazı yazmak kadar virajlar ve tatlı rampalarla dolu bir yol, nasıl desem... Varoluş ve birey arasında post-çetin bir mücadele. Kendine havalı gözüken bir avatar seçmesiydi, smayli göndermesiydi, titreşim almasıydı, malak emzirmesiydi, ceylan gezdirmesiydi... Emesenin zorlukları saymakla bitmez. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi bir de ışığı gören trojan ve virüslerde mesken tutuyorlar emesende. Bu trojanlardan biri tıpkı Atilla Taş'ın "Bir Japona Aşık Oldum" şarkısında bahsettiği naif hislerine sahipmiş gibi emesenimle aşk yaşamaya başladı ve ne zaman emesene girsem listemdeki herkese "Bak hele şu resim çok komik" gibi bir yazının akabinde bir gülen surat gidiyor. Gülen suratın yani halk tabiri ile smaylinin gözlerinin içi ise smayl smayl ve aslında onun gözlerinde "Nasıl da amansızca kekledim bu mesajı sana yollayanı farkında mısın?" ifadesi mevcut.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bakınız "Trojanımdan çok sevdiğim" adını verdiğim ve sadece yakın dostum Max Brod'a fotokopisini verdiğim eserimde bu olaydan nasıl bahsetmekteyim;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold;font-size:130%;" &gt;Züberbühler [3;15] - Kaderin bir cilvesi oy nanayda&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Bir insanın emesenine trojan girmesinden daha fecahat bir durum var ise o da her çevirimiçi olan kişinin "Trojan &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;yemişsin&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;","Senden bir link geliyor","Bu link'i sen mi yolladın?" gibi aslında yıllardır kişiyi tanımadığını ortaya koyan cümleler oluyor. Bu kişilere bugüne kadar feysbuktan en komik ve sıradışı videoları paylaşan, tivitırdan neş'e küpü mesajlar atan ben, evet ben, böyle pozitif işlere imza atmış olan benim şimdi kalkıp sana "Luk et may veri fani pikçır :D" gibi bir mesaj attığımı düşünüyorsan biz zaten gerçek dostlar olamamışız bu vakte kadar. Heyhat ki ne heyhat... Öte yandan "Trojan yemişsin" ise düşenin dostunun olmadığını kanıtlayan bir diğer zalim kanıt. Oysa ki bunlar Misak-ı Milli sın&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;ırlarımızda görmek istemediğimiz hareketlerdi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir başka bölümde ise benle aynı tarihlerde "Trojan'ı Gördüm" diyen bir dostumun başından geçenleri şu esef dolu cümlelerle aktarıyorum;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;&lt;span style="font-family:courier new;"&gt;Tınzey Tınzey Tınaney Jr. [7;23] - Kader diyemezsin sen kendin ettin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:130%;"&gt;Sırf adı hoşuma gitti diye bu bölümü Courier yazı tipi yazmaya karar verdiğimi belirttikten sonra sadede gelelim:&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Fırtınalı bir şubat akşamı liseden sıra arkadaşım olan eski dost, trojan mağduru adı lazım değil baş harfi T bana şöyle seslendi:&lt;br /&gt;"Abi bi' kız var. Bi' dönem konuşup sonra muhabbeti kestiğim. Fakat msn'den silmeyi unutmuşum öyle duruyormuş. Bu trojan boku herkese otomatik olarak resmime bak yazan gülen suratlı mesaj atınca kızdan mesaj geldi "Yeter artık benle tekrar konuşmak için aptal aptal mesajlar yollama" yazmış..."&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold;font-family:courier new;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İşte ibret öyküsü diye ben buna derim. Bir trojanın insanı düşürüp düşürebileceği yegane kepaze konum budur. Fakat asıl üzücü olan şu ki toplumumuz böyle dağ gibi delikanlıların bu gibi anten kızlara otomatik mesaj atması sonucu prim yaptırması vakalarıyla dolu...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Sanal sosayiti beni dışlayınca bir nebze umudum kırıldı ve ben umudum kırıldıktan sonraki sabahlarda mutlaka kıymalı börek yerim. Yine öyle yapmak üzere iş yerinin yakınlarındaki börekçiye gittim ve bir miktar kıymalı ambiyansına sahip fakat özünde soğanlı olan börekten aldım. O gün işyerine erken gelmiştim ve bir çay alıp masama oturup yavaşça böreğimi yemeye başladım. Ağzımdan "Soğan... soğan... soğan..." diye sesler çıkıyordu. Görülmeye değmeyen bir manzaraydı. Derken bu kadar börek yeter dedim kendi kendime. Vazgeçemediğim prensibimdi bu : Çok değil ama planlı börek yerdim ve kırılan umutlarımı tazeleme konusundaki başarımı buna borçluydum.(Üstelik %88'den başlayan faiz oranlarıyla ve 175 dakikaya varan geri ödeme planlarıyla.)&lt;br /&gt;Plastik kapta 3 adet kıymalarından hüzün akan börek parçası kalmıştı. Onları pamuklara sarmalayıp sardım ve çekmeceme koydum. Derken bir çalışan geldi ve gelir gelmez kurduğu cümle şu oldu : Soğan kokuyor burası... (Önceki episodlardan hatırlayalım ben işime gelmeyen kokuları almam - &lt;span style="TEXT-DECORATION: underline"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://hokkabaz.blogspot.com/2009/06/gozleri-aska-gulen-taze-sogut-dalna.html"&gt;276.Bölüm : Gül dalında bülbül değil bir kasap köfte&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;Afaroz çanları benim için çalıyordu. Sanal toplumdan dışlanışımın ardından iş hayatımda da dışlanırsam geriye sadece "Tekvandoda Balkan Şampiyonluğu Olup Sonra Bi' Şekil Sigaraya İçkiye Başlayıp Sporu Bırakanlar" derneğindeki üyeliğim kalacaktı ait olduğum topluluklardan ki orda da sigara içmediğim için şaibeli bir üyeliğim mevcuttu ve işi şansa bırakamazdım, hemen bu soğan kokuyor cümlesine karşı kontra bir cümle savurdum:&lt;br /&gt;"Akşam sanırım içerdekiler burda kalmış, bişeyler yediler ve camı açmayı unuttularsa onun kokusudur."&lt;br /&gt;İnanmıştı. Hemen içerdekiler hakkında "Leş gibi yediler tabi lahmacunu, attılar buralara pis pis" gibi bir şuursuz cümle ile bana destek bile vermişti ve bu kritik dönemeci sorunsuz şekilde atlatmıştım. Kalbim çok hızlı atıyordu ve bu sırada bir diğer çalışan geldi. İlk gelen çalışan ikinci gelene "Sen de alıyor musun pis bi' koku var soğan kokusu gibi" dedi ve ikinci gelen çalışan "Evet... Akşam heralde çalıştılar." dedi. Beynimde tek bir cümle yankılanıyordu : Aman Tanrım bu bir hayal olmalı.&lt;br /&gt;Oysa ki çok değil 1,7 metre yürüyüp yanıma gelseler ve ağzımı koklasalar "Ağzı sıcak soğan kokuyor, yediği börek fazla uzaklaşmış olamaz" diyecek ve çöp tenekesine ya da çekmecelerime bakarak bu kanıtı bularak hayatımdaki en büyük kara lekelerden birine sahip olmama sebebiyet vereceklerdi.&lt;br /&gt;Evet belki tehlikeyi daha yeni atlatmıştım, belki kanım hala Sibel Can'ın dansları gibi fıkır fıkırdı ancak bir diğer düşünce aldı götürdü beni uzaklara : Acaba reklamcı, sanatçı, modacı FELAN olup sıradışı bir hayat mı sürseydim ve böylece yediğim içtiğim ile ilgili bir mahalle baskısı hissetmeseydim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağız tadıyla bir kıymamsılı börek yiyemedikten sonra neyleyeydim böyle işi...&lt;br /&gt;Oysa bir sanatçı olsam, girsem ortamlara, ne bileyim David Lynch yakın arkadaşım olsa, pazar sabahı kahvaltıda bir külah sucuklu dondurma yiyebilirdim ve bana kimse karışamazdı. Derlerdi ki "Oğlum o David Lynch'in kankası yapar öyle şeyler" ya da kurşuni renklerin hakim olduğu ofisime gelen bir misafirle konuşurken şnorkel takıp karpuz suyu içebilirdim ve bir kişi bile çıkıp "Ne yapıyorsun sen be adam!" diyemezdi. Çünkü sanat alemlerinin prensiydim... Camiadaki sayılı harika çocuktan biriydim... Çünkü bambaşka yaşanmışlıklarım olacaktı. Olsundu o kadar. Allah kitap aşkına müdahale etme...&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Şu gün itibari ile şeriat olan bir ülkedeki tek gazinoda sahne alıp "Beni sizler yarattınız" diyecek bir sanatçı kadar gafbaz olmadığımı söyleyebilirim. Mamafih sürekli toplum normlarına göre hareket edip bireyleri mutlu etmek için çaba göstermek artık topuklarımda her an patlayacakmış gibi sürtünen bir çift tabanca gibiydi.&lt;br /&gt;Belkide ait olduğum o marjinal hayatta metrobüse bir noktadan başka bir noktaya gitmek için değil, duş aldıktan sonra metrobüsteki kalabalığın sıcaklığı ve metrobüs sakinlerinin nefes alıp vermesiyle saçımı kurutmak için binecek ve bu yaptığımı videoya çekip "Deneysel Varyete" adıyla bienallerde sergileyecektim. Boş zamanlarımda ise kitap okuyup, müzik dinlemek yerine hulahop çevirip, "Boris Yeltsin'in gündelik yaşamından sade kareler"den oluşan yapbozları yapbozacaktım.&lt;br /&gt;Bir an evel bu ikileme çare bulmalıydım ve yolumu çizmeliydim çünkü artık gecelerim limoni bir hal almıştı. Aşkına cevap alamayan bir serseri, bir hello cello, bir tunne tunne, bir kekomançi gibi irtifa kaybediyordum.&lt;br /&gt;Ve bana doğru yolu seçmemde yardım edecek tek bir kişi vardı: Aşkitişkoşumaşkisomatişkomaşkumiştom yani sevdiceğim.&lt;br /&gt;Ona "Teyk mi tu dı peredays siti" dedim ve akabinde etkileyici bir klavye solosu attım. Sonrasında birlikte alışverişe çıktık. Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyordum. Geldiğimiz yerin adı : Mango'ydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;Devam edecek...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;(Sana söz yine baharlar gelecek, sana söz ışık sönmeyecek.)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak... Devam ediyor işte. Hadi sil artık o gözyaşlarını... Ben seni hiç yarı yolda bırakır mıyım ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; FONT-STYLE: italic"&gt;Bölüm 2 - Larc Düşler, Smol Bedeller&lt;/span&gt;(Beden değil bedel dedim düzgün oku)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeri girer girmez kulaklarım İsrafil'in Sur'unun tınısını aradı ve eğer ki kafiyeli konuşmak gerekirse (ki aslında gerekmez) bu kadınlar komününün ortamdaki kaos dolu yer değişiklerinden oluşan keşişleme rüzgar sonrası saçlarım kendi kendini taradı.&lt;br /&gt;Yabancı milletlerden oldukları belli olan insanlar da görüyordum fakat hakimiyet dükkanın üzerinde bulunduğu ülkenin sahibi olmaya bağlı olarak Türkler'deydi. Orta Asya'dan göç eden bir ırkın son fakat en zayıf olmayan halkaları mağazada çelişkili şekilde bir haçlı seferi düzenliyor gibiydi. Yakıp, yıkan, talan eden bir güruhtu. Bir baktığımız eteği bir daha göremiyorduk. Bazı kadınlar ise tamamen kontrolden çıkıp denedikleri elbiseleri birbirlerinin üzerlerinden çalmaya çalışıyordu. Malubiyet kabul edilmiyordu. "Bu eteğin nasıl smolu olmaz lan!" diye feryad eden bir tane bile bayan yoktu. Diğer yandan doğada özgürce depar atan atlar gibi başıboş bir görüntü çizen kalabalığın sebebi çok açık ve netti. Standartlara kıyasla fiyatlardaki abzürd düşüşler. Konuyla ilgili bir Vtr'miz var onu izleyip daha sonra devam edelim.&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S3JkzOO9EjI/AAAAAAAACYA/x5gnSZtGg7Q/s1600-h/Image001.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436518531346534962" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S3JkzOO9EjI/AAAAAAAACYA/x5gnSZtGg7Q/s400/Image001.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Sence de bu resimde bişeyler garip değil mi ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S3KFre-gkCI/AAAAAAAACYI/FgEjgFqDwXs/s1600-h/-.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5436554682285723682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 247px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S3KFre-gkCI/AAAAAAAACYI/FgEjgFqDwXs/s400/-.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;- Hiç bir ayrıntının atlanmadığı bu görsel şölende altyazılı izlemek isteyenler de unutulmadı -&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Solda 395,90'dan yaklaşık 1/8 fiyatına düşen gece elbisesinin etiketi yer alırken sağda ise 109'dan 19'a düşerek Mango'nun "Oğlum o sıfırı yanlışlıkla yazmıştık biz ehi" gibi pişkin bir savunma yapmasına neden olabilecek pantulun etiketi mevcut.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Evet görüldüğü üzere Mango, Koton, &lt;a href="http://www.montreux.ch/tally-weijl/img/tally-weijl.jpg"&gt;Tali Viji (Aynı zamanda Hindistan 9.Cumhurbaşkanı)&lt;/a&gt;, Tapşap gibi oluşumlar yeri geldiğinde birer kızılhaç çadırına dönüşüyor ve "Toprak olacağına taş olacağına alın yolunuza yoldaş olsun bu elbiseler" diyor kadınlara. Sonrasında ver elini 9 liraya pantul, 20 liraya ayakkabı, 30 liraya şovalye zırhı kalınlığında kabanlar... Hepsi havalarda uçuşuyor. Peki ya erkek giyiminde durum ne ? En bokumasyon gömlek 20 lira. Erkek aldığı bir ayakkabıya yekten 100 lira ateşlerken kadın 100 küsür liraya ayakkabı aldı mı "Vayyy... Çok güzelmiş. Nayn Vest'ten mi aldın?" oluyor ya da "Aaa.. Hotiç di mi ? Harika kaça aldın?" oluyor. Erkek ise bir kenarda boynu bükük oturuyor o sırada, gözleri kah sivri burunlu siyah ve parlak pezevenk ayakkabılarında oluyor, kah kahverengi şık ve hafif spor ayakkabılarında ama sonuç hep aynı : "Ayakkabı mı aldın ? Güle güle giy."&lt;br /&gt;Bu şekilde şevki kırılan, demotive bir erkek nasıl çıksın gitsin livaystan pantul alsın, gepten gömlek alsın kendine bunları hiç sormadan hemen "Alışveriş düşmanı" yaftasını yiyor erkek. Sanki ekonomiye hiç can vermek istemiyor o. Tabi yıllar geçince bir çok erkek alışveriş yapma hırsını kaybetti ve bu olay babadan oğula geçerek sürdü. Bu böyle sürecek mi ? Korkarım ki hayır. Mangoya sevgilisiyle, eşiyle, arkadaşıyla gelen fakat benim gibi gözlem yapmak yerine kenardaki koltuklarda oturan erkekler bu giyim zincirindeki en altta olma durumuna karşı gelecek ve o koltuklarda yarı uykulu oturan ya da kitap okuyan erkeklerden biri bir gün ayağa kalkıp yavaş yavaş ilerleyecek ve bir babeti incelemeye başlayacak. Etiketine bir bakacak ki 24.90. Almak istediği ama 59.90 olan fiyatını görüp vazgeçtiği gri renkteki bez ayakkabılar gelecek aklına. Ve kafasında bu iki ürün arasında bir muhasebe yaptıktan sonra yine sakin bir biçimde kasaya gidip o babetleri satın alacak ve giyecek. Bu gün tarihte "Kara Babet" olarak anılacak ve sonrasında sırf ucuz diye Mango'ya giden erkekler Mango'dan alışveriş yapmaya başlayacaklar. Bu sefer her iki cinsiyet tek bir mağazadan alışveriş yaptığı için kadınlar aradıklarını bulamamaya bağlı olarak şok geçirecekler. Bu sürecin tamamıyla ilgili "Desperate Mango Boys" adında bir dizi çekilecek ve izlenme rekorlarını alt üst edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat hayat dizilerdeki kadar toz pembe değil onu da belirtmekte fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar sadece hoş ve ön görülerim... Gerçekleşirse ayrıca bir koyu sohbetimiz olur seninle. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-1981380293325833670?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/1981380293325833670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=1981380293325833670&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/1981380293325833670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/1981380293325833670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/02/aglamakl-halde-duvara-o-simdi-tavuk.html' title='Ağlamaklı halde duvara &quot;O şimdi tavuk döner&quot; yazdıktan sonra güneşe doğru uçan bir martı gördüm düşümde...'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S3JkzOO9EjI/AAAAAAAACYA/x5gnSZtGg7Q/s72-c/Image001.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-3713956702591035378</id><published>2010-01-15T16:58:00.011+02:00</published><updated>2010-01-15T17:37:42.805+02:00</updated><title type='text'>Biji Kuzey Kore</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Olay 10 gün kadar önce yaşandı. Babama iyi geceler dedim ve odama gittim. Yorganın altına girdim ve bir sineğin insanı ısırmaya hazırlandığı sırada elleriyle yaptığı ovuşturma hareketlerinin bir benzerini iki ayağımı ısıtmak için birbirine sürterek yaptım. Dışardan çiseleyen yağmurun sesi az da olsa duyuluyordu. Yorulmuştum ve gözlerimi kapattığım gibi uyumayı bekliyordum. Fakat bir anda, nasıl olduğu bilinmez şekilde kafamda o düşünce beliriverdi. Hemen paniğe kapılmadım çünkü atlatabilirim diye düşündüm fakat biraz zaman geçtikten sonra geçmesini beklerken bu durumun daha da güçlendiğini ve soğuk soğuk terlemeye başladığımı farkettim. Ne yapacağımı bilemiyordum. Babamı uyandırmamın bir anlamı olmayacağı gibi gecenin bu saatinde kafamdaki soruya cevap verebilecek tek kişi sorunun konusu olan kişiden başkası  değildi. Çaresizlikten adeta çılgına dönmüştüm ve yatakta bir sağa bir sola dönüyordum.  Derken yorgan üzerimde demir bir külçe gibi ağırlaşmıştı ve nefes alamadığımı hissettim. Son bir gayretle kendimi yataktan aşağıya attım ve yerde sürünmeye başladım. Halının üzerinde yarı baygın yatarken gözlerimden dışarda çiseleyen yağmur damlaları gibi ince yaşlar süzüldü ve sonrasında "Çözülsün artık bu gizem" diye sayıkladığım sırada uyuyakalmışım. O günden sonra bir daha bu olay tekrar etmedi. Halen bu sorunun bir cevabını bulamadım ama en azından öyle bir kara geceyi de tekrar yaşamadım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Eşe ,dosta, Frued'a danıştım ve hepsi aynı şeyi söyledi : Korkularının üzerine gitmelisin. Ben de bir türlü çözemediğim ve üstesinden gelemediğim bu sorunun üzerine gitmek adına burda o soruyu açık yüreklilikle kendime ve bir bakıma da sizlere yöneltmeyi seçtim.