
*
Bakın Avrupalı'nın yalan yanlış taraflarını örnek alıyoruz toplum olarak ama onların bazı konulardaki rahatlığını ve "aşmışlığını" neden kendimize rol model olarak benimseyemiyor ve çelişkilerin içinde boğuluyoruz biraz da bunu tartışmamız gerek.

Fakat töre kutsaldır diyeceksiniz. Törenin dediği olur diyeceksiniz biliyorum. Benim hislerimi ise bir dönem futbolculuktan türkücülüğe yatay geçiş yaparak televole gündemlerine bomba gibi düşen Mustafa Uğur'un sadistliğini açık eden çalışması gayet güzel açıklıyor... Hep birlikte hatırlayalım "chorus"u :
Ölmem mi ? Beni taşlara vurun.
Aynı tabut içinde. Kardeşime götürün.
*
Tıpkı töre gibi çözemediğim bir diğer oluşum ise ülkemiz sınırlarındaki ortalama bir erkeğin bir dişiyi tanımlama biçimi. Burda biz bizeyiz. Yabancımız yok. Açık konuşmak istiyorum.
Ben 25 senedir erkeğim. Hadi bunun ilk 12-13 senesinde sadece işiyordum oralarda bir gaz bulutuydum oraları geç. Sonrasında ilk hormonlar beynime, ikinci cemre ise suya düşünce, inceden de leylekleri izlemeye alınca olaylar biraz biraz şekillendiydi. Fakat aradan geçen onca yıl a rağmen henüz bazı Türk erkeklerinin bayanları tanımlama kalıplarının mantığını kavrayabilmiş değilim.
Üniversitedeki yıllarımda o sergüzeştşinas kantinde afacanlığa taban tabana zıt bir vakurlukta otururken yanımıza ansızın oturup ihale olarak kalan şahıslar olurdu kimi zaman. Kalk masadan desen diyemezsin. Sen gitsen yanlış anlaşılır. Küçük yer. Herkes gençliğin verdiği enerjiyle o dönemlerde birer serseri mayın. Ortamdaki gerginliği görse "Tetikteyiz" adında bir yarışmaya Şov Tivi'nin "start vermesi" an meselsi. Bir kişi bir diğerinin yanlışını görse çekiyor bazukayı ateşliyor hemen, öyle tekinsiz yıllar. Bende feyr pley'den yana hır gürü sevmeyen ortam Kofi Annan'ı gibi takılıyorum ve ses etmiyorum bu delifişek delikanlılara ama onlar bazı günler tüm kantinde oturan insanlara ok gibi fırlayan bakışlar attıktan sonra bize dönüp şöyle ses ediyordu : "Manitalar da antilop gibiymiş."
"Ömrü hayatında bir kez olsun kanlı canlı antilop mu gördün bre andavallı deyyus?" cümlesi tam dilimin ucuna geldiğinde ise patlayıp ölmeyen intihar komandosu infilağa doymazmış düsturundan hareket edercesine daha spesifik olan ikinci söylemlerine davranarak fısıldıyorlardı kulaklarımıza : "Hele o Şıvgagül yok mu... İlik gibi ilik!"
... Oğlum, ilik ne ulan ? Sen ilik ile kanı karıştırabilecek kapasitede birisin.
Formül basit :
? + gibi + ?
Soru işareti bir gün "Oooo ... O çok bomba ya... Kısrak gibi Kısraaak !" diye şekillenirken bir diğer gün "Öf be arkadaş... O da mermer gibi mermeeeer" oluyordu. (Sonra sağolsun bizim hastalıklı bir arkadaşımızda"Kiriş gibi"yi çıkardı. Fakat arkadaşımızın "O kız girdiği binaya destek kolon etkisi yapar, bina yıkılmaz" alt metnini bizlere vermek istediğini gözlerinin içine bakar bakmaz anlamıştık.) Sonrasında uzunca bir süre bayan tanıdıklarımdan bu tip bir cümleyi ağızlarından kaçırmalarını bekledim. Belki bir gün onlarda "Kanka ! Geçen Hüg Cekmın'ın bir filmini izledim... O adam nedir ya öyle... Kiremit gibi kiremit !" demelerini ya da bir başka gün "Kanyon'da Kıvanç Tatlıtuğ'u gördük... Allah belamızı vere ki borcam gibi borcam !" desinler diye bekledim ama nanay. Nice olta salladım "Şu Kamu yönetimindeki Kerem sence de Yılan gibi değil mi yılaaan ? Hani bizim Serdar var tarla faresi gibi tarla faresi ! O tanıyor Kerem'i istersen kurduralım köprüyü ordan ruhun şenlensin." diyerek ama hadi bu sefer yoktan yere homoseksüel çöpçatan fişi yediğimle bumerang cehenneminde kala kaldım bir başıma altı üstü kızlarında buna benzer bir hitap şekli kullanıp kullanmadığını öğrenme çabası içerisindeyken. Cizvit rahiplerinin üzerine yemin edebilirim ki bu konunun ardındanki sis perdesini bir türlü aralayamadığım için çok canım yandı.
*
