Başlığı okudun.Aynen öyle.Bi' alttaki yazının can sıkıcılığından ötürü ve dahası benim canımın sıkılmasından ötürü oturup bişeyler yazıyorum.''Havadan,sudan'' kalıbını duyduğunda Afrika'da ülke olan Sudan'ı akıllarına getirip ''Abi Sudan'da iç savaş var biliyorum çok kötü durum oralarda'' şeklinde lüzumsuz cümleler kurarak yoktan tartışma yaratmaktan zevk alanlar beni bu numaradan arasın : Beş,beş,iki,yedi,dokuz,dört,yedi,beş.Adres : 816,Niksın Bulvarı...(Daha açık adres isteyenler için halk pazarını geçince sol koldan ilerle,ilk sağdan dönünce görüceksin zaten kocaman tabela var Çekiç Kafa Co'nun Yeri yazar yeşil renkli orda kime sorsan gösterir beni.)
*
İlk olarak yeni bi' blog projemiz var onun parizyenden müjde çorabını dağıtmak istiyorum.Evet dediğimi duydun yeni bi' blog açtım çok gerekliymiş gibi...şimdi acele edin! Herkes sığınaklara.Önce kadınlar ve adamlar.Çocukların yenisi yapılır nasıl olsa...Şaka La' Şaka.Hiç öyle şey der miyim ? Çocuklar bizim geleceğimiz.(Hasss...! Kadir Has diyorum,baba adamdı,Allah rahmet eylesin.) Çocuklar bizim geleceğimiz lafı mantıklı esasında.Günü yaşadığımız ve geleceği pek iplemediğimiz için çocukların %72'sinin büyüyünce baltazarcasına hayatlar yaşadıklarını hesaba kat ondan sonra ''çocuklar geleceğimiz'' lafındaki ironiyi,santrfüjü ve kontrtrajediyi daha iyi gözlemleyebilirsin.
Proje demişken barzoluğun sınırlarını zorlayan bazı mankenler bile ''Yeni bi' dizi projesi var önümüzdeki günlerde başlıycak olan'' demeden konuşmasını bitirmez oldu.Keban Barajının yıkılıp onun yerine yapılıcak yeni barajın planlarını çizicekmiş ciddiyetinde proje demeleri belkide beni bu kadar ayar eden.Bende kullanmak istedim bu proje kelimesini ama benim evveliyatım belli.Referansım ŞuurFuhuşu.
Neyse netice olarak dünyada en çok tıklanan ve tıklandıktan sonra 3,5 saniye içinde terkedilen site olan tahavvül'ün rekorunu 3 saniyeye indirmeyi amaçlayan yeni blogumda yazıcaklarımla ilgili bişeyler var kafamda,şimdilik du' bakalım diyorum kendime.Yarın öbürgün görüceksin sende.(3 saniyeliğinede olsa...)
Belkide bu yeni blog ying ve yang gibin olur tahavüllle,ya da romiyo ve hande yener gibin,hiç bilemedin elyın ve predeytır gibin...(Geçenlerde filmi tekrar izledimde dikkatimi çekti.O Predeytır'ın saçlarda ne rasta varmış öyle? Elyın'ın Predeytır'la dövüşü sırasında ''De get Jamaikaya geri dön,bırak buralar bize atadan,dededen miras kaldı.Dağdan indiniz buralara rezil ettiniz memleketi...'' şeklinde çıkışmaması filmin tek ve en büyük hatası olarak gözüme çarptı.)