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S07S7eaTbOI/AAAAAAAACUo/ifiWldr4ULE/s1600-h/tayyip1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 336px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S07S7eaTbOI/AAAAAAAACUo/ifiWldr4ULE/s400/tayyip1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5426506520245529826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Recep Tayyip Erdoğan'ın Bıyıkları... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt; Gerçeten var mı ?&lt;br /&gt;Yoksa bir göz yanılması mı ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Günlerce  yaptığım araştırmaların sonucunda bilimsel bir yanıt bulamayınca çareyi mistik olaylarda, metafizik alemlerde aramakta buldum ve vardığım sonuç şu : Recep Tayyip Erdoğan'ın bıyıkları... HAYALET!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Hangimiz kendimizden emin bir şekilde Tayyip Erdoğan'ın bıyıkları için var ya da yok diyebilir. Sanki bir an için varken hemen arkasından yok oluyorlar tam biz "Bak işe yok oldu! Yok oldu!" diye çığlık attığımız sırada tekrar beliriyorlar üst dudağının üzerinde. Çöldeki vaha gibi, Atlantisliler bugün yaşasaydı hayatımıza katacakları 348294 buluştan biri olan "Hologram Bıyık"&lt;br /&gt;gibi onun bıyıkları. Sanırım biraz da bu gizemli hali onu halkımızın gözünde çekici kılıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;*&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tv ve radyo dahilindeki insanlara istediği postayı koyabilme gücüne sahip olan Rtük şüphesiz ki bu işleri babasının hayrına değil bizi düşündüğünden kovalıyor. Birisi radyoda götelek diyor Rtük veriyor ayarı. Bir diğeri televizyona çıkıp pezevenk diyor hadi Rtük müdahale ediyor ve basıyor ihtarı. Bizi düşündüğünden dediğime bakmayın bizden çok genç nesli düşündüğü için yapıyor bunu. Çocukların kemik yapısı bozulmasın, gençler küfür duyarak psikolojik travma yaşamasın gibi saf niyetlerle yola çıkıyor hep. Fakat bir gerçek var ki iyi niyetinden zerre şüphe duymadığım Rtük yöntem konusunda hatalı çünkü sırça köşklerden ceza kesmek yerine Rtük halkın arasına karışmalı. Sokağa inmeli. Bugün küfür duyarsa kemikleri gelişmez ("Gençlerin fiziksel gelişimi" ile ilgili cezayı herkes hatırlıyor sanırım?) diye korkulan 9 yaşındaki Yasin bir köşede çizgi film izlerken annesi Gülmeryem hanım kapı komşuları Vasfiye hanım ile sohbet ederken mahalleye yeni taşınan ve sabaha karşı işten gelen hostes ile ilgili "Kız okumadın mı gazetelerde çarşaf çarşaf yazıyordu? Hostes kıyafeti giyerek fuhuşa çıkıyorlarmış böylece ev sahipleri meslek sahibi sandığından evleri rahatça kiralayabiliyor, mahalle sakinleri de hostes sanıp işindedir gücündedir sabah 5'de geliyorsa da normaldir sanarak ses etmiyormuş... Yollu ayol o ! Yollu yosmanın teki..." diye konuşuyor. Akşam oluyor evin babası bizim de çok sevdiğimiz mahallemizin delifişek ismi Yıldırım ağabey eve geliyor. Zaten at yarışında son ayakta yatmış olan Yıldırım ağabey önce Gülmeryem hanımın yaptığı yemeği beğenmiyor sonra da gün içerisinde Vasfiye hanımın kendilerine misafir olduğunu öğrenip "Ben sana o orospu bu eve giremez demedim mi?" diye dalıyor eşine. Tüm bu olaylar sırasında sessiz bir tanık olan 9 yaşındaki Yasin ertesi gün sokağa çıkıyor ve mahalle maçı yaptıkları sırada kale direği sayılan taşın üzerinden giden top ile ilgili "Gol mü değil mi?" tartışmasına girdiği yaşıtı Şevki'ye "Gol değil işteeee! Görmeddin mi orssspuuu çocccuuuu!" diyor. Şimdi gel de kemiği iliği korumaya çalış bu ortamda.&lt;br /&gt;Duman gözlü, ay yüzlü Rtük'üm sokağa inmediği gibi ekran başında oturduğu vakitlerde de basit analizleri yapamayarak beni bir kez daha hayal kırıklığına uğrattı. Gosip Görl adlı dizide &lt;a href="http://www.netgazete.com/News/659569/rtukten_cnbc-eye_uyari_ciplak_sevisme_sahnelerini_yayinlamayin_.aspx"&gt;"Anladık jenerikte gençler çıldırmış olmalı diyorsunuz ama bu kadarı da fazla&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.netgazete.com/News/659569/rtukten_cnbc-eye_uyari_ciplak_sevisme_sahnelerini_yayinlamayin_.aspx"&gt;. Hababam seks oluyor!"&lt;/a&gt; uyarısını SiEnBiSi-E'ye yollayan kurum oysa ki oturup diziyi 3-5 bölüm izlese ordaki seks sahnesinden çok dizide bir dünya katakulli sahnesinin, kalleşlik dolu manevranın, hinliğin dibine vurmuş çıkar ilişkilerinin olduğunu görecek ve "Dostum sırf sevişme sahnelerini yayınlayın geri kalan kısmı kesin" diyecek ama o hala vay efendim Çak neden "abartılı biçimde" Bi ile sevişti ya da hayat ağacındaki edepsiz şıllık Sem niye burda anne rolünde FELAN gibi yersiz sorgulamalar halinde. Yapmayın etmeyin ağalar. Bi' de "et beyin" var sevdiğim hakaretlerden biridir ama konuyla alakası yok onun.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;*&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yıl 2010 oldu. Hatta 14 gün yedik 2010'dan. Şu anda Türkiye'de kelimenin tam anlamıyla asimetrik psikolojik bir iç savaş yaşanıyor.  Türk, Kürt, Sunni, Alevi, Solcu, Sağcı gibi birlikler yok.. ! Hepsini unut. Çünkü bu savaşta herkes kendi başına ve bu kaotik ortama sebebiyet veren olayın adı "Eski paraları itekleme çabası". Başlarda herşey güzeldi fakat gün geçtikçe daha çok insanın bilinçlenmesiyle daha çok insan bu döngüye dahil oldu ve her geçen gün sayı artıyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Tam tüm eski paraları ateşledim diyorum bir bakıyorum o gece kafam güzelken eve döndüğüm dolmuşçu bana başka "yeni" eski paralar ateşlemiş. Hadi ertesi sabah tam o eski parayı çıkarıyorum elden bi' bakıyorum sinemada para üstü alırken eski parayı aynen gömmüşler bana. Böyle çılgın bir döngü içerisindeyiz. Şu anda elimde eski para yok ama bu yarın sabah uyandığımda olmayacağı anlamına gelmez. Bu eski parasız kaldığım boşluktan faydalanıp 2 strateji geliştirdim ve onları uygulamaya başladım. Aslında dediğim gibi bu bireysel bir mücade olmalı ama zaman içerisinde esnaf-tüketici savaşına dönüşeceğini öngördüğümden ötürü burda paylaşmaya karar verdim bu yöntemleri.&lt;br /&gt;1-) VER-KAÇ : Misal bir bakkala girdiniz. Bakkal kasa yerine başka bir köşedeyse işiniz kolay bu yöntemle "Abi kolay gelsin. Ben çiklet aldım. 1 lira di mi ? Bırakıyorum buraya. Hadi hayırlı işler" şeklindeki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;soru sorup kendim cevap veriyor olabilirim ama en nihayetinde sorduğum için bu olayı monolog gibi göstermiyor &lt;/span&gt;düsturundan hareket ederek eski 1 lirayı masaya bırakıp kayıplara karışmak mümkün. Fakat ! Bakkal kasanın başındaysa işte orda biraz daha zorlaşıyor ve aldığınız şeyin ne kadar tuttuğunu bildiğiniz ve o parayı elinizde hazır tuttuğunuz halde ne kadar olduğunu sorarak sonrasında da parayı verin. Burda altın kural şu : 50 kuruş ya da 1 lira değil 1,20 ya da 75 kuruş tutan şeyler alın. Böylece eski paranın yanında verdiğiniz tedavüldeki paralar kamuflaj etkisi yapacak ve bu sürede deparı basıcaksınız. Tabi bazı bakkallar bu olayı daha evelden tecrübe ettiği için tatsız olaylar yaşadığım oldu. Dikkatli olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CANLANDIRMA :&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S0850tEtJUI/AAAAAAAACVI/tqsqGjHDj4A/s1600-h/running.jpeg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 397px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S0850tEtJUI/AAAAAAAACVI/tqsqGjHDj4A/s400/running.jpeg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5426619653620049218" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;2-) DOLU-DÜKKAN : İçerde lihtenştayn nüfusuna denk sayıda insanın olduğu bir dükkanda kasiyer zaten karambol sarhoşluğu yaşayacağı için o sırada yine eski-yeni karışık kombinasyonlu parayı uzatıp kaçmanız mümkün. Burda da bir altın kural var ki bu taktiği izleyeceğiniz yerler sıklıkla uğradığınız yerler ve daha da önemlisi çalışanlarının deve kinine sahip olduğu yerler olmamalı. Zira artık her yerde adi aşağılık güvenlik kameraları var ve saniyede sizi fişlerler. Misal bizim burda bir pastane var arada bir sabahları uğraşıp kahvaltılık bişeyler aldığım. O pastanede sabahları yaman bir hengame oluyor çünkü o pastanenin yangın gibi bir poğaçası, bir açması... Şifa gibi bir böreği var ki dostlar başına. Yiyenler mutlulukan çığlık atıyor. Yemeyenler bin pişman. Ben oraya eski paralarımı veremez miyim ? Bırak 1-2 lirayı eski paralarla doğumgünü pastası alırım o curcunada kimsenin ruhu duymaz. Fakat yarın öbürgün poğaça almaya gittiğimde önünde 250 tane poğaça olan o pastanenin çalışanı beni hatırlayıp agresif bi' ifadeyle "Dostum poğaça kalmadı." demez mi ? "Bana yapılsaydı" açısından bakarak verebildiğim tek cevap : Ben derdim. Bir kez ciğerim yanmış. Hergün benim gibi 8-10 tane zibidi eski para verip kalabalığın arasına karışsa ocağım söner. Tabi ki o adama poğaçamı satmam bir daha. Peki bu bağlamda ne yapılmalı ? Daha ziyade umrunuzda olmayan yerleri hedef alın. Misal 3-4 tane ilkokul çocuğunun içerde olduğu sırada bir kırtasiyeye girip yeşil elişi kağıdı alıp verin eski parayı. Ya da bir nalbura girin. Nalburlar daima birisiyle sohbet ederler. Doğanın kanunudur bu ve nalburlar karakteristik şekilde karanlıkta oturur. Girin bir nalbura ve bir menteşe alarak uzaklaşın ordan. Belki bir gün o menteşe ya da yeşil elişi kağıdı işinize yarayacak fakat o 1 lirayı bir süre sonra kimseye itekleyemeyeceksiniz o yüzden ne aldığınız mühim değil.(Belki yarın öbürgün &lt;a href="http://www.freakingnews.com/pictures/31500/Green-Screen-31940.jpg"&gt;özel efekt&lt;/a&gt; yapmanız gerekir o vakit çıkarır kullanırsınız yeşil elişi kağıdını)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;*&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bu blog git gide feryad figan köşesine dönüşmeye başladı ama dünya üzerinde o kadar çok haksızlık var ki elimde değil söylemezsem rahat edemem.&lt;br /&gt;Beni önceden okuyanlar biliyor ki &lt;a href="http://hokkabaz.blogspot.com/2009/07/self-sevismeli-mastrbast-adl-erotik.html"&gt;"Tavuk Hakları" konusunda oldukça duyarlı biriyim ve daha önce de bu konu dahilinde canımı sıkan bir durumdan bahsetmiştim.&lt;/a&gt; Nicedir haykırmak istediğim bir diğer durum var bu konuda ve bugüne kısmet oldu. Tekrar belirtmek isterim ki tavuk yemeyen  biri değilim. Sadece onlara hak ettiği değeri verip, belli bir saygı çerçevesinde satıldıklarını gördükten sonra tavuk yenmesi taraftarıyım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yıllar evel bir gün babam elinde iki parça şinitzelle eve geldi ve dedi ki akşama kordon blu yiyoruz. İyi bir huyum vardır büyük harflerle yazayım ki çocuklar okuyorsa onlara örnek olsun : ET YEMEĞİ SEÇMEM. Evet evet et yemeği seçmiyorum. Çocukluktan öyle alıştırdım kendimi. Kendimle gurur duyduğum bir özelliğim bu. Köfte, kebab, döner... Ne bulursam yerim. (Bu anlatacağım olay bir süreliğine istisna oldu bu duruma.) O yüzden hiç itiraz etmedim ve herhalde şinitzeli meyan köküyle hazırlanmış bir sosa batıracak ve sonrasında da kırmızı şarapta pişirecek ondan böyle antik kuntik bir isim söyledi diye düşündüm.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Akşam oldu, sofraya oturduk ve daha tavuğu keser kesmez elimden çatalı yere düşürdüm. İnternetten ya da çocukların ekrandan uzak tutulması gereken haberlerden nice dehşet görüntüsü izlemiştim ama bu en zirve noktasıydı çünkü bir tavuğu kahvaltısını yaptığı sırada kesmişlerdi ve biz de onu yemek üzereydik.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S07diCPwM2I/AAAAAAAACUw/2UQ9s0O42zM/s1600-h/Cordon-bleu-2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 298px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S07diCPwM2I/AAAAAAAACUw/2UQ9s0O42zM/s400/Cordon-bleu-2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5426518177816261474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nerden bilebilirdim Cordon Bleu'nun Fransızca'da Gaddar Ziyafet anlamına geldiğini ? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Tavukcağız yediği bir gıdım macar salamı ve küçücük bir kaşarı henüz hazmemişken öldürülmüş ve bizlere ürün olarak sunulmuştu. Lanet olasıca empati yeteneğim yüzünden zor anlar yaşadım. Nijerya merkezdeki ormanın içinde yer alan evimde kahvaltı yaparken, tam şokellayı ekmeğe sürüp yediğim sırada bir baltanın kafamı kestiğini düşünüyor ve sonrasında beni yiyen yamyamların "İçinden de şokella çıktı lan ne kadar şanslıyız" diyerek birbirlerine güldüğünü hayal ediyordum. Uzun bir süre yemek yiyemedim fakat yıllar süren terapilerin ardından bu düşünceyi yendim. Tabi bir kez gıda sektörüne küsmüştüm artık. Haliyle sanattan beslenmeye karar verdim ve sinemaya gider oldum. Akşam yemeği saati geliyor ve herkes "çalakaşık"(bu lafı hep duyarım, bir kez olsun kullanmak istedim) yemeğini yerken ben sinemanın yolunu tutuyordum. Sanat insanın ruhunu beslese de midesini guruldatmamaktan yana birşey vaad etmediği gibi susuzluğuna da çare bulamıyordu ve bir kaç filmin ardından dayanamadım fakat frigoyla, mısırla karın doyurmak örfüm adetim değildi o yüzden en azından bir su içeyim ki hayatta kalayım dedim. Beni bilenler cimri biri olmadığımı da bilir fakat adını vermek istemediğim iyi bir sinemanın büfe şeysine gidip su aldığımda büfe görevlisi bana "2,5 lira" dediği zaman dona kaldım ve elimde olmadan O'na şu soruyu yönelttim :&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;- Oğlum, hadi filmi holivuddan getiriyorsunuz o yüzden pahalı ona lafım yok. Peki  pet şişedeki &lt;/span&gt;&lt;a style="font-style: italic;" href="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/393285.asp"&gt;su Mars'tan mı geliyor&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; ve bu fiyatın açıklaması da nakliye ücretileri ve marstaki su kaynaklarından az miktarda su olması mı ? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Gülümsedi ve şöyle dedi :&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;- Haklısınız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Onaylamıştı. "Yok efendim ne alakası var sadece 10 dakikalık arada bize mecbursunuz diye yakalamışken ölümüne geçiriyoruz fiyatları" dememişti. Şaşırmakla şaşırmamak arasındaki ince çizgideydim o anda. Sinemalarda satılan su resmen Mars'taki suydu. Bu da demekti ki her yıl zam şampiyonu olan Frigo aslında Alaska'dan, kuruyemişçiden kilosunu 4 Türk Lirasına aldığımız mısırın yekten 5 liraya sattıkları patlamış hali ise genetiği üzerinde oynanmamış, sinemacıların özel mısır tarlalarında yetiştirilerek geliyor olabilirdi.&lt;br /&gt;Anlayıştaki bu uçurum ortadan kaldırılmalı. Bakın bir yanda yemeğini yiyen tavuğu öldürüp pişmeye hazır halde satarak ahlaksızca kar amacı güden kurumlar diğer yanda belki ilk bakışta pahalı gözüken ama hizmet parolasıyla yola çıkmış olan sinema salonları büfeleri. Umuyorum herkese doğruyla yanlışı ayırt edebilmek açısından iyi bir referans olmuştur bu anlattıklarım. Umuyorum türlü dersler çıkardınız bu ibret dolu ...EEEEM.... Compare'dan.(Bir an için Pelin Batu'nun ruhu girdi içime.)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;*&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bak şimdi parantez içinde de olsa Pelin Batu deyince aklıma kültür geldi. Kültür gelince de İstanbul'un 2010'da kültür başkenti olacağını öğrendiğim günden beri acaba bu kültür bombardımanından insanımız kötü etkilenir mi sorusunun beni yaktığı viran eylediği gerçeğini hatırladım. Acaba insanımız kitaba sarılır, tiyatrolarda yatıp kalkmaya başlar, düğünlerde kolbastı yerine bale yapar, kimisi piyano konçertosu olmadan kimisi operanın olmadığı yerde nefes alamaz hale gelir mi gibi çekincelerim vardı fakat ilk 15 gün itibariyle çok afedersin tılsım bozulmadı.&lt;br /&gt;Başka zaman Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok diyenler şimdilerde Haydarpaşa'yı yeniden keşfedin der oldu. Oğlum ne var Haydarpaşa'da ? Tren var. Bu mu kültür ? Yok efendim Galata Kulesi'ni yeniden keşfedin. Ben zaten 5. katta oturuyorum ve söylemesi ayıp da olsa ev deniz görüyor.(Yalan yok... Doyamıyorum düz değil öküz mantıkla ve inatla savunma yapmayı.)&lt;br /&gt;Allah, peygamber aşkına bana kültürdür bunlar demeyin.&lt;br /&gt;Bizim kültürümüz aksiyondur. Bizim kültürümüz atraksiyondur. Atadan dededen beri böyle. (Nasıl diyor siz ingilizler ? ... "Since Atadan Dededen") Keşke böyle şeylerle geleydiniz bana...&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S0-cdMNVUYI/AAAAAAAACVQ/BVimRnQFUCY/s1600-h/3_k.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 336px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S0-cdMNVUYI/AAAAAAAACVQ/BVimRnQFUCY/s400/3_k.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5426728101312024962" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;*&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Son olarak Seda Sayan'a iki çift lafım var. Seda Sayan... Halkımız sana inandı. Sana güvendi. Senin için sabah programı orucu tuttu. Peki ya sen ne yaptın ? Şuursuz promosyonların tanıtımlarıyla halkımızı baştan çıkardın. Senin yüzünden bilmemkaç kontör veriyor aşkıyla 2,5 litrelik pepsi alan ama reflüsü var diye kolayı sokaklara dökenler oluyor.  Sokaklar yapış yapış oldu Seda Sayan.... Sen bilmiyor musun bu ülkede havadan gelecek kontör bir gün sonra silinecek dahi olsa "Hiç olmadı erotik sohbet yaparım" düsturundan hareket ederek o kontörleri yükleyecek binlerce delikanlı olduğunu ? Ben sana daha nasıl güveneyim Seda Sayan ? Bu mu Pepsi'nin bizi yaşatma şekli ?