Eğer ki hayatının baharındayken mutasyon geçirmiş ve ninjalık sanatını layığı ile yerine getirebilen Leonardo adı verilmiş bir kaplumbağa olsaydım benim için şehrin hoyrat dehlizlerinde yaşayan koyu pembe kimono giymiş dev bir fare ne kadar önem taşıyacaksa, bugün herhangi bir konuda açılım yapabilmek de benim için o kadar önemli. Fakat herşeyin açılımı olmuyor. Tayyip Erdoğan'ın en büyük hatası şüphesiz ki bu oldu açılım ile ilgili. Ot açılımı, bok açılımı derken bizlerde açılımı bir saplantı kıldı fakat dediğim gibi papaz arada bir risotto yemek istiyerek bizleri pazara yollayabiliyor. Aslında bu bahsettiğimiz doğu-batı senteziyle karışık kültür yozlaşması dahilinde ele alınması gereken bir çağrı. Mağdur olmayın istiyorum ve o yüzden şimdiden uyarıyorum sizleri. Misal bugün bir Starbaks'a giderek kenardaki bir masaya tünedikten sonra "Usta bize 2 sıkma oralet 2 de makiyatto bi' de sana zahmet elli ikiyle king tablosu alalım" diyerek "Kıraathane açılımı" yaparsan halkımız arasında aynı portreyi farklı renklerde tek bir resme sığıştırmasıyla tanınan sanatına francala bandığımın Endi Varhol'unun zamanında söylediği "Herkes bir gün 15 dakikalığına göt olacak" sözünü haklı çıkarmaktan başka bir şey yapmamış olursun ve bir paket "esmer şeker" kadar itibarın olmaz o mekanda. Mottoları tazeleyelim : Doğru yerde, doğru zamanda, doğru açılımdır bünyelerde kan yapan. Madem açılım niyetlisiniz "Zenci açılımı" yapın.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki zencilere karşı olan tavrım gayet net. Seçici-geçirgen hücre duvarı misali bende Seçici-ırkçıyım. Afrika'da aç bilaç doğan bir bebeyi görünce yavruağzı olsun gene üzülürüm ama bununla beraber kıtanın bir okyanus ötesinde bıdı bıdı konuşarak lüzumsuz derecede lüks ama bir o kadar da hanzo hayatlar yaşayan bir Snuup Dog'dan, bir Fifti Sent'den ya da bir Cey Zi'den tiksinmemem mümkün değil. Üstelik daha kötüsü bu iblis insanlar belki de genç zenci vatandaşlarımızı kötü yönlendiriyor diye düşününce daha da üzülüyorum zira başkan Obama, aktör Denzıl Vaşingtın, golfçü Taygır Vuuds gibi türlü alanda başarılı olan ve diğer bir çoklarına kıyasla oldukça efendi olan ya da en azından öyle görünen zencileri gördükten sonra da ister istemez acaba çibanın başı repçi takımı mı şüphesinden kurtulamıyorum. Tabi kabahat repçi tayfası kadar yetişkin zencilerde de var. Çocukları boş bırakıyorlar ve çocuklar Snuup Dog'un çılgın yaşamını, Fifti Sent'in evini gösteren programı, Cey-Zi'nin götüyle himalayaları devirebilecek Biyons uğruna 2489104 aşiret düğünü gücünde para saçtığı haberleri izledikten sonra tabi ki onların şaaşalı hayatına özenecektir, ne bilsin çocuk. Bu konuda daha 14 yaşında çocuğunu karşısına alıp alttan alta mahalle baskısı gücünde "Biz senin doktor olmanı isteriz tabi ki" gibi türlü ayarı veren Türk ebeveyn duruşunu dünyaya tanıtmamız gerekiyor ve artık gavurların bazı kesimleri "18 yaşına kadar bakarım sonra kendi ayakları üzerinde dursun" artistliğinden vazgeçilirse dünya daha güzel bir yer olacaktır. Siyasileri göreve çağırıyorum. Duyulsun bu feryad figan.
Şarkıyı yağmurda söylediğine göre yanılıyor olamaz.
Sanmıyorum yeni yıla kadar yeni bir şeyler öksüreyim buralarda. O yüzden yeni yılın sizlere herhangi bir zibidilik getirmemesini dileyerek terk-i blogger eyliyorum.


*
Sinan Özen misali evlere servis sözümüz var sizinde onda gözünüz var diyerek bazı günler sabah uyandığımızdaki zihnimizi okuyan ocağıma pattes kızartması dikmiş Mekdanılds'ın tahriklerine kapıldım ve aradım onları geçen sabahlardan birinde saatler 11'i gösterirken. Amerikan obezitesinin altın kuralı olarak içine fazladan peynir koyulmuş bir adet big mek'i evime postalamasını istedim telefonu açan naif olduğunu tahmin ettiğim kişiden. Fakat ne dese beğenirsin ? 




İşler bokumtronik pesimist praym... İştah desen o da sıfırın altında. Bu sefer hakikaten sağdan soldan Haydar Baş oldu. (Gel de bi' sonraki seçimde BTP'ye oy verme.)