*
Belirttiğim gibi bu sıralar çok canım sıkılır oldu ki bu durumun önemli sebeblerinden biride uyku düzenimim zıvanadan tamamen sıyrılıp onla teğet bile geçmez hale gelişi.Dahası uyumak için alkole başvurma metodunuda devre dışı bıraktım.Zaten alkol diyincede aklıma Kopa Amerika'nın final maçının olduğu gün yaşadığım kötü anlar geliyor.Şöyle ki :
Yığdım biraları eve ve turnuva boyunca desteklediğim Arjantin'in Berezilya'yı kepaze edişini izleme umuduyla ilk birayı açıp bi' yudum aldım ki Berezilya hiç olmıycak yerden hiç olmıycak yere şut atan Hulyo Baptista denilen ve ortalıkta insan olduğunu iddia ederek dolaşan boz ayının attığı golle 1-0 öne geçti.Kesinlikle büyük terbiyesizlik 3.dakikada gol atmak.Strit faytırda bile yıllarını bu oyuna vermiş insanlar hala dravdan ''Dur bi' dur tuşlara bakıcam'' der ve ekranın kendina ait olan köşesine geçip orda kendi kendine yumruk atar,tekme atar,karambole getirip aduket atar ki işte o zaman karşı taraf ''Lan hani hareketlere bakıyodun düdük makarnası?'' gibi manasız bi' cümle kurup (Zira aduket hareketin Allah'ıdır.) kendisine aduket çeken şahısın yanına gelip yukardaki güç göstergesi barları eşitlemek adına ona iki yumruk atar vesaire...Neticede demek istediğim oyuna bi' ısınma süresi var.9.dakikaya kadar bekleyemedin mi be adam?
Keyif diye oturduğum tv başında sambacı şoparların tek kaleye yakın top oynayıp maçı katletmesiyle birlikte ızdıraba dönüşen biralar Buenos Aires'teki salaş bi' biranade içerken taraftarı olduğu takımın yenilmesiyle birlikte hayata isyan eden adam tadını yakalamama ve pembe dizi ile türk filmi harmanı yaparak ''Aaaaah Maricruz ah...Niye evlendin ulan o Salvator Domingez dallamasıyla? Pablo abi kapat şu maçı ya ne bu rezillik.Radyoya ses ver biraz..Huysuz ve Tatlı Senyoraaaa...Nırınını nırınıınııı'' diye sayıklamama,akabindede ''Pablo abiii bize bi' bira daha bi' de leblebi falan getiriversene.'' şeklinde bağırarak cümleler kurmama neden oldu.İkinci yarıda Berezilya maçı 3-0 yaptığında karşı apartmanın 2.katının camına taş atıp ''Maricruz çık ulan dışarı biliyorum orda olduğunu! Ya benimsin ya toprağın!'' diycek enerjiyi kendimde bulamadım bile.Sadece elimle ağzımı kapatıp ''Abo'' diyebildim 27 tane O harfi içeren şekilde.
Maç bittiğindeyse ''Don't cry for me Ar(j)hentinaaaa,the truth is I never left you'' sözlerine sahip eseri seslendirmeyi tercih ettim elimi kalbimin üzerinde yumruk yaparak.Belki benim yerimde bi' başkası olsa iki tane yastığı sarı ve yeşile boyadıktan sonra sağa sola sallayarak ve Sibel Can misali tanga haline getirdiği donuyla dansederek ''Braaaaazil ! Nanananaaaaaaa'' şarkısını söyleyerek hoplar,zıplar,dansederdi.(Sizde evinizdeki malzemelerle kolayca karnaval düzenlemek istiyorsanız ''Pratik Anlatımlı Denyo İşi Eğlence Tarifleri'' kitabına 29 devlet tahvili kuponu karşlığında sahip olmak mümkün.)Ben yapamadım.I don't Vagner Love Brazil Football team! dedim BBC'nin akşam haberlerine telefonla bağlanıp.Hele hele böyle modern futbol numaralarına saldırınca hiç sevmiyorum.Bana şovla gel,artistlikle gel.Kaybetsen bile ertesi gün La Gazetta Della Sport'un vericeği ''Gönüllerin şampiyonu Berezilya'' posterini asardım odamın bi' duvarına ki bundan büyük ödül olamaz.(Hassss 2 ! Haseki diyorum ne kadar köklü hastane.)