&lt;br /&gt;Bu ve buna benzer soruları Seda Sayan'a sorabileceğimiz bir Formspring.me üyeliği olsaydı bir nebze beni geri kazanabilirdi oysa ki. Hiç bir boktan geri kalmayan ben burdan da bi' üyelik aldım tabi ki ve mümkün olduğunca cevap veriyorum merak edilenlere sorulara. Yalnız istirham ediyorum kişisel sorulardan ziyade "Taze fasülye kapalist düzende araç mı amaç mı olmalı?" ya da "Konuşmama hakkına sahipsin... ile başlayan polis repliğinin doğruluğunu test etmek için amerikan polsine pandik atacak kadar serüven düşkünü biriyle arkadaşlığımı sürdürmeli miyim?" gibi hem mantık dahilinde olan hem de benim engin birikimlerinden yararlanmanızı sağlayan sorular sormanız daha hoş olur. Hayatımız bir noktadan bir başka noktaya doğru "ilerlemiş" olur. Çünkü hayattaki tüm mücadelem bu ilerlemeyi kat etmek ve çevremdekilere kat ettirtmek için oldu.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Hadi şimdi bana müsade...&lt;a href="http://www.formspring.me/cornelius"&gt; formspring.me sayfamdaki çocuğa&lt;/a&gt; da patates kızartması.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-3713956702591035378?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/3713956702591035378/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=3713956702591035378&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/3713956702591035378'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/3713956702591035378'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2010/01/biji-kuzey-kore.html' title='Biji Kuzey Kore'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S07S7eaTbOI/AAAAAAAACUo/ifiWldr4ULE/s72-c/tayyip1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-3575570064754079886</id><published>2009-12-23T11:13:00.055+02:00</published><updated>2009-12-31T15:35:18.875+02:00</updated><title type='text'>Her Canlı Paça Çorbasını Tadacaktır.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Milletvekilinin değil ama blogırın dönüp dolaşıp geleceği yer sine-i milleti. Çehre-i halkı. Didar-ı ulusu.(Uydur uydur söyle tıpkı o açılım lafını uydurarak hepimizi dipsiz kuyulara iten puştun yaptığı gibi.)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yılbaşından evel bişey öksürmem desem dahi 2000'li yılların ilk 10 yıllık periyodunu devirmenin keyfiyle envai çeşit kutlamaya katıldığımı düşünmeni hele hele "viski içtik, ayrı düştük" gibi bir düşüncenin kafanda belirmesini hiç istemem. Kaldı ki burda Lord edebiyatı yapmak değil hizmet sunmaktan yanayım. Bu bağlamda öncelikle müjdelere gel, sonra diğer konulara geçiş yaparız :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;BLOG ARTIK KUŞE KAĞIDA BASKI !&lt;br /&gt;MONİTÖRE DOKAN HELE YUMUŞAKLIĞI FARK EDECEKSİN.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Gerçekten harika bir haber.(Bence)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Çalıştığım şirkette bir bayan var belki daha evel bahsetmişimdir. Bu bayandaki çok tehlikeli bir dizi tutkusu baş gösteriyor ve bir gün bu işyerinden ayrılacak olursam (Ameno!) onu karşıma alıp "Yaktın, viran eyledin internet hızını, senin yüzünden bazı anlar 1998'de interete bağlanıyor gibi hissediyoruz ve kulaklarımız tilki gibin dikilerek 56K modemin o haylazca çıkarttığı cazur cuzur seslerini arar oldu ama sen hala Flaş Forvırd'a sevdalısın, hala Dekstır'a belalı..." demek isterim zira bu artık benim vatandaşlık görevim.&lt;br /&gt;Bu şekil internetin kanını emen, canından can koparan 10000 kişi(yazıyla onbin) olsa "İmansızlar :(((((" adında yeni bir uydu fırlatmak zorunda kalır ülkemiz ki şu anda bile bu çarpık zihniyetler yüzünden Türksat 1C'nin ayda bir bakıma girdiğini duyuyoruz kulislerde. Ne gerek var 30 günde bir o "uydu teknik servisi" elemanlarına astronot kıyafeti giydirip kapsül içerisinde fezaya yollamaya ? Yazık değil mi ? "Dünyanın masrafı" demek isterdim ama ülkemizin masrafı bu. Sağduyu... Biraz duygu... Bütün isteğim buydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 1.7 saniyelik ara -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıkçası ilk kez dizinin ismini duyunca beni bir helecan almıştı ve araştırmıştım neymiş bu Flaş Forvırd diye. Zira kafamda toplumun kanayan yarasına pandik atan hayallerimin senaryosu vardı fakat dizinin konusu öğrenince bir kez daha anladım ki beyhude bu beklenti, figanımızı duyan asla olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420225723656774674" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 400px; cursor: pointer; height: 307px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SziCk_z_JBI/AAAAAAAACTU/-tmF5zwJygE/s400/Fla%C5%9F+Forv%C4%B1rd.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;Flaş Tiviyi 49 saniye izledikten sonra kanalı değiştiren herkes o kısa süre ile ilgili hafızasını yitirdiği, bu kanal değişikliğinden sonra bazı insanların beyinlerine kramp girerek feci şekilde can verdiği, bazıların ise televizyonuna sarılarak apartman tepelerinden atlayarak intihar ettiği bir senaryoyu çekeydiniz ya be öf ah be ya öf öf ya be(karar veremiyorum) ah ulan... ("Ah" sitemkar olur diye düşündüm onu seçtim pikasyon)&lt;br /&gt;Fakat bu söylediğim "gerçek kesit" ile &lt;a href="http://www.scifiscoop.com/wp-content/gallery/movie-posters/flash_forward_promo_poster.jpg"&gt;Flash Forward &lt;/a&gt;adlı dizinin zerre alakası yok. Oysa ki afişi bile şekillenmişti kafamda.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Yeni yıl geliyor diye hallenen dostlarıma soruyorum. Kaçınıza yılbaşı paketi ateşledi şirketiniz ? Ben öyle bir şey görmedim, yaşamadım. Oysa ki buna gerçekten ihtiyacım vardı. Özel günleri anlamlı kılan tatil olmasının yanı sıra o günlerde bizlere yapılan yardımlar. Bakma şimdi bremen mızıkacılarındaki en altta kalan eşşek kadar oldum ama veletlik vakitlerimde bazı bayramları tatilden çok kimden kaç para söker alırım diye beklediğim günleri bilirim. Şimdilerde tek ekmek kapısı olabilecek yılbaşı kalmışken onda da şirketimizin vurdumduymaz tavrı beni derin kederlere salıyor. Bugün bir şişe Simirnof Votka 40 lira olmuş. Gerçekten zor zamanlar yaşıyoruz. 11 Eylül'de zarfın içinde 100 lira yollasalar vefalarını göstermek adına Hamas'ın feysbuktan fanı olacak, Amerikan konsolosluğu karşısında 11 Eylül'ü kutlarcasına halay çekecek, zurnaya üfürecek insanlar var ülkemizde. Benim şirketim yapmadı ama bu satırları okuyan şirket sahiplerine babam ve oğlum kafasında bir duygusallıkla gözlerim yaşlar içinde sesleniyorum :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O'na bir şişe vodka ver baba... Kafası güzel olsun... :(((((((((( (Kemanlar! Gezinin hüznün notalarında ! Hadi yavrum... Hadi canım...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi yılbaşı ile ilgili çalışan kesime dair de çok üzücü bir haber aldım ve bir çalışan olarak utandım. Bende büyük yankı uyandıran bu şarlatanlık ("Üstelik Büyük Yank ansızın uyandırıldığında çok sinirli olur" diyerek 2009'un en bokum şakasını da yapabilirim ara sıra bazı bazı.) aynen şöyle : Bazı erkek çalışan dostlarımız daha fazla tatil yapmak adına çok afbuyurun gergedan bağırsağından yapılmış sunni sünnet derileri giyip patronun odasına gittikten sonra mahremini göstererek "Ben hristiyanım ama bunu afişe edersen Avrupa Azınlık Haklarına giderim. Beni afişe etmeden krismıs da tatil hakkımı vermezsen seni Avrupa Tatil Haklarına şikayet eder o da kesmez beni üstüne bi' de yemeklerde şükran bedduası ederim senle ilgili" diyerek fazladan tatillere hak kazanıyorlarmış. Oğlum yakışıyor mu size hiç "din üzerinden tatil yapmak" ?&lt;br /&gt;Böyle şeyleri duydukça diyorum ki 2012'de gelsin çarpsın ya Marduk...&lt;br /&gt;Vallahi de çarpsın... Billahi de çarpsın.&lt;br /&gt;Yalnııııııız !&lt;br /&gt;Tam bu noktada belirtmek istediğim bir husus var. Bakın yeminler olsun diyorum !  Bakın sevdamı yağmurlara yazarcasına içtenlikle söylüyorum !&lt;br /&gt;Olur da bu yıl piyangodan büyük ikramiyeyi yakalarsam ve Mayalı dostlarımızın 2012'de dünyanın sonu gelecek iddiası gerçek olursa... Katrilyoner hayatını yalnızda 730 gün yaşamış olmanın siniriyle ahirette ne kadar Mayalı görürsem hepsinin ağzını burnunu kırarım.&lt;br /&gt;Mayalılar ya kendi kehanetlerinin kolpa çıkmasına ya da benim piyangoyu tutturmama duacı olsunlar aksi takdirde bu kombinasyon gerçek olursa ben de onların kişisel Marduk'u olurum, felaketi olurum onların, Nasreddin Hoca gibi merhametli değilimdir göle değil, dağlara taşlara çalarım Maya'lıları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak aklıma geldi bir anda dellendim... Neyse üç nokta koyunca biraz sakinleşir gibi oldum. Kişisel hesaplaşmalarımdan ziyade halka hizmet için burda olduğum aklıma geldi.&lt;br /&gt;Yılbaşı kriz masasında oturduğum süreç içerisinde beni en çok üzen, hercai bir menekşe gibi boynumun bükülmesine sebeb olan şikayet şuydu : Abi ! Yılbaşı geldi ! Kırmızı don alamıyorum !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'a şükür ben param olduğu bir vakit kırmızı haşema aldım ve bugün içime giydim ama herkes benim kadar şanslı değil. Yine de evdeki basit imkanlarla yeni yıla şanslı girmek mümkün. Kısaca izah edeceğim ama şema şu :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/Szx2WgRehCI/AAAAAAAACUE/jP44NWvh2vM/s1600-h/hurafemihakikatmi.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 521px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/Szx2WgRehCI/AAAAAAAACUE/jP44NWvh2vM/s400/hurafemihakikatmi.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421338180439671842" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İnternet olan her yerde Google'ı açıp "Kırmızı Don Giydim" yazarak tam gece yarısı "Kendimi Şanslı Hissediyorum"a tıklayanlar karşılarında Ece Gürsel'i ve onun yılbaşına dair açıklamalarını görebilir. Bakın bu da bi' şans. Bunu bulamayanlar da var.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Her sene bir nane var ki geniş kitlelerce konuşulan artık canıma kast etti ve bazı bayanlara karşı yapılan bu zulüme yüreğim daha fazla dayanamadı, onların hakkını savunmak adına dillendirmek istedim bu isyankarlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerli basın mensupları,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de biliyorum ki bizim insanımız abazan, ben de biliyorum ki bizim insanımız kadına doyumsuz fakat bu yüzden zaaflarından yararlanmak zorunda mısınız onların ? Ne oldu etik habercilik anlayışınıza. Bugünlerde hangi gazetenin internet sayfasını açsam aynı şey. Farz-ı misal Cansever ile ilgili bir haber okuyorum. Hemen altında "Cansever'in seksapeli doruklarda olan resimleri için bir tık yeterli". Oysa ki hepimiz biliyoruz ki Cansever fiziğinden çok işiyle gündemde kalmak isteyen bir isim. O bitiyor başka sayfaya geçiyorum "Viktorya'nın Melekleri için tıklayın... Keşke dokanmatik ekranınız olsa da elleşebilseniz Viktorya'nın melekleriyle" falan... Ayıptır ya. Çoluğumuz çocuğumuz okuyor haber sitelerini şu kepazeliğe bak. Hepsi bir şekil bitiyor hepsi bir şekil aşılıyor da bu paragrafın başında bahsettiğim şu konu bir türlü aşılamıyor, adeta bir mit olmuş vaziyette : Pirelli Takvimi !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pirelli Takvimi'ne verilen bu prim neden ben bunu bir türlü çözebilmiş değilim. Erotik alemlerin Nuri Bilge Ceylan filmi gibi bişey o takvim. Daha sanatsal pozlar var içeriğinde. Fakat sanki dünyadaki en afrodizyak şeymiş gibi ikide birde Pirelli Takvimi, Pirelli Takvimi...&lt;br /&gt;Hadi gene sanatsal poz bile olsa Miranda Kerr'i görenler vuruyor link'in gözüne, tıkı tıkı tıklayıveriyor çekirge.&lt;br /&gt;Bakın zaaftan yararlanan medya iken bir anda Pirelli Takvimini hazırlayanlar oldu. O takvimi hazırlayanlara burdan açık iddia veriyorum.&lt;br /&gt;Gençler, öyle ceylan gibi Miranda Kerr'in gökdelen gibi durduğu pozu çekerek bende ekol olurum. Delikanlıysanız, 1.50 Takvimi hazırlayın onla salyalarını akıtın erkeklerin. He valla doğru duydun. Her ay 1.50 cm boyunda bir kadın poz versin ve öyle fotoşoptu, flaştı, vorddü, egzeldi, makyajdı, saçdı olmadan çekin ve bakan abazyo da "Meeeh bu ne be cüce geçidi!" diyerek yırtmasın o takvimi daha mart ayındayken ben de gelir elinizi ayağınızı öperim. (Ama ayağınızı yıkamış olucaksınız)&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SzhlA0ifkeI/AAAAAAAACTM/EETKa4ZindU/s1600-h/avatar-poster-neytiri.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5420193216318116322" style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 267px; cursor: pointer; height: 400px; text-align: center;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SzhlA0ifkeI/AAAAAAAACTM/EETKa4ZindU/s400/avatar-poster-neytiri.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şu anda Dünya'da daha görsel bi' şey yok.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Terminatöre can veren Ceyms Kemırın herşeyin doğrusunu sen bilirsin dedim ve Avatar'ı bizzat yerinde inceledim. Öncelikle halkımız arasında hurafeler dolaşıyor filmi izleyen bir çocuğun kör olduğu ile ilgli ama yok öyle bişey. Gözlük için ayrıca para alnıyor gibi bir şey duydum ona da inanmayın. Bazıları yıllar evel şov tivide yılbaşında odanın içinde dansöz görme umuduyla alıp sadece dal budak görmeyi sağlayan üç boyutlu gözlüğü evden götürmüş ama memleketimizin Vatikan'ı olarak adlandırdığım yüksek sosyetenin salınma noktası Kanyon'da gözlüğü de veriyorlar. Benim gözlerim sağlam numaralı 3 boyutlu gözlük var mı, sol gözünde 0,50 miyop olan filmden tam randıman alabilir mi o gibi soruları ise cevaplayamıyorum malesef.&lt;br /&gt;Peki bize biraz da filmden bahsede bilir miyim ? Tabi bahsederim. (Gol ? Yerim. Sörf ? Tabi ki yaparım ama sadece haziran ayında ve sadece Hawaii'deki Aziz Metyu koyunda olduğum zaman.)&lt;br /&gt;Gönül dostları, Avatar'ın tek bir eksiği var o da sonundaki yazılarda çalan antik kuntik şarkı yerine kumaş yeleği yırtılasıca Yalın'ın "Git Patlat Bu Kafayı Şimdi" şeklinde sol kalça lobundan çıktığını tahmin ettiğim sözleri olan şarkının çalmaması. Zira film insanın algısıyla görgüsüyle örfüyle adetiyle tüm yaşantısıyla oynuyor 2,5 saatliğine ve itinayla kelleleri bulandıracak bir şekilde mal ediyor izleyiciyi. Öyle çok heyecanlı da değilim ayıptır söylemesi daha evel 3D film izlemişliğim var ama bu sefer bir başka huzur aldım 3D'den.&lt;br /&gt;Bi' kere filmin 33.dakikasındaki bir sahne dışında, her sahnesinde emek var. Bu çok belli. (O 33.dakikadaki emek harcanmayan sahne seni de rahatsız edebilir ama gerisinde muazzam bir çalışma söz konusu.) Bu emeği görünce filmi kaydetmek için içeri soktuğu kamerayı kapatanlar gördüm. Diyeceksin ki Kanyon'da korsan film kaydetmeye zorlayan olur mu ? Asıl orda olur oğlum. Dikkat çekmiyor neticede. Hatta öyle bildiğimiz sinema çekimlerindeki gibi mont altına saklamıyor da kamerayı, basbaya ortada kamera ve bir 3d gözlük daha alıp kamera için alıp önüne koymuştu kameranın. Soranlara da "Buranın perdesini sevmiyorum o yüzden kaydedip evdeki sinema salonumda seyredicem... Öyle hayvan zenginim!" diyordu fakat o bile EMEĞE SAYGI duyarak kaydetmeyi bıraktı filmi. Gerçek bir ibret öyküsüydü benim için. Hakikaten bu filmi internetten izlemek kekoluğun yanı sıra "istenmeyen tüyleri bitmemiş yetim"in hakkını yemektir benim nazarımda. Peki nazarım değer mi ? Onu da bir başka gün "Abbas Güçlü'yle genç bakışta" sabahlara kadar tartışırız cevval genç yurttaşlarımızla demek isterdim ama bunun sabaha kadar tarışılıcak bi' durumu yok. Benim kimseye nazarım değmez sana bir anı defterinde ayrılan beyaz sayfadan daha temiz bir yüreğim olduğu için. Abbas Güçlü'ye cevap hakkı doğdu tabi istersen blogumuza canlı bağlansın.&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;(Avatar'dan bir şpoyler : Abbas Güçlü isterse o kısa beyaz saçlarının içinde sakladığı afacan tüyü ile bağlansın blogumuza. (Bana bak "Üniversite gençliği Macto" Abbas ! Toruk'a tüyünü bağlasan durmaz... Onu da öyle bilesin))&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Filmde doğa sevgisiyle harmanlanmış Na'vi ırkının canına ot tıkayan insan oğlu yine tüm küfürleri topladı bizden. Devam filmi çekilip Na'vi'ler demokratik açılım doğrultusunda hak talep eder mi parlementoya girer mi ya da ikinci filmin başında yakalanan Na'vi'lerin liderinin Kanarya adalarındaki özel hapishanedeki hücresi neden 3 oda 1 salon değil neden hücrede jakuzi yok gibi sebeblerden dellenirler mi bunları bize zaman gösterecek.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Arkadaşım yıl oldu 2010. Hala tartıştığımız bazı konulara anlam veremiyorum. Misal bir evrim tartışması var ki akıllara günah. Birini kabul eden diğerini reddediyor. Ya Allah yolundayız ya evrim kafasındayız diyor herkes. Özellikle Allah yolundaki dostlarımız oldukça katılar ve Allah'ı her yerde görmek mümkün ama evrimde öyle bir şey yok diyorlar. Bakın ben iki kutubuda kucaklıyorum. (Her kutup kelimesi geçtiğinde kutup ayısı ya da pil kutupları ile ilgili şakaları yapmayı bırakalı çok oldu, öyle bir beklentisi olan lütfen bu siteyi terk etsin ve kapıyı çalıp tekrar girsin.) Fakat evrim her yerde yok diyenler biraz "hesapsızca" davranmyorlar mı ?