
Ben bu sosyetenin, cemiyetin, camianın artık kim var kim yoksa hakkını ödeyemem çünkü hayatıma bambaşka renkler(Çivit mavisi?) katıyorlar. Şimdi de plajda loca kiralıyolarmış eşşek yüküyle (Hatta bu yük iddialara göre Bremen Mızıkacılarında sırtında hayvanat bahçesi taşıyan eşşeğin(seviyorum iki ş'yle yazmayı, evet.) yüküne tekabül etmekte.) para verip. Evde bi' odanın 4 köşesine tahta çakıp etrafına cibinlik çekmeyi ve sonra evcil robotum Asimo'ya garson kostümü giydirip kendime içki servisi yaptırmayı ("Ben bi' Bladi Meri alıyım" cümlesine bile çalışmıştım aynaya bakarak) düşündüm baştan sonra dedim ki ulan kimi kandırıyoruz ? 10 sene evel hayasızca (Hayalarınız yokmuş gibi) şezlonglara yayılanlarda bizim insanımızdı.(Ahah... Seviyorum bu politik zırvayı ; "Bizim İnsanımız") Kısa bi' durum değerlendirmesi yaptım : Magazinden kaçıyorum deseler malın 4 tarafı açıkta onu geçsin direk. Statü yapıyorum, yeter ki şeklim yürüsün baboli dese o işten de ben anlamıyorum. Sonuç olarak bu tayfandan kimseyle bir ortak noktada buluşamıyoruz yıllardır. Ne güneşte durmamışta Zonguldak kömür ocaklarında svaroski taşlı mayokinisiyle 5 saat kazma sallamış gibi kapkara olan ikoncanı anlıyor beni ne de gecelerin hızlı playboyları.... Kaderin böylesine kazıklar olduğunu, şaşıranın sen mi yoksa ben mi olduğunu bilemedim.
*
ABBA elemanları, gelin şu konuda anlaşalım : Funny, funny, funny, must be money, In Cem Yılmaz's World. Bizde olduğunda cilvesiz ve öz manasında "nanay"da oluyor. Tecrübeyle sabitlenmiş masa ayakları kadar kendinden emin söylüyorum bunu. (Cem Yılmaz'a beni güldüren herkes gibi sevgim büyüktür ama onu ayrı bi' platformda tartışırız.) /(Beni güldüren lerden birinin* yeri ayrı diğerlerinden tabi)
*
Levent'ten Taksim'e kadar yürüdüğüm için bana deli gözüyle bakan insanların sayısı son verilere göre 33'e yükseldi. Oysaki yürümek çok başka bi' aksiyon. Hem insanlardan uzak hem de onlarla iç içesin (Artislik sanatçı açıklamaları volüm 46 (Kısıyım mı biraz?)). Taksim'den de dolmuşla Bakırköy'e gelip ordan da eve yürüdüğümü söylediğimde babam "Keşke dekatlona harcayaydın enerjini" demiş olsa da ben aslında enerjimi yürürken gördüklerime harcıyorum. Şişli'de yürürken iki tane adamın yolun ortasında durup "Hay Fayf" ("Çak moruk" olarak da bilinir) yapması ve bunu en son ilkokul 5'te yaptığım aklıma düşende, zihnimde aç ayılar oynar, yadıma sen düşende... Dön geri (Allah kimseye geri vites yaptırmasın.) : "Çak ne lan ? Çak mı kaldı bu devirde ? Millet artık yumruk çarpıştırıyor zenci misali siz hala kocaman adamlar çak mak.. 1993'de dondurulup bugün tekrar çözüldünüz mü nedir ulan ?" gibi sorular bir alıyor beni haydaaa bi' bakıyorum Harbiye'ye gelmişim bile. Harbiye'den Taksim'e devam ederken önümden yürüyen kadın ve karşıdan gelen kadınların onu kesişini gördüm. Hep gördüğüm manzara ama bıkmadan izlerim. Kadın 500 metre mesafede yanından geçen kadınlardan trafo patlatıcak ayardaki negatif elektriği aldı ki onu elektriğiyle başbaşa bıraktım ve geçiyorum karşıya Taksim'e vardım. (Ondan sonra "Ah Çarliz Teron Vah Çarliz Teron...Para pul hepsi boş herşeyin başı sağlık bik bik bik...". Kadın gene iyi bile dayandı o kadar kem göze (ki bak şimdi aklıma geldi en son "Tanımlanamayan bir virüs" nedeniyle yoğun bakımda deniyordu. Gene bu. Heryerden bu çıkıyor karşıma.)) Gördün mü yürümek ne kadar eğlenceli ve düşündürücü ?
*
İşler bokumtronik pesimist praym... İştah desen o da sıfırın altında. Bu sefer hakikaten sağdan soldan Haydar Baş oldu. (Gel de bi' sonraki seçimde BTP'ye oy verme.)
*