*
Bundan bi' kaç hafta evel ''Boş Oda'' adlı gerilim filmine gidicem diye tutturan kadim dostum 2berk insanına ''Benim evim boş ama sen küçük düşünen birisin.Gökhan'la migros'u talan ediyoruz şimdi.Sen genede gece gelirken acil durum stok bitmesi durumuna karşılık üç boyutlu cipsten al.'' dedim ama adam dinlemedi lafımı ve gitti o filme.(Üstelik cipste almadı düdük makarnası).Aradan 2 hafta geçti bu seferde ''Transformers..Romantik Dizayn..'' şeklinde kaba etini kullanarak kendine göre yeniden yazdığı o meşhur şarkıyla etrafımda dolandı bi' süre ama bu seferde ''Geçmişte kaldı o güzel günler,anla artık çizgi filmden,çizgi romandan doğru düzgün uyarlama yapamadıklarını ve ekseriyetle böyle efsaneleri piç ettiklerini'' dedim ama gene dinlemedi ve gitti izlemeye.Tekrar 2 hafta geçtiğindeyse ''Simpsons cumaya vizyonda bu sefer ne diyceksin?'' dedi.Haklıydı,hiç bi' bahanem olamazdı bu sefer.Çaresizdim.Simpsons konusunda daha önce yaptığım gibi kaçak güreşmek ayıp olurdu.Dahası 3 aydan beri ara ara konuşulan bi' konuydu bu The Simpsons Movie.
Bunca zaman 7.sanata küskün oluşumun ve ondan kaçışımın sebebide ''Böcek'' adlı filmdi ama üst üste 6 tane ''Böcek'' tadında(bak böyle söyleyince manidar oldu) film izlesem genede Simpsons uzun metrajını reddedemem.Bunca bik bikten sonra gittiğim sinemada yer bulamamak gibi bi' durumla karşılaşmayıda bekliyorum diğer yandan.(Filmin kötü çıkma ve hayalkırıklığı olması ihtimalini direk pas geçtim dikkat ettiysen.Kosta Rika'nın Amerika'ya savaş açıp bu savaştan başarılı çıkmasından daha düşük bi' ihtimal benim gözümde filmin başarısız olması durumu.)
*
Bu süregelen ve artan sıkıntının sebebi birazda İstanbul sanırım.Bugün 2berk'le Bahçelievler'deki Starbaksa gittik üzerine afiyet.Ordada çok ilginç bi' kalabalıklık var daimi şekilde.Hani bi' yarışma var sandalyelerin etrafında müzik süresince danseder insanlar sonra müzik kesilince 2 kişi çöker o sandalyeye ama ilk oturan kazanır.Burdada içtiğin nane bittiyse ve kalkar gibi bi' izlenim veriyosan eğer 28 days later'daki zombiler gibi sağlı sollu üzerine koşanlar görmek mümkün.O açıdan gerilim yüklü bi' yer ama köşedeki bi' masaya oturup açık havada kahve içerek çıkan bu arbedeleri ve insanların gözü dönmüş şekilde attıkları deparları izlemek eğlence kaynağı olabilicek bi' durum.
İçeri girdiğimde ''İsim neydi?'' dediğinde ''Sebgetullah'' demek vardı aklımda kasadaki kızcağıza gel gör ki o sırada ne alaka bilmiyorum ama çalan The Arcade Fire'ın Ocean Of Noise'unu duydum...Ruhsal sağlığımla birlikte Sebgetullah planlarımda alt üst oldu zira aldı beni bi' hüzün.
''Buyrun ne istemiştiniz?'' dediğinde ''35'lik alalım rakıyı,peynir,domates,haydari...kavun bi' de kalamar yeterli şimdilik.'' demek istedim ama arkamda duran kişi manitasına o sırada ''moka mı istersin hayatım?''(O ne biçim soru lan öyle?) gibi bişeyler söylediğinden bulunduğum ortama geri dönmek zorunda kaldım.