&lt;br /&gt;Bugün bir LC Waikiki gerçeği var. Zamanında ekmek parasını maymun baskılı tişört satarak çıkaran bu dostlarımız artık kareli gömlek, kanvas pantul, sipor ceket gibi şeyler satar oldular. Al sana maymundan insana bir yolculuk daha. Bunları gördüğünüz halde gözünüzü seveyim demeyin öyle evrim heryerde yok diye. Bak tekrar söylüyorum sizi de severim ama fanatik olmayın.&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Hakeza küçük bir yaşanmışlık olan BBG Zeki (03 Zeki, uzun siyah saçlı, oylamada hep sonuncu olmasına karşın bir türlü elenmeyen fakat buna karşın ne bir manitacılığını gördüğümüz, ne bir kavgasını ne bir sansasyonunu... Öyle kendi halinde takılan bir dostumuzdu ilk BBG'yi hakikaten 56 milyonun* izlediğini düşünerek anlatıyorum bunları (* O yıllardaki Türkiye Nüfusu)) kadar hayatımızda yer eden ve sadece matematik sevenlerin hayatında daha büyük yer edinen Thales'e ait olduğu söylenen bir söz var halen kabul gören : "Hiçbir şey yoktan var olmaz, varken de yok edilemez."&lt;br /&gt;Thales dayı hakikaten iyi kurtarmış zira Antik Yunan'da yaşasaydım onu ters ayak üzerinde yakalayarak heykel ederdim tek bir kontra soruda. Şimdi ise bu söze inanan ve güvenenlerin nezdinde Thales'in ruhuna da yöneltiyorum bu soruyu (Ruh çağırmaya inanıyorsun da blogtan ruha soru sormaya neden inanmıyorsun?) :&lt;br /&gt;Oğlum, evladım, Thalesim, sen hiç mi kız arkadaşından trip yemedin ? Eğer ki yedim dersen kendi kendini çürütmüş olacaksın zira bazı özel günlerde*(daha önceki bir yazıda konuşmuştuk bu konuyu, hatırlarsın) kadın tribi yoktan var olabiliyor. Bak ikinci kısımdaki "varken yok edilemez" dibine kadar doğru fakat ilk kısımdan özlü sözün çatlıyor.&lt;br /&gt;Sen bırak varlığı yokluğu üçgenine bakaydın, tanjanta kotanjanta vereydin ya konsantrasyonunu. Sen bilmezsin Antik Yunan'da yoktu bu bahsedeceğim ilke ama 2000'lerde tek yanlış tüm doğruları götürüyor. Tarih kitaplarından sildirirdim seni İlber Ortaylı gücünde olsam ama ballı adammışsın sıyrıldın bu tehlikeden.&lt;br /&gt;Son olarak tartışılması gereken ama kaçınılan bir konu var. Sene 2010 oldu hala muallakta.&lt;br /&gt;Dünya tarihi çağlara ayrılıyor hepinizin bildiği gibi. Fakat her konuda "Kafalarda soru işareti kalmasın" diyen insanlarımız bu çağların açılış ve kapanışı konusunda suskun kalıyorlar. Misal bir ortaçağ İstanbul'un Fethi ile kapanıyor bizlere anlatılana göre. Peki bir dünya insan aynı anda "Vaooov dostum Bizans yalan olmuş yaaa. Baba kapatalım biz bu çağı yaaaa" mı diyor ? Böyle yavşak konuşmuyorsa bile buna benzer bir ortak paydada buluşuyorlar mı ? Dahası bu çağ isimler kaç yılında bulundu ? Misal Fatih Sultan Mehmet ortaçağı kapattığının farkında mıydı ? NTV Tarih mi yanıtlar kim yanıtlar bu soruları bilmiyorum ama artık biri bizi bilgilendirsin bu konuda. Yarın öbürgün bilmediğimiz güçler tarafından bir anda "Bugüne bugün &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Açılım Çağındayız&lt;/span&gt;" gibi bir söylem ortaya atılırsa sonuçları ağır olur. Çağın post modern vebası oldu bu açılım kelimesi... Ve bir yazı da başladığı noktaya geri döndüyse tıpkı bunda olduğu gibi o yazıyı bitirmek gerekir yoldaşlar.&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanka, bereket versin bu sene de çok güldük, çok eğlendik. Seneye Allah kerim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-3575570064754079886?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/3575570064754079886/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=3575570064754079886&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/3575570064754079886'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/3575570064754079886'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2009/12/her-canl-paca-corbasn-tadacaktr.html' title='Her Canlı Paça Çorbasını Tadacaktır.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SziCk_z_JBI/AAAAAAAACTU/-tmF5zwJygE/s72-c/Fla%C5%9F+Forv%C4%B1rd.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-5926542260160472180</id><published>2009-12-16T01:10:00.002+02:00</published><updated>2009-12-16T01:29:00.961+02:00</updated><title type='text'>Hamd Olasıca Hayatlar !</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/Sx16IJW5XfI/AAAAAAAACQs/okgCx3A9K4E/s400/14105.jpg" style="margin: 0px auto 10px; text-align: justify; display: block; cursor: pointer; width: 300px; height: 200px;" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5412616607538699762" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Süleyman Demirel ve Nazmiye Demirel'in akıllara durgunluk veren bu benzerliği beni işkillendiriyor ama bunun konuyla bir alakası yok sadece yazı girişinde bir resim olsun istedim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Öncelikle şunu itiraf etmeliyim ki Recep Tayyip Erdoğan'ı da çok seviyorum ama ironi ve sarkazmı da sayın başbakanı sevdiğim kadar çok seviyorum. Bu bağlamda birazdan beni görüştürmenizi isteyeceğim lideriniz iki şeyi asla yapmayacağımı çoktan tahmin etmiş olmalı ;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;1- Asla "asla" demem.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2- Asla "Bir daha  içki yok" cümlesini kurmam.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;(Livırpul olsaydım ikinci madde asla yalnız yürü... Hadi neyse.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gün oluyor alkolü bırakmış adamı raydan çıkaracak tuzaklarla dolu bir yaşamı kendilerine şiar edinmiş dost meclisimden bir takım insanlarla &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25018258/"&gt;HADRON ÇARPIŞTIRICISI&lt;/a&gt;NDAN daha görkemli çarpışmalara imza atıyoruz. Kendi dünyamızda bir büyük patlama yaşıyoruz uçsuz bucaksız. Tabi akabinde alkol ciğerlerimizi atom bombasını az evel yemiş Nagazaki gibi kavuruyor ve derken kimi zamanda çifte kavrulmanın etkisiyle uyandığımız ertesi sabah takribi olarak bir damacana su içiyoruz (~ 19 litre) fakat dön dolaş aynı rakı sofralarında, o bizbize yaşadığımız küçük çaplı bira festivallerinde buluyoruz kendimizi. Adeta bir trojan var beynimizden içeri ŞerefeKanka.exe adında ve durup durup bizi dürtüyor "Haydi sofraya" diyerek. İşte yine öyle bir gecede kendimi Sarıyer'de buldum ay dostlar. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;O gece Sarıyer puslu... O gece Sarıyer karanlık...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ve Sarıyer... Uzun zamandır uğramadığım o kıyı ilçemiz... İster o gece ister başka bir gece olsun değişmez şekilde HAYVAN GİBİ UZAKMIŞ LAN DÜNYANIN GERİ KALANINA. Hayvan gibi uzak derken ciddiyetten ödün vermeyen bir Lama kadar mesafeli, yabani bir tilkinin bakışları kadar keskin demek istiyorum hiç şüphesiz. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bakın İstanbul'un geri kalanı demiyorum. Dünyanın geri kalanı diyorum. Çünkü abartıyı seviyorum. Ben bunu hep yapıyorum.  Evet, bir daha kolay kolay yapmam dediğim bir şey var ise (asla demedim) o da Sarıyer'e içki içmeye gitmek olur. Girdim bir Tekel bayii'ne "Işınla bizi Muammer dayı" dedim de o şekil zor dönebildim peyzajına kurban olduğum Bahçelievler'ine. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bazen karşılaştığımızda bazen de aklımıza geldiğinde kederlenir olduk sansürün interneti tükettiği, televizyonu naçar eylediği ile ilgili. Mp3 indirmeyen bizden değildir diyor, yeter artık kesmeyin şu sevişme sahnelerini diye masaya yumruğumuzu vurduğumuz sert çıkışlar yapıyoruz sansüre karşı. Fakat bazı bazı hiç mi rahatsız olmuyorsunuz internet ve televizyonun bizi özümüzden koparışından pek muhterem babadostları ? (Basenden uydurma hitap şekli yaratma da ömür boyu garanti veriyorum kendime.) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Zamane veletleri çarşı, pazar gibi bizi biz yapan değerleri çoktan yitirmiş ve birbirlerine "Gittigidiyor.com'dan ananas aldırdım bozuk çıktı" diyecek hale geldiyse, Despırıt Hauzvays'ı izleyen evhanımlarımız ordan gördüğü antik kuntik konseptler sonrası birebir onlar gibi olamıyorsam bile kendi doğu-batı sentezimi kendim yaratırım hallenmeleri yaşadıktan sonra oturup hindili börek, hindili kısır ya da hindi salatası yapıp eşi dostu çağırdığı "gün"e "Altın Şükran Günü" diyebilecek kadar utanmaz hamleler yapabilecek hale geldiyse varsın yasaklansın böyle internet, varsın cayır cayır yansın o televizyonun tüpü.(Doğru söyle lan... Küçükken sende ocağa bağlanan tüp gibi bişey sanmıştın di mi televizyon tüpünü ? Keko seniii ! Hahah... Hadi hadi tamam hepimiz öyle sanmıştık utanmana gerek yok) &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hiç öyle şey olur mu hanım yenge ? Hiç öyle şey olur mu teyze ? Hacı bacı ?&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Bakın Avrupalı'nın yalan yanlış taraflarını örnek alıyoruz toplum olarak ama onların bazı konulardaki rahatlığını ve "aşmışlığını" neden kendimize rol model olarak benimseyemiyor ve çelişkilerin içinde boğuluyoruz biraz da bunu tartışmamız gerek. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Farz-ı misal bir çoğumuz önümüze geldiğinde şokella tüpünü dibine kadar emikleyen çocuklar gibi şen bir şekilde dilli kaşarlı bir tostun gözüne gözüne vuruyoruz. Garsona "Kanka ! Bi' tane daha... Ver gelsin" diyebilecek kadar sınırsız bir aşk yaşıyoruz onunla. Fakat o tostun arasına sıkışan dilin sahibi olan danayı karşımıza alıp "Yerim senin o dilini ! Yerim !" diyecek olanlarımız o saniyede sapık damgası yiyor, toplumdan dışlanıyor, hatta hristiyan olanlarımız kiliseden afaroz ediliyor, hatta ve hatta Mason olanlarımız afişe ediliyor. Fakat aynı dananın dilini pişirip yersen hiç bir varyete kalmıyor ortada. İşte bu tip önemsiz gibi görünen çelişkiler benim bohem bir yaşam sürmeme neden oluyor hayatımın bazı dönemlerinde ve halkımızın her kesimiyle gerçek bir kucaklaşma yaşayamıyorum. Yine bu kucaklaşmayı güçleştiren bir diğer olgu ise töreler.  Bakın :&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SyJYM3F8z-I/AAAAAAAACRE/rEHUItSCOsc/s400/seal-heidi.jpg" style="margin: 0px auto 10px; text-align: justify; display: block; cursor: pointer; width: 325px; height: 325px;" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5413986680023338978" border="0" /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'Lucida Grande',sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px; white-space: pre-wrap;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: normal; white-space: normal; font-style: italic;font-family:Georgia,serif;" &gt;Seal ve Heidi Klum'un akıllara çılgınlık veren bu benzemezliği karşısında ise dizlerimizin üzerine çöküp "Hay sizin beşiğinizi kerten eller kırılsın." demekten başka bir çaremiz yok. (&lt;a href="http://godsyndrome.blogspot.com/"&gt;Godsyondrome&lt;/a&gt;'un kepi çınlasın.)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Fakat töre kutsaldır diyeceksiniz. Törenin dediği olur diyeceksiniz biliyorum. Benim hislerimi ise bir dönem futbolculuktan türkücülüğe yatay geçiş yaparak televole gündemlerine bomba gibi düşen Mustafa Uğur'un sadistliğini açık eden çalışması gayet güzel açıklıyor... Hep birlikte hatırlayalım "chorus"u :&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ölmem mi ? Beni taşlara vurun. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Aynı tabut içinde. Kardeşime götürün. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;*&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Tıpkı töre gibi çözemediğim bir diğer oluşum ise ülkemiz sınırlarındaki ortalama bir erkeğin bir dişiyi tanımlama biçimi. Burda biz bizeyiz. Yabancımız yok. Açık konuşmak istiyorum.&lt;br /&gt;Ben 25 senedir erkeğim. Hadi bunun ilk 12-13 senesinde sadece işiyordum oralarda bir gaz bulutuydum oraları geç. Sonrasında ilk hormonlar beynime, ikinci cemre ise suya düşünce, inceden de leylekleri izlemeye alınca olaylar biraz biraz şekillendiydi. Fakat &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;aradan geçen onca yıl a rağmen henüz bazı Türk erkeklerinin bayanları tanımlama kalıplarının mantığını kavrayabilmiş değilim.&lt;br /&gt;Üniversitedeki yıllarımda o sergüzeştşinas kantinde afacanlığa taban tabana zıt bir vakurlukta otururken yanımıza ansızın oturup ihale olarak kalan şahıslar olurdu kimi zaman. Kalk masadan desen diyemezsin. Sen gitsen yanlış anlaşılır. Küçük yer. Herkes gençliğin verdiği enerjiyle o dönemlerde birer serseri mayın. Ortamdaki gerginliği görse "Tetikteyiz" adında bir yarışmaya Şov Tivi'nin "start vermesi" an meselsi. Bir kişi bir diğerinin yanlışını görse çekiyor bazukayı ateşliyor hemen, öyle tekinsiz yıllar. Bende feyr pley'den yana hır gürü sevmeyen ortam Kofi Annan'ı gibi takılıyorum ve ses etmiyorum bu delifişek delikanlılar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;a ama onlar bazı günler tüm kantinde oturan insanlara ok gibi fırlayan bakışlar attıktan sonra bize dönüp şöyle ses ediyordu : "Manitalar da antilop gibiymiş."&lt;br /&gt;"Ömrü hayatında bir kez olsun kanlı canlı antilop mu gördün bre andavallı deyyus?" cümlesi tam dilimin ucuna geldiğinde ise patlayıp ölmeyen intihar komandosu infilağa doymazmış düsturundan hareket edercesine daha spesifik olan ikinci söylemlerine davranarak fısıldıyorlardı kulaklarımıza : "Hele o Şıvgagül yok mu... İlik gibi ilik!"&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;... Oğlum, ilik ne ulan ? Sen ilik ile kanı karıştırabilecek kapasitede birisin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formül basit :&lt;br /&gt;? + gibi + ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru işareti bir gün "Oooo ... O çok bomba ya... Kısrak gibi Kısraaak !" diye şekillenirken bir diğer gün "Öf be arkadaş... O da mermer gibi mermeeeer" oluyordu. (Sonra sağolsun bizim hastalıklı bir arkadaşımızda"Kiriş gibi"yi çıkardı. Fakat arkadaşımızın "O kız girdiği binaya destek kolon etkisi yapar, bina yıkılmaz" alt metnini bizlere vermek istediğini g&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;özlerinin içine bakar bakmaz anlamıştık.) Sonrasında uzunca bir süre bayan tanıdıklarımdan bu tip bir cümleyi ağızlarından kaçırmalarını bekledim. Belki bir gün onlarda "Kanka ! Geçen Hüg Cekmın'ın bir filmini izledim... O adam nedir ya öyle... Kiremit gibi kiremit !" demelerini ya da bir başka gün "Kanyon'da Kıvanç Tatlıtuğ'u gördük... Allah belamızı vere ki borcam gibi borcam !" desinler diye bekledim ama nanay. Nice olta salladım "Şu Kamu yönetimindeki Kerem sence de Yılan gibi değil mi yılaaan ? Hani bizim Serdar var tarla faresi gibi tarla faresi ! O tanıyor Kerem'i istersen kurduralım köprüyü ordan ruhun şenlensin." diyerek ama hadi bu sefer yoktan yere homoseksüel çöpçatan fişi yediğimle bumerang cehenneminde kala kaldım bir başıma altı üstü kızlarında buna benzer bir hitap şekli kullanıp kullanmadığını öğrenme çabası içerisindeyken. Cizvit rahiplerinin üzerine yemin edebilirim ki bu konunun ar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;dındanki sis perdesini bir türlü aralayamadığım için çok canım yandı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Eğer ki hayatının baharındayken mutasyon geçirmiş ve ninjalık sanatını layığı ile yerine getirebilen Leonardo adı verilmiş bir kaplumbağa olsaydım benim için şehrin hoyrat dehlizlerinde yaşayan koyu pembe kimono giymiş dev bir fare ne kadar önem taşıyacaksa, bugün herhangi bir konuda açılım yapabilmek de benim için o kadar önemli. Fakat herşeyin açılımı olmuyor. Tayyip Erdoğan'ın en büyük hatası şüphesiz ki bu oldu açılım ile ilgili. Ot açılımı, bok açılımı derken bizlerde açılımı bir saplantı kıldı fakat dediğim gibi papaz arada bir risotto yemek istiyerek bizleri pazara yollayabiliyor. Aslında bu bahsettiğimiz doğu-batı senteziyle karışık kültür yozlaşması dahilinde ele alınması gereken bir çağrı. Mağdur olmayın istiyorum ve o yüzden şimdiden uyarıyorum sizleri. Misal bugün bir &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Starbaks'a giderek kenardaki bir masaya tünedikten sonra "Usta bize 2 sıkma oralet  2 de makiyatto bi' de sana zahmet elli ikiyle king tablosu alalım" diyerek "Kıraathane açılımı" yaparsan halkımız arasında aynı portreyi farklı renklerde tek &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;bir resme sığıştırmasıyla tanınan sanatına francala bandığımın Endi Varhol'unun zamanında söylediği "Herkes bir gün 15 dakikalığına göt olacak" sözünü haklı çıkarmaktan başka bir şey yapmamış olursun ve bir paket "esmer şeker" kadar itibarın olmaz o mekanda. Mottoları tazeleyelim : Doğru yerde, doğru zamanda, doğru açılımdır &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;bünyelerde kan yapan. Madem açılım niyetlisiniz "Zenci açılımı" yapın.