Yazıyı yazmaya başlarken sana 33 güzel 46 vasat 72 kötü haberim vardı. ("Bunları bir torbaya attığımda bir güzel bir kötü haber gelme olasılığı 2 vasat haber gelme olasılığının kaçta kaçının kare kökünün çarpımının sonsuz kere sonsuzunun, ayna ayna ! baraj baraj ! cips kola özel kilit! (5 yaşında velet seçme sınavı ünlemi (soru falan yok ortada dikkat ettiysen, çocuk işte) - 2000)Bunlardan bir tane iyi olanı vererek gidiyorum : Türkiye'nin (ve ortadoğunun desem çok mu iddialı olur araştırmadım ama doğru da olabilir, bu soru işaretiyle yaşa hayatı.) ilk online erkek dergisi Wingman bu ay itibariyle yayında. İlk ay itibariyle fazla katkıda bulunamadım (ki buna bağlı olarak aldığımız hit yüksek oldu sanırım) fakat ikinci ay türlü türlü ihaleyi kitlediler. Gençleri ciğerim kadar sevmesem kabul etmezdim tabi. (Arabaya taş sizin yolunuz baş koydum gençler bu davada beraberiz sizinle.(İş, aş...?)) Bir de weblog nanemiz mevcut dergide. Yazılarının o bölümde yayınlanmasını isteyen 1-99 yaş aralığında olan, kadın ve erkek, genç, yaşlı, küçük, büyük, ihtiyar (gene başladık ne zaman kadın ve erkek kelimelerini kullansam "Mahalle'nin Muhtarları" şarkısını söylemek zorunda hissediyorum kendimi. Ne biçim bi' refleksse bu artık.) kızlar, delikanlılar, siz sevimli çocuklar, herkes yerini alsın, bizim dizi başlıyor :
Çekinmeden ama formal ve formal olmayan arasında kalmış bir yazı diliyle ("Osman, 2002'deki yazı, diliyle başbaşa geçirmişti." - Orhan Pamuk (Kişiye özel not : Bu cümle içinde kullanma şakası sana enginar* tadı verdi sanıyorum ama "seviyorum ne yapiyim".)) (Da Vinci?) kriz masalarındaki şu arkadaşlarımıza ulaşabilir, hem yazılarını paylaşarak o arkadaşları (tesadüf benle aynı isimde almış mail'i yoksa tanımıyorum kim olduğunu) sevindirik edebilir, paylaşımda bulunabilir, o da yetmezse burdan çağın virüsten sonraki ikinci vebası feysbuk grubuna üye olabilir, fikirlerinizi paylaşabilirsiniz, aslında insan istedikten sonra herşeyi yapabiliyor (Hassk... Haski geçti mi burdan ? Alaska kurdu... mavi gözlü 1,05 boylarında ? Kendime küfür ediceğimi de nerden çıkardın bunu sorucaktım sadece.) :
(Kel değilim ama garibim, ondan modifiye etmek durumunda kaldım şarkıyı.)



- Panç Süsü Verilmiş Tamek Kayısı Suyu -


İçimizdeki