*
Bu olaydan sonra bi' kez daha anladım ki hava değişikliğine ihtiyacım var.Bu bağlamda önümüzdeki hafta Kopakabana Plajı yakınlarındaki yazlık evine(Yalan söyledim kopakabana derken.Ayvalık ve Burhaniye arasında kalan ve tarih boyunca bu iki kasabanın uğruna savaşlar yaptığı Karaağaç yakınlarında bi' site.Yok bu sefer yalan söylemedim.Karaağaç için çok savaşlar yapıldı tarih boyunca.Kral Arthur'un adını alan site bile var orda.İnanmayan araştırsın.) gitmek konusunda kesin bi' karar aldım.Bi' hafta oralarda geçirip sonrasında benle aynı dönem orda olucak Ghost Rider'ın araba şöferi versiyonu ile İstanbul'a dönmek iyi gelebilir bu sıkıntı durumuna.
Gidiceğim sayfiye yeriyle ilgili olarak en çok ''Bananaveeeeey,bananavey,banana'' türküsünü ünlü ozan ve halk adamı Aşık Sebastian'ın o buğulu sesinden dinlerken bi' yandanda sahilde Kapuera yapmayı özledim.Yoksa artık çok mu geç bu tarz aktivteler için ?
(''Hamakta uzanırken (Göksu'ya) Bonnie ''Prince'' Billy dinleyesim var'' da denebilir farklı bi' şekilde.Bu arada evet artık çok geç,kapuera'ydı,ninjitsuydu bizden geçti o işler.Gençler varken yakışmaz benim gibi koskoca adamın havada uçup bacağını açması falan.Hem sonra elalem ne der?)
*
İlk olarak yeni bi' blog projemiz var onun parizyenden müjde çorabını dağıtmak istiyorum.Evet dediğimi duydun yeni bi' blog açtım çok gerekliymiş gibi...şimdi acele edin! Herkes sığınaklara.Önce kadınlar ve adamlar.Çocukların yenisi yapılır nasıl olsa...Şaka La' Şaka.Hiç öyle şey der miyim ? Çocuklar bizim geleceğimiz.(Hasss...! Kadir Has diyorum,baba adamdı,Allah rahmet eylesin.) Çocuklar bizim geleceğimiz lafı mantıklı esasında.Günü yaşadığımız ve geleceği pek iplemediğimiz için çocukların %72'sinin büyüyünce baltazarcasına hayatlar yaşadıklarını hesaba kat ondan sonra ''çocuklar geleceğimiz'' lafındaki ironiyi,santrfüjü ve kontrtrajediyi daha iyi gözlemleyebilirsin.
Proje demişken barzoluğun sınırlarını zorlayan bazı mankenler bile ''Yeni bi' dizi projesi var önümüzdeki günlerde başlıycak olan'' demeden konuşmasını bitirmez oldu.Keban Barajının yıkılıp onun yerine yapılıcak yeni barajın planlarını çizicekmiş ciddiyetinde proje demeleri belkide beni bu kadar ayar eden.Bende kullanmak istedim bu proje kelimesini ama benim evveliyatım belli.Referansım ŞuurFuhuşu.
Neyse netice olarak dünyada en çok tıklanan ve tıklandıktan sonra 3,5 saniye içinde terkedilen site olan tahavvül'ün rekorunu 3 saniyeye indirmeyi amaçlayan yeni blogumda yazıcaklarımla ilgili bişeyler var kafamda,şimdilik du' bakalım diyorum kendime.Yarın öbürgün görüceksin sende.(3 saniyeliğinede olsa...)
Belkide bu yeni blog ying ve yang gibin olur tahavüllle,ya da romiyo ve hande yener gibin,hiç bilemedin elyın ve predeytır gibin...(Geçenlerde filmi tekrar izledimde dikkatimi çekti.O Predeytır'ın saçlarda ne rasta varmış öyle? Elyın'ın Predeytır'la dövüşü sırasında ''De get Jamaikaya geri dön,bırak buralar bize atadan,dededen miras kaldı.Dağdan indiniz buralara rezil ettiniz memleketi...'' şeklinde çıkışmaması filmin tek ve en büyük hatası olarak gözüme çarptı.)
*
Belirttiğim gibi bu sıralar çok canım sıkılır oldu ki bu durumun önemli sebeblerinden biride uyku düzenimim zıvanadan tamamen sıyrılıp onla teğet bile geçmez hale gelişi.Dahası uyumak için alkole başvurma metodunuda devre dışı bıraktım.Zaten alkol diyincede aklıma Kopa Amerika'nın final maçının olduğu gün yaşadığım kötü anlar geliyor.Şöyle ki :
Yığdım biraları eve ve turnuva boyunca desteklediğim Arjantin'in Berezilya'yı kepaze edişini izleme umuduyla ilk birayı açıp bi' yudum aldım ki Berezilya hiç olmıycak yerden hiç olmıycak yere şut atan Hulyo Baptista denilen ve ortalıkta insan olduğunu iddia ederek dolaşan boz ayının attığı golle 1-0 öne geçti.Kesinlikle büyük terbiyesizlik 3.dakikada gol atmak.Strit faytırda bile yıllarını bu oyuna vermiş insanlar hala dravdan ''Dur bi' dur tuşlara bakıcam'' der ve ekranın kendina ait olan köşesine geçip orda kendi kendine yumruk atar,tekme atar,karambole getirip aduket atar ki işte o zaman karşı taraf ''Lan hani hareketlere bakıyodun düdük makarnası?'' gibi manasız bi' cümle kurup (Zira aduket hareketin Allah'ıdır.) kendisine aduket çeken şahısın yanına gelip yukardaki güç göstergesi barları eşitlemek adına ona iki yumruk atar vesaire...Neticede demek istediğim oyuna bi' ısınma süresi var.9.dakikaya kadar bekleyemedin mi be adam?
Gol sonrasında Arjantin'e iddaa oynayan ve dert yanmak için bana telefon açan arkadaşıma ''Adaaaaam Mimarmış! Tanjant 45'le vurdu gol olsun diye!'' gibi onu neşelendirmekten çok delirticek cümleler kursamda aslında tipik Ömer Üründül zihniyetine bürünüp ''Gol erken geldi güzel maç olucak.'',''Fakat ne maç oluyo be?'',''E tabi Baptista'da önemli oyuncu'' gibi cümleleride sıralıyodum kendisine.Öte yandanda ''Bastığımız toprakta çim çıkmaz bizde bu kademsizlik varken'' cümleside kafamın bi' kenarında belirdi Arjantin'in geri düşmesiyle birlikte.
Tarla faresi kılıklı Rikelme'nin Arjantin adına harcadığı iki pozisyonun ardından Berezilya'lı Alves'in çikitamsı kavise sahip ortasına ayak koyan Ayala denen Arjantin defansının kırık bel kemiği (Bu durum Trakya bölgesindeki maçın izlendiği kahvelerde yöresel şive nedeniyle ''(h)Ay Allaaaaa(h)!'' tepkisiyle karşılandıysa ve Ayala'nın isim benzerliğide düşünülürse ''reaksiyon piştisi'' adı verilen tarihi anlardan birini kaçırdık demektir.) ve kendi kalesine attığı gole maçı 2-0 yaptı.Ben zaten Arjantin'in 2-0 kadarki sürede nefes alamayışını gözlemleyip yıkılmıştım ve 1-0'ken bile umudum bitmişti,bırak umudu falan maçta sıkıcı bi' hal almıştı,üstüne bi' de 2-0 olunca iyice dellendim.Keyif diye oturduğum tv başında sambacı şoparların tek kaleye yakın top oynayıp maçı katletmesiyle birlikte ızdıraba dönüşen biralar Buenos Aires'teki salaş bi' biranade içerken taraftarı olduğu takımın yenilmesiyle birlikte hayata isyan eden adam tadını yakalamama ve pembe dizi ile türk filmi harmanı yaparak ''Aaaaah Maricruz ah...Niye evlendin ulan o Salvator Domingez dallamasıyla? Pablo abi kapat şu maçı ya ne bu rezillik.Radyoya ses ver biraz..Huysuz ve Tatlı Senyoraaaa...Nırınını nırınıınııı'' diye sayıklamama,akabindede ''Pablo abiii bize bi' bira daha bi' de leblebi falan getiriversene.'' şeklinde bağırarak cümleler kurmama neden oldu.İkinci yarıda Berezilya maçı 3-0 yaptığında karşı apartmanın 2.katının camına taş atıp ''Maricruz çık ulan dışarı biliyorum orda olduğunu! Ya benimsin ya toprağın!'' diycek enerjiyi kendimde bulamadım bile.Sadece elimle ağzımı kapatıp ''Abo'' diyebildim 27 tane O harfi içeren şekilde.
Maç bittiğindeyse ''Don't cry for me Ar(j)hentinaaaa,the truth is I never left you'' sözlerine sahip eseri seslendirmeyi tercih ettim elimi kalbimin üzerinde yumruk yaparak.Belki benim yerimde bi' başkası olsa iki tane yastığı sarı ve yeşile boyadıktan sonra sağa sola sallayarak ve Sibel Can misali tanga haline getirdiği donuyla dansederek ''Braaaaazil ! Nanananaaaaaaa'' şarkısını söyleyerek hoplar,zıplar,dansederdi.(Sizde evinizdeki malzemelerle kolayca karnaval düzenlemek istiyorsanız ''Pratik Anlatımlı Denyo İşi Eğlence Tarifleri'' kitabına 29 devlet tahvili kuponu karşlığında sahip olmak mümkün.)Ben yapamadım.I don't Vagner Love Brazil Football team! dedim BBC'nin akşam haberlerine telefonla bağlanıp.Hele hele böyle modern futbol numaralarına saldırınca hiç sevmiyorum.Bana şovla gel,artistlikle gel.Kaybetsen bile ertesi gün La Gazetta Della Sport'un vericeği ''Gönüllerin şampiyonu Berezilya'' posterini asardım odamın bi' duvarına ki bundan büyük ödül olamaz.(Hassss 2 ! Haseki diyorum ne kadar köklü hastane.)
*
Bundan bi' kaç hafta evel ''Boş Oda'' adlı gerilim filmine gidicem diye tutturan kadim dostum 2berk insanına ''Benim evim boş ama sen küçük düşünen birisin.Gökhan'la migros'u talan ediyoruz şimdi.Sen genede gece gelirken acil durum stok bitmesi durumuna karşılık üç boyutlu cipsten al.'' dedim ama adam dinlemedi lafımı ve gitti o filme.(Üstelik cipste almadı düdük makarnası).Aradan 2 hafta geçti bu seferde ''Transformers..Romantik Dizayn..'' şeklinde kaba etini kullanarak kendine göre yeniden yazdığı o meşhur şarkıyla etrafımda dolandı bi' süre ama bu seferde ''Geçmişte kaldı o güzel günler,anla artık çizgi filmden,çizgi romandan doğru düzgün uyarlama yapamadıklarını ve ekseriyetle böyle efsaneleri piç ettiklerini'' dedim ama gene dinlemedi ve gitti izlemeye.Tekrar 2 hafta geçtiğindeyse ''Simpsons cumaya vizyonda bu sefer ne diyceksin?'' dedi.Haklıydı,hiç bi' bahanem olamazdı bu sefer.Çaresizdim.Simpsons konusunda daha önce yaptığım gibi kaçak güreşmek ayıp olurdu.Dahası 3 aydan beri ara ara konuşulan bi' konuydu bu The Simpsons Movie.Bunca zaman 7.sanata küskün oluşumun ve ondan kaçışımın sebebide ''Böcek'' adlı filmdi ama üst üste 6 tane ''Böcek'' tadında(bak böyle söyleyince manidar oldu) film izlesem genede Simpsons uzun metrajını reddedemem.Bunca bik bikten sonra gittiğim sinemada yer bulamamak gibi bi' durumla karşılaşmayıda bekliyorum diğer yandan.(Filmin kötü çıkma ve hayalkırıklığı olması ihtimalini direk pas geçtim dikkat ettiysen.Kosta Rika'nın Amerika'ya savaş açıp bu savaştan başarılı çıkmasından daha düşük bi' ihtimal benim gözümde filmin başarısız olması durumu.)