&lt;br /&gt;Öncelikle şunu belirtmeliyim ki zencilere karşı olan tavrım gayet net. Seçici-geçirgen hücre duvarı misali bende Seçici-ırkçıyım. Afrika'da aç bilaç doğan bir bebeyi görünce yavruağzı olsun gene üzülürüm ama bununla beraber kıtanın bir okyanus ötesinde bıdı bıdı konuşarak lüzumsuz derecede lüks ama bir o kadar da hanzo hayatlar yaşayan bir Snuup Dog'dan, bir Fifti Sent'den ya da bir Cey Zi'den tiksinmemem mümkün değil. Üstelik daha kötüsü bu  iblis insanlar belki de genç zenci vatandaşlarımızı kötü yönlendiriyor diye düşününce daha da üzülüyorum zira başkan Obama, aktör Denzıl Vaşingtın, golfçü Taygır Vuuds gibi türlü alanda başarılı olan ve diğer bir çoklarına kıyasla oldukça efendi olan ya da en azından öyle görünen zencileri gördükten sonra da ister istemez acaba çibanın başı repçi takımı mı şüphesinden kurtulamıyorum. Tabi kabahat repçi tayfası kadar yetişkin zencilerde de var. Çocukları boş bırakıyorlar ve çocuklar Snuup Dog'un çılgın yaşamını, Fifti Sent'in evini gösteren programı, Cey-Zi'nin götüyle himalayaları devirebilecek Biyons uğruna 2489104 aşiret düğünü gücünde para saçtığı haberleri izledikten sonra tabi ki onların şaaşalı hayatına özenecektir, ne bilsin çocuk. Bu konuda daha 14 yaşında çocuğunu karşısına alıp alttan alta mahalle baskısı gücünde "Biz senin doktor olmanı isteriz tabi ki" gibi türlü ayarı veren Türk ebeveyn duruşunu dünyaya tanıtmamız gerekiyor ve artık gavurların bazı kesimleri "18 yaşına kadar bakarım sonra kendi ayakları üzerinde dursun" artistliğinden vazgeçilirse dünya daha güzel bir yer olacaktır. Siyasileri göreve çağırıyorum. Duyulsun bu feryad figan.&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;img src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/Syd7NkoNgiI/AAAAAAAACRk/CXFWJr--xi4/s400/Kara+K%C4%B1na+Yollam%C4%B1%C5%9F+Yar+T-rex%27in+ellerine.JPG" style="margin: 0px auto 10px; text-align: justify; display: block; cursor: pointer; width: 400px; height: 241px;" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5415432550037160482" border="0" /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: center;"&gt; &lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'Lucida Grande',sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px; white-space: pre-wrap;font-size:medium;" &gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;T&lt;/span&gt;&lt;i&gt;arzımızı biraz değiştiriyor ve "&lt;a href="http://www.concoxions.com/blog/wp-content/uploads/2009/05/t-rex.jpg"&gt;Tireks'in Elleri&lt;/a&gt;" adlı sılov makamında bir şarkı ile sizlere veda ediyorum şimdilik... &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'Lucida Grande',sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px; white-space: pre-wrap;font-size:medium;" &gt;&lt;i&gt;-&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: center; font-weight: bold;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"  style="font-family:'Lucida Grande',sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 15px; white-space: pre-wrap;font-size:medium;" &gt;&lt;i&gt;RESİME DAİR ÇOK ÖNEMLİ FECİ KRİTİK NOT (&lt;/i&gt;Bana göre&lt;i&gt;) :&lt;br /&gt;Şarkıyı yağmurda söylediğine göre yanılıyor olamaz.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;B&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;öylece bir kez daha ayrılık vakti geldi çattı &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;gönül dostları...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;Sanmıyorum yeni yıla kadar yeni bir şeyler öksüreyim buralarda. O yüzden yeni yılın sizlere herhangi bir zibidilik getirmemesini dileyerek terk-i blogger eyliyorum.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-5926542260160472180?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/5926542260160472180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=5926542260160472180&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/5926542260160472180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/5926542260160472180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2009/12/hamd-olasca-hayatlar.html' title='Hamd Olasıca Hayatlar !'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/Sx16IJW5XfI/AAAAAAAACQs/okgCx3A9K4E/s72-c/14105.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-7073661535493064632</id><published>2009-12-01T11:15:00.007+02:00</published><updated>2009-12-01T15:07:56.310+02:00</updated><title type='text'>Ruanda'da bir kebabçıda 1,5 porsiyon Tutsi Kebabı sipariş ettim diye ortamdaki Hutu'lar maraza çıkarınca "Demokratik Kongo'nun gözünü seveyim" dedim.</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Bir dönem Kraliçe'ye  "Kurban bulamıyorsanız pasta kesin" sözlerinden ötürü dünya artistlik yapanlar bugün bir çok kurbanlığın elde patlamış oluşunu izlediğimiz bazı ana haberlere basiretsiz bir biçimde ve korku dolu gözlerinin ucuyla bakıyorlar. Tabi bu kurbanların bıçak darbelerinden ziyade ecelleriyle ölümü beklemeleri durumundan mütevellit bazı dostlarımız "Artık insanlar kurban kesmek yerine tatile çıkmayı tercih eder oldu... Aaah ah... Nerde o eski bayramlar" velvelesine sarılacaktır bunun da farkındayım fakat onlara da kontra-soru olarak şöyle atak yaparım : Asıl ben size soruyorum... Nerde o eski Bay Ram'lar ? Hele hele de 256 ram'ler... Şakaya gel ! &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Şu saniye itibariyle fayrfoksunu, eksplorırını ya da her ne halt internet tarayıcısı kullanıyorsa onu yeni açanlara tekrar bir hatırlatmada bulunalım ki bu bir eski bayramlara özlem söylemi değil bilakis günümüze yönelik bir savunma olacaktır. (O boku oğlu bok Ram esprisinden ötürü ise sadece vücut geliştirme sporuyla profesyonel olarak uğraşan ya da amatör olarak ilgilenen kaslı vatandaşlarımızdan özür diliyorum... Onlardan çekindiğim için değil, sadece içimden öyle geldi.) Bu "eski bayramlar" çılgınlığına ek olarak günümüzde en klişe eleştirilerden biri ise şüphesiz ki "Gençlerimiz geleneklerine sahip çıkmıyor ve bayrama bir tatil gözüyle bakıyor." lakırdısı. Kaslı ya da çelimsiz hepinizden özür dilerek bu hunhar eleştiriyi yapanlara önce Necmettin Erbakan ses tonuyla "Hassktirin ordan!" diyorum ve ekliyorum : Hiç sektirmeden istisnasız her bayramda (hatta utanmasalar cadılar/kabotaj bayramlarında bile) mahallenizin veled-i zinaları sabahın köründe sokağa fırlayarak çatapat, kız kaçıran ve benzeri maksimum irite edici sesi çıkaran havai cisimlerle apartmanınızın etrafında bir "Amerikan Bombardımanı" hissi yaratıyor mu yaratmıyor mu ? "Hay sizin geleneksel apaçiselleşmelerinize...! " cümlelerini kurdurtmuyor mu bizlere ? Hatta bu son soru edatından önceki kelimeye küçük bir müdahale yaparak tekrar soruyorum : Bizleri KUDURTMUYORLAR MI ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gençlerimiz kendi örf ve adetlerini, gelenek görenek, inanç değerlerini(oha) kendileri geliştirdi ve o kafada bir dünya yaşıyor. Sizin geleneklerinize uymuyor diye siz, yaşlılar olarak onları "yersiz" bir biçimde "yermeyin" sakın. Çok üzerlerine giderseniz bir çatapatta harcarlar sizleri.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hazır elde patlayan kurbanlardan ve bayramdan yana dertlerimizi öksürdüğümüz bir platrofma dönüştürdük burayı biraz da her sene ekranlarımıza konuk olan ve kendi kolunu bacağını kesen self-kasap arkadaşlarımıza çatalım hilal kaşlarımızı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Nedir arkadaş sizdeki bu bitmez tükenmez dana kesme sevdası ? Dana dediğin hayvan güçlü kuvvetli bir mahluk. Siz ise artık belli bir yaşın üzerindesiniz ve kıçınız başınız tutmaz bir hale gelmişsiniz, bi' de üstüne koca yıl evde bir kere bile mutfağa girip domates doğramaya yeltenmemişsiniz ama bayramdan bayrama bıçağı kapıp dananın boynuna dayamaktan geri durmuyorsunuz, tabi dana akıllı hayvan ve anında dansöz Asena gibi bir gerdan kırma manevrasıyla aradan çekilerek sizin ululardan ulu bir arabesk fanıymışsınız gibi dananın kellesini kavrayan kolunuza derin façalar atmanıza sebeb oluyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Dana kesmenin ayrı bi' mevzusu mu var diye düşündüm, hani evde %100 sığır etinden Vupır mı yapıyosunuz kendinize gibilerde fakat küçük bi' piyasa araştırması yaparak kuala kesseniz bile dön dolaş kavurma yaptığınızı öğrendim. O halde 5 dakikalığına olun ama akıllı olun. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İşi ustasına bırakın. Börgır King kessin danayı. Yemiyelim lahanayı.  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İğneyi elalemin kaba etine saplasak bile çuvaldız baldan tatlıdır. Bu yazıdaki bayram çuvaldızını ise babam haketti. Her bayram aynı nane. Arife gününden gidiyor ve kamyon damperiyle çikilatayı eve yığıyor. Bizim ev dergah ya da çocukların sevgilisi modunda mıyız peki ? &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yooooook be olluuuum ! 2 mahalledeki total velede yetecek kadar çikilatayı  önce salondaki kaseye yığıyoruz, üstüne dolapta rezervler yer alıyor. Sonra babam şöyle buyuruyor : &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;"Çocuklar gelirse şurdaki eski şekerlerden vericeksin, biliyosun."&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ey Babayaro o hal' neden aldın onca çuklatayı ? Neyse bayramın ilk günü oluyor, kapı çalıyor, kimseyi beklemediğimiz için çocuk olduğunu biliyoruz fakat koltuktan kalkıp gidip kapının gözünden bakıp "Çocuklar ya... Açmıyorum" demeye bile yeltenmediğimiz yetmiyor bi' de üstüne suratlarımızda acı bir ifadeyle halıyı keserek boş boş oturur halde buluyorum kendimizi sanki Fransa-Avusturya ortak yapımı bir sanat filmi çekiyormuşuz gibi.(Bitter'den ve çikilatayı paylaşmama hırsımızdan yola çıkarak filmin adı "Biter Çikolata" desem duyar mısın şakacılığımı parantezlerimde?) Hepsinden de beteri zaten evden pek çıkılmadığı gibi üstüne bi' de eve böyle kalori topacı materyalleri yığdımızdan kelli "bayram bilançosu ağır :  82 ölü" benzeri haberler gibi bizdeki bilançoda yekten 1-2 kilo arasında oynuyor ve Raga Oktay bizi görse aşka gelerek "Derdime derman işte Çukulat kız" şarkısını seslendirecek kıvamı yakalıyoruz. Tam bitti diyorum dolabın arkalarından bi' yerinden yeni bir paket çıkarıp kutsal kaseyi dolduruyor. "Baba Zula" dedikleri bu olsa gerek.  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Domuz gribi aşısından tam sayıyı bilmiyorum ama haberlerde duyduğuma göre yaklaşık olarak 8589347543895 doz sipariş edilmiş sağlık bakanlığı tarafından. Peki ben o bakanlığa dadaşlar diyarı Erzurum'un en yüksek tepesine çıkıp Raki Balboa'nın "Edriyııııııın" çığlığını atıyormuşçasına yüksek bir volümden sormaz mıyım şu soruyu :  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Vatandaşlık bilinciyle yanıp tutuşan  ve dahası "yazıktır, atılmasın çöpe, kalmasın o aşılar" düsturundan hareket eden bazı insanlarımız 6'şar 8'er o aşılardan vurulup sonra kontrolü yitirerek "domuz gribi aşısı bağımlısı" olursa bunun hesabını nasıl vereceksiniz ? Bu ülke bir de bar tuvaletlerinde kolunda domuz gribi aşısı şırıngasıyla kendinden geçmiş pırıl pırıl insanların görüntüleriyle sarsılırsa hiç mi utanmayacaksınız ? Sizi ilkokul ikideymişiz gibi dansa davet etmek isterdim ama bu şartlarda istifaya davet etmeliyim sizleri. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Gelsenize istifaya :))))))))) XOXO. (&lt;i&gt;Hey yavrum hey... Babanda mı gosip görl'dü ?&lt;/i&gt;)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;br /&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SwuSC0EDh1I/AAAAAAAACQc/EPpyebobRcM/s400/_zhan_Canayd_n.jpg" style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 354px; height: 216px;" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5407576354621458258" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;İlk Türk Zombi Filmi olacak Ada'nın fragmanını &lt;a href="http://arabolge.org/guzel-seyler/ada-zombilerin-dugunu"&gt;Arabölge&lt;/a&gt;'den izledim. Film daha fragmanıyla bile bende hayal kırıklığı yarattı zira gözlerim tırım tırım şanlı Galatasaray'ımızın ex-başkanı Özhan Canaydın'ı aradı baş zombi olarak fakat göremedim onu. Hadi ikna edemediniz Canaydın'ı bari makyajla zombilerin liderini benzeteydiniz dedim fakat o da yok... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Yandı gülüm keten zombim :(((((((((((((((( &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Belediyeye bağlı çöpçüler uzun süredir kafamı en çok kurcalayan meslek grubu. Araç ile gezip çöp toplayanlar kesin olarak çalışıyor, sırtında beyaz çuval teneke toplayan, kağıt toplayan adamlarda ekmek derdinde o da tamam. Fakat elinde süpürgeyle gezinen çöpçülerin çalışıp çalışmadığını nerden biliyoruz orası bir muamma. Ben samimiyetimle söylüyorum şu dediğimi yapardım. Zaten diğer bir çok iştede çalışanlar yeri geliyor dandik dunduk bir iş bitirse bile yeni bi' kuantum teorisi geliştirmiş gibi triplere giriyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Herkes bi' koşuşturma halindeyken çöpçü kişi yarım saat gezinip yerdeki çöpleri toparladıktan sonra 2 saat bi' kuytuda oturup çayını yudumlasa kimin haberi olur ve "Denetimi nasıl yapılıyor çöpçülerin?" sorusuna yanıt ararken her daim yaptığım gibi vikipedyaya başvurdum ve "Çöpçü" maddesinin altında son paragrafta yazanları aynen kopyalıyorum sonra da gidiyorum burdan,  bombaya bak hele : &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="  line-height: 19px; font-family:sans-serif;font-size:13px;"&gt;&lt;i&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87%C3%B6p%C3%A7%C3%BC"&gt;Genellikle ara sokaklarda ortaya çıkarlar. Korkunç görünmelerine rağmen içlerinde minicik bir kedi yatmaktadır, korkmayınız çevreye zararı yoktur. Uysaldırlar, çöpçüler üzerine birçok belgesel çekilmiştir. Ülkemizde nesilleri tükenmekte olduğundan MVKD (Milli Varlıklarımızı Koruma Derneği) tarafından güvence altına alınmışlardır...&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87%C3%B6p%C3%A7%C3%BC"&gt; &lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-7073661535493064632?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/7073661535493064632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=7073661535493064632&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/7073661535493064632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/7073661535493064632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2009/12/ruandada-bir-kebabcda-15-porsiyon-tutsi.html' title='Ruanda&apos;da bir kebabçıda 1,5 porsiyon Tutsi Kebabı sipariş ettim diye ortamdaki Hutu&apos;lar maraza çıkarınca &quot;Demokratik Kongo&apos;nun gözünü seveyim&quot; dedim.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SwuSC0EDh1I/AAAAAAAACQc/EPpyebobRcM/s72-c/_zhan_Canayd_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-3609157559110611621</id><published>2009-11-16T12:50:00.002+02:00</published><updated>2009-11-16T13:40:13.897+02:00</updated><title type='text'>Bahçelerde Beyonce, oynar gelin görümce...*</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Ekonomik krizle birlikte işten çıkarılanların yaşadığı acıları 3 maymunun aksine hep birlikte görüyoruz, duyuyoruz ve konuşuyoruz. Bu bağlamda yıllardır Uzakdoğu'da istihdam yaratabilecek imkanı varken muhtemeldir ki sırf hatun kısmısına ve üç beş kung-fu meraklısı bebeye şov yapmak uğruna 2-3 kişinin daha Holivud sermayesinden ekmek yemesine engel olan Ceki Çen ile ilgili konuşmalarda artık "Ceki Çen dublör kullanmıyormuş Kirve ! Hep kendi atlıyor, zıplıyor, taklalar atıyormuş o sahnelerde. Sette defalarca koşarken götünde bomba patlamış ve ölümden dönmüş ama vazgeçmemiş bu huyundan. Hakkat delikanlı adam... Aslandır Ceki aslaaaaan ! Bi' tanedir ! " cümleleriyle ona artık prim yaptırmayın çağrısında bulunmak istedim sizlere.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ceki ! Dostum bırak bu işleri. Zaten alayınız birbirinize benziyor illaki sana ikizin gibi benzeyen bi' dünya model vardır Uzakdoğu denilen o egzotik yerlerde. Fakat o insanlar bu ibişin dublöre hayır artistliği yüzünden şimdi hiç istemediği şekilde bir finans kuruluşunda sabahtan akşama kadar yardırıyor ya da daha şansız ve sokaklarda bir suşi parası için gelen geçene el açıyor, sokaklarda yaşıyor olabilir.... Yazık. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Camianın böylesi duyarsız insanlarla dolu olduunu düşündükçe daha da üzülüyorum. &lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402855413987879538" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 316px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SvrMX5uLKnI/AAAAAAAACOk/0zsy--C6ir0/s400/jackie_chan_tuxedo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Sen dublör kullanmazsan ben dublör kullanmazsam nasıl ekmek yer bizlere benzeyen insanlar sorarım sana Ceki Çen olacak pezzevenk ?&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kolomb huzurlarını kaçırmadan evel Orta Amerika'da huşu içinde yaşayan Maya Uygarlığı'nın vakti zamanında öksürdüğü "2012 yılında Dünya sefil olacak kehanetinden" yola çıkanların kimileri meşhur Marduk senaryosunun gerçek olacağını Marduk'un 2012'de yaldır yaldır dünyaya çarpacağını savunurken kimileri ise bunun bir kıyamet değil yeni bir çağın başlangıcı olacağını söylüyor. Bu coşkulu panik ortamı, bu 3 yılımız kalmış her boku yiyelim sonra yalan oluruz kaosuna bel bağlanması süreci bugünlerde beni ciddi manada yaralayan bir diğer konu. Hiç mi güvenmiyorsunuz bunca yıldır üzerinde yaşadığınız Dünya'ya be vicdansızın kızı veya oğlu... Be nankör kedi ? &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ben kefilim, Marduk 2012'de gelip bize çarpsın ("Canlandırma" aşağıda yer almakta ki bunca yıldır canlandırma yaparak canımızı sıkan ana haber hazırlayan tayfaya armağan olsun bu iğrenç "temsili resim") Dünya gezegeni bundan etkilenmek bi' yana Marduk'u çarpışma manyağı yapar. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hadi bakalım ! Hodri Marduk ! Çarpmazsan şerefsizsin ! Biz ne badireler atlattık sen bizim için kısa metrajlı Armegeddon filmi gibi kalitesiz bir yapımda oynuyormuşuz hissi verirsin ancak aşağılık gök cismi ! Yıllardır tek tabanca takılıyoruz ve bu durumdan yararlanıp "gezegen ocağı"ndan yandaşlarını toplayıp 15'e 1 gelip bize çarparsanız ayrı ama delikanlı olup teke tek gelirsende ağzını burnunu dağıtırız uzayda parçanı bulamazlar senin onu baştan söylüyorum peşinen. &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402862099761741314" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 313px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SvrSdEK4PgI/AAAAAAAACOs/sz77oMElpVw/s400/28_40_4---Road-traffic-accident--Redheugh-Bridge--Gateshead_web.jpg" border="0" /&gt; *&lt;br /&gt;Bayanlar,&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Sanıyorum ki bu bloğu okuyan 6-12 yaş aralığında insan yok bu yüzden rahatlıkla konuşabiliriz. Biliyoruz ki sizlerin PMS adı verilen belli dönemleriniz var. Bunlara bir takım reklamcı takımı "özel günler" diyor fakat nesi özel onu da anlayabilmiş değilim hepinizde bir "sıçarımağzına"cı yaklaşım bir tersleme meğili o da ayrı konu fakat aramızdaki bazı öküzleri tenzih ederek söylüyorum biz, erkekler olarak mümkün olduğunca bu dönemlerinizde size anlayışla yaklaşmaya çalışıyoruz. (Bugünde bende bi' liderlik tribi var niyeyse, az evel Dünya'nın adına Marduk'a kafa tutuyodum şimdi komple bi' cinsiyeti temsil eder açıklamalar yapıyorum yalan yanlış) Biliyorum ki benim gibi düşünen milyonlarca erkek var fakat bu noktada kendi adıma hepinizden bir isteğim var, tıpkı sizin bu "özel günleriniz" gibi erkeklerinde özel günleri oluyor ve bu özel günleri bir kısaltmayla STSR yani "Saç Traşı Sonrası Rezilliği" olarak ifade edebiliriz. Ne zaman ki bir erkeğin berbere gitme zorunluluğu geliyor sonra alıyor onu bir asabiyet, bir ottan boktan alınma halleri. Saçı kestirdikten sonra ayrı bir fecahat çünkü araştırmalara göre olmasa bile bana göre %82'si (bana göre dedim) bok gibi oluyor saç kesimlerinin (zaman zaman ben dahil) bu da beraberinde bir can sıkkınlığı, o saç kafaya yapıştırılmış bir saman balyasına kıyasla bir nebze insan saçına benzeyinceye kadar sürekli aynalardan kendini kesen, güvensiz bir hırtı çıkarıyor karşımıza. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Erkeklere karşı bu dönemlerde biraz anlayışlı olun, rica ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kredi kartıyla ya da banka kartıyla alışveriş yapmamak konusunda özel bir çabam olmasada piyasaya can veren bir nakit transferi anlayışına sahibim. Evet sahtesi basılan yegane para 100 liralık olabilir ve evet ben dışardan bakıldığında monopoli kasası kadar yüklü geziyor gibi görünmeyebilirim ama belli dönemlerde 3-5 liralık alışverişin akabinde 100 lirayı küçük esnafa ateşleyince karşılaştığım "Yoksa kalpazan mısın lan sen anten kılıklı?" bakışlarına artık yeter. Biz 100 liranın üzerinde ne basılıydı onu unuttuk sen ne adi herifin tekiymişsin böyle ballandıra ballandıra 100'lükler saçıyorum diye anlatıyorsun diyenlere ise tek sözüm ben istemez miyim ki parayı 50'lik halinde alayım ve hatta 20'lik olarak alayım muhasebegümecinden fakat zaten zor buluyoruz parayı ve maaşımı Jamaika Doları olarak verse bi' yolunu bulup TL'ye çevirttirecek raddeye geliyorum nice sefer, kalkıp bu şartlarda "Yavrum şunu 20'lik yapıp öyle getirir misin? Yine de beni sever misin?" diyecek riski alamam. Hakeza benim gibi kart kullanmakla yetinmeyip cüzdana da karşı duranlardansan başlıyorsun macerayla raks etmeye zira o 100 lirayı olur da düşürürsen tarihe kuvars harflerle sıçtığını yazdırırsın. Böyle olunca sürekli bir "Ya çalarlarsa 100 liramı :((((((((((( " korkusuyla yaşarsın hayatı. Burjuvazinin küçüğü olmak bile zor iştir kirvem. Bu bağlamda "Paramla rezil oldum" hikayesine farklı bir boyut kazandırdığı için işyerime, küçük ve orta ölçekli esnafa ve benim gibi temiz yüzlü birine "illegal puşt" bakışları atan Türk halkına sevgilerimi sunuyorum. Ayrıca yeri gelmişken bir diğer bakışlarından rahatsız olduğum AKP bıyıklı Akbil dolum görevlisi sanadır sözüm ; Bana ters ters baktıktan sonra camekandaki kısım küçük olmasa muhtemelen suratıma atacağın o anahtarlıktaki efes pilsen yazılı şişe açacağı büyüklüğünde taşlar düşe kafana emi güzel kuzum. (Yine belirtmek isterim ki böyle 100'lük 50'lik sohbetleri yaptıktan sonra ne küçük hesap adamıymışsın dedirtebilir fakat Akbil'de kalan ve 33, 47, 59, 61 gibi aktarma dahilinde bile asla kullanılamayan küsürat kuruşlar size de gıcığım. Vasıfsız pislikler. Bi' de aklıma bişey daha geldi metrobüse bindiğimde karışık çekme kaset versem size ve onu çalsanız yol boyunca lise servisi tadını yakalayarak daha hoş bir yolculuk yapmaz mıydık ey şöferler?)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5402092316690398290" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 311px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SvgWVywyvFI/AAAAAAAACNw/w9wj78ZgVD4/s400/7840.jpg" border="0" /&gt;Sinan Özen misali evlere servis sözümüz var sizinde onda gözünüz var diyerek bazı günler sabah uyandığımızdaki zihnimizi okuyan ocağıma pattes kızartması dikmiş Mekdanılds'ın tahriklerine kapıldım ve aradım onları geçen sabahlardan birinde saatler 11'i gösterirken. Amerikan obezitesinin altın kuralı olarak içine fazladan peynir koyulmuş bir adet big mek'i evime postalamasını istedim telefonu açan naif olduğunu tahmin ettiğim kişiden. Fakat ne dese beğenirsin ? &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;strong&gt;Abi, usta henüz gelmedi ve fırını yakmadık o yüzden big mek veremiyoruz.&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Kendimi tutamayıp "Seni lanet olasıca palyaço Ranıld lanet Makdonald ve senin o lanet big lanet mek'in" dedim ve bir hışımla evi terkeyleyerek en yakındaki markede (bilerek yanlış yazdım böylesi hoşuma gidiyor) doğru seyirttim. Gözlerimle rafları bir Terminatör edasıyla kesip "Hedefe kitlendim" diyeceğim materyali ararken bir süprizle karşılaştım. Şölen markasına sahip Octavia bir zamanlar Milka'ya ait kölesi olduğum ve cennetteki meyvelerle aynı tadda olduğuna inandığım Lila Pause'u tekrar sunuyoruz sizlere vaadinde bulunuyordu bana. Çikilata ve pirinç patlakları dendiğinde bir çoğunuzun aklına Nesle Kranç gelebilir fakat kranç teknik olarak çikilatalı pilav ise Şölen'in Octavia'sı samimiyetimle söylüyorum ki çikilatalı pilav üstü kuru. (Du' bakalım sonumuz hayır olsun) Tavrım net oldu Octavia'dan aldığım ilk ısırıktan sonra : Çığlık attım ve marketin "Kavun'da indirim bir saatliğine kavunun kilosu 39 kuruş" diyerek o bölgeye doğru bir galeyan yaratan goygoycunun mikrofonuna el koyarak "Müjdeler olsun a dostlar sonunda alemlerin en yüce tatlısı tekrar karşımızda." diye bağırdım. Olur da o markette değilsindir diye bu hikayeyi burda tekrarlamak istedim, ürün başına Şölen'den 2 kuruş komisyon alacak kadar küçülecek biri olmadığımı ve sadece herşeyin en iyisini hakeden Türk Halkına bir iyiliğide benim yapmak istediğimi belirtmek isterim.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;* &lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;Nihai olarak konu başlığında belirttiğim bir konuyla ilgili bir merakım var. Kına geceleri yapıyorsunuz, yüksek tepelere ev kurmasınlar, babanın atı annenin yelkeni(anneye bakar mısın ? Baba biniciliğe, anne yelken sporuna gönül verdiyse bu ailenin hayvan gibi zengin olması gerek miyor mu bu ne biçim bir halkın bağrından kopuş görüntüsü altında kendiyle çelişen türküdür arkadaşım ?) vesaire bunların hepsine artık alıştım fakat o kınayı ölümüne yakmak da neyin nesi ? Hadi bi' parça kına sürdünüz örftür adettir dedim geçtim fakat küçücük çocukların eline 3.dereceden yanık efekti veren kına yakmanın manası nedir ? Daha kötüsü niye bilmiyorum fakat bazı vatandaşlarımızın elinde o kına sanki 10 saniye evel bok avuçlamışlar izlenimi verecek şekilde renkleniyor. Hadi iğrençleşmiyim ve bunu söylemiyim dedim ama beni zorda bıraktınız. Kalkışmayın böyle travmatik işlere.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-3609157559110611621?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/3609157559110611621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=3609157559110611621&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/3609157559110611621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/3609157559110611621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2009/11/bahcelerde-beyonce-oynar-gelin-gorumce.html' title='Bahçelerde Beyonce, oynar gelin görümce...*'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SvrMX5uLKnI/AAAAAAAACOk/0zsy--C6ir0/s72-c/jackie_chan_tuxedo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-3785949879139773971</id><published>2009-11-05T17:20:00.001+02:00</published><updated>2009-11-05T17:26:16.865+02:00</updated><title type='text'>Elalemin ağzı çorba değil ki dökesin...</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400590144981257250" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 208px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SvLAH5EVTCI/AAAAAAAACMw/GIUOiYZiB2c/s400/yec%C3%BCc-mec%C3%BCc.JPG" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ülkeyi Akp değilde "Liberal Hollandalılar Partisi" yönetse şüphesiz ki Seksten Sorumlu Devlet Bakanlığı gibi şu anda varolmayan bir bakanlık türeyecek ve bu koltuk için en önde gelen adaylardan biri eksperliğini şakacı bir şekilde "seksper" olarak ifade edilebilecek derecede bizlere her fırsatta gazlanan Haydar Dümen olacaktı. Yıl sonunda kameraları karşısına alıp "Hizmet sürem boyunca vajinusmuslar ve eşcinsel boşanmalarında ciddi azalmalar oldu, özellikle sado-mazo haklarının korunmasında da büyük mesafe kat ettik ve bakanlığımızın teşvikleriyle muhtelif bölgelerde seks şop'lar açıldı" gibi bir "Biz yaptık" raporu bile sunabilirdi belki. Fakat ister bu makamda olsun isterse de Esra Ceyhan'ın programına çıkıp cinsellik üzerine en doğru açıklamaları yapsın ben Haydar Dümen'in o Kung-Fu ustasından hallice saçlarını ve o beyaz bıyığını görünce söylediklerini ciddiye alamıyorum. Tıpkı daha önce bu platformda kendisini eleştirdiğimiz Murat Dalkılıç arkadaşımızın şarkısında belirttiği sesi sayın Dalkılıç'a Lafontenden masal gibi gelen kız tadında Haydar Bey'in söyledikleri benim kulağıma "Yuuzıskin yiraneeee ne ju lieeeee hogorosaydo hieeeeğee" gibi Korece konuşan birinin anlattığı karate teknikleri gibi geliyor. &lt;/div&gt;*&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hakeza Yiğit Bulut bana bir ekonomistten çok bir "parti boy", bir "ortam yamyamı", bir "tiki star" rengini veriyor ve "evet belki ekonomi konusunda alemlerin yıldızı olabilir ama bir gün gerçek yüzünü daha fazla saklayamayacağı bir durum ile yüzleşeceğiz." heyecanıyla izliyorum onu. Bir gün canlı yayında "Aslında reel faizlerin de etkisiyle konjönktürel olarak 4.periyodda Türkiye Ekonomisi büyüme kat edebilir" gibi bir cümle kurduktan "Yeter ulan ! Daha fazla saklayamıycam bazı gerçekleri" dedikten sonra masa altından bi' kutu Börn ve Absolut votka çıkarıp ve önündeki kahve kupasında bu ikiliden bir karışım yapıp kafaya dikip akabinde bağıra bağıra "Nıı nıı nııı nırı nırı nıı nıı nı nıı nı nııı...Eko no miiii end den cast Borsaaa... Til ay ken get maaay Sedısfekşın... Sedisfekşın... Sedisfekşın..." türküsünü seslendirirken diğer yandan hello cellolukta zirve yapmış disko dansları sergilemesini bekliyorum onun... Kusura bakma Yiğidim... Ben bazı bazı şekilci biriyim kamera önündeki insanları değerlendirmek konusunda ve sende bunun kurbanı oldun. Büyük usta Kayahan'ın da dediği gibi Jöle Saçlarından Sen Suçlusun. &lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400589422570116226" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 221px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SvK_d14GFII/AAAAAAAACMg/7AbJ6uVoEEM/s400/partiboyseniiiiiiiii!!!!j%C3%B6lesiakas%C4%B1ca!!!!.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399785134222285746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/Su_j-GTBG7I/AAAAAAAACLY/HQ2ger_8zMY/s400/baksen.JPG" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Şekilciliğimin hiç mi olumsuz yönde kurbanı olmadım ünlü şahıslar konusunda ? Tabiki oldum. Al sana son örnek. Yıllar yılı "Beyefendi adam" dediğimiz Metin Özülkü'yü tanıyamamışım. Biraz araştırma yaptıktan sonra kendisinin&lt;span style="font-size:78%;"&gt; ercan saatçi (cins isim kuralı gereği küçük harfle yazıyorum)&lt;/span&gt; ile olan diyaloğunu internet üzerinden izlemek ve hayretlere gark olmak mümkün. &lt;span style="font-size:78%;"&gt;ercan saatçinin &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;tavrı beni pek şaşırtmadı fakat ya Metin Özülkü'ye ne demeli ? Meğer o hazan mevsimlerinde çalılıklarda elinde gitar romans yüklü bakışlarla "Ölüm ol da düş peşime ecel ol da al başımı..." diye yardıran o naif adam cümlenin sonunda içinden "Al A.q.!" diyormuş da ruhumuz duymamış. Artık onun albüm kapağını yukardaki gibi görüyorum (Ki o uzaklara fırlattığı keder dolu "Ev geçindirmek, aile bakmak zor işmiş lan, hayat başladı resmen öğrenciyken rahattık... " bakışıyla nasılda manidar duruyor rötuşlanmış albüm kapağı değil mi?) ama artık geçti. Bu konu üzerine çok fazla konuşulabilecek, küçük gibi görünen ama bir evliliğin yıkılmasına sebeb olabilecek farklı nüanslarıda barındırıyor ama o kadarını yazmak istemiyorum. Biraz düşünsen kafanda şekillenebilir hikayenin geri kalan kısmı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;em&gt;Not : A.q. kısaltması İngilizce Average Quality yani "ortalama kalite"nin kısaltmasıdır ve düşündüğün gibi herhangi bir küfür içermez.&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5400543658914884338" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 302px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SvKV2C-cKvI/AAAAAAAACMQ/h1n3BBLrx4U/s400/twitsaba.JPG" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kafanda şekillenebilecek bir diğer şey ise bırak birazı hiç düşünmeden sende şekillenebilecek olan Saba Tümer'in Twitter sayfası. Her ne kadar Saba Tümer Twitter'a yazdıklarını "korumalı" yapmış olsada kendisinin iki kelimeyi bir araya getiremediğini bildiğimden ötürü yukardaki tabloyu hazırladım ben senin için. Bir çoğumuz akıllı uslu cümlelerle uzun uzun konuşurken onun &lt;a href="http://video.google.com/videoplay?docid=2029457706320871566#"&gt;Elmo'&lt;/a&gt;dan farksız bir iş yaparak (aslında Elmo daha sevimli bu kadından) kamyon damperiyle para kazanması bana dünyanın ne kadar acımasız bir yer olduğunu bir kez daha hatırlatıyor... O yüzden Saba Tümer konusunda uzun uzadıya konuşmak istemiyorum. &lt;/div&gt;*&lt;br /&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5399785500280582274" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 376px; CURSOR: hand; HEIGHT: 304px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/Su_kTZ-HcII/AAAAAAAACLg/FU3BH2--5Kw/s400/berabery%C3%BCr%C3%BCd%C3%BCkbizbuyollarda.JPG" border="0" /&gt;Hafiften Star Gazetesi kafası yaşayan ve standardım dışında az yazı çok resim barındıran bu yazının sonuna gelmiş bulunuyorum. Yazıda sıklıkla etkisi gözüken "Selam olsun sana &lt;a href="http://suurfuhusu.blogspot.com/"&gt;Şuur Fuhuşu&lt;/a&gt;... Selam olsun sana ay dost !" havasından kopamama durumu benide şaşırttı (Seni şaşırtmış mıydı ki "de" kullanma gereği duydum ? Hadi bunu tartışalım ) ama hep söylediğimiz gibi : Mukadderat. Alnımızda ne yazıldıysa o... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Oldu olucak madem resimlere bakıp yazıları okumayı sevmeyen bir toplumun bireyisin bi' de Usta Yoda şakası yaparım sana ve öyle terkeylerim bu diyarları... (Madem konu genetiği değiştirilmiş ünlüler gibi gibiydi sezon finalinde biraz da gizemli olan bir "Dikkatli bak şaşır" şeysiyle bitirmek gerekirdi.)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Not : Her yazıda belirtmekten usanmadığım konu &lt;a href="http://www.wingmandergi.com/"&gt;Wingman&lt;/a&gt;'e de değinelim. Kasım sayısı içerik olarak abazyo gençlerimiz peyderpey değil bilakis bıçak gibi yapılan bir "konsept açılımı" nedeniyle belki bir nebze bedbaht kalabilir mamafih şu da bir gerçek ki pür-i pak bir içerik ile geri döndü. Bende weblog'du ve rövanşa güvenen adamdı derken yine Bab-I Ali'de yetişmiş olmamın verdiği etik anlayışı doğrultusunda bildiğim tüm gerçekleri kimsenin kalemşörlüğünü yapmadan anlattım. (Ayrılarak WingPenguen adında başka bir dergi çıkaracağım ise küllüm yalan bir iddiadır, inanmayasınız böyle şeylere)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-3785949879139773971?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/3785949879139773971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=3785949879139773971&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/3785949879139773971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/3785949879139773971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2009/11/elalemin-agz-corba-degil-ki-dokesin.html' title='Elalemin ağzı çorba değil ki dökesin...'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SvLAH5EVTCI/AAAAAAAACMw/GIUOiYZiB2c/s72-c/yec%C3%BCc-mec%C3%BCc.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-8939051752253764962</id><published>2009-10-14T13:11:00.009+03:00</published><updated>2009-10-14T14:00:50.117+03:00</updated><title type='text'>Farmville'den geldiniz, rezil ettiniz güzelim İstanbul'u.</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Haftaiçi her sabah seda sayan programı istikrarında tiksintiye sebebiyet verebilecek işyerine doğru yardırış serüvenim üç aşamadan meydana gelir :&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;1) Evden kaçta çıkarsam çıkıyım fiks aynı modellerle karşılaştığım Metrobüs istasyonu yolu : &lt;span class="Apple-style-span" style="FONT-WEIGHT: normal"&gt;Yaklaşık 10 dakikalık bu süreçte her gün aynı bankacılar, aynı liseliler ve aynı dilencilerle pişti oluyorum ve vaziyet böyle olunca şöyle bir nane belirdi kafamda :&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Her gün Akbank'ın önünde bekleyen bankacıların isimleri Kemal, Nurten ve Selçuk. Nurten hayırlı bir kısmet, Kemal ise çalıştığı şubede "müdür" olmayı hayal ediyor. Selçuk'un ise kafası karışık. Aslında "sıçarım çarkına, çarkının dişlisine... Vay senin das kapital... İçmem suyundan içmem" diyip çekip gitmek istiyor ama bir diğer yanıyla oraya mecbur o, bilemezsin. Biraz daha ileride duran ve günün birinde üzerinde sahte dahi olsa Liverpool forması gördüğüm her gün aynı yerde oturduğu için kaldırım taşında götünün izi çıkmış dilencinin adı ise Fernando Gaspar. Fernando aslında İspanya gizli servis ajanı ama burda gizli görev ayağına dilenci pozunda. Yıllar evel Valensiya'nın Pezzo beldesinde yaşayan Pilar Domingez'i sevmiş fakat kızın ailesi Gaspar soylu bir aileden gelmediği için kızı vermemiş. Pilar'a kaçalım demiş, buluşmuşlar fakat kızın abisi Huan tam kaçarlarken Pilar'a sırtına bıçak atarak kıymış. Bu olayın travmasıyla hayattan soğuyan Gaspar da gizli servise katılarak ülkeden kaçmakta bulmuş çareyi. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Köprünün kah en başında kah ortalarında karşılaştığım dünyanın en savruk yürüyüşüne sahip ve bir deniz anası kadar eklemsiz olduğunu düşündüğüm kız ise bir gün manken olacağının hayalini kurarak yaşıyor. Bir eczanede çalışıyor ve adı Pervin... &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bu isimleri ve hayat hikayelerini onlara ben uygun gördüm ve bu sayede biz artık bir aileyiz. Bir gün Selçuk'un kredi kartı satışına çıktığını tahmin etsem bile onu göremeyince ya çekip gittiyse diye endişeleniyor, Gaspar'a birisi adres sorarsa dilsizdir o diyerek foyası ortaya çıkmasın diye durumu kurtarmaya çalışıyor, Pervin savrulurken bi' yandan "Seni ünlü yaparım" diyen ve Etiler'de yalandan bir ofisi olan Serdal'a mesaj yazıyorsa heyecandan önünü görmediği için ("Strit Faytır'daki Zangef gibi döne döne yumruklama hareketi") bana çarpar diye kenara kaçılıyorum. Malum insan akrabalarını seçemediği gibi yolda karşılaştığı insanları da seçemiyor. O yüzden onları böyle kabul etmekten başka çarem olmadığını kabullendim ve böyle daha mutluyum.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="FONT-WEIGHT: normal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;b&gt;2) Büyükşehir Belediyesinin sabahları "Metrobüs Şovalyesi" akşamları "Körük üzerinde benzersiz raks" adını verdiği operasyonun başarıyla tamamlanması&lt;/b&gt; : &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Fransa'da Lö Metrobü, Almanya'da Das Metrobas, Kore'de Hilarisaydooooo Biyanneeeeee ! gibi farklı şekillierde anılıyor olsa da metrobüs ortadan özgürce yardırabilme özelliği sayesinde her ülkede yaklaşık bir cevvalliğe ve atakanlığa sahip. Fakat Türkiye'nin muhtemeldir ki nüfusuna bağlı olarak diğer ülke metrobüslerinden farklılaştığı bir nokta ve bir misyonu var : Her geçen gün "Bir otobüse en fazla kaç kişi sığabilir?" rekorunu geliştirmek. Tabi böyle olunca ne oluyor ? Metrobüs hız kestiği gibi içerdeki insanlar arasında yoktan varolan erkek-erkeğe, bayan-bayana ilişkiler peydahlanıyor. Muhafazakar bir belediye başkanının eşcinsel ilişkileri dolaylı olarak da olsa arttıran bu iblis vasıtayı hizmet olarak sunması ne yaman bir çelişki. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Lakin belli bir yaşanmışlığın ardından Japon kağıt katlama sanatının insan vücudunda da uygulanabileceği ve bıyıklı biriyle 14 santim mesafeden adeta tango yapıyormuşçasına bir yakınlıkta 9 durak gidilebileceğini anlıyor insan. Herşeye rağmen cart curt bakanı geldi diye yollar kapandığında ya da yağmur yağdı böyle oldu düsturundan hareketle trafikteki araçların park halinde beklediği durumlarda tıngır mıngır da olsa ilerlemenin keyfini yaşattığı için ona minettarım.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;b&gt;3)&lt;/b&gt; &lt;b&gt;"Son Durak" adlı gerilim filmine hoş bir alternatif olarak &lt;/b&gt;&lt;b&gt;"Kanlı Patika" : &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;Bu süreç metrobüsten işyerine kadar giden yolu kapsıyor ve beraberinde iki bombastik alt-süreci getiriyor. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;b&gt;3.1) Köprü trafiği : &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Köprü trafiği dendiğinde boğaz köprüsü zihinlerde belirebilir ama onun dışında trafiği olan bir diğer üst geçitler var. Hemen metrobüsten indikten sonra oluyor bu nane. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Belediyede üst geçitlerin inşaasından her kim sorumlu ise kendisi bazı semtleri Hobbit köyü sandığından ve köprü genişliğini 1,5 insan boyutunda yaptığından ve üstüne bonus olarak seyyar satıcıların o 1,5 insanlık genişliğin 0,75 insanlık kısmını kaplaması sebebinden ötürü metrobüsten indikten sonra Sefaköy ve İncirli-Ömür üst geçitlerinden tekrar kara parçasına ayak basana kadar Kemıl Trofi'de çamura saplanmış bir jipin yaşadığı kadar zor anlar yaşıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Son bir haftadır her ne kadar engelliler için yapılmış olsa da ara ara o darlıktan ve kağnı temposundan darlanıp rampa tadındaki merdivenlerden inen insanların aslında basamaklı merdivenleri ne kadar rahatlattığını anladım. Zira sağolsun ekipler yıkmış engelliler için yapılan merdiveni ve böyle olunca ciddi ciddi 5 ya da 6 dakika köprü ortasında bekler, adım adım ilerler olduk. Bazen bu zincirleme insan hamlamasının arasına 120 kilo bir dayı ya da 70 yaşlarında bir teyze sıkışıyor ki işte biz o gün tükeniyoruz. Tabi bu sıkıntılı boyutuydu olayın. Bir de tehlikeli kısmı var : &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;b&gt;3.2) Ofis insanının önümden yürüyerek benim için yarattığı ivme kaybı : &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İşte bu gerçekten can sıkıcı. Metrobüsten indikten sonra "iki yol var" Mavi Sakal'ın da yıllar evel bir şarkısında bahsettiği gibi ve ben hangi ben bazı gün birinden bazı gün diğerinden gidiyorum. Gel gör ki nasıl bir piştileşme bahtsızlığına sahipsen o gün aynı yoldan ofiste karşımda oturan bayan da yürüyor oluyor. Üstelik yine niye olduğunu bilmiyorum ama onu hep 3 metre yakınına geldiğim zaman farkediyorum ve sancılı süreç başlıyor. Aheste çekelim kürekleri felsefesiyle yürümeyi kendine ilke edinmiş bu bayan benimde hızımı kesiyor. Karşı kaldırıma geçip ordan hızlı hızlı yardırıp tekrar onun olduğu kaldırımda takribi olarak 25-30 metre mesafe bıraktıktan sonra önüne geçene kadar "Ben giderim o gider, peşimde tın tın eder" sözünün can bulmuş hali oluyoruz onunla. Peki bu amansız kaçışımın sebebi ne ? Birincisi yavaş yürüyor. İkincisi yürüdükçe konuşmak mecburiyetindeyiz ve ben sabahları müzik dinlemeyi seviyorum. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Haftanın beş günü bu iş yolculuğu, iş bayıklığı ardından iş değiştirmeye yönelik tribasyon-zaman grafiğim aşağıdaki gibi oluşmakta : &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391992717900644194" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 400px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 300px; TEXT-ALIGN: justify" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/StQ0zxX1_2I/AAAAAAAACFo/fqC1klOg8v4/s400/tribasyon-zaman-grafi%C4%9Fi.JPG" border="0" /&gt; &lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Durum böyle olunca "iş" olarak :&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Kah Dominos'un Extravaganza adını verdiği "bol mikarda herşeyli" muazzam-ı hamuruna münhasır pizzasına rakip olarak piyasaya &lt;i&gt;Extramaganda&lt;/i&gt; adını vereceğim bol miktarda kokoreçli ve tantunili bir pizza sürmek geçiyor aklımdan kah korsan kitap işine girmek... &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Fakat korsan kitap konusunda biraz daha farklı planlarım var. Direk olarak yazarın korsanı olmak düşüncesindeyim. Misal Cezmi Ersöz adıyla "Yaban Mersinimsi Sevişmeler" ya da Tuna Kiremitçi adıyla "Yelken Açtım Aşkın Labirentlerinde" gibi bi' kitap yazsam it gibi satar gibime geliyor. Hatta baktım satışlar iyi gidiyor daha da büyük düşünüp Gabriel Garcia Marquez adıyla "Bağbozumu Hüsranı" ya da Paulo Coelho adıyla "Nevrotik Bahçivan" gibi kitaplar bile yazılabilir. Sanırım bunlar son kozlarım. "Hayat zor" derlerdi de bıyık altından hassktir derdik eskiden fakat haklı çıktılar. Hatta bu görüşe o kadar hak verir oldum ki bayramlarda kapıyı çalıp şeker isteyen çocuklara asla kapıyı açmıyorum. Belki cimri pezevenk iki şeker alıp dağıtmayı çok görüyor bize dedikten sonra boyunları bükük ayrılıyorlar kapımdan ama farkında olmadan onlara önemli bir hayat dersi veriyorum aslında : "Bize hep söylendiği gibi hayat zor ve süprizlerle dolu. Hayatta her çaldığınız kapı suratınıza açılmayacağı gibi bazıları açıldıktan sonra suratınıza kapanabilir, bazı bazı ise açılan kapının ardından yüzünüze gülen birisi tam size şeker verecek sanırken elinize ayşekadın taze fasulye bırakıp kapıyı yüzünüze kapatabilir." (Tamam lan tamam, şeker almak da işime gelmiyor ama daha öncelikli olarak didaktik olma derdindeyim.)&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Geçenlerde bir alışveriş merkezinde "Komşu Fırın" adındaki yere girince daha iyi anladık bunu. Daldık içeri, bir afacan hamur işi, ıspanaklısı, sosislisi ve patateslisi var. Adı : Börekitas. Yunan gıdası mıdır nedir lan galeyanına getirmeye çalıştığım arkadaşım bu provakatörlüğüme gelmedi ve bir adet sosisli börekitas alıp 1 lira verdi karşılığında. Sonra şunu farkettim. kilosu 22 liraydı. Uzunca bir süre kasada duran adamın gözlerine baktım ama haykırmak istediklerimi anlamadı. Oysaki şuydu gözlerimdeki bakışın manası : &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;"Be pezevenk... Patetesin kilosu, ıspanağın kilosu ve sosisin kilosu aynı fiyat mı ? Değil... Peki neden patatesli de olsa sosisli de olsa börekitasın fiyatı aynı ? Senin bu yaptığın kitapsızlık değilde nedir ?"&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Şüphesiz ki Oya Başar olsaydım kulağımın kenarında bir çiçekle sanki altıma sıçıyormuş gibi bir ifadeyle "Ülkenin kasasının başında duranlara yıllardır bakıyoruz ama bizi anlamıyorlar anacığım" gibi bir mesaj verirdim yazının sonunda ama Allah'ıma bin şükür ki zerre alakamız yok benzerlik olarak. Gene de düşünmeden edemiyorum a dostlar : &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;Bir civcivin rahatlıkla yarım günde yiyebileceği bir börekitas, 600 lira maaş alan bir adamın ayda kazandığı paranın 600'de 1'i yani yaklaşık 1000'de 16'sı ise nasıl olacak bu işler ? &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;Bu yazıyı saygıdeğer Yeşilçam emekçisi Sayın Tolga Savacı Bey'e ithaf ediyorum... &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;i&gt;(Ona bakarsan yazının başlığınında bi' alakası yok yazıyla... O değilde bu mu garibine gitti?)&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-8939051752253764962?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/8939051752253764962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=8939051752253764962&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/8939051752253764962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/8939051752253764962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2009/10/farmvilleden-geldiniz-rezil-ettiniz.html' title='Farmville&apos;den geldiniz, rezil ettiniz güzelim İstanbul&apos;u.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/StQ0zxX1_2I/AAAAAAAACFo/fqC1klOg8v4/s72-c/tribasyon-zaman-grafi%C4%9Fi.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-635547920905970806</id><published>2009-09-28T12:35:00.005+03:00</published><updated>2009-09-28T12:47:22.144+03:00</updated><title type='text'>Gereğinin yapıldığını farz ederim.</title><content type='html'>&lt;div style="TEXT-ALIGN: center"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5385011496222827842" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 329px; TEXT-ALIGN: justify" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SrtnbL_BpUI/AAAAAAAACC4/4ZhqGIWRubQ/s400/k%C4%B1ymetlimis.JPG" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bir gece ansızın, hesapsızın, vurdumduymazsızın bir şekilde, Kral Tv musiki ödülleri gecesindeyken, "en iyi çıkış yapan erkek sanatçı" ödülünü sahnede büyük bir kıvanç ve mağrur bir "smayli" ile kucakladığım o özel anda ve o gurur dolu basma-kalıp teşekkür konuşmalarından birini yapmak üzereyken Kanye West yamacıma yanaşsa ve lafımı balla keserek "Dostum ! Tuğkan senden daha iyi bir çıkış yaptı, ödülü o hakediyordu çünkü Tuğkan'ın Teke Zortlatmasında bile çok sevdim seni adlı şarkısı son 25 yılın en büyük müzik olayıdır" deme ihtimali açıkçası beni çok da ürkütmüyor. Ürküntülerim daha başka başka... Farz-ı misal-i lugat it Türk ; baliyi ya da tineri burun nahiyesinden Tarkan tadında hüp diye içine çekmek suretiyle "bir tatlı huzun almaya geldim Pensilvanyadan" diyen "gizli vampir" bir arkadaşımızın yanından geçtikten sonra sırtım dönük iken peşi sıramdan koşarak beni bıçaklaması ihtimalinden ya da hamile bir kadını taşıyan "fest end furyus", "şad ap end draaayv draaayv draaaayv" kafalı Rihanna yan koltukta oturuyormuşçasına bas gaza aşkım bas gaza bir anten tarafından ya da niid for spiid düşkünü 250'yle gider kış günü olan bir insan evladının, baba olmadan önce katil olması ihtimalini doruğa çıkarır şekilde ters yönden gelerek bana çarpması ihtimali ciddi bir biçimde beni ürkütüyor. Ben istemez miyim o gencin madde bağımsızlığını ilan etmesini ? Ben istemez miyim o kadının cep telefonuna "2 saat içerisinde doğum yapacaksınız lütfen en yakın hastahaneye ya da sağlık ocağına doğru yardırın" mesajının gelmesini ve ona göre hareket etmesini ? Olmuyor be kirve. Şu hayatta her istediğimiz gerçek olmuyor.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Dur dur bitmedi o konu henüz kapanmadı, kanma sakın bir satır yukarıdaki konu ayıracı yıldıza... Zira diyeceğim o ki : Her Taksim-Bakırköy dolmuşuna bindiğimde ya da onu trafikte seyirtirken gördüğümde aynı şeyi düşünüyorum : Bu aracın bir yerlerinde doğum yapacak olan bir kadın olmalı. Bizzat kendim seyahat ettiğimde uzun uzun yolcuların yüzüne bakıyorum : "Şu adam doğum yapabilir mi?","Peki ya şu yaşlı amca?", "Peki ya şurdaki dayı?" ... (İstanbul'da gecenin belli bir saatinden sonra bazı bazı dolmuşlarda sadece adamlar olabiliyor.) Dolmuş tabanını beyhude bakışlarla inceliyorum kimin suyunun geldiğini görmek için... Çünkü hep 150'yle gidiyoruz sarı ve kutu gibi aracın şöförü kim olursa olsun.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;İstanbul Bahçelievler dendiğinde akıllara önce şu cümle düşer : Uzak. Bir fotoğraf karesi. Bir sinematik anlatımdır Bahçelievler. Böyle dedim diye Barış Manço'yu yad ederek "Nuri Bilge Ceylan gibi kaçılan , seke seke buzlu çaydan geçilen, nazo gelinin ayağına dövme yaptırdığı bir yerdir her-hal' !" diye düşünüyorsan yanılıyorsun. (Bir ceylan kelimesi neleri değiştiriyor, gör hele.) Her yer oto galeridir Bahçelievler'de. Filhakika pek de sevmezdim oto galerileri fakat gün itibari ile onların değerini daha iyi anladım. Sevmezdim diyorum çünkü yavaş yavaş kapatılıyorlar başka bir ortak alanda (İstanbul il sınırları içerisinde fakat görüş mesafesi dışarısında olması muhtemel olan) toplanmak üzere bir bir yitip gidiyorlar, Baran otomotiv, Nazcar (kelime oyununa gel), Zeybek otomotiv derken bir bir kaybediyoruz onları... Üzüntümün sebebi ise "Giden geleni aratıyor" sözünü söyleyeni çenesinden öpmeye sebebiyet verebilecek olan fest fud şeysileri. Galerilerin yerlerini şunlar aldı artık Bahçelievler'de : Etiler Büfe, Marmaris Büfe, Etiler Marmaris Büfe, Etiler Marmaris Park Büfe, ÖzMarmaris Büfe, Hakiki Etiler Büfe.... (Bi' de tek kelimelik olanlar var beni benden alıp çilelere salan : "Acıktım", "Doydum", "Yedim", "İçtim", "Sıçtım" (Galeri yerine açılan tek tuvalet)&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;Buradan tüm yatırımcılara sesleniyorum. Ben ve benim gibi bir grup insan nereye baksa Fest Fud ve antik kuntik türlü kahve dükkanı görmekten sokağa çıkamaz hale geldi. Ne açtığınız hiç mühim değil sadece farklı olsun açacağınız dükkan. Samimiyetimle söylüyorum bugün Bahçelievler'de kapanan bir oto galeri yerine erotik şop açın kapısında kuyruk olmazsa gel ben sana Etiler Büfe'den hayat boyu dilli-kaşarlı yeme hakkını sunan mega sodekso kuponu vericem. (Erotik şopun adını da tek kelime isimli fest fudçulara ve bazı bazı abazyo gençlere gönderme olarak "Özledim" koyun hatta... (Hahhaayt ! İronilere gelesin))&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;Hicri 1421 yılında aklıma "Sunny tenefüs" gibi salak bir kelime oyunu geldi ve önce neden böyle şeyler hep benim beynimi buluyor diye efkarlandım. Akabinde belkide portakallı ve bir o kadar da gazlı olan Sunny adlı içeceği ağızdan ağıza aktaran ve bu metodla yaşama döndürmeye çalıştığı kişiyi öldüren bir adam ve onun yaşadığı büyük dramayı anlatan bir "sanat filmi" çekmeliyim fikri geliyor aklıma. Fikri Sağlar'ın bir siyasi partiden çok bir reklamcıya ait isim olması gerektiğini düşündüğüm anlarda (Öyle fikri sağlayıp kaçmak yok ama fikirle ilgili projeyi tamamlamadıktan sonra bedbaht bırakmış olursun insanları, yazıktır.) diğer yandan buğulu bir aynaya yazdığım "Bu çekeceğim filmi Norveç sinemasının dahi çocuğu Brag Lansen ile Kamerunlu kısa film ustası Buishleri adlı iki yönetmenin ortak yapımı olarak ateşlemeliyim piyasaya zira sanatseviciler değil midir ki bu tip kuntasyo filmlere bayılanlar ?" cümlesi ile kesiştim. Ne hoyrat, ne derbeder günlermiş onlar...