*
Bu süregelen ve artan sıkıntının sebebi birazda İstanbul sanırım.Bugün 2berk'le Bahçelievler'deki Starbaksa gittik üzerine afiyet.Ordada çok ilginç bi' kalabalıklık var daimi şekilde.Hani bi' yarışma var sandalyelerin etrafında müzik süresince danseder insanlar sonra müzik kesilince 2 kişi çöker o sandalyeye ama ilk oturan kazanır.Burdada içtiğin nane bittiyse ve kalkar gibi bi' izlenim veriyosan eğer 28 days later'daki zombiler gibi sağlı sollu üzerine koşanlar görmek mümkün.O açıdan gerilim yüklü bi' yer ama köşedeki bi' masaya oturup açık havada kahve içerek çıkan bu arbedeleri ve insanların gözü dönmüş şekilde attıkları deparları izlemek eğlence kaynağı olabilicek bi' durum.
İçeri girdiğimde ''İsim neydi?'' dediğinde ''Sebgetullah'' demek vardı aklımda kasadaki kızcağıza gel gör ki o sırada ne alaka bilmiyorum ama çalan The Arcade Fire'ın Ocean Of Noise'unu duydum...Ruhsal sağlığımla birlikte Sebgetullah planlarımda alt üst oldu zira aldı beni bi' hüzün.
''Buyrun ne istemiştiniz?'' dediğinde ''35'lik alalım rakıyı,peynir,domates,haydari...kavun bi' de kalamar yeterli şimdilik.'' demek istedim ama arkamda duran kişi manitasına o sırada ''moka mı istersin hayatım?''(O ne biçim soru lan öyle?) gibi bişeyler söylediğinden bulunduğum ortama geri dönmek zorunda kaldım.
*
Bu olaydan sonra bi' kez daha anladım ki hava değişikliğine ihtiyacım var.Bu bağlamda önümüzdeki hafta Kopakabana Plajı yakınlarındaki yazlık evine(Yalan söyledim kopakabana derken.Ayvalık ve Burhaniye arasında kalan ve tarih boyunca bu iki kasabanın uğruna savaşlar yaptığı Karaağaç yakınlarında bi' site.Yok bu sefer yalan söylemedim.Karaağaç için çok savaşlar yapıldı tarih boyunca.Kral Arthur'un adını alan site bile var orda.İnanmayan araştırsın.) gitmek konusunda kesin bi' karar aldım.Bi' hafta oralarda geçirip sonrasında benle aynı dönem orda olucak Ghost Rider'ın araba şöferi versiyonu ile İstanbul'a dönmek iyi gelebilir bu sıkıntı durumuna.
Gidiceğim sayfiye yeriyle ilgili olarak en çok ''Bananaveeeeey,bananavey,banana'' türküsünü ünlü ozan ve halk adamı Aşık Sebastian'ın o buğulu sesinden dinlerken bi' yandanda sahilde Kapuera yapmayı özledim.Yoksa artık çok mu geç bu tarz aktivteler için ?
(''Hamakta uzanırken (Göksu'ya) Bonnie ''Prince'' Billy dinleyesim var'' da denebilir farklı bi' şekilde.Bu arada evet artık çok geç,kapuera'ydı,ninjitsuydu bizden geçti o işler.Gençler varken yakışmaz benim gibi koskoca adamın havada uçup bacağını açması falan.Hem sonra elalem ne der?)