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;Nihai olarak bir self-serzenişten yola çıkarak yapılmış nazik-hatırlatma :&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;O zamanlar gencim... 1 yaşımdan gün alıyorum. Cin gibiyim. Beyin pırıl pırıl. Daha karşımdaki Leb demeden ben Big Lebowski demek istediğini anlıyorum. Boş vakitlerimde anne sütü içiyor, memeli familyasına ait canlıların bütün özelliklerine sahip olmasına karşın sürüngen bir yaşam duruşundan taviz vermeyenlere tepeden bakıyor, onlara hor-görü ile yaklaşıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;Lan diyorum sizinkisi hayat mı ? "Haftanın büyük kısmını işte geçir sonra 2 gün kendini şaşırmış şekilde eğlen... Hayat mı lan bu bre antenler sürüsü ?" Gibi artistliklerin zirvesindeyim. Mamafih insan büyük İzmir Lokması yemeli ancak büyük konuşmamalı. Yıllar geçti, kafa çalışmaz, hafıza paslanır olunca bende kertenkeleden hallice bir iş yaşantısına dahil oldum. Bu sırada bazı bazı yeni iş görüşmeleri, yeni dış görünüşler(takım elbise?) ve yeni iç sürünüşlerim(şartları daha iyi bir kısır döngü yaratma çabası neden? sorusu eşliğinde) oldu. Beni bu döngüden kurtaran ve Kızılhaç gönüllüsü kadar temiz duygularla aralarına katıldığım bana "yaz hele" diyerek fasulyeden ikinci ve keyif aldığım bir iş yaptığım hissiyatı yaratan ve şu sıralar ekim sayısı için yarıl yarıl yardıran &lt;a href="http://www.wingmandergi.com/"&gt;Wingman&lt;/a&gt; ekibine teşekkürlerimi sunar ve bu vesileyle bu satırları okuyan bilinçli bilinçsiz, ayırım yapmadan herkese hatırlatırım : &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify" align="justify"&gt;Wingman, ela gözlü bir çöl ahusudur. Ekim sayısında kendilerine karşı desteğinizi sakınmayın. Wingman'i sevin, koruyun, kollayın çünkü o sizin için herşeyin en iyisini istiyor. Yeni sayı haberini tez almak isteyen &lt;a href="http://twitter.com/WingmanDergi"&gt;Tivitır&lt;/a&gt;'a koşabilir, daha da iletişmek isteyen bizzat-i muhterem &lt;a href="http://www.blogger.com/cornelius@wingmandergi.com"&gt;mail atmak&lt;/a&gt; suretiyle coşabilir... Oh... Hayat sana güzel. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/15479999-635547920905970806?l=hokkabaz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hokkabaz.blogspot.com/feeds/635547920905970806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=15479999&amp;postID=635547920905970806&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/635547920905970806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/15479999/posts/default/635547920905970806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hokkabaz.blogspot.com/2009/09/gereginin-yapldgn-farz-ederim.html' title='Gereğinin yapıldığını farz ederim.'/><author><name>cornelius</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11865006412307095914</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='27' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/S-v98Abkr0I/AAAAAAAACfQ/Q_Fihjbgwak/S220/c2e53a8d2857a36bea926f2f528edf098e9ac8ac_m.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SrtnbL_BpUI/AAAAAAAACC4/4ZhqGIWRubQ/s72-c/k%C4%B1ymetlimis.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-15479999.post-9119917481988860766</id><published>2009-09-07T14:44:00.004+03:00</published><updated>2009-09-15T10:13:02.644+03:00</updated><title type='text'>Dünya-ahret-bilim-kurgu Android Bacımsın.</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Öncelikle bilmeni isterim ki bu sayfayı daha çok ziyaret edersen bu sayfa reklam alır ve sayfa sahibi kazanır, sayfanın sahibi evine ekmek götürür, fırıncı kazanır, fırıncı küreğini yeniler, Fış Fış Kayıkçı'nın Küreği A.Ş kazanır, kürekçi olimpiyata katılır, ülkemiz adına altın madalya kazanır, kayıkçı ise kazandığıyla akşama fincan böreği alır, börekçi kazanır... Fakaaaat ! İşte tam burda dur ! Börekçi bir gün başka bir gün başka para kazandı benden.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ramazan-ı Şerif tarafından tutuklanmadım (Tutuklanırsan haklarını okuyacaklar (Oruç tutmama hakkına sahipsin, tutmadığın oruçların tümü ahirette aleyhine kullanılabilir, koruyucu melek tutma hakkın var tutacak kadar sevabın yok ise İlahi adalet senin için bir koruyucu melek atayacaktır... Ve bunun gibi)) ve bir öğlen üzeri işyerinden dışarıya doğru seyirttim. "Köşedeki börekçi" olarak andığım yere girdim ve "Bir porsiyon kıymalı bööööörek, bir de kapalı ayran istiyorum" dedim. Tıpkı öğrencilik yıllarımdaki gibi bir porsiyon kıymalı böreğin yapısında şu bileşenler vardı : &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Sembolik olarak 5-6 tane kıyım ve kıyma kokusu &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- 20 hektarlık bir soğan tarlasının 30.000'de 7'si kadar soğanın kıymalaştırılmış hali &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Yüreğin kadar olmasa bile yufka &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;- Çok şımarık bir kız çocuğunun ağlandığı sırada ayağını yere vurarak şu sesi çıkardığını düşünelim : Yaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa ve sonunda bir "Ğ" ekle ona. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Ya da 20 paket çitosu havanda ez sarımsak gibi ve elde ettiğin yağı böreğe fırça ile sür. Oh mis... &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Öğrencilik hayatımdan kelli (felli biriydim öğrenciyken, kel ve foduldum aynı zamanda.) dışarda en iğrenç yemeği bile yeme konusunda siyah kuşak sahibi olduğumdan böööööreği afiyetle yedim. Adını bir daha asla hatırlamayacağım markadaki ayranı içtim ve hiç tanımadığım bir kasiyere usulca sokulup "Kaç lira?" dedim. 3 lira dedi, bende "al şu 250 Japon Yenini üstü kalsın" dedim ve dükkandan çıktım. Kendisine "çapraz kur" yaptığımı sandı ve bana bir öpücük attı. Bir gün aradan sonra tedirgin bir biçimde tekrar börekçiye gittim (O bir gün arada ne yediğimi daha sonra anlatıcam) ve aynı kombinasyona koştum. Bu sefer 2,50 dedi. "Ülen hani 3 liraydı ? Petrolün variline mi endeksli börek fiyatlarınız ?" gibi bir çıkış sergilemek yerine takma bıyığımı takıp altından güldüm ve mekanı terk ettim. Bir daha da o börekçiye gitmedim çünkü bir öğleden sonra ansızın "17 lira 85 sent" gibi benden talep edilen bir mebla beni hazan mevsimlerine sürükleyecekti ve bunu yaşamak istemiyordum. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Börekçiye gitmediğim aradaki bir günde ise "Döner Ayran 1 lira" afişi uzaydan gözükebilecek bir yere girdim. "Tavuk döner istiyorum bir de ays ti" dedim. Önümdeki kadının da ays ti istedikten sonra kendisine sorulan "Neli olsun abla?" sorusuna verdiği "Kayısılı var mı?" kontra-soru-cevabıyla martılar midemi parçalayıp sabah yediğim simidi kapmışçasına bir haldeydim ki benim dönerim ve ays tii'm geldi. Ziyadesiyle yedim, içtim, bir yunan vatandaşı gibi "Hamdolakis" dedim ve borcum ne kadar dedim ? Cevap netti : 3 lira. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evet... Şimdi kombinasyonlar, permütasyonları ve gerekirse hiper tansiyonları tekrar kontrol edelim : &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Döner + Ayran = 1 lira &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Döner + Ays Ti = 3 lira &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Üst satırı -3 ile çarpıyoruz ve bu iki denklemi topluyoruz. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Aysti - Ayran = 0 Lira &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kafan karıştı değil mi ? &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Evet. Bende bu basit matematik işleminin ardından kadına "Döner ve ayran 1 lira ise ve ben döner ve aysti içtiysem, kutu aysti takribi olarak 2,25 Türk Lirası mı diyorsun sen bana? Hayır ays ti o kadar astronomik değil dersen bu seferde ayran eksi bir değer ve o mu fiyatı düşürüyor? Gibi bir soru sormak durumundayım" cümleleri ne de güzel olurdu ama hayır... Daha bitmedi. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;2,75'lik fiyatıyla neredeyse bir tanesi yaklaşık olarak (Kesin olarak diyemiyoruz) bir porsiyon kıymalı börek ve ayrana denk hale gelen Efes Extra, evimin 58 metre yakınında açılan Carrefour'da 2,15 liraydı. Ramazana özel olarak düzenlenen bu "Raydan çıkarma kampanyası" (5 tane alana sonuncusu bizden gibi bir hesap çıkıyor ortaya) süre giderken dün çok ilginç bir manzara gördüm bira reyonunda ve resmettim hemen cep telefonuyla. Efes Extra bir anda 15,25'e fırlamıştı. (Uzun süre "6'lı", "8'li" gibi bir ibare var mı diye baktım 4 kelimelik etikete ama yoktu öyle bişey, tane 15,25'ti... Yersen) Önce fiyatlandırma bölümünün satanist çalışanları bira fiyatlarını aşağıya çekerek insanların imanlarını sarsacak bir tavır sergilemiş, sonra ise etiketlendirme bölümü çalışanları ("Hassk... Yok ki lan öyle bi' bölüm!" deme hemen, kurgu yaratmaya çalışıyorum burda, biraz saygılı ol) ise kendi silahlarıyla 2,15'lik extra'lara şarap fiyatı çakarak ruhlarımızı kötülüklerden korumuştu. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378663965719467586" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SqTaYSLnFkI/AAAAAAAACBg/Ip1fLNwWXU0/s400/Image002.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Gönül isterdi ki kasada bana 4 Extra bi' de fil fıstığı için 62,30 gibi bir sayı söylensin ama olmadı... Daha da eğlenceli olabilirdi oysaki. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Wartkes Tewekelyan arkadaşımız (kel alaka, tanımadığım insanlarla ilgili konuşurken isminin akabine bir "arkadaşımız" eklemenin yarattığı zırva efekti bambaşka oluyor) ise bu indirimden fazlasıyla yararlanmış ve tahminlerime göre minimum 21 adet extra içmiş. Yoksa böyle şeyler yazmazdı : &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5378636955945514402" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 357px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_rhaRG7Bs_vc/SqTB0G7rtaI/AAAAAAAACBY/J2n9p6tFqkg/s400/Image012.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;"Türk pop müziğinin çivisi çıkmış diye kaç kere söyledik biz çocuk sana bir türlü kulak asmadın lafımıza hadi bırak onları gel yanımıza" gibi haşin cümlelerle seni yeni kartellere ortak etmek istememin son sebebi &lt;a href="http://img250.yukle.tc/images/926000-00-15.jpg"&gt;Murat Dalkılıç arkadaşımızın (Ahah bak gene!) son şarkısı : La Fontaine&lt;/a&gt;. Şöyle buyuruyor mikrofona Dalkılıç :&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Georgia;font-size:100%;color:purple;"&gt;&lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;Nasıl bir ses tonun var /&lt;/span&gt; &lt;span style="FONT-STYLE: italic"&gt;Ne söylesen masal gelir La Fontaine'den&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sonra diyorlar ki bana "Ağır konuşuyorsun hafif batı müziği icra eden san'atçılarımız hakkında". Gülüm, şimdi olayı tekrar gözden geçirelim : Her ne kadar nadiren insanları masallarında kullansada La Fontaine'in yegane mevzusunun &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Fabl"&gt;Fabl&lt;/a&gt;, yani cansız cisimleri konuşturarak masal yazmak olduğunu biliyoruz. Kaldı ki "Sesin masal gelir &lt;a href="http://static.ideefixe.com/images/293/293704_2.jpg"&gt;Andersen'den&lt;/a&gt;" de "Sesin masal gelir &lt;a href="http://www.hermeskitap.com/catalog/images/r30g7n4.jpg"&gt;Tolkien'&lt;/a&gt;den" de, laaan hatta "Sesin masal gelir &lt;a href="http://www.egitimseti.net/img/urun/530cCAUBK92F.jpg"&gt;Dede Korkut'tan&lt;/a&gt;" de ona da tamam. (Tolkien desen "bir elfe gönül vermiş" der geçerim.) Fakat La Fontaine dediğin zaman bu utanmaz arlanmaz adam ata, eşşşşeğe, horoza belki daha da kötüsü tencereye, tavaya aşk-meşk şarkısı yazmış diye düşünüyor, çocukların ruhsal ve fiziksel gelişimini her saniye düşünmeden edemeyen RTÜK böyle sapık ilişkileri aleni şekilde öven eserlere nasıl yasağı basmıyor çelişim kümesini aklımdan çıkaramıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;*&lt;br /&gt;Çok merak ettiğim bir durum ise şudur : Var mısın Yok musun?'a katıldım diyelim ki ve öyle bi' seri yakaladım ki son iki kutuda 10 lira ve 25 lira kaldı. Hamdi Bey telefon açıp "16 lira teklif ediyorum, gündüz tarifesi açtırırsan taksiyle eve dönersin, hatta 2 lira da artıyor onla da bi' ıslak hamburger yersin Bambi'den" mi diyecek ? Niye hep bir büyük bir küçük kalıyor arkadaş o yarışmanın sonunda ? Artık kime gelir bilmiyorum ama ciddi şekilde yarışma sonunda 1 lira ve 2 lira'yı bırakmayı başaran birilerini görmek istiyorum. (Büyük ihtimal Hamdi'nin telefonu çalıp çalıp açmayacaktır ama genede görmek istiyorum o anı.)&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;* &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İsim çok mühim diyorlar marka konusunda. Peki tamam. Kabul. Maykıl Cordın, Maykıl Ceksın, Mençıstır Yunaytıd, Feysbuk hepsi ismiyle de parlayan değerler oldu bugüne kadar o da tamam. Fakat "&lt;a href="http://bcnloft.com/guide/content_images/1/Pull%20and%20bear%20-%20neu.JPG"&gt;Pull and bear&lt;/a&gt;" diye bir marka ile nasıl oluyorda o dükkanın içerisi mahşer yeri oluyor ben bunu anlayamıyorum. Çok afbuyur tivıtıra da belirtmiştim hadi burdan da iddia ediyorum (Ki yarın öbürgün lotoyu tutturursam, herhangi bir alanda bu ismi kullanmayanında ağzına fare girsin.) ben "Çömel ya da Bamya" diye bir markaya sahip olsam 2 ay içinde batarız. İstersek çok gerekli bişeyi ucuza satalım gitmez o mal. Fakat gel gör ki markanın adı "Seventeen Evergreen" olsa, ondan sonra istersen civciv gagası sat istersen çay kaşığı kılıfı, gene batmaz o marka gene batmaz, bu kadar da eminim bu konuda. &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tüpsüz dalışın öncü ismi &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Yasemin_Dalk%C3%84%C2%B1l%C3%84%C2%B1%C3%83%C2%A7"&gt;Yasemin Dalkılıç&lt;/a&gt; ! (Aynı soyadlı fakat alakasız iki kişiyi aynı yazıda kullanmak içindi bu çabam) Az biraz yüreğin varsa Eminönü'ndeki 2 alt geçide tüpsüz dal ve yürüyerek öbür tarafından çık tünelin. Nicedir geçmemiştim o alt geçitlerden fakat bu sefer çok darbeli oldu ve Mahsun yapmamış olsa o tünelde yaşadığım(ız) acılarla ve tünel sonunda görülen ışığın insan hayatında ne büyük bir umut olduğuyla ilgili "Güneşi gördüm" adında bir kısa gerilim-belgeseli çekmek istedim. Ben daha önce doğru düzgün koku almadığımı söylemiştim. Fakat o tünellerden birinde biri bayan iki adet umumi tuvalet var ki... Evet, kalabalık bir nokta ama o insan yoğunluğuyla o koku yoğunluğunu oluşturmak kolay değil. Teorimde sabitim : &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Tuvaletlerde sabit maaşları olmayan sürekli su içen ve Eminönü lahacunu, Eminönü tavuk görünümlü martı döneri ve balık-ekmeği yiyen ve buna bağlı olarakta işeyip, sıçtıklarına göre Eminönü'nün doğal yapısını korumak isteyen Eminönü Belediyesi'nden prim alan çalışanlar var. (En saçma olanı ise hadi bizim millet alışkın ama yerlerde zehirlenip ölmüş turistlerin cesetlerini ararken hepsinin gayet sakin biçimde tünelde sağa sola bakınarak ilerliyor oluşuydu.) Eğer iyice yürekliysen tuvalete de girer bi' bakarsın Yasemin. Kusuruma bakmayasın ama benim dukkam yemedi o kadarına.&lt;br /&gt;*&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Hazır anlamıyorum demişken son bi' tane daha var aklıma takılan : &lt;a href="http://www.winneroflife.com/images/baby_on_board.gif"&gt;"Baby On Board"&lt;/a&gt; yazısını arabanın arka camına yapıştırmanın manası nedir ? Ya da şöyle diyelim : Banane ulan senin bebeğin varsa. 180'le gidiyorum diyelim ki ve arkadan sana bindiricek bir trafik canavarıyım son anda arka camındaki "Baby on Board"u görüp yol kenarına mı kırmamı bekliyorsun direksiyonu ? Ya da yeşil ışık araçlara yanarken ve sen arka camında "Baby on Board" yazan arabanla 10 saniye boyunca